Öğretim Teknolojileri ve Biyolojide Materyal Geliştirme
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
| BİLİM TARİHİ DERSİ NOTU
(BİLİMİN EVRİMİ DERSİ NOTU) Fen Teknoloji ve Toplumla İlgili Bazı Beyin Fırtınası-Nadası; Ödev, Soru ve Etkinlikleri (2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, Din, Siyaset, Devlet, Vahşi ve Doğal Laiklik, Rejim, Çevre, Demokrasi, Bilimsellik, Kavram ve Evrim ile İlgili Sorular Sorunlar ve Çözüm Önerileri. Öğretim Üyesi;Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ 2011 |
Derse Devamın Önemi ve Gerekliliği; Öğrenim, Öğrenim Süreci ve Öğrenilen Şeyin Önemi ve Gerekliliği Bilinci, Hayata Doğru, Liyakatli ve Peygamberi Ahlaklı Uygulanışıyla İlişkisel Tamamlanış; Öğretim süresince hedef kitle tarafından öğrenilen her şeydir ya da hedef kitleye öğretilen şeyle ilgili öğrenilenlerin tümü öğrenimdir. Öğrenim devamınca geçen süre ve öğrenilen her şeyin birlikteliği öğrenim sürecini ifade eder. Öğrenilen her şey + geçen zaman=Öğrenim süreci. Öğrenilen şeyle ilgili tüm olanaklar kullanılarak, öğrenilen şeyin hayata doğru, liyakatli ve peygamberi ahlakla ilişkisel örnekleri ve uygulamaları yeterince öğrenilmişse ya da öğretilen şey hayata uygulanabilir seviyede öğrenilmişse öğrenim tamamlanmıştır. Eğitim, Eğitim Süreci ve Eğitimle Öğrenilen Şeyin Yaşantıya Doğru, Liyakatli ve Peygamberi Ahlaklı Uygulanışıyla İlişkisel Tamamlanış; Öğretim ve Öğrenimle verilen ya da öğretilen/öğrenilen şeyin hayata uygulanışı geçerli gerekçesiyle ve bilinciyle kavranarak alışık tepki (refleks), alışkanlık haline gelmişse/getirilmişse ve hayata doğru güncelleniyorsa eğitimi tamamlanmış anlamına gelir. Pekiştireç II; |
| Değer Yargısı Nedir? Fert, Toplum, Devlet, Kavim… vb insani oluşumların: yapısal, düşünsel, zihinsel ve mantıksal olarak değişmez veya en az değişen; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?)… Vb kabullendikleri, ret ettikleri, dengedeki, bilmedikleri...Vb; maddi, manevi, düşünsel, davranışsal, eylemsel, kültürel... Vb iradesiyle hükmedemediği, bazen; öğrenemediği, anlayamadığı, aşamadığı ya da değiştirmeye gücünün yetmediği...Vb; düşünsel ve mantıksal bilinç mimarisinin/tasarımının ya da dizaynın değişmez ve/veya en az değişen yapı taşları ya da yapısal (fıtrati) değerleridir. Değer yargıları, bir sistemin/lerin, yaratığın/yaratıkların geri dönüşümsüz geri değiştirilemez veya zor değiştirilebilir yapı taşları, iskeleti (filitresi) ve nirengi noktaları durumunda olup onun özgünlüğünü belirleyici tercihleri yönlendirici yargılardır. Her değer yargısı dosdoğru değildir ancak en az değişen ve en doğru değer yargıları; İslam dini farzları, ayetleri, sünnetleri, doğal kanunlar, yapay kanunlar ve gerçeklerdir. Her zaman atasal değer yargıları vecizeler tartışmaya götürebilir bunlara çok yönlü ayar yapılmalıdır. Hadislere ve ayetlere göre var olan sisteme değer yargılarına ayar çekilmelidir.Bilimin değer yargıları yapay ve doğal kanunlardır. Kanunlar üzerinden geçmişten geleceğe yürüyebiliriz. Kaç Çeşit Değer Yargısı Vardır? İnançsal Değer Yargıları;İnancın farz ve sünnetlerine değişmez mutlak itaati gerektirirliği kabulleniştir. Örneğin İslamiyet’in Farzları. Yapısal (Fıtrat) Değer Yargıları;Yaratığın yaradılışı, eğitimi veya herhangi bir nedenle aşamadığı geri dönüşümsüz yapısal (fıtratı)... vb değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin, Ebucehil gibi fıtratı ve eğitim cahillerin değişmezliğe olan radikal bağlılıkları. Onlara göre her şey onların bildiği doğrulara endekslidir. Peygambere cahillerden (değişmez-bilmezlerden) uzak durulması önerilmiştir. Değişmek istemeyeni Allah CC değiştirmezmiş. Kültürel Değer Yargıları;Yaşadığı toplum ve çevresinden yaratığın aldığı eğitim, işittikleri, gördükleri, alışkanlıkları, anadilleri, örfleri, adetleri, zevkleri... Vb ilgili; yararlı, zararlı ya da yararsız kültürel... vb değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin,Ebucehil Kişisel, Özgün ve Özel Değer Yargıları;Yaratığın bazı şeyleri tüm yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları örgüsünün süzgecinden geçirip kendine özgü değişmez prensipler ve değer yargıları geliştirmesidir. Ör, istenmedik ifrat ve tefrit değer yargıları:özgün bazı değer yargıları yani değişmez ve az değişen;aşırı ifrat, tefrit, tiryakilikler ve tutkular derecesindekii;kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), aileye–akrabalara aşırı bağnazca bağlı olmak ya da tüm özgünlüklerini atasal ailesine endeksli özümsetiş hastalığı), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı … Vb dir. Diğer Değer Yargıları;Yukarıdaki kategorilerin dışındaki diğer değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin,Ebucehil Örneğin, fert toplum, kavim, insanlık bazında aşılamayan ya da iç dünyasında çözümsel olarak liyakatli bir yere oturtulmadığı için aşılamayan: bazı;davranışlar (yavşak davranışlar, sakız çiğneyene derste tahammül edemeyiş), görüntüler (ör tiksindirici görüntüler), bilime liyakatsiz tepki (evrim bilimine liyakatsiz tepki), tabular (ör, böcek yiyen hayvani adama ya da çıplak dolaşmak isteyen hayvani dervişlere liyakatsiz tepki), bedensel hareketler (göbek atan erkeklere liyakatsiz tepki), liyakatsiz tepkiler (ör, cahil yalancılara, cahil köktencilere, cahil yenilikçilere...Vb aşırı tepki), sesleri kapris etmek (Ör, ağız şapırdatana liyakatsiz tepki) … Vb aşılmazlar birer özgün ya da bazı kültürler için aşılmaz veya değiştirilmesi zor değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin,Ebucehil Çözüm;Bu değer yargıların inançsal, toplumsal ve bilimsel eğitimler açısında gerekçeleriyle öğrenicilerin zihinsel dünyasına doğru dozda aşı yapılarak liyakatli tepkiler geliştirilmelidir.Örneğin; evrim teorisinin evrim bilimini bağlayıcı olmadığını yani evrim biliminin gerekliliğini gerekçesiyle anlatırken, evrim teorisine isteyen katılmayabilir. Çıplaklık hastalığı olan kişilerin bu tiryakiliklerini tüm hayvanların çıplaklığıyla ilişkilendirmek. Böcek yiyen kişinin tüm böcek yiyenlerle ilişkisel düşünmek… Vb pratik zihinsel çözümler gerekçeleri ve kanıtlarıyla verilerek öğrenicinin zihinsel bağışıklık sistemi liyakatli güçlendirilmelidir. Değer Yargıları, Eşik Bilgileri ve Doğru Empati (Anlamlandırış/Anlam Veriş) Duyuşun, Öğretim Öğrenim Eğitimin Hedefleriyle İlişkisinin Önemi; Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde; fert ve toplumlara bilgi sunulurken hedef kitlenin değer yargıları, eşik bilgileri ve kültürleri çekim alanına; girecek, itecek ve uyumlu; özgün (pay) ve ortak payda (benzerlik) yani algıda değişmezlik ilkelerine dayalı hazırlanmalıdır. Öğretim, öğrenim, eğitim ve yönetimlerde disipline edici kurallar ya da ana-baba yasaları geliştirilirken; fert ve toplumun çok hassas oluğu tüm değer yargıları liyakatli, uyumlu, vicdanlı ve peygamber ahlaklı yönlendirici olarak kullanım ustalığı çok büyük önem taşır. bu açıdan laiklik özel haller hariç, insanları bildiklerini ve değer yargılarını ilişkilendirişte yalıtkan ve izole edici değil de liyakatli sosyal iletken ve ilişkilendirici olursa daha geçerli ve istendiktir. Öğretilen ve öğrenilen tüm bilgileri; kabullendiği ve çok iyi bildiği değer yargılarıyla ilişkilendirişi (Kültürel, inançsal, kişisel değer yargıları) alışık tepki (refleks) haline getirip hayat güncelleyip uyguladığı zaman öğrenim tamamlanmış kabul edilir ya da öğrenimin gerçeklenişine işaret ve kanıt kabul edilebilir. Öğrencinin öğretilen ve/veya öğrenilen bilgiyi ilişkilendirecek değer yargısı yok ya da eksikse mutlaka ya yaşatarak veya beş duyuya hitap eden beyinsel kayıt yöntemleriyle yeni değer yargısı kabullendirilmeli ya da var olan değer yargıları kümesi ve/veya tek bir tanesiyle dolaylı yoldan bilgi/bilgiler ilişkilendirilip öğrenciye verilmelidir. İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bu amacı gerçekleştirmek için hedef kitlenin; lisanının incelikleri, eşik bilgileri, kültürleri ve değer yargıları özgünlük grupları ya da çeşitleri çok iyi bilinmeli ve kusursuz duygudaşlık/eşduyum (empati) duyularak sunum hazırlanmalıdır. En az ana dil-lisan farklılığı kadar değer yargıları farklılığı da sunulan bilgiyi algılamada uyuma gereksinim duyar. Ör. Aynı konuyu: aşağıdaki; din, kültür ve anadili-lisanı, anadilde; öğretim, öğrenim ve eğitim almayan!!!… Vb farklı hedef kitleye neden farklı sunum hazırlamak zorunda olduğumuzun farkındalığını pekiştirerek kurgulayarak zihinsel uygulayın ve anlayın. -Hıristiyan dinine mensup ve Japonya’daki Japon kökenliye -İslam dinine mensup ve Japonya’daki Japon kökenliye -İslam dinine mensup ve Almanya’daki Alman kökenliye -Hıristiyan dinine mensup ve Almanya’daki Alman kökenliye göre hazırlayın. Yapısal(fıtrat), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları ve eşik bilgileri ait olduğu yaratığın; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün; yapısal, beyinsel, düşünsel ve zihinsel yapıtaşları iskeleti, kementleri, geçitleri, düsturları… vb mantık süzgeci örgüsü ya da mimarisi gibidir. Diğer bir deyişle insanların kişilikleri, öğrenim istemleri ve kabullenişleri değer yargılarının ilişkisel örgü kafesindedir. Fert, toplum, kavim, devlet... vb insan kendi değer yargılarının kafesi içindedir. İnsanların öğrendiği bilgilerin kalıcı olabilmesi için öğretilen bilgilerin onun değer yargılarıyla bütünleştirici ve ilişkilendirici verilmelidir. Bu şekilde verilmiyorsa öğretilen bilgi dağarcıklarındaki diğer bilgilerden kopuk, hatırlanmakta ve hayata uygulamada tetikleyici değildir. Bir insanın bilimi ya da ilimi yani bildiği her şeyin çözmece (pazıl) çetelesi-çerçevesi onun sahip olduğu bilgi birimlerinin yapıtaşlarından oluşur. Bu yapıtaşları birbirini ne kadar ilişkisel hatırlatıcı konumdaysa o kadar hızlı hatırlanabilir ve hayata güncellenerek uygulanabilir dinamizme sahip olur. Bu açıdan hedef kitlenin değer yargılarıyla ilişkisel anlatılan ya da sunulan her şeyi özümseme olasılığı çok yüksektir. Belki de öğretim, öğrenme ve eğitim sistemimiz ülkemizdeki halkların; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?) ve diğer; inançsal, yapısal, kültürel, kişisel... Vb değer yargılarıyla; uyumlu, bütünleşik, güncellenerek ve ilişkisel verilmediği için ülkemizin bereketli peygamber ahlaklı teknolojik-bilimsel orijinaliteleri diriltilmiyor ve dirilmiyor!!! İdam sehpasına çıkarılacak; bir kelime, deyim, atasözü, örf, adet, gelenek, bilgi, davranış, yaşam şekli… Vb her şeyin alternatifi çok yönlü düşünülüp bulunduktan sonra eğitimle istenmeyenler tedavül den/uygulanıştan kaldırılır. Örneğin Tükürdüğümüzü yalamayız!?? Yerine “ Yanlış yere tükürdüğümüzün bedelini ödemeye gayret ederiz/hatasız kul olmaz!!!” Demirkuş 2010 Avrupalılar ceddimizin ökçesini öpmüş kişilerdir?!! Yerine “Ökçesini öptürmeye kalkışanlar; ökçe öpmüşlerdir ya da gün gelir ökçe öperler!!! “ Beşer Zulmeder, Kader Adalet Eder??! Beşer bazen zulüm etse de Allah CC her zaman adalet eder. Demirkuş 2010. İstenmedik, yanlış ya da eksik veya çok anlamlı-cinaslı...Vb; örf adet, vecize, deyiş, deyim, cümle ve ata sözleri için istişareli alternatifleri geliştirilerek gerekçeli uygulanıştan kaldırılırlar. Hatta bu mantık ve uygulanış kusursuz bilinç-düşünce mimarisi ve iletişim için; insanlığın tüm yazılı, sözlü, eylemli ve düşünsel her bilgi birimi için hayata güncellenişi gereklidir. Belki de, fert, toplum, kavim, devlet… vb insanlık bazın da;geri dönüşümsüz değer yargıları insani ya da bilimsel olarak geçerli olsun olmasın var olan öğrenici potansiyeline(hedef kitleye) öğretilmek istenen bilgilerin; istendik-istenmedik tüm değer yargıların ortak payda ve özgünlükleriyle; bütünleşik,uyumlu ve ilişkisel olarak doğru örneklenmiş ve hayata güncellenmiş olarak sunulmalıdır. İstenmedik, bilimselliğe aykırı, geçersiz ve vahşi değer yargılarını değiştirmek ya da ıslah etmek için kanunlar çıkartılarak çocuk yaşta öğrenicilere ayrıntılı alternatifleri gerekçeli sunulmalı ve öğretilip hayat uygulanmalıdır. Fert, toplum… vb her insani bazda verilmek ya da öğretilmek istenen öncelikli acil bilgilerin kısa vade de hedef kitlenin inançsal, kültürel, özgün… Vb istendik ya da istenmedik değer yargılarına uyumlu ve ilişkisel hayata örneklendirilip güncellenerek verilmesi gerekmektedir. Yani batının, kapitalizmin, komünizmin… izm, … istli yabancı-vahşi rejimlerin, yönetimlerin ve eğitim sistemlerin istendik ya da istenmedik değer yargılarına ya da yararlı da olsa yabancı ya da farklı değer yargılarına endeksli verilmemelidir. Yani toplumsal etnik alt birimin değer yargısına/yargıları düsturlarına ters olduğu için kısa vade de verilmemelidir. En küçük özgün toplum birimlerinin (benzer ortak dili, kültürü, alışkanlıkları, zevkleri ... vb paylaşan ailelerin bir üstü toplumsal özgünlükler kümesi ya da insan dokusu) özgün değer yargıları baz alınarak ona uyumlu öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi/leri geliştirilerek verilmeli. İnsanın etnik azınlığı olmaz; bu doğa, bilim ve ilahi yaslara aykırıdır hem de bölücü ve tahrik edici bir kavramdır. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız (ayet). Dil, din, lisan, kütür azınlıkları çoğunluğa asimile ya da evcilleştirilsin diye değil. Böyle bir durum yaşama gücünü artıran evrimin çeşitlilik yasasına aykırıdır. Yaşadığı toplumdaki; din, dil, lisan, kültür, renk...Vb halk azınlıklarının birimlerindeki (özgün toplumsal birimlerdeki ya da özgün insan dokusundaki) yararsız, verimsiz, zararlı… vb istenmedik değer yargılarının değişimi için uzun vadede tüm dünyanın o konudaki liyakatli otoritelerin görüşü çerçevesinde kanunlar çıkartılarak alternatifleri gerekçeli sunularak ilk öğretim seviyesinden itibaren öğretim, öğrenim ve eğitimle verilmelidir. Biliriz ki tüm canlı yaratıkların kişilikleri genel olarak, yapısal(fıtratı-genetiği-irsi), kültürel, inançsal, eğitimsel….vb kökenli olarak;kabullendikleri, ret ettikleri, tasdik ettikleri… Vb değer yargılarının mantık kafesi, süzgeci ve örgüsü içindedirler. Bu değer yargıları çatısında ki mantık örgüsünün dokusunu;kişinin kabullendiği, ret ettiği veya şüphelendiği;kanunlar, davranışlar, eylemler, süreçler, olaylar, bilgiler, ayetler, vecizeler, atasözleri, özdeyişler… Vb temel mantıksal denklemler oluşturur. Kişinin değer yargıları, mantıksal denklemleri dokusunun arasını öğrendiği, edindiği ya da genetik-fıtratı-irsi yapısında bulunan bilgilerin ilişkisel bilgi birimleri örgüsü doldurur. Liyakatli ve kaliteli öğretim, öğrenim ve eğitimle kişinin tüm değer yargıları, mantıksal denklemleri ve bilgi örgüsü beyinsel ve zihinsel havuzuna kayıt edilir. Kişi tüm değer yargılarını, mantıksal denklemlerini ve bilgi örgüsünü kültürel olarak öğrendiği anadilindeki kavramlar, kavramisimler, isimler ve sembollerle ifade ederek aynı dili bilenlerle sözel, bedensel, mimik.. Vb ile iletişim kurar. Kişi dilini bilmediği bir toplum içerisinde bu kültürel iletişlimde mahrum ve yoksun kaldığı için;yontma taş devri ve öncesi insanların iletişim seviyesine düşer. Onun için bir kültürel dildeki, kavramlar, kavramisimler, isimler ve semboller o kültürel dilin iletişim araçlarıdır. Bu açıdan dünyadaki ve insanlık havuzundaki var olan doğal-vahşi!!! kültürel dil kümeleri arasında öğretim, öğrenim ve eğitimle verimli ortak payda akli-mantıki!!! lisan ve dil geliştirmek insanlığın en önemli sorunlarından biridir. Fıtratı-yapısal, inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün zihinsel yapıtaşlarını oluşturduğu için verilen öğretim ve eğitimi yaratığın kabullenmesi ya da davranışına yansıması için aktarılmak istenen bilgilerin gerekçeli ve ilişkisel olarak yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarıyla ilişkisel örneklerle verilerek hayata güncellenerek beyinsel, düşünsel ve zihinsel özümsemeyle (asimilasyonla) uygulamada alışık tepki (refleks) haline getirilmelidir. Değer yargılarına ters verilen ya da değer yargılarıyla ilişkisel verilmeyen; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünleri eğitilen kitle tarafından kabullenmekte sıkıntı yaratır ve hedefe ulaştırmaz. Belki de ülkemizde yapılmış ve halen yapılmakta olan devrimler, öğretim, öğrenim ve eğitimlerin çoğu ülkemiz halklarının yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına uyumlu verilmediği, cebren ve hile ile ya da zorunlu kapitalist ekonomik farzlara bağlı olarak empoze edilip bilgiler beyinsel ve zihinsel olarak sindirilip hayata uygulanabilir alışık tepki (refleks) haline getirilmediği için istenen seviyede başarılı bir ülke olamadık. Bu duruma çözüm açısından ülkemizde değer yargılarımızın düstur denklemi konumundaki; vecizeler, atasözleri, özdeyişler, ithal edilmiş atasözleri... vb önemli bir kısmı yanlış, eksik, ters... vb olduğu için insanlarımızda kavram, düşünce, öğrenme ve iletişim yanılgısına neden olmaktadır. Bu açıdan bunların ivedilikle akademik çevrelerce gözden geçirilip daha bilimsel alternatifleri, eksikleri, geçerlilik sahaları… vb hakkında ayrıntılı bilimsel çalışmalarla sonuçlandırılıp toplumun yapısal, beyinsel ve zihinsel havuzundaki önemli değer yargılarının yenilenerek toplumsal değer yargıların; yapısal, zihinsel ve beyinsel havuzdaki yerleri daha sağlıklı ve olumlu bir konuma getirilmesi gerekir. Yorum; Bir fert, toplum, kavim… vb düşünün; Kuran-ı Kerim Okunur duyar ancak anlamaz (Allah CC’NİN kelamından duyduklarına sağır olmuş) duyduklarına sağır olmuş, Kuran-ı Kerimin harflerine bakar ayetlerin yazısını görür ama anlamaz (Allah CC’NİN yazılı kelamını görür ama kördür)gördüklerine bakar ama kör olmuş ola ki bir hayvanın Kuran-ı Kerimi Dinletiş ve okutuş mesabesine getirilmiş ya da indirilmiş durumdayız. Bu gün ülkemizdeki Kuran-ı Kerim’e icabet bu hale getirilmiş ve diğer ibadetlere yani kurban kesimi, namaz kılınışı, oruç tutuşunda, zekât verişinde… vb dinde hayır görmez konuma düşürülmüş ve dualarımızda icabet bekliyoruz Rabbimizden. Oysa ki, İngilizce, Fransızca, Almanca gibi Kuran-ı Kerim’in Dili’de seçmeli yabancı dil dersi olarak verilse acaba bu cehaletten kurtarır mı bizi! İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bilim bile insan duyularına ve teknoloji sınırlarına dayalı olarak yarı ya da geçici gerçeklere dayalı olarak geleceğe yol alır. İnsanın Yaşam Döngüsünde; Islah Edici, Boyun Eğdirici, Eğitici, Terbiye Edici ve Öğreticiliğin Peygamber Ahlakıyla İlişkisi; Islah Edici, Boyun Eğdirici, Eğitici, Terbiye Edici ve Öğretici Kavramların Farkını ve Farkındalığını Doğru Kavrayış; 1-Peygamberler; modası hiçbir zaman geçmeyen ya da hiç bir zaman demode olmayacak ve insani yaşam döngüsünün mutlak gerekli peygamberi ahlakı reçetesinin modelleri olarak öğretici, yaşatıcı, hayata güncelleyici mürşitleri ve eğiticileridirler.Yaşantılarıyla örnek olmuşlardır. Islah edici(boyun eğdirici) değildir. 2-İnsanları, yaratıkları, doğayı... vb her şeyi eğitici-terbiye edici-Islah edici (boyun eğdirici) olan Allah CC. 3-İnsanlarda hayvanların ve doğal-vahşi hayatın kısmi ıslah(boyun eğdirici) edicileridirler. Kısmen çocuklarını terbiye ederler. Islah etmezler. İnsanlar hayvanları, çevreyi ve doğayı kısmi (bereketli hudutlarda/peygamber ahlakı çerçevesinde) ıslah (boyun eğdirici) edicidirler. Bu ıslahatı peygamber ahlakı çerçevesinde yapmazlarsa bugünkü gibi çevre sorunları ortaya çıkar. 4-İnsanların: eşlerini, hem cinslerini, çocuklarını veya diğer canlıları; eğitmek, terbiye etmek ve ıslah etmek kavram yanılgısı ve cehaleti nedeniyle günümüzde çok sorun yaşanmaktadır. A-Eşinizi ıslah edici, terbiye edici ve eğiticisi değilsiniz oda sizin değildir. B-İnsani bir aile olmak için; eşiniz sizin eksik parçanızı tamamlar sizde onun eksik parçasını tamamlarsınız. Erek ve kadın bir insanın bir birini tamamlayan yarımşar parçaları gibidir tek başına her biri (fert olarak) ne ürer ne de türerler (özel haller hariç). Eşler tamamlayıcıyı zorunlu özgünlükleri nedeniyle rekabet ve eşitlikte olamazlar. C-Kadın ve erkek bir fermuarın ya da DNA zincirinin yarımşar parçası gibidir (yarımşar insan) eşitliği değil bütünleştiriciliği daha büyük anlam taşımalıdır. Her biriniz (kadın ve erkek) fert olarak tek başına yarsım insan sayılır. Kadın ve erkeğin geometrik, zihinsel, düşünsel genetik, nitel, nicel…vb eşitlik haklarını (X=Y ???) yani böyle bir eşitliği ( X=Y) sağlayışı gerçekleştiriş kadar abes bir durumdur. Kadın ve erkek aslında pek çok açıdan ve yönden yarımşar insandır. Önemli olan kadın ve erkeğin liyakatli bütünlüğünü, birlikteliğini sağlayış ve kenetleyiş sorunlarını çözüş çok önemlidir. Yani X+Y=1 sağlarken bunların fıtratı ve ahlaki kabulleniş oranlarını 1 e tamamlarken her çiftin birlikteliği için neler yapılışının gerektiği üzerinde duruş daha önemlidir. Nelerin bu konuda dikkate alınışı gereklidir? Neye/nelere hangi kriterlere (zihinsel, düşünsel genetik, nitel, nicel… Vb kriterlere ait değer yargıları kenetlenişi e uyumu çok önemlidir) göre dikkate alınış önemli oluşudur. D-Bir birinizin eksiğini tamamlayıcı ve idarecisisiniz. E-Bir birinizle karşılıklı haklarınızı elde etmede rekabette/rekabetle değil zaruretten ve gerekliliğin keyfiyetinde bir aradasınız. F-Bu bilince dayalı yaşanmış-yaşanan örneklerle, uygulamalarla, etkinliklerle ve peygamber ahlakıyla öğrenciler eğitilmeli. Evlenmeden Önce Eş Adaylarının Samimiyetle Birbirine Açıklayışı Önemli Konular. (Bunlar önceden açıklanmasa sonrada evliliğin kara delikleri oluyor) 1-Eş adayların bedensel ve zihinsel engelli durumu derecesi varsa bunu önceden belirtişi önemlidir. 2-Bedensel, genetik/irsi ve zihinsel tedavi için sürekli kullandığınız ilaçlar varsa bunu önceden belirtişi önemlidir. 3-Bedensel ve zihinsel sürekli hatalıkları varsa bunların derecesini ve durumunu samimiyetle belirtilmelidir. Örneğin, şeker hastalığı, kanser, AIDS… Vb 4-Aşılmaz yada iradenizle terk edemediğiniz değer yargıları ve/veya tiryakilikleri, inançları, Örnek Kimlikleri/idleri(örnek aldığın kişilikler;peygamberler, dahiler, mucitler, teoriler, sanatçılar…Vb) , Taptıkların/idolleri (taptıklarınız, putlarınız) önceden belirtişi önemlidir. Ör. Aşırı kıskançlık, aileye bağımlılık, sürekli çok konuşkanlık, yalan, sigara koliklik (normal içi değil), alkolik, internet bağımlılığı, eşcinsellik, lezbiyenlik, özgün cins ve tiplere ilgi duyuş… Vb Ders Çıkarış ve Çözüm; -Fert, toplum, kavim ve devletin ya da insanların parayı aşan, paradan daha değerli ya da parsız değer yargıları yoksa parayı veren düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu mantıktan ya da çıkarsayıştan hareketle ; fert, topluma, kavime ve devlete ya da insanlara;öğretim, öğrenim ve eğitimle; bilimi-doğayı aşan, bilim , doğadan, tüm yaratıklardan, ilimden ve bilimden daha değerli ya da onları aşan düşünsel gerçek-hakiki değer yargıları öğretilmemişse, verilmemişse ya da yoksa doğal hayata ve bilime hakim olanlar onların her türlü düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu iki çıkarsayıştan hareketle;öğretim, öğrenim ve eğitimde mutlaka insanların bilimi, doğayı ve ötesini aşan; gerçek-hakiki ölümsüz iman-i düşünsel değer yargıları geliştirilirse insanlar kalp ve zihinleriyle doğayı, kainatları, bilimi/leri kuşatarak daha ulvi- yüce düşünebilirler. Değilse doğa ve bilimin hapishanesi, kefeni içinde kul ve köle olarak yaşayışa mecbur olurlar. Bir insanın değer yargılarını ne kuşatıyorsa o insanın onu aşma olasılığı zayıftır. Örneğin bir bilim insanıın tüm değer yargıları bilimi aşamıyorsa ya da bir insanın değer yargıları bilimin kefenini aşamıyorsa her şeyi ile bilimin düşünsel hapishanesi içinde bir fert olmayı aşamaz. Bilimi doğa ötesiyle ilişkilendirmez ve bu doğaldır doğa ötesiyle ilgili ölümsüz ve/veya gerçek değer yargılarından mahrumdurlar. Örneğin; peygamberlerin atasal ve vahşi değer yargılarının yerini Allah (C.C) İlahi Hidayetle Kuran’ın değer yargılarıyla ilişkisellik belirler. Buna ilahi değer yargısı denir. Ancak Darwin’in değişim ile ilgili değer yargılarını, Einstein fizik ile ilgili değer yargılarını, büyük ressamların değer yargılarının iskeletini vahşi hidayet ve doğal sistemi zihin ve genlerini işgal ederek belirler. İnsanlar düşünsel ve bedensel olarak doğa tarafından işgal edildiğinin farkındalığında değildir. Yani Einstein ve Darwin sistemin bir ürünüdür, peygamber ise ilahi hidayet gücünün bir sonucudur. O zaman doğanın işgal edişine karşı bilinçli eğitim ile önlem alınmalıdır. Hatta televizyon dizileri bile insanları işgal etmektedir. Bunun önüne bilinçli eğitimle geçilmelidir. Kısaca; insanların değer yargılarının iletişim sistemi ya ilahi ya da vahşi hidayet ile şekillenir. Örneğin;Gautama Buddha, M.Ö. 563-483 doğal ahlak sofisiydi, Charles Robert Darwin (12 Şubat 1809 – 19 Nisan 1882) otistik doğa ve bilim sofisiydi, hatta birçok saha ve alandaki;19. ve 20. Yüzyılın bilim insanları; belli saha ve alanların otistik-özelleşmiş bilim sofisi ve/veya dahisi, kaşifi, mucidi olmayı, siyaset ve demokrasi sisteminin siyasetçileri ve kapitalistleri, komünistleri… Vb tarafından güdülmeyi aşamamışlardır. Yani bilimle siyaset ve yönetim sistemlerinin demokrasi sofilerini (ermişlerini) aşamamış bilim sofileridirler. Hatta belki de siyasi demokrasi ermişleri (sofileri) tarafından dine karşı kullanılmaktadırlar. Yani siyasi ermişler (sofiler) bilimselliğin kefenini aşarak bilim ve dinin uyuşmazlığında bilim sofilerini (ermişlerini) kullanmaktadır. Yani bu otistik bilim sofileri kendi alanların kabuğunu kırıp diğer bilim alalarıyla ilişkisel düşünerek bilim ortak paydasının havuzuna erişememişlerdir. Bu ortak payda ilişkisel diri bilgiye ve doğa ötesi gerçek değer yargılarına sahip olmadığı için;bilimde vardıkları sonuçları, yargıları ve edindikleri özgün bilimlerini doğa ötesiyle ilişkilendirmemişlerdir. Bu nedenledir ki liyakatsiz; öğretim, öğrenim ve eğitimle insanların tüm değer yargılarını bilimin metriksi içine doğrayıp paketletip ya da otistikleştirip yerleştirmek insanların hür düşünce de zihinsel ve düşünsel alemde tefekkür ediş yetenek ve güdülerini köreltir. Eğimdeki otizmi engelleyici olarak Bilim,Teknoloji Mühendislik, Matematik ve Din ilişkisinin bütünlük eğitimi / STEM-R (Science, Technology, Engineering, Mathematics and Religion Education, )geliştiriliyor. İnsan herhangi bir şeye bu 5 ve/veya daha fazla pencereden bir anda ilişkisel, farklı ya da tek tek bakabiliş yeteneğini geliştiren eğitimle kazandığı ve kanacağı şeyler önemlidir. Kısaca matematiğin ilişkisel havuzunda bilim aracını kullanarak mühendislik icrasıyla teknolojileri üretim ve hayata uygulayışta inançsal değerlerle Dinle) peygamberi ahlaki boyutlarla gerekçeli olarak ilişkilendiriş önemidir. http://www.nationalstemcentre.org.uk/what-we-offer/our-objectives Bu nedenledir ki insanların liyakatli ve bilimi, kainatları aşan İslami inançsal değer yargılarını da liyakatsiz öğretim öğrenim ve eğitimle budayıp, doğrayıp zihinsel ve düşünsel tüm mimarisini bilimin içine sıkıştırmaya ve tıkıştırmaya çalışmak çok büyük bir talihsizlik ve bedbahtlıktır. Halbuki tam tersine bilimin her şeyini liyakatli inanç değerlerinin içine ilişkisel dizayn ediş daha liyakatlidir. Fert ve toplumların; doğayı, tüm yaratıkları, tüm düşünsellikleri aşan liyakatli değer yargıları(İslami inançsal) varsa o insan tüm yaratıklara tapınmaktan uzak ve onları liyakatli kavrayış düşünce sistemleriyle sağlıklı gelişmiş insanlar olarak yaşayabilirler. Örneğin; eş seçiminde, toplumsal ilişkilerde, eğitimde, siyasette… Vb alanlardaki faaliyette hedeflenen sosyal ilişkilerin uzun ömürlü ve sağlıklı olması için; hedef ya da ilişkisel olan fert, toplum, kitlelerin; istendik, istenmedik.. Vb tüm değer yargılarının çok iyi bilinmesi ve istenmediklerden etkilenilmemesi ya da en az etkileniş için alternatif çözümler geliştirilmesi gerekir. Değişmez aşırı ifrat ve tefritleri tiryakilikleri, tutkunlukları aşılmaz istenmedik aşırı alışkanlıkları !!! yani;kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), aileye–akrabalara aşırı bağnazca bağlı olmak ya da tüm özgünlüklerini atasal ailesine endeksli özümsetiş hastalığı), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı, istenmedik toplumsal ve kişisel tiryakilikler … Vb istenmedik değer yarılarının çözümleniş alternatif listeleri çıkarılıp samimiyetle hedef fert, toplum kitle ya da örneğin, neden eş adayına açıklanması gerektiği ve alternatif çözümleriyle hangi istenmedik değer yargısının çözümsel alternatif ilacı gerekçesiyle sunulmak üzere listelenmiş çözümler yorumlarıyla ve gerekçeleriyle inandırarak samimiyetle yorumlatarak/yorumlatılarak/yorumlayarak eğitilen fert, toplum, öğrenci, öğrenici, kitle ya da örneğin; eş seçimi dersinde sunulmalıdır.Örneğin eş seçiminde; ifrat ve tefritte ya da aşırı özgün istenmedik ;tutku (adrenalin… Vb), alışkanlıklar belli tanışma döneminden sonra aday eşe samimiyetle söylenmeli tepkiler nişanlık, gerekirse imam nikahlı nişanlık döneminde denenmelidir. Çok konuşkansan ilacın dinletiyi seven, kıskançsan ilacın muhafazakar ve istendik tutucu eşe, müminsen ilacın mümine eş… Vb mantık çıkartısından hareketle eş seçiminde istendik ve istenmedik değer yargıları arasında tamamlayıcı/birliktelik denkliği aranmalıdır yoksa istendik değer yargıları ile ilerleyen nişanlıkta önceden peşin ve öncelikle itiraf edilmeyen;istenmedik, bilinmeyen...Vb değer yargılarından biri evliliğe kara delik olur. İnsanın fert, toplum, kavim, devlet ya da insanlık bazında iradesiyle baş edemediği istenmedik; duygu, düşünce, niyet, her türlü değer yargıları, istenmedik alışkanlıklar… Vb her türlü iradeyi aşan nefsi alışkanlık ve nefsi değer yargılarının; Islahata, terbiye edişle, diyete, tedaviye ve terapiye gereksinimi vardır. Toplumun kişinin bu istenmediklerinden zarar görmemesi, kendisinin toplumdan zarar görmemesi yada toplumdan yarar görmesi ve/veya topluma yararlı ve verimli konumlarda bulunması için ,iradesini aşan istenmediklerini, çok iyi tanıması ve gerekirse yapısal olarak en uygun tedaviye baş vurmalıdır. Kişinin fıtratı ve tedaviyi kabulleniş değer yargılarına bağlı olarak bir veya birkaç yolu denemesi belki daha hayırlıdır. Ör. İslam’da terbiye ve ıslahat için Allah CC teslim olunur. Peygamber ahlakı ve fıtratı yapabilirlik konum ve diyetlerle tedavi edilir. Genetik olarak tıbbi tedavi, diyetler ve/veya eylemsel terapilerde kabullenilebilir. Çıkarsayış; Doğal insanlar, baskın doğal çevrenin mağdur cahil insanlarıdırlar. Örneğin doğal bazı Amerika, Avustralya ve Afrika kavimleri böyledir. İlkel ve Çağdaş insanlar çevresine baskınlığın mağdur insanlarıdır. Örneğin sanayileşmiş bazı batılı kavimler. Her üç durumda aşkın oluşun ürünü ve peygamberi ahlak yaşantı stilinin mağduriyeti ürünüdürler. Vahşi insanlar;vahşi doğa yaslarının ve doğal yaratıksal hemen her şeyin doğal /vahşi olarak zihninde tecelli ettiği/ edebileceği ve bu tecelliyi benimseyerek hayata uygulayışı tercih eden insanlardır. Peygamberler ve Allah CC’NİN alimleri Batını kalbinde ve zihninde Allah CC’NİN tecelli ettiği Allah CC’NİN insanlarıdır. Edison’un Teknolojik Buluşları, Karl Marks’ın, Leonardo Davinci … Vb dehaların, mucitlerin, kaşiflerin, teknologların, bilim insanları, yazarların… yapıtları nasıl ortaya çıkmıştır? Kişiliklerinin konumları ile ortaya çıkardıkları arasında nasıl bir evrimsel ilişki vardır? Örneğin, Ola ki Davinci dönemi civarı vahşi doğanın insanda tecellisinin ürünü olan teknolojinin ve sanatın ortaya çıkışıyla özdeş dönemdir. Ör. Einstein’ın fizikle ilgili düşünsel deneyleri kâinatın göreceli kuramları ve ilgilendiği tüm fizik dünyası yasalarının onunu zihninde tecellisinin ürünüdür. Yani bu deha vahşi doğanın ürünü vahşi bir kaşif dehadır. Doğa vahşi insanın düşüncesine ve bedenine evrimsel olarak baskındır. Ancak peygamberlerin kalbinde ve zihnide Allah CC’HU tecelli ederk ıslah etmiştir. Ola ki ilk ıslah edilen insan ve yaptıklarından sorumlu insanlık Adem AS’LA başlar. Diğer bazı vahşi insanlar halen doğanın tesirinde hayvanların yaptıkları kavga ve gürültü ile hayvani devlet kurmuşlardır. Peygamberler ve, Allah CC’NİN icabet ettiği insanlar ve peygamberlere samimi ve/veya net itaat eden ve taklit edenler istisnadır. |
|
-Özgünlüklerin, -İlişkilerin, -Benzerliklerin, -Farklılıkların, -Geçişkenlerin, -Değişmezlerin, -Değişkenlerin ... Vb Farkındalıklarını Doğru Kavramak Gerekir. -Varlık Nedir? -Yaratık Nedir? -Değişim Nedir? -Yaratıkların Değişimini Sürekli Dinamik ve Zorunlu Kılan Nelerdir? -Yaratıkların Evrimi Nedir? -Yaratıkların Evrimleştiği Mekanı/ları Nerelerdir? -Evrim Nedir? -Evrimi Yönlendiren Temel Nedenler Nelerdir? -Evrim Bilimi ve Evrim Mekanizması Nedir? -Evrim Bilimi Nedir? -Evrim Teorisi Nedir? -Evrimin Mekanı Nerelerdir? -Tarih Nedir? -Tarih Bilimi Nedir? -Tarih Bilimini Dinamik Kılan Nelerdir? -Tarihin Mekanı Nerelerdir? -Bilim Nedir? -Bilimin Değişimi Nedir? -Bilimin Değişimini Sürekli Kılan Nelerdir? -Bilimin Evrimi Nedir? -Bilimin Mekanı Nerelerdir? -Vahşi, Doğal, Hayvani, Rahmani ve Şeytani Bilim Nedir? -Vahşi, Doğal ve Hayvani Bilim Yaratıklara Ne zaman Ulaşmıştır? -Rahmani Bilim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır? -Şeytani Bilim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır? -İlim Nedir? -İlimin Değişir Mi? Neden? -İlimin Değişimini Sürekli Kılan Nelerdir? -İlimin Evrimi Var Mı? -İlimin Mekanı Var Mı Varsa Nerelerdir? -Vahşi, Doğal, Hayvani, Rahmani ve Şeytani İlim Nedir? -Vahşi, Doğal ve Hayvani İlim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır? -Rahmani İlim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır? -Şeytani İlim Yaratıklara Ne Zaman Ulaşmıştır? İlim ve Bilimi; Mekan, Zaman, Değişim, Evrim, Köken ve Gelecek Bakımından Karşılaştırınız. Bilim Tarih'inin Geçmişi, Geleceği ve Hayata Uygulanışının Disipline Edilişi Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Dersini Nasıl İşleyeceğiz; 1-Bu dersi işlerken, Bilim, İlim, Tarih, Geçmiş,, Gelecek, Zaman, Olay, Süreç, Olgu, İnsan, Teknoloji nedir?… Vb kavramların;ortak payda, özgünlük, içiçeliklerini… Vb belirledikten sonra, biri biriyle ve teknoloji ile olan ilişkilerinin insana tesiri ve insanın onlar üzerindeki etkilerini Bilim ve Tarih merceğinden-açısından analiz edeceğiz. 2-Tarihsel sıralanışa göre 21 YY’IN başlangıcından kainatın ilk oluşumuna ya da yaradılışına doğru kabaca tarih ve bilimin gelişim olgusunun süreçlerini belirleyeceğiz. 3-Daha sonra kısaca ve özet olarak 20 YY’ DA yontma taş ve cilalı taş devirleri öncesine ya da lisansız doğal ya da vahşi insana (modern insan nefsi) kadar ki inanlığın bilimle ilişkilerini dönemlere ayıracağız. 4-Bu bilgilerin ışığında kabaca kavimlerle bilimsel gelişimin tarihsel ilişkisini kategorize edeceğiz. 5-Tüm bu bilgilerimiz önem derecesine göre vurgulanarak gerekirse örneklendirilecektir. Dersi İzleme ve İşlemede Uygulanacak Yöntem; Konuların fıtratına uygun olarak sıra dışı işlenecektir. Yani geçmişten geleceğe değil, günümüzden geçmişe, basitten karmaşığa ve en iyi bildiğimizden en az bildiklerimize doğru konuyu işleyeceğiz. Kısaca en iyi bildiklerimizden hareketle, bulunduğumuz bilim ve tarih koordinatlarından; geçmişe doğru ilerlerken-hareket ederken ;bilim ve tarih açısından, geçmişten geleceğe doğru; Önemli; 1-Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Değişmezleri (sabiteleri) 2-Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Değişkenleri 3-Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Değişenleri 4-Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Geçişkenleri 5-Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Uyumları 6-Bilim ve Tarihin ortak paydalarını Kategorize Eden-Oluşturan Mantık Sistemlerine Dayalı Makale ve Filmlerleri İlişkilendirerek İşleyeceğiz. -Bilim ve Tarih ile ilgili filmler izlenecek veya ödev olarak verilen filmler de öğrencinin bilmesi-öğrenmesi gerekenler Köylü Yöntemi ile sorulaştırılacaktır. Bu amaçla A-Bilimle sekiz (beş nesnel duyu + sezgi, his, düşünsel... Vb zihinsel duyular) duyumuz (Görme, işitme… Vb) ve ötesine kazanılan teknolojik araçları kullanılarak toplanan verilerin doğada uygulama alanlarının vardığı sınırları belirlemek amacıyla bazı filmler seçilmiştir. B-Bilimin uygulandığı alanlar. C-Bilimle doğadan edindiği en son duyum ve bilgiler. D-İnsanlarca kullanılan bilimin meyvesi teknoloji ürünleri. E-Bilimin silah yapında pervasızca kullanılışı. F-Bilim ve tarihin sınırlarını içeren... vb filmler öğrencilere gösterilerek tartışılacaktır. |
|
Yaratık: Özgün enerji hali veya doğa ve doğa ötesinde çeşitli enerji halleri şeklinde özgünlükleri ile temsil edilen kişiliklerdir. Yaratığın kişiliği, enerjinin ise halleri vardır. Gerçekler/Hakikatlar Nedir?yaratıklarla ilgili ebedi olan her şeydir. Gerçekleri sadece madde kökenli kabul eden kişilikler (edenler) materyalistlerdir. Gerçekleri sadece ruh kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ruhbanlardır. Gerçekleri sadece doğa tabanlı kökenli kabul eden kişilikler (edenler) bilim insanlarıdır. Gerçekleri sadece ateş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Zerdüştlerdir. Gerçekleri sadece güneş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Yezidilerdir.Gerçekleri sadece hiçbir şey kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ateistlerdir… Vb çoğu doğa kökenli id, idol ve/veya putlardır. O zaman; öğretim, öğrenim ve eğitimle gerçek düşünce sistemimizi hangi gerçeklere yaqpılandıracağız ya da oluşturcağız. Ola ki şu sorular sorulabilir; tüm yaratıklar, yaşadığımız kainatlar ve her şey; Kim? ve/veya Nere Kökenlidir? Sorularının yanıtı gerçeklerin adresine bizi yaklaştırır. İslamiyet’te ve Allah CC gönderdiği tüm kitaplarda; her şey Allah CC nurundan yaratılmış ve sonra her şey ona Allah CC yönelecektir. Yani tüm yaratıkların gerçekleri göreceli (izafi) ve geçici gerçeklerdir. Ancak Allah CC istedikleri ebedi gerçek olacaklardır ve hayat bulacaklardır. Dünyevi en az değişen veya değişmeyen; yaratık, olay, süreç,zaman olgu ve kurallar bütünüdür. Bu nesnel kainatta sınırlı gerçekler veya geçicilik vardır.Değişim miktarı ihmal edilebilecek kadar minimum düzeyde olan veya hiç değişmeyen yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Kısaca; en az değişen veya hiç değişmeyen kavramlara gerçek denir. Gerçek yalanın tersidir. Karşılığı yalan/yanlış/eksik olmayan çok şey gerçektir. Hayatta, izafi, değişmez, az değişen ve güdük gerçekler vardır. Örneğin, ölüm, karanlık enerji; kainatın % 73 nü oluşturur ve karanlık madde;kainatın % 23 nü oluşturur ve bizim görsel algıladığımız nesnel evren ise kainatın sadece % 4'nü oluşturur ve sonuç itibariyle değişmez geçici gerçektir. Olaki çoğu doğa kanunları az değişen geçici gerçeklerdir. -Belki de doğadaki her kanun sonlu ve geçici bir gerçektir, ama her gerçek bir kanun değildir. -Bilim geçici, ilim ise ebedi gerçeğe örnektir. -Belki de en az değişen veya hiç değişmeyen şeylere sonlu-geçici gerçek denir. -Karşılığı yalan olmayan geçici şeyler sonlu gerçektir. Örneğin, güneş dün doğdu ve battı sonlu-sihirli-geçici. Ölüm sonlu gerçek. Bu gerçek bugün tarih oldu. Yalanın tersi karşılığı olmayan demektir. -Doğum ve ölüm sonlu-geçici gerçeğe örnektir. -Gerçek kavramı; ebediyet, doğruluk, kalıcılık ve kesinlik kavramlarıyla örtüşür. -Bilimsel olaraktan kâinattaki tüm yaratıklar ve enerji halleri ebedi gerçek halden ve boyuttan, geçici hallere ve boyutlara (geçici gerçeklere) indirilmiş tüm yaratıklar ve enerji halleri ilk orijinine dönecektir. -Her şey, kainat öncesi ebedi mutlak gerçeklerden günümüze inkişaf ettiği geçici gerçeklerdir. -Maddenin de kainat öncesi mutlak gerçeklerden kökenlendiği bir gerçektir. -O zaman insan düşünce, yönetim ve eğitim sistemleri madde ötesi kökenli gerçekler üzerinden günümüze doğru gerçekçi inşa ederek geleceğe yönelmesi son derce önemidir. -Zaten var olan nesnel kainat üzerine bilincimizi inşa etmemiz geçici ve ölümlü bilim üzerine inşa edilen düşünce sistemi doğa ötesi anti madde ve orijinimizdeki gerçeklere doğru empati duymamıza önemli bir engel ve insani düşüncenin fıtratına terstir. -Tam tersi orijinden günümüze düşünce sistemimizi inşa etmek daha gerçekçi ve geleceğe yönelmesi verimlidir. Önermelerinin bu asır ki eğitim, yönetim ve insan düşünce sistemlerini inşa edilişinin bilimsel yetersizlikleri açısından eleştiriniz. -Doğa ve bilim; doğa öncesi ilim ve hakikatlerin geçicici meyvesi olup, geldiği yere döneceğinden emin olun. -O zaman eğitim ve düşünce sistemimizi nesnellikten daha somut ve gerçek olan doğa öncesi gerçeklere dayalı ve temelli inşa etmeliyiz. -Ebediyetten, gerçekten, haktan (Allah CC’DEN) geçici kainattaki hayta geldik çok şey tekrar Allah CC dönecektir. Süreç ve Olgu ; Bir eylemin veya eylemlerin, kısaca herhangi bir şeyin zamana bağlı olarak başlangıçtan sona (geleceğe) doğru, giderken bu zaman dilimi içerisinde ki ilişkili olduğu bütün olaylar (zaman dilimi + eylem ya da eylemler) ve denklemlerin tümüne süreç denir.Ör:İnsan yeryüzünden uzaya,çimlenme-doğum-yayılma sürecine girmiştir. Olgu:süreç+mekan, Ör. Güneşin Batıda Batması bir olgudur. İnsan:En küçük birimi: verimli bir erkek ve verimli bir dişiden oluşan; Işık hızından daha hızlı düşünebilen zihinsel olarak doğayı aşabilen, yüksek iletişim yeteneklerine, en kötü - en iyi karakterlere sahip, yaşadığı çevreyi, doğayı önemli derece de etkileyen ve ondan etkilenen, zihnen bedenen ve kapasite bakımından en gelişmiş yaratık olarak biliniyor. Nesnel ve sanal kainatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis. -Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sana-nesnel zihinsel havuzun hard diski gibidir. -İnsan bedenen kainatın bir parçasıdır.İnsanın tüm boyutları kainatın bir parçası değil kainat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kainatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kainat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5 -Kainatta bilinen, bilinmeyen boyutlar ve çok şey ya da tüm bu boyutlar veya her şey Allah CC ilminin içindedir hiç bir şey onun ilminin dışında değildir. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır. -Allah CC mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah CC insana şah damarından daha yakındır (Ayet var) Hız Boyutu; Yaratığın;birim zamandaki eylemiyle;konum, mekan. boyut... Vb değiştirme-yönsel (mekan, zaman… Vb boyut değiştirmenin) ifade şeklidir. Var olan hız tanımı; birim zamanda alınan yol kâinatta her zaman ve koşulunda geçersizliği yakın zamanda kanıtlanabilirliği olasıdır. Hızla ilgili var olan formüllerin sonsuzlar ve sıfırlarla ifadesi bu konudaki hız tanımının yetersizliğine kanıt gösterilebilir. Hız çok sayıda boyutun tutkalı gibidir. Hız arttıkça içinde geçtiği ve etki alanındaki boyutlar kaynaşır/kaynaştırır. Kâinatlardaki (nesnel, anti nesnel, sanal, düşünsel… Vb) hızlanışın akıbeti ola ki bu olacaktır. Yani kütle çekim boyutlarının birleşimi, kaynaşımı, çeşitliliği ve çok miktarda enerji hallerinin hal değiştirip varlık alemindeki orijinine dönüşü olacaktır. Işık hızından daha hızlı olan düşünsel boyut içindeki hızlanışın bağıntılarının sonuçları yani düşünsel hız bağıntı ve ilişkileri araştırılması çok zevkli konu olacaktır ya da konudur. Ola ki Kütlesizlik olamaz her yaratığın bir kütlesi vardır; bazı yaratıklar ölçülebilir kütle sahibi, bazıları anti kütle, bazıları göreceli denge kütlesine sahiptir. Ör. bazı uzay boşlukları mekanları, çekim alanı ola ki ışık … Vb kültleri bir birini devamı veya yakındır. Yani en azında hareketli kütle konumunda bahsedilmelidir. Kütlesiz yaratık düşünmek belki de saçmalıktalar. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kainatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Mekan Boyutu;Klasik mekân tanımı; en-boy-yükseklik-bileşke… vb fazla boyutu içinde barındırış özelliğine sahip tanımlı alan olarak bilinir. İlk mekân; nesnel, anti nesnel… vb kainatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kainatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Belki de en küçük mekânlardır. Bu ilk mekana doluşan; atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar. Matematiksel ve yapısal olarak mekân bir yaratıktır. Ola ki ilk yaratıklar ilk mekânlardır. Bu gün bilinen en büyük nesnel mekân kainatı kuşatan kozmik ağ kümesi mekanıdır. Hidrojen atomu çekirdeğinin mekanı; yörüngesi ve içindeki çekim alanı kabul edilebilir. Mekanın yaratıklardaki karşılığı aktivite gösterdiği, etkilendiği, etkilediği alanın dış sınırlarıyla tanımlanır. Allah CC ilmi içindeki her şeyin birbirine bitişik ve yapışık var olduğu ebedi boyutlardaki varlıklar âleminden zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… vb kainatları ve tüm yaratıkları yaratırken;ebedi hızı, ebedi mekanı ve ebedi zamanı, ebedi eylemler... Vb yavaşlatarak kainatlarda dengeli/dengeleyici ; zıt yön-konum-zaman-mekan… vb geçici boyutları yaratmıştır. -İlk Mekansal Küme Sınırını İfade Eden İlk Sıfır ( İlk küme/küme sınırı-mekan-sıfır)=00; tüm sonsuzlar, geçmiş, gelecek, yaratık, tefekkür (özel haller hariç) …Vb hiçbir olay, olgu, süreç, eylem, yaratıklar, zaman, sonsuzlar, hızlar… vb hiçbir şeyi, İlk Mekansal Küme Sınırını Sıfırını (ilk mekanı-ilk küme sınırını-ilk sıfır) ve İlk Zamanı aşamayacaktır. İstisna hariç hiçbir şey mekansız-kümesiz-sıfırsız ve zamansız düşünülemez. İstisna hariç her şey ilk mekan-ilk küme-sıfır ve ilk zaman içindedir. İstisna hariç her şey en az bir ve/veya birden çok mekan içindedir. -Belki de çok az sayıdaki istisnalar ve özel haller hariç: a-Her şey en azından yaşamsal olarak mutlaka bir mekanın içinde matematiksel olarak bir küme sınırı içinde rakamsal olarak bir mekan sıfırı içindedir. b-Düşünsel, nesnel, zihinsel, sanal, nesnel, eylemsel…vb tabanlı her şey ; yaşamsal dönülerde (yaşamsal matematikteki) ilk mekanın içinde, matematiksel olarak ilk küme sınırı içinde matematiksel alfabe olarak ilk sıfırın içinde yer alır yada bunları aşamazlar. Bu mantıktan çıkarsayıştan hareketle olabildiğince en azında doğadaki her şeyin; yaşamsal matematikteki (yaşamsal döngüdeki) karşılığı, kümesel matematikteki karşılığı ve matematiksel alfabedeki (rakam, sayı ya da matematiksel kavramdaki) karşılıkları liyakatli ve doğru konumlandırılırsa tüm matematik çeşitleri (nesnel, doğal, yapay, yarı doğal, nitel, nicel, eylemsel, ilişkisel...Vb "Doğal ve Evrensel Matematik" alt çeşitleri) arasındaki fermuarların ilişkisel dişleri doğru örtüşür. Eylem Boyutu;Canlı, Cansız ve diğer tüm yaratıkların iradeleri denetiminde/kontrolünde veya iradeleri dışında ürettikleri tüm eylemlerin özgün ve genel boyutlarıdır. Büyük kıyamet sonrasında yaradılışla ebedi hıza ulaşıldığında tüm eylem boyutları birleşerek ebedi eylem boyutunda yer alacaklardır. Düşünsel Boyut (Hafıza Boyutu);Kendilerine Akıl, ruh ve vicdan emanet edilen tercih sahibi yaratıkların düşünsel aleminde ürettiği ebedi hızdaki tefekkür-düşünce ürünü düşünsel enerji-düşünsel eylem halleridir. Hafıza meleklerince ayakta tutulduğuna dair hadis vardır. Batini Kalp Boyutu;Zahiri ve batini kainattan daha büyük tüm yaratılmış ve hayat bulmuş yaratıkların aşamadığı ve içinde haşır olduğu en büyük kapasite ve havuzdur. Yere göğe sığmadın kulumun kalbine sığdım(hadis var). Allah CC insanda tecelli ettiği geçici mekandır. Hz. Muhammed AS’IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah CC ona oku emrini vermiş ve onu eğitmiştir. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir(gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir. Zaman Boyutu;Zaman bir yaratıktır ve ebedi hayatın parçalanmış geçici boyutlu kainatlarda genellikle!!! hıza bağlı olarak değişir. Yaratık olmanın vasfı olan bir boyuttur. Zamanın varlığı tüm yaratıklara yapışık olarak yaşar. Yaratık ebedileşse bile zamanın girdabından kurtulamaz. Zaman diğer boyutlar gibi hıza bağlı olarak değişir ve yaratıklar açısından ebedi hızda yok edilemez ancak sıfıra yaklaşır. Zaman Boyutu; aklı, ruhu olan yaratıklar ve diğer bazı yaratıklar da uykuda ve uyanıkken farklı algılanabilen, hıza bağlı olarak uzayıp kısalabilen hatta ebedi hızla (Allah CC izni ile) ölümsüzlüğe (ebediyete) kavuşabilen bir yaratıktır. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kainatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kainatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kainatın 1 zaman biriminin zahiri kainatın 50 bin katıdır, Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah her şeyi nurunda yarattı, Onun (Allah CC) her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var. Zaman Baki (Ezeli ve Ebedi… olan) Allah CC’NİN yaratıklara geleceğe doğru ya da yönde verdiği geçici hayatın birimsel ifadesidir. Zaman yaratığın/ların geri dönüşümsüz hal değiştirişine kadarki çevreyi etkilediği ve ondan etkilendiği ve/veya ürettiği hayat ölçeği denebilir. Yaratıklar ebedi yaşantıya katılışla (ebedi hıza ulaşan yaşantı ve/veya hayatlarıyla) zamanı ölçülemeyecek derecede asgariye ya da minimuma indirgeyecektir. Kaç nefes almış ve vermişseniz, bu nefes ve kalp atışlarıyla kaç birim görüntü ve veya/ve ne kadar hayat çevrenize enjekte edip ve/veya enjekte almış ve üreterek yaymışsanız… toplamı geçici hayat sıfatınızı uzunluk ölçüsüdür. Bu mantıktan hareketle tüm yaratıkların hayat sıfatlarının uzunlukların doğum-ölüm ya da ortaya çıkış ve geri dönüşümsüz hal değiştiriş arasındaki toplam hayat kümesi o yaratığın ömürsel uzunluğu ve/veya eylemsel yaşantı kümesidir. Zahiri Doğal(vahşi) Kainattaki kanunlarla kainatın sıfatlarına bakıldığında kainattaki pek çok sıfat ve kanunların nesnel ve sanal yaratıkların üzerinde görmek mümkündür. Ancak kainatta olamayan sıfatlardan bazıları insanda vardır. Yani insanda var olan kainat ve içindeki nesnel yaratıklarda olmayan bazı özgünlükle vardır. İnsanlara Allah CC tarafında verilen ruh, akıl, vicdan, namus, gelişmiş yazılı ve sözlü lisanı, net dik yürüyüşü, ışıktan hızlı düşünen beyni ve peygamberi ahlakı hasletleri kainatta ve diğer hiçbir nesnel yaratıkta yoktur. Peygamber ahlakı ve düşünsel olarak kainatı aşabilme özelliği nesnel yaratıklarda sadece insanda vardır. Batini ve zahiri kainatta akıl, vicdan...Vb meleklerde ve cinlerde var olduğu bildirilmiştir. Ayet ve hadis vardır. Kainatın vahşi ahlak ürünü olan insanlardaki doğal(vahşi); kutsiyet, inanç, örf, adet, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, idler, putlar (idoller)… Vb tabular yer yüzü geçmişinde ve günümüzde vardır. Evrime teorisine göre: İnsan;nesnel kökenli Homo sapiens sapiens türüne ait yeryüzündeki tüm insan fertlerini içeren kapsamlı bir kavramdır. İnsanlar; genetik yapılarının yatkınlığına ilaveten, eğitim ve yetiştiği çevrenin ürünüdür. Işıktan daha hızlı düşünen insan; bedenen ve zihnen olgunlaşıp, en azında ışık hızında verimli ve pozitif şeyler üretmeye başlayınca geçmiş negatiflerini telafi edebilir: Filmi izleyin. Bilimi ve Doğayı Kullanışına Göre İnsan Kategorileri I-İlkel (akli primitif) İnsan/toplum/devlet, II-Doğal İnsan/toplum/devlet III-Çağdaş(asri) İnsan/toplum/devlet IV-Normal İnsan/toplum/devlet V-Evrensel İnsan/toplum/devlet VI-Gelişmiş İnsan//toplum/devlet VII-Diğer İnsan/toplum/devlet İnsanlar Fıtratlarına Göre; A-Kasti ve Çocuksu Cahiller B-Milliyetçiler (Kavimlerin Parmak İzi ve Özgünlükleri) C-Köktenciler (Radikaller) D-Yenilikçiler E-Diğerleri -Bu fıtratlara ait gruplar, liyakatli Rahmani alimlerce eğitilmezse, bunların yeniliklerini tatmin edici gereksinimlerine ve kavimsel yada dinsel endişelerini giderici geleceklerine yönelik miras Rahmani bilgiler hazırlanmazsa bulundukları konumdan geçmişin köhne ve doğal ve/veya geleceğin vahşi/doğal; sapkın, Siyonist, şovenist, siyoşovenist, radikal dindar, liyakatsiz yenilikçi ya da aydın görüşlere tabi fertler olmaya mecbur kalırlar. -İnsanlığın geleceği; ifrat ve terfidi yönetim ve radikallerin elinde risk ve tehlike altına girer. İslami açıdan önemli geleceklerin gençlerimize hazırlanışı gereklidir. Çünkü var olan bilim ve teknoloji konjonktürleri insanlığın; yenilikçilerini, tabucularını ve cahillerini gelecekte kaldıramayacağı bir Android (insanımsı robot) ve/veya Siber insan/robotsu insan (Cyborg) ile gerçek insan çatışmasını senaryoları günümüzde sergilenmektedir. Doğaldır ki yaradılış gayeleri arasında halife oluşu nedeniyle kainatın en şerefli ve tam tersi karakterler in yaşatılışlının gerekliliği gereği konumda insan olacaktır. Ancak kainatın geleceği ile birlikte insanlar yaşantısının tevhidine yönelik birlikteliğinin fıtratı çeşitliliğinin parçalanmayışı ve liyakatli tevhidi için kavim bazındaki yaşantının önceliği ve özgünlüğü ikinci plana iterek ya da gerekirse terk edip ileriye yönelik (Kainata açılıma yönelik) insani ortak paydaya yönelik ilimler, senaryolar üretilip; gerçek ve doğal insanın yad a insanlığın geleceği garanti altına alınmalıdır. Örneğin;çocuk sahibi oluşu konusunda her ferde bir çocuk ve fazla gereksinim için kura çekilir. İnsanlığın uzaya açılımı konusunda mümkünse en büyük genetik çeşitliliğe sahip gen havuzuna, yüksek insan popülâsyonuna, gerçek ortak iletişim dil ve alfabeye gereksinimi vardır. Teknoloji nedir? Bilim ve deneyimlerle eşyayı köleleştiriştir. En etkili körleştirilmiş teknolojik araç bilgisayar ve robotlardır. Fen bilgisinin meyvesi olan teknoloji doğadan edinilen bilgilerin mekanize edilmesi, doğaya ve doğadaki yaratıklardan yararlanmak amacıyla kullanılan sanal ve gerçek araç gereçlerdir.Fen ile edinilen bilgileri kullanarak, üretilen bilgi, araç ve gereçlerdir. Toplumda bunları uygulayan insanlardır. BİLİM NEDİR? Doğadaki pozitif öncelikli (nesnel) bilgilere dayalı tüm bilim dallarındaki toplam bilgi ve uygulamaları içeren en kapsamlı kavramlardan biridir. Bilim, daha çok nesnel verilere dayalı olarak gelişip ilime doğru emekler.Bilim hayatın başlamasıyla insanın ve bazı yaratıkların çevresindeki, iç dünyasındaki… Vb edindiği bilgiler bütününe verilen addır. Büyük Kıyametle ölüme mahkumdur. Daha çok öğretim kavramı ile ilişkilidir. Bilim yaratıkları, olguları, olayları ve süreçleri tanımak için bir araçtır. Bilim ilimin metriksindedir. Geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki tüm bilim çatısının çözmecesini (pazılını) ilim içerisinde ya da şemsiyesinde değerlendirirsek bu çözmecenin alt birimleri/parçaları ya da veri tabanı bilgi birimlerdir. Geçmişten geleceğe bu çözmecenin alt birimleri ;değişmez, değişen, değişken ve diğerleri şeklinde gruplandırılarak ya da disipline edilerek “Bilimin Evrimi” dersi çerçevesinde incelenebilir. Bilimin Tarihi ya da Bilimin Evrimi olur ilmin tarihi ya da evrimi olmaz!! Bilim ölümlü olduğu için bilimde mutlak gerçek yoktur, ilim ölümsüz olduğu için ilimde mutlak gerçekler vardır. Bilim, ilimin yaratıklarda yeşeren ölümlü-sonlu bilgi örüntüsü boyutudur. Bilim;zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini tanıma aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC Alim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları geçici köleleştirişin düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı bir araçtır. İlim ise ilahi kökenli eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış için ilahi kökenli düşünsel sarkıtlar gibi kalıcı araç gibidir. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar.Ör.Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları;sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim-İlim bilirkişisi, alimi kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki hayatla ilgili örüntüsü-örgüsüdür. Bilim; yaratık ve enerji halleri arasında öğrenme aracıdır. Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır. Bilgi: Doğadaki sübjektif-objektif yaratık, olay ve olgularla ilgili genellikle duyularımızla zihnimize özümsenen, alınan, giren veya zihinsel operasyonla ürettiğimiz ürünlerin zihnimizde bıraktığı; anlamlı imaj, kavram ve ilişkisel kalıntılardır. Bilgi, bilimin havuzu içinde yer alır. İşlenmesi ve hayata uygulanması için bilim gereklidir. Bilgi;insan zihninde, kavram, resim, şekil, imaj, ses, görüntü … Vb şeklinde kodlanmış doğadaki yaratık, olay olgu, süreç….vb şeylerin karşılığı olan enerji halleridir. Genel anlamda bilgi;doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten,süreç, olay olgular... vb şekil de zihnisel asimile(özümsenen) olunan veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen;ses, görüntü,imaj, sembolik kod, eylem, ... vb dinamik kalıntılardır.Bilgi zeki yaratıkların çevreye uyum ya da yaşamak amacıyla bazen canlıların genlerindeki yapısal değişiklikler sonucu genetik yapılarına ya da sistemlerine kayıt edilir. Ör, Yerküresi bedenine insanların liyakatsiz etkisine, yer küresi yeni koşullara uyun için; kendisini ve iklimsel rejimini yeniden düzenleyerek depremler, aşırı yağışlar ve küresel ısınma ile tepkisel uyum gösterdi.Örneğin bakterilerin antibiyotiklere karşı genetik direnç geliştirişi. Canlı, cansız ya da yarı canlı yaratık sistemleri; değişen çevre koşullarına ya da çevreye uyuma zorlandığında sistemin ilk yapısında değişiklik yaparak yeni kombinezon bilgileri içeren ya da sahip sistem olur. Ör. bir ekosistemin küresel ısınma sonucu oluşan yeni çevresel koşullara yapısal değişimle tepki göstermesi. İnsan ruhunda ise doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki öğrenebileceği ya da gereksinim duyduğu hemen her şeyin ilim olarak meleği(kusursuz) yeterince karşılığı vardır.Ruh Allah CC emaneti olduğu için hemen her şeyin özünü içeren ve sadece akıl işletim sistemi verilen yaratıklara üflenmiş olup bu yaratıkların hayvanlardan ve cansızlardan farklı olarak akıllı yaratıkların nefsini ve rabbini tanımasına yardımcı olur. Bilgi;bilimin (nesnel + sanal insani bilim) ilimin(tüm bilinmeyen bilimler, nesnel + sanal+düşünsel+ilahi... bilim)... vb beynimizdeki ve zihnimizdeki farkında olduğumuz ve olmadığımız bilgi birim alt birimleri ya da veri tabanı olan enerji hallerinin karşılığı gibidir. *İnsan genellikle sahip olduğu bilginin;ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! İnsan;doğru kullandığı bilginin alimi, kullanmadığının hamalı, eksik ve yanlış kullandığı bilginin sakatı ve bilmediği bilginin cahilidir. Demirkuş 2008 *Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi; zamanında gerçek bilgilerle donatmazsak, onun yerine çocuklarımızın zihinleri abur cubur, hurafe, vahşi, doğal, cahili, şeytani, iblisi, gereksiz, eksik, yanlış, liyakatsiz... Vb bilgiler doluşur. *Toplumsal olarak geri kalmanın bir sebebi de budur. *Öğrencilerimizi sıfırdan, üniversiteyi bitirinceye kadar sadece fen ve toplumsal bilimlerle ilgili bilgilerle donatmak yeterli değildir. Peygamber Ahlakı yönünde eğitici bilgi ve uygulamalardan (eğitimden) yoksun bırakmak geleceğimiz için büyük bir risk ifade eder. BilgininTemel Kaynakları; Hangi Kaynaklardan Bilgi Edinilir? 1-Çevresel Kaynaklı Bilgiler; Çevremizden maksatlı ve maksatsız edindiğimiz bilgiler. Doğal çevre ve öğretim, öğrenim ve eğitimle edinilen bilgiler. 2-Düşünsel Kaynaklı Bilgiler; Uyanık halde iken düşünsel sentezle hayal ederek, kurgularak… Vb şekilde iç dünyasında bilgi üretip beyine ve zihnine kayıt etmek. 3-Atasal Gen Kaynaklı Yapısal (Fıtrati) Bilgiler; Atasal olarak genlerimizde var olan ya da ceddimizden bize aktarılan yapısal (fıtrat) bilgiler. 4-Yaratık Kaynaklı Bilgiler; Cahili, Hayvani, Şeytani, İnsani... Vb yaratıklar tarafından diğer yaratıklara bahşedilen ya da kasti nüfuz edilen yaratıksal feyiz bilgileri. 5-İlahi Kaynaklı Bilgiler; Peygamberlere vah edilen vahi kaynaklı bilgiler. Ör. Allah CC Gönderdiği kitaplar ve onlarla ilgili peygamberlerin hadisleri… Vb 6-Rahmani Kaynaklı Bilgiler; Rahmani feyizle bahşedilen bilgiler. Allah CC tarafından alimlerin, peygamberlerin kalbine verilen ledünni ilimler. 7-Rüya Kaynaklı Bilgiler; Gerçek hayatımıza tesir edecek ve unutulmayacak derecede önemli rüyalar. 8-Trans Kaynaklı Bilgiler; Herhangi bir şey hakkında bilgi edinmek için uyku ile uyanıklık halı arasında dikkatini; bayılmadan, dağıtmadan uyutmadan konuya yoğunlaşıp istare ederek iç alemlerden bilgi toplamak ya da edinmek. 9-Diğer kaynaklı bilgiler. İnsanlarca Kullanılan Bilimin Meyvesi:İnsanın bilim aracını ve teknolojik araçlarla ürettiği; sanal, hesabi (dijital), düşünsel ve nesnel; teknoloji, bilgi, kültür... Vb. kullanarak benimsediği yaşama biçimi ve ürettikleriyle doğadaki çok şeyi öğrenip, kendi arzularına göre işleyip devşirmesidir.Bilimin Meyvesi Olan Teknoloji İle; İnsanlar eşyayı ve gayri insani yaratıkları köleleştirir ve iletişimi kolaylaştırışıdır. Bilimsel Açıdan Doğa Ötesi:Bilim açısından henüz genişleme boyutuna ve ulaşılmayan doğanın geleceğini ifade eder. Bilim, ilmin, öğretim ve öğrenim eğitimin alt ünitesi ünitesidir. Bilim daha çok öğretim, ilim ise eğitim kavramı ile ilişkilidir. "Hayatta en Hakiki Mürşit İlimdir Fendir, İlim ve Fenden Başka Yol Gösterici Aramak Gaflettir, Dalalettir, Cehalettir." Atatürk 1 Ancak akıllı yaratıklar en hayırlı mürşit olabilir. En hayırlı mürşitler akıllı yaratıklar içinde aranır. En hayırlı mürşitler akıllı yaratıklar içinde çıkar. Şeytan ve ona uyanlar şeytan olmak için yaratılmamışlar. akıllı yaratıklar olarak yaratılmışlar ancak hilkat garibesi tercihleriyle kader çizgisi/leri içinde şeytan olma unvanını hak etmiş en hayırsız ve sapık mürşit/lerdir. “Dinsiz İlim Kör, İlimsiz Din Topaldır” Albert Einstein 1, Bu öz deyişte kavram ve düşünce yanılgısı var. Belki de özeyiş;“Dini Eksik Bilen Kör, İlimi Sakat Olan Topaldır” DEMİRKUŞ 2009 şeklinde söylenseydi daha mantıklı olurdu. “İlimsiz Din Düşünülemez, Dinsiz İlim Düşünülebilir”,“İlimsiz Din ve İlimin Dini Düşünülemez”, “İlimsiz Din, İlimin de Dini Olamaz.” Her Dinin Mutlaka İlmi Vardır, Fakat Hiçbir İlimin Dini Düşünülemez. Her İlim ve Bilimde Doğru ve Hayırlı Değildir . Demirkuş 2008 .1, 2 “Dinler Allah CC Tarafından Akıllı Yaratıkları Gerçeklere Davet Eden Peygamberlerce Hayata Uygulanmış Yaşam Şekilleri ve Kurallar Bütünüdür. İlim ve Bilim İse; Öğrenme ve Uygulama Aracıdır” Demirkuş 2008 "Hayatta En Hakiki Akli Araç; İlimdir Fendir, İlim ve Fenden Başka Akli Araç Aramak Belki de Gaflettir, Dalalettir, Cehalettir." DEMİRKUŞ 2010 En Hakiki ve Gerçekçi Mürşit Allah CC veya En Hakiki ve Gerçekçi Mürşit Allah CC Peygamberleri ve Rahmani Alimleridir. Demirkuş 2011 “İlim İlim Bilmektir İlim Kendin Bilmektir Sen Kendini Bilmez İsen Ya Nice Okumaktır ” Hz. Yunus EMRE, İlim Bilmeye Araçtır, Sen Aracın Bilmez İsen Ya Nice Okumaktır. ” Düzenlendi DEMİRKUŞ 2008 "Nefsini Tanıyan Rabbini Tanır" Ayet ve Hadis “İlim Çin’de Bile Olsa Gidip Alınız” Hz. Muhammed AS“"İlim(Hikmet) Müslüman'ın Yitik Malıdır, Nerede Bulursa Alır.""İlim öğrenmek,Beşikten Mezara Kadar Farzdır” Hz. Muhammed AS Özel not;hayvanlarda uygulamalı bilim ve zeka sahibidirler.Örneğin; kuşların gagasıyla, maymunların taşlarla sert kabuklu yumurta ve meyve kırması gibi. Av avcı ve yaşam yerini kullanma ve sahiplenme bilimine sahiptirler. Hayvanların ilim sahibi olmaları şimdilik meçhuldür veya bilinmiyor.Belki de bazı hayvanlar da ilim sahibidir. Çünkü artık bazı insanların hayvanlardan daha aşağılık, hatta zihinsel olarak hayvanlarla özdeş veya zihinsel metriksleri hayvanlarla birebir örtüştüğünü biliyoruz. Ancak insan ilim sahibi yaratık oluşuyla karakterize olunur.Biri birinden etkilenebilir konumdadırlar. Genel olarak bilim ve ilimin tarihi yaratıkların var oluşu ile başlar. Bilim ateş gibidir doğru kullanılmadığı zaman etrafa zarar verir. Bu hemen çok şey için böyledir. Belki de liyakatli kullanılmayan çok şey çevresine zarar verir. İlim, Bilim ve Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Arasındaki İlişki; Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi;Günümüzden geçmişe ve geleceğe yaratıkların ve enerji hallerinin;deneyimsel, potansiyel, yapısal, bilimsel … Vb bilgileri örüntüsünün tümünü içeren sonu ölümlü ilimin yaşam sürecidir. Bilimin bilimsel hayat hikayesidir. Geçmiş……….……..Zaman…………. Gelecek …..………..Yaratık……………. …………..Bilgi Örüntüsü……….. A Bilimi Tarihi . . . D Bilimi Tarihi . . Evrim Bilimi tarihi Tarih Bilimi Tarihi . Z Bilimi Tarihi…… BİLİM TARİHİ KAVRAMI>TARİH BİLİMİ KAVRAMI, Örneğin;Hücre Bilimi Kavramı>Hücre Teorisi Kavramı, Evrim Bilimi>Evrim Teorisi Kavramı -Bu mantıktan hareketle; Bilim kavramının kapsamı, tarih kavramından daha büyük olduğu için; -Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi;tüm bilimlerin tarihini içeren ve insanla ilişkilendirmeye çalışan bir bilim dalıdır. Tarih Bilimi; Bilimin bir dalıdır.Ör. Fizik Bilimi, Kimya Bilimi veya Biyoloji Bilimi gibi bilimin bir dalıdır. Tarih nedir? Bulunduğumuz zaman boyutundan geçmişe ait her şeyi tarih olmuştur. Kısaca Tarih; “İnsanla İlgili ve İnsanlarca Yaşanmış Olay, Olgu, Süreçleri… Vb İnceleyen Diri Bilim Arşivi Olgu ve Süreçleri Gibidir” Demirkuş 2008 Evrim ve Tarih Kavramları da karıştırılmamalı; Evrim yaratıkların gerçek hayat hikayelerinin bilimsel açıklamasını yapamaya çalışan bir bilim dalıdır. Hayvanların kültürü olmadığı için tarihi olmaz. Hayvanların evrimi olur. Tarih daha çok insanla ilgili kültürel, toplumsal, bilimsel... vb insanların geçmişini ilişkilendirip izah etmeye çalışan bir bilim dalıdır. Bu açıdan belki de, Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi dersinin gerçek adı, "Bilimin Tarihi", “Bilimin Evrimi” ve/veya "Bilimin Evrimi ve Tarihi" şeklinde olmalıydı. Geçmiş nedir? Geleceğin tersidir. . Bulunduğumuz boyutlar sistemi ve ilişkiler denkleminden önce (mazide) ; yaşanmış her şeyi (olay, süreç,olgu… Vb) içeren kapsamla ilgili kavramdır. Gelecek nedir? Geçmişin tersidir. Bulunduğumuz boyutlar sistemi ve ilişkiler denkleminden sonra veya ilerde(atide); yaşanacak her şeyi (olay, süreç,olgu… Vb) kapsayan kavramdır. “Olay, Olgu, Süreçlerin… Vb yaşanacak paketi gibidir” Demirkuş 2008 Hayat/Yaşam Nedir?Tüm yaratıklarda ( canlı ve cansız) yaşamak için mutlak enerjinin hal değiştirerek sonlu olan ömür halıdır. Geri dönüşümsüz ilk kişilik halini/lerini(geçmişini) hatırlamayacak şekilde hal değiştirmişse yok olmuş demektir. Kısaca; yaratığın/yaratıkların ömür boyu ya da hayatı boyunca yaşadığı her şeyidir. Zaman nedir?Hıza bağlı olarak; geçmişe ve geleceğe doğru; uzayan, kısalan ebedi hızla ortadan kalkabilen ya da en azında özel hallede asgari sonsuzadoğru küçülebilen ölçülebilir bir kâinat boyutudur. |
| I-Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Açısından: Herhangi Bir Şeye Değişik ve Farklı Enerji Halleri Açısından Bakmak ve Mantık Yürüterek İncelemek Ne Demektir? Bu başlıkları anlamak ve doğru kavramak için;bakış açısı, düşünce sisteminin yönü, şekli ve düşünce-mantık yürütme sisteminin kriterleri çok önemlidir ve görecelidir (izafidir). Bunu doğru kavramak için aşağıdaki soruları ve ip uçlarını inceleyip anlamaya çalışın. Örneğin; 1-Yapısal olarak canlı yaratıkların, toprakla olan ortak paydaları nedir/nelerdir? 2-Yapısal olarak canlı yaratıkların ve toprağın özgünlükleri nedir/nelerdir? 3-Yapısal olarak toprak ve canlı yaratıkların özgünlüklerinin (paylarını), benzerliklerinin(ortak paydalarının) ve geçişenliklerinin sınırlarını belirleyiniz? 4-Bir et parçasının içeriği ile toprağın içeriğinin özgünlük ve ortak payda özelliklerinin belirlenmesinde yaratığın kişilik kazanması arasında nasıl bir ilişki vardır? II-Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Açısından:Enerji Haline/lerine, Yaratığa/lara, Olaya/lara, Sürece/lere, Olguya/lara, Topluma/lara... vb Herhangi Bir Şeye/Şeylere;Göreceli Doğru Bakış Açısı, Doğru İnceleme ve Doğru Anlam Yükleyerek Tanımlamak Ne Demektir? İp ucu;her ikisine de içerdikleri element açısından bakın ve elementlerin oluşturdukları yapı taşları açısından anlamlandırmaya çalışın. Bilim tarihini incelerken; yaratığa, olaya, sürece, olguya, toplumlara, geliştirilen bilime ve teknolojilere; A-Zaman, Olay/lar, Süreç/ler ve Olgu/lar Açısından Bilimin Gelişimini İnceleyeceğiz. B-Bilimin Gelişiminde Dikkate Değer Gelişmelere Neden Olan Toplumlar Açısından Bilimin Gelişimini İnceleyeceğiz. C-Diğer Açılardan Bilimin Gelişimini İnceleyeceğiz. Bilimin sünnetlerini, yöntemlerini ve teknolojileri doğru kullanarak doğadaki enerji halleri, yaratıklar arasındaki ilişkiler ve bağlantılarla doğadan yararlanmak, geçmiş ve geleceği asrımıza doğru güncellemek gerekir. |
| -Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Açısında Düşünce Aleminde Aklımızla, Kişiliğimizle ve Zekamızla Doğru Yürümek Olası mı? -Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi Açısında Geçmişte Geleceğe Düşünce Aleminden Nesnel Alime Doğru Hangi Taşlara Basarak veya Nirengi Noktalarına Dayalı Yürümek Gerekir? -Geleceği, Günümüzü, Geçmişi Doğru Gören ve Doğru Kodlayarak Örtüştüren;Düşünce, Mantık, Öğretim, Öğrenim ve Eğitim Sistemleri Nasıl Geliştirilmeli? -Peygamberi, Doğal, Tarihi (Geçmişi), Ati (Geleceği) Ve Asrı (Yaşayan) Düşünsel İşletim Sistemlerini Bir Arada İlişkisel Kullanarak Yaşantımıza Hayırlı, Liyakatli Ve Doğru Güncelleyerek, Kendimizi Her Şeye Ve Her Şeyi De İç Dünyamıza, Kalbimize, Zihnimize, Düşüncemize Peygamberi Konumlandırışını Ve Uygulayışını İnsanlara Hangi Mantık, Eğitim ve Düşünce Sistemleriyle Nasıl Verilmelidir? -Bulunduğumuz Boyuttan Gelecek ve Geçmişe Hangi Mantık, Düşünce ve Eğitim Sistemleriyle Gerçekçi ve Doğru Ulaşabiliriz? -Bilimsel Düşünüş ve Düşünce Mantığının;Günümüze, Geçmişe ve Geleceğe Gerçek, Doğru Örüntülü ve Dinamik Güncellenişi Ne Demektir? -Nesnel ve Düşünsel Boyutların;Geçmişten Geleceğe Örtüşen Değişmezlerini Doğru Kodlayarak Hayata Doğru Güncellenişi Ne Demektir? 1-Bilimdeki sürekliliklere, değişmez veya en az değişen yaratık, süreç, eylem, olgu, olay… Vb dayalı ilişkisel düşünerek düşünsel yoğunlaşarak düşüncede yol almak. Ör;güneş dünya var olalı beri hep doğudan görünür ve yükselir batıda inerek görünmez olur. Her geceyi bir gündüz takip eder ve kutuplardaki 6 aylık gündüz durumu. Dünyanın yörüngesi ve şekli hep en az değişendir. 2-Bu mantıktan hareketle kainattaki tüm hidrojen atomlarına dayalı olarak ilişkisel (sekronize) düşünerek kainatın ilk yaratıldığı konumuna ulaşa bilirsiniz.Yani yaradılışın hemen akabinde yaratılan en eski ya da ilk hidrojen atomları hala vardır. Ancak oksijen ve demir atomları çok sonradan oluşmuş ve ortaya çıkmıştır. 3-Bilimsel verilere dayalı bu nesnel ve sanal düşünsel mantığı İslami farz, sünnet ve düşünsel verilerle doğru-kesin eşleştirerek ve ilişkiselleştirerek iç ve dış dünyamızı peygamber ahlakıyla yaşam döngümüzle ilişkisel içselleştirmemiz ve dışsallaştırmamız gerekir. Bununla peygamber ahlaklı insanların feyzine ulaşmak olasıdır. 4-Kişiliğimizi ve bilincimizi bu doğal ve peygamber ahlakı işletim sistemleriyle ilişkisel donatarak geçmişten geleceğe doğru ve gerçekçi düşünebilen, gerekirse; ruhu ile, aklıyla, nefsi ile, kişiliğiyle, bedeniyle, zekasıyla ilişkisel düşünüp zaman boyutlarına yoğunlaşabilen ya da beyninin, hafızasının sınırlarını aşabilen her sanal ve nesnel aracıyla nesnel organıyla çevresiyle bütünleşerek doğru empati duyan insan tipi olmayı başarırsak düşünebilen çoğu bilgisayarlar-hayvanlar ve yaratıklar insanlara hayran kalır. Ör.peygamberler ve alimler böyle insanlardır. İnsanlık fert ve toplum bazında bu doğal bilim işletim sistemi öğretimi ve eğitimine ilave olarak peygamber ahlakı işletim sistemi ile donatılıp hayata hazırlanmadıkça ürettikleri ve tüm yaşam döngüsüyle doğaya ve çevresine öldürürcü ve zarar veren bir yaratık olmaktan kendini kurtaramayacaktır. İnsanlar bedensel ve teknolojik olarak henüz güneş ışığını bitkilerin etkili kullanacağı kadar evrimleşmemişlerdir. Ancak insanlar peygamber ahlakı ile yaşam döngülerini ve şekillerini sürdürürlerse doğanın bereketli hudutları içinde hemen tüm nesnel ve sanal yaratıklardan hayırlı ve verimli olabilirler. Peygamber ahlakı kurallarıyla donatılmış insanlar evrimin ve gelecekteki değişimin afatından da emin olurlar. Sonuç Olarak; Bilimsellikle doğadaki tüm özgün enerji halleri, eylemler, yaratıklar, yaratıklar arasındaki ilişkiler ve bağlantıların mantık sistemlerini; öğretim öğrenim ve eğitimle insanlarımıza lise seviyesi bitimine kadar liyakatli öğretmek zorundayız. - Öğrenciye aldığı her dersi ve öğrendiği her bilgi biriminin ya da bilgi kümesinin her aşamasını: Rahmani, peygamberi, doğru, meleği, kötü, yanlış, eksik, vahşi/doğal, şeytani, iblisi, insani(hüsrani) ve cahili (çocuksu) ahlakla hayata güncellenişinin ilişkiselliğine dayalı; kullanılışına veya uygulanışına karşı tepkilerin sonuçların bir arada gerekçeleriyle uygulamalı “Tefekkür Dersi” ve “İnsan, Alemler ve Evrenlerin İlişkisi Dersi” verilmelidir. Ya da lise 4. yılda her dersin ya da her dersin Rahmani, Hayvani/Cahili ve Şeytani/Deccali hayata güncellenişinin ilişkiselliği üzerine yani Kabe’nin ahlakı geçmişi ile; Nemrut'un taştan harabeleri, Firavun'un taştan harabeleri uğruna yaptıkları, Çin ve Cengiz Han’ın…Vb yıkımlarının, zulümlerini kahpelikleri ve 19.YY-20.YY teknolojinin cahili ahlakla kullanışın küresel, toplumsal ve evrensel sonuçları uygulanabilir ve tartışılabilir "Tefekkür Dersleri" verilmedir. Öğrencilere;Rahmani, peygamberi, doğru, meleği, kötü, yanlış, eksik, vahşi/doğal, şeytani, iblisi, insani(hüsrani) ve cahili (çocuksu) ahlak kavramların ne anlam taşıdıklarını ve yaşam döngüsündeki gerçekte uygulanmış ve uygulanan örneklerle özgünlüklerini ve ilişkiselliklerini öğrettikten sonra öğrenilen her şeyin bu ahlakı özgünlüklerin her birsi ya da kümesine dayalı uygulanışların yaratıklara getiri ve götürülerinin sonuçları somut örneklerle kavratılıp Rahmani ve peygamberi uygulanışın gerekliliğine iman ettirilerek alışık tepki (refleks) haline getirilmelidir. Örneğin; bulunduğunuz mekândaki her şeyin; 1-Sadece renklerine bakarak anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz.(Renk Bilim) 2-Sadece yapay geometrik şekillere benzeterek anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz. (Yapay Geometrik Bilim) 3-Sadece doğadaki özgün doğal şekillerini anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz. (Yaratık Biçim Bilimi, Doğal, Yapay, Sanal ve Öklid Geometrileri Bilimi/Nesnel Matematik) 4-Sadece ne işe yaradıkları (işlevleri) açısından anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz.(İşlev Bilim) 5-Hepsini oluşturan element ve atom altı parçacıkları bakımından anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz. Ya da elementsel ortak paydalarını bulmak için hepsini dış otama kapalı gerçek ya da sanal mekanda yakın sonuçları karşılatırın. (Kimya) 6-Davranışları, eylemleri ve eylemsizlikleri bakımından(eylemli yaratıklar) anlamlandırın, gruplandırın… Vb özgünlüklerini ve ortak paydalarını ilişkilendirin ve vardığınız sonuçları not ediniz.(Psikoloji) 7- Her yaratığı bir yaratık (11) (Ör. Bir harfi, bir bilgi birimini, bir elementi, bir atom altı parçacığı, hayvan, bitki, galaksi, kainat, hayal… Vb) küme elemanı kabul ediniz. O yaratığın yani küme elemanının yaşadığı ve ömrünce ulaşıp geri dönüğü/dolandığı veya kısmi sabit durduğu mekanın kabuğunu ve her yerini (00) kümenin sınırı kabul edin. Şimdi tüm bilgi birimleri, hayalleri, harfleri düşünülen şeyleri, yaratık, eylem… Vb birim/birimlerini ve özgünlüklerine “küme elamanı” ve mutlak bir “küme sınırı” (mekanı) içinde düşünerek tüme varıma gidin. İstisnai durumlar hariç; her küme ve küme elemanı mutlaka bir üst kümenin alt elemanıdır. Örneğin kampustaki nesnel bir ağaç kampustaki tüm ağaçların bir küme elemanı iken, tüm kainattaki ağaçlarının da nesnel bir küme elemanıdır. Bir hidrojen atomu ait olduğu su molekülünün kime elemanı, içinde bulunduğu bir su damlasının küme elamanı… kainatın % 74 hidrojen atomlarından oluşmuş ki kainatın hidrojen kümesinin bir elemanı olarak kabul edilebilir. (Nesnel Küme Matematiği) . . . . … Vb bu mantığı;bilgi birimine, bilgi birimlerine, sistemler alt bilim dallarına, bilim dalı yapı taşlarına uygulayarak o bilgi birimi, kümesi, konusu, dersi, bilim dalı… Vb hakkında ki “Tefekkür Dersi” ve “İnsan, Alemler ve Evrenlerin İlişkisi Dersi” ni işleyin. Doğa ve ötesindeki tüm bilgileri doğal işletim sistemi olarak insanlara yükleyerek geçmişteki, yaşanan ve gelecekteki asırlara ait; değişmez, değişken ve diğer bilgileri hayatına doğru güncelleyerek kendini namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve akıllıca konumlandırmasını ispatlayarak ve inandırarak alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmek. Yani cebine, nefsine, ceddine, keyfine … Vb önceliğine göre değil tüm insanlığın liyakatine yakışır konumlandırmayı (Allah CC rızası Bunu başarmanın ön koşulu;
mesabesinde konumlandırmayı) alışık tepki (refleks) haline getirtmek.
-Kendisini ve çevresini doğru tanımak,
-Kendisini çevresine ve çevresini de zihnine doğru, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst ve liyakatli konumlandırması gerekir.
Algıda Değişmezlik Kuramı Nedir? Öğretim Öğrenim ve Eğitim de Nasıl Uygulanır? Geçmişten Geleceğe Algıda Değişmezliğin Düşünsel İlişkisi ve Uygulanışı 1-Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki;eylem, yaratık, olay, olgu, süreç… Vb aynı dilerdeki kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb karşılıkları farklı olan durumların özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişmezleri(sabiteleri) en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? 2-Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültür dillerindeki kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb bazda aynı fakat eylem, yaratık, olay, olgu, süreç… Vb karşılıkları farklı olan durumların özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişkenleri en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? 3- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki geçişkenlik gösteren; eylem, yaratık, olay, olgu, süreç… Vb ve kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişenleri en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? 5- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait; eylem, olay, olgu, süreç… Vb kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında algıda uyumları en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? 6- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait; eylem, olay, olgu, süreç… Vb kavram, kavramisim, isim, deyim, cümle, mısra … Vb arasında algıda ortak paydaları (benzerlikleri) en doğru sayıdaki seviyeye nasıl yerleştirirdiniz? Düşünsel Mantık İpuçları;Sağlıklı İnsan Bedeni, Bilim, Gen havuzu, Her Bilgi Birimi… Vb; Değişmezlerini, Değişenlerini, Değişkenlerini, Geçişkenlerini Bir Örnekle İzah ediniz. |
Bilimin Evrimi ve Tarihi Süreci Açısından; değişmezler,değişkenler, değişenleri, uyumları, ortak paydaları ve geçişkenleri çok önemli kavramlardır. 8-Bilim Tarihindeki Kavramsal Tanımlar;Bilim Tarihinin tarihi süreçteki; mekanları, zamanları, toplumları… Vb, değişmezleri (sabiteler, en az evrimleşen, en az değişen her yaratık, olay olgu, süreç... Vb) değişkenleri, geçişkenleri, uyumları, ortak payda ilişkileri ve özgünlüklerin sınırlarını belirleyen algıda değişmezlik seviyesindeki net kavramları ve tanımlar kümesidir. Çıkarsama; Doğa ve ötesindeki tüm bilgileri doğal işletim sistemi olarak insanlara yükleyerek geçmişteki, yaşanan ve gelecekteki asırlara ait; değişmez, değişken ve diğer bilgileri hayatına doğru güncelleyerek kendini namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve akıllıca konumlandırmasını ispatlayarak ve inandırarak alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirmek. Yani cebine, nefsine, ceddine, keyfine … Vb önceliğine göre değil tüm insanlığın liyakatine yakışır konumlandırmayı (Allah CC rızası Bunu başarmanın ön koşulu;
mesabesinde konumlandırmayı) alışık tepki (refleks) haline getirtmek.
-Kendisini ve çevresini doğru tanımak,
-Kendisini çevresine ve çevresini de zihnine doğru, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst ve liyakatli konumlandırması gerekir.
Bilim Tarihinin; Kanıtları, Mirasları ve İnsana Kazanımları Nelerdir? |
| BİLİMİN HAYVANLARDAN İNSANA KADARKİ TARİHİ BOYUTU; Aslında bilim, yaratıkların, filogenisinden öncede vardı. -Yaratıkların hayat bulmasıyla, bilmin hayata uygulanarak daha anlaşılır anlam, önem ve öğrenişe araç olarak kişilik kazanmıştır. Bilim:karşılaştığımız, algıladığımız, bildiğimiz… Vb; yaratıklar, olaylar, süreçler, olgular.. Vb çok şey arasındaki ilişkileri, özellikleri, özgünlükleri, bedensel-zihinsel ürettiğimiz her şeyi tanıma, anlama, anlama yükleme-anlam verme ve onlardan yararlanma aracıdır. Bilim aracı, hayvanlar tarafından içgüdü (genlerine dayalı), zekalarına, yeteneklerine ve deneyimlerine dayalı olarak kullanılmaktadır. Hayvanlar;zekaları, yetenekleri, içgüdüleri ve deneyimlerine dayalı olarak bilimi kullanarak;yaşam yerlerinde ve yayıldıkları yeni alanlarda yaşamaya- bedensel-zihinsel olarak uyum sağalamaya çalışmaktadırlar. Hayvanlar genellikle ;içgüdüsel(genlerine dayalı), vücut dili, taklit.. Vb şekilde yavrularını eğitmektedirler. Hayvanlar doğaya uyum için ;vücut yapılarını evrimsel mekanizmanın rotasına uyumlu fertler hayat bulmuştur. Ör. Bazı kuşlar, primatlar, böcekler, karada ve suda yaşayan sürüngenler çeşitli vücut yapılarını, taklit, kamuflaj yapı ve eylemleri etkili bir biçimde geliştirmişlerdir. Geliştirdikleri bu yapı ve yetneklerini zekalarıyla bilim aracını etkileşimli bir şekilde kullanarak başarılı bir şekilde kullanmaktadırlar. Ör.örümcek-örümcek ağı, arı-bal peteği, karıncalar-köprü oluşturmaları, çeşitli hayvanlarda toplu avlanma ve toplu savunma, çitaların-leoparların çeşitli av hayvanlarının yavrularını (ceylan yavrularını) yakalayarak yavrularına avlanma-avlanma tekniklerini öğretmek için onları öldürmeden saatlerce avlanma yaptırdığını biliyoruz. Özellikle hayvanlar vücutlarını geliştirirken çeşitli kamuflaj, güçlü- yenilmez hayvanların-doğal (doğal olayları-renk ve yapıları) davranışlarını ve yapı-renklerini taklit ederek (kral yılanını taklit eden, taklitçi ahtapot gibi)düşmanlarından korunurlar ve avlanırlar. Hatta çeşitli böcekler, bakteriler, virüsler… Vb mikro organizmalar bile çeşitli ilaçlara.. Vb karşı genetik yapılarını değiştirerek-geliştirerek çok kısa sürede evrimleşebiliyorlar (direnç). |
BİLİM TARİHİ (BİLİMİN EVRİMİ) AÇISINDAN;
İNSANLARIN, PRIMATLARIN VE HAYVANLARIN ORTAK PAYDALARI VE ÖZGÜNLÜKLERİNİN AYRIŞIM ÇİZGİLERİ;
|
| 21.YY'IN Bilimi; 21.Yüzyılın Başlangıç bilimi 20 YY’IN doruktaki teknoloji çeşitleri;İletişim (internet), Nano, Makina, Sanal Teknoloji, Uzaya Açılım Teknolojisi, Müsrif-İlkel Teknoloji Patojen(öldüren-silah) ve Fosil Teknoloji( doğayı etkili biçimde hortumlama ve kullanma teknolojisi)… Vb şeklinde kategorize edilebilir. 20.YY’DAKİ Bilimin meyvesi olan teknoloji, 19. YY’IN başlarında başlayan Fosil ve Müsrif-İlkel Teknolojinin devamı Patojen(Silah Teknolojisi) )teknolojidir. Liyakatsiz, aç gözlü, kapitalist ve İlkel insanlarca kötüye ve cahilce kullanılan bilim ve teknolojilerden kurtulmamız için;bilim ve teknolojinin;kullanım, uygulama ve gelişimini ahlak seviyesi daha gelişmiş insanlara emanet etmemiz gerektiği kuşku götürmez bir olgudur. 21.YY'DA Bilimden İnsanlığın Hayır Görmesi İçin Uyulacak Birkaç Elzem Kural (20.YY'IN Bilim ve Teknolojiyi Yanlış Kullanım Hatalarına Düşmemek İçin) Çözüm 1-21.YY’DA çözüm için peygamberi ahlak seviyesi yüksek insanları ön plana çıkartan rejim, eğitim, öğretim ve sınav sistemleri geliştirmek zorundayız. 20.YY o kadar kötü kullanıldı ki 21. YY’LAkara delik olacağından korkulmaya başlanmıştır. Geleceğe ve gelecek nesillerin haklarına darbe yapan 20 YY’LIN cahil ve edepsiz insanların bilimi hoyratça kullanışları gelecekte ibretle anılacak. 2-21.YY’DA güneş, dalga, manyetik alan, rüzgar, nükleer (diyet olarak)… Vb enerji kaynakları kullanılarak yerküresi bedenin; gazını, petrolünü emen ve katı cevherlerini kemirmekten vazgeçmek zorundayız. 3-21.YY’DA geliştirilen teknolojilerin, halkın/ların istendik ahlak, değer ve inanç yargılarıyla olan ilişkileri dikkate alınarak serbest bırakılmalı veya doğal patent verilmeli. 4-Uzayı da yerküresinin; 19-20.YY mantık sistemleriyle kirletmememiz gerektiğinin önemini;vurgulayıcı bilinçle eğitim sisteminin vazgeçilmez koşulları içine koymamız gerekmektedir. |
| 20. YY’IN Bilimi(Uzak Doğu, Batı ve Kuzey Bilimi) ; 19. YY’DA lokomotifin icat edilmesiyle, kömür ve petrol yataklarının hoyratça kullanılmasıyla çevresini etkili bir biçimde kirletilmeye başlamasıyla karakterize edilmiş ve mayalanmış Müsrif-İlkel, Patojen(öldüren) ve Fosil teknolojidir. 20. YY’IN Başlarında bilim;şovenist, kapitalist ve komünist sistemlerin yıkılan;çarlık, şahlık ve imparatorlukların mirasları üzerine hortlamak, arda kalan kavimleri besi yeri olarak kullanmak ve dünyanın hakimiyetini ele geçirmek için; silah ve savaş teknolojilerini(patojen teknoloji) geliştirmek üzere çok kötü ve liyakatsiz kullanılmıştır.I. ve II.Dünya Sıcak ve III . Dünya Soğuk cehalet savaşlarıyla. Bilim ve teknoloji ile geliştirdikleri silahlarını satmak üzere;iç savaşlarla halkları besi yeri olarak kullanmışlardır. Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)ler ve Komünistler birleşerek; faşistleri, şovenist ve nasyonalist ülkeleri çökertmişlerdir. Kendileri de veto imparatorluğu kurallarıyla dünyayı paylaşmışlardır. doğal hakimiyet için;kapitalistler ve komünistlerle aralarındaki; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet silahlanma yarışını doruğa çıkarmıştır, Bu hakimiyetin hırsı ile yapılan bilimsel çalışmalar uzaya hakimiyet konusunda rekabete girişmiştir. Böylece uzay teknolojisi doğmuş oldu. Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ; Demokraside, Siyasette, Eğitimde, Ekonomide… Vb her türlü doğal, vahşi ya da doğal/vahşi zayıf ve güçsüzlerini; çökerten, besi yeri olarak kullanan, eleyen ya da öldüren rekabettir. Uyum sağlayamayanı öldürücü yok edici-antagonistik olan; Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet sadece çıtayı atlayanları yaşatıcıdır. Rahmani Rekabet (Diğer Adıyla Zarurettir):Rahmani Ahlakla; Adil , Vicdanlı, Akıllı… Vb öncelikleriyle; demokraside, siyasette, eğitimde, ekonomide… Vb her türlü insani ve gerekli yaratıkların zayıf ve güçsüzlerini; liyakatli yaşatan rekabettir (uyumlu-sinerjitik birliktelik) yani zayıflarını yaşatır ve tedavi eder. Halbuki Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet; zayıflarını ya öldürür ya yok edere ya da kapitalistler gibi besi yeri olarak yaşatırlar. Rahmani (insani ve doğal döngü için gerekli zayıfları yaşatan ve tedavi eden) , şeytani (Kapitalistlerin zayıflarını besi yeri olarak yaşatması) ve hayvani/cahili (hayvanlar arasında zayıflarını eleyen ya da yem olarak kullanan) rekabetler arasındaki farkın farkındalığını kavrayıp kurallarını peygamberi ahlakla ilişkilendirişe çalışın. Vahşi/Doğal/Hayvani /Cahili ve Şeytani; Siyasetin ve Demokrasinin deşifre edemediği, kudurtmadığı ya da kudurtamadığı; fert, toplum… Vb insan tipi, her türlü istendik değer yargıları (inançsal İslami değer yargıları dahil) geleceğimizin öğretim, öğrenim, eğitim, yönetim, rejim… Vb sistemleri için çok büyük değer taşmaktadır ve çok çok önemlidir. Sonuçta, bilimi daha etkili biçimde kullanan kapitalistler;Müslümanları yanlarına çekmek için;kafircikleri alt edelim diye bazı Müslüman kavimleri menfaatleri gereği hidayete erdirme(Taliban ve İran hidayeti), bedava teknolojiler takdim ederek (Pakistan nükleer enerji... vb) planlarını uygulamaya koyan Karunizm (kapitalizm) komünist sitemin başını hidayete erdirmeyi başarmıştır. Bu gün ise kapitalistler;demokrasi sistemini yayacağım bahanesiyle Gayri Müslim inanç ehline (eski din ehli kavimlere, birleşmiş milletler, sosyalistler ve ılımlı komünistlere) göz kırparak veya yanlarına alarak hidayet ettiği müslüman ülkelere rableşmeye kalkışıyor ve Karunizm (kapitalizm) için büyük ortadoğu besi yerini hazırlıyor gibi. Kapitalizmin tarihi ortaklarına oynadığı oyunlarıyla örtüşen örneklerini hayvanlar aleminde (av ve avcı ilişkilerinde) görmek olasıdır. |
| 19.YY Biliminin Kökeni (Rönesans Bilimi ve Yakın Batı Bilimi=Avrupa Biliminin Ortaya Çıkışı ); Ortaçağ engizisyon mahkemeleriyle ceza ve eza gören evrensel insanlar ve özellikle bilim bilginleri (bilim insanları?!) ya da asrımızda iblis avlama ütopyaları ile insanlığın; siyaset, bilim ve din insanlarına olan güvenleri kayıp olmuştur. Amerika kıtası yerlilerine şeytan gözü ile bakılmasının sonucu toplu katliamlara maruz bırakılmışlardır veya insanla şeytan kavramları karıştırılmıştır. Sonuçta ortaçağ din ehilleri tarafından(eski din ehilleri) ümmet makamından laiklikle kovulan ve işe yarmaz ilan edilen meraklı evrensel insanlar (meraklı bilim insanları);fen bilimleri aracı ile dünyaya doğaya dalarak ya da bilimi doğayı hortumlama sanatı edinerek; dünyanın ve insanlığın dengesini bozacak kadar olmuşlardır. Bu cahil evrensel bilim bilginleri (bilim insanları?!) ve kendilerini tasdik eden tebaa ile bir zamanlar kendilerini laikle ümmet makamında kovanlara başat olmuşlardır. Bu sefer rejim şemsiyesi altında laikliği karşı güç olarak din ehillerine karşı kullanmaya başlamıştır. Bilimi ve fenni; dünyayı-doğayı hortumlama yarışı, sanatı, mantığı haline getiren bu evrensel cahil insanlar; bu sefer bir birlerine hüküm ederek I., II. sıcak dünya cehalet savaşları ve III. yarı sıcak-yarı soğuk dünya cehalet savaşıyla veto imparatorluğu doruğuna ulaşmışlardır. Velhasıl insanlık miracındaki insan ahlak paftası; doğa ve hayvanlar aleminin miracına inmiş ve bu gün buradan nasipleniyorlar ve dünyaya hüküm ediyorlar. Bu değerli bilim insanları; eski din ahitleri, doğa, hayvanlar alemi ve teknoloji kefenlerini (metriksini) aşamadıkları ya da doğa ötesiyle ilişkilendirmedikleri için; İslam'a, dine ve peygamber ahlakı kurallarına doğru empati duyacak; zihinsel, düşünsel, dinsel, eğitsel alt yapı ve güvenden mahrum oldukları için belki de bu boşluklar Eski Avrupa krallıkları-imparatorlukları ve eski din ehli balkonu güdümünde bodrumda kurulan/kurdurulan vahşi demokrasinin siyasileri tarafından bilerek ya da bilmeden cahilce kötüye kullanıldığı için bugünkü dünyevi sonuçlar ve dünya kaos halleri-durumları (kaos konjonktürleri) ortaya çıkmıştır. Belki de doğa ötesine aşacak ilim ve dini alt yapıya ya da aşacak rehber bilgiye sahip olmadıkları için bu miraçta boğulmuş mazlum insanlardır.Vadesi dolmuş eski dinlere ait çarpık bilgilerde zaten o miraca inmesine neden olmuştur. Bu asır ki yönetim boşluğunu/larını; evrimleşerek ya da kılık değiştirerek siyasileşen ortaçağ engizisyon zihniyeti insanları (Dini aşamazsınız(Din aşılmazdır)/hadis):haktan ve batıldan yana görünenler(münafıklar) hatta İslam dinini/leri koruma ve kollama yiğitliğine soyunan cahilleri kullanarak!!! parti, tarikatlar, ekonomi toplulukları, dernekler... vb sivil, özel, kişisell kurum ve örgüt maskesi altında (gizli-derin devlet ) ekonomi, bilimi ve insan kitlelerini liyakatsiz kullanıyorlar olması olasıdır.0, 1, 2, 3, 4 Sakat Demokraside çoğunluğun haklı monarşisi olarak;partiler demokrasinin ve çoğunluğun temsilcisi ve şeyhine sadık(parti liderine) tarikatlar olarak kullanılmaktadır hala. Özet Olarak; Ortaçağ döneminde eski din ehli+ krallık+imparatorluk… Vb tarafından kendilerine ve dini kurallara itaat etmeyenleri laikle devre dışı bırakılmışlardı. Daha sonra yetersiz ve vadesi dolmuş bun dinlerden kendini kurtaran insanlar bilim akaidine yoğunlaşarak doğayı ve doğadaki yasaları anlamaya ve yaşantısında kullanmaya veya güncellemeye yönelik bilimi yani teknolojiyi geliştirdiler. Bu sefer doğadaki yasaların ve yaratıkların doğadan yararlanmasını taklit ederek hayatına güncelleyerek uygulamaya başlamışlardır. Halada bilim bilgini (bilim insanı?!) kisvesi altında bu görevleri devam etmektedir. Ancak bu bilim bilginleri (bilim insanları?!) halkın gözdesi olmaya başlayınca monarşileri ve din tacirlerini Fransız devrimi ile devirerek devre dışı bırakmak için laikliği kendi lehlerine çevirmişlerdir. Bu süreç tüm Asya ve Avrupa’ya yayılırken Asya’daki hemen tüm monarşileri kökten yıkmış(şahlık, padişahlık, krallık, çarlık) ancak;Hayvani demokrasinin hamarat yılmaz siyasileri yönetimindeki aslan bilim bilginleri (bilim insanları?!) bilim işçisi gibi hala çalışırken, bazı ürettikleriyle doğayı insanın geleceği üzerine kışkırttıklarının bilincinde değiller belki. Avrupa’daki imparatorlukların ve krallıkların hemen hepsi balkona ve terasa çıkmış seyrediyorlar. Belki de İmamı Gazali R.A, Said-i Nursi R.A… Vb İslam alimlerinin bahsettiği aşırı fen bilimlerine dalmanın insanlığı vahşileştireceği (0,1, 2, 3,4) ya da peygamber ahlakından ve imandan zayıf düşüreceği felaketi;bazı batılı, uzak doğulu, kuzeyli… Vb bazı evrensel ve bilim bilginlerinin (bilim insanlarının!?) yaşantısında ve kişiliğinde ortaya çıkmıştır bu asır. |
2009 Güz Dönemi Bilim Tarihi ve/veya Bilimin Evrimi (Biyoloji) Etkinliklerinde Öğrencilerimden Özetlerini Dinlediğim ve İzlediğim Filmlerdeki Genel Çıkarsamalar; 4. Bilim evriminin Âdem öncesi vahşi insanla (Yontma taş, Cilalı Taş…VB devri insanları) ilişkisi insanların kendi hayat döngülerini ve yaşamlarını hatta tüm eylemlerini bir id ya da idolle ile ilişkisel olarak düşünerek yaşamaya başlaması yani insanların zihninde ve düşünce yapısında;bilim, doğa ve çeşitli yaratıklara tapınma enerjisinin buharlaşması Adem AS’A kadar çok önemli ve çok ciddi vahşi tapınma ve vahşi iman edişin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Belki de Allah CC Adem AS’I yaratılmasındaki en önemli sebep budur. |