BİYOLOJİ EĞİTİMİNDE EVRİM SEMPOZYUMU İnönü Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Malatya 3-4 Mayıs 2007 (Sempozyum Kitabı)
21.YÜZYILDA EVRİMİN BİLİMDEKİ KONUMU VE UYGULAMA ALANLARI
Nasip DEMİRKUŞ* Özlem CİHANGİR*
*Yüzüncü Yıl
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Orta Öğretim Fen ve Matematik Bölümü, VAN
|
ÖZET
|
|
GİRİŞ
21.Yüzyılda gelişen teknoloji
ve çığ gibi büyüyen bilimsel bilgi yığını; evrimin bilimdeki konumu
ile ilişkilendirilip disipline edilmesi son derece önemlidir. Eğer bu
gerçekleştirilmezse; bilgi yığını içinde; özgünlüğüne liyakati ile
kavuşmamış veya kaos
tartışmaları ile çıkmaza girmiş bir evrim bilimi ile baş başa kalırız.
Bunun için evrim bilim dalının liyakatli ve verimli disiplin
anlayışı ile 21. yüzyılda konumunun ve hedefinin belirlemesi zorunlu
gözükmektedir. EVRİMLE İLGİLİ BAZI TEMEL
KAVRAMLAR Enerji:Bilinen tüm yaratıkların; yaratıldığı, oluşturulduğu, kişilik kazandığı, hal değiştirdiği ve geri döndüğü/dönüştüğü/dönüştürüldüğü varlıkların yaratık olarak potansiyel gücünü ifade eden bir kavramdır. İstisna hariç tüm enerji miktarı ve kapsamı tüm yaratıklardan daha büyük bir kavramdır. Enerji tüm yaratıkların kişilik kazandığı ve şekillendiği hamuru gibidir.
Bilim: Doğadaki pozitif öncelikli (nesnel) bilgilere dayalı tüm bilim dallarındaki toplam
bilgi ve uygulamaları içeren en kapsamlı kavramlardan biridir. Bilim, daha
çok nesnel verilere dayalı olarak gelişip ilime doğru emekler.Bilim hayatın başlamasıyla insanın çevresindeki, iç dünyasındaki…vb edindiği bilgiler bütününe verilen addır.Büyük Kıyametle ölüme mahkumdur. Daha çok
öğretim kavramı ile ilişkilidir. Bilim yaratıkları, olguları, olayları ve
süreçleri tanımak için bir araçtır. Bilim ilimin metriksindedir. Bilimin tarihi olur ilmin tarihi olmaz!! Bilim ölümlü olduğu için bilimde mutlak gerçek yoktur, ilim ölümsüz olduğu için ilimde mutlak gerçekler vardır. Bilim, ilimin yaratıklarda yeşeren ölümlü-sonlu bilgi örüntüsü boyutudur. Bilim;akıllı ve zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini tanıma aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC’HUN Alim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör.Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları;sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC’HUN insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilim Bilgini, Bilirkişi, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; yaratık ve enerji hallari arasında öğrenme aracıdır.
Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır. İlim havuzunda, tüm enerji halleri ve yaratıkların (sanal, nesnel, yarı sanal) yapısı ve gerçek ilişkilerin sembollerle denklemsel ifadesi Matematiktir. Matematik külli ilmin içindedir. Her yaratığın konumunda en azından mutlaka bir matematik konum ve hayat denklemi var demektir. Yaratıkların yapısı ve aralarındaki ilişkilerin sembollerle denklemlerini ifadeden bilime Matematik denir. İlim havuzunda; madde (elementlerden), anti madde tabanlı birimlerdeki özgün ve mantıklı matematiksel denklem kümelerine dayalı enerji hallerinde hayat bulmuş;sanal, nesnel ve yarı sanal kişiliklere Yaratık denir. Sonsuz;Sonsuz;nesnel, sanal ve insani olanaklara dayalı hesaplanamaz boyutlara varabilen sonuçlara ulaşan kavramdır. -Belki de sonsuz kavramını azcık kavramak için;tüm yaratılmış-yaratılan ve yaratılacak yaratıkların toplam geçici ömürleri boyunca; düşünsel, nesnel, sanal, dijital(hesabi) …vb tüm faaliyetlerinin ve tersinin bir biriyle çarpımının, toplamının…vb tüm işlemlerinin hesabı olarak düşünebiliriz. Sonuçta her sonsuz ölüme mahkum çok büyük ve çeşitli ilişkiler mantığının-hesabının yaratıklarca kolayca ölçülemez sanal, nesnel, düşünsel, dijital(hesabi) ..vb veya tümünün devasa yığınıdır. -Genellikle hesapla, çalışmakla, uğraşla…vb sunucuna ulaşılamayan her şeye biz sonsuz deriz. -Sonsuz başı boş bir kavram değil hatta her başı boş gözüken şeylerde mutlak bir sınır içindedir. -Her sonsuzun tükendiği bir sınır vardır. -Her sonsuzun öldüğü bir hudut vardır. -İstisnalar hariç her tüm sonsuzlar mutlak değerler içinde birer yaratıktırlar. -Bu devasa kavramın; hesaplanmasına, ulaşılmasına ve kontrolüne ulaşılmayan veya yetişilmeyen yaratık, olay, olgu, süreç, zaman, hesap…vb her şeye sonsuz kavramını yakıştırırız. -Döngüsel sonsuz(ekolojik döngüler), mikroskobik (hücresel, fiziksel parçacıklar, elektron, plazma boncukları, ışık demeti... vb döngüler ve küçülmeler) , makroskobik (ör.yıldız-gezegen döngüleri, kainatın genişleme boyutları ve büyümeleri) ve devasa matematiksel hesaplar, sonuçlar ve döngüler (kainattaki nötrino sayısı ve Pi sayısı) -Enerjisel, matematiksel, sanal, yarı sanal, boyutsal, nesnel, döngüsel, ilmi, bilimsel, yarı nesnel, hayatsal ... vb devasalığı, boyutları hesaplanamayan sonsuzlardır.1, 2, 3 ,4 Aynalarda Sonsuz Görüntü 1s Elmas Sonsuz Değil 1s Evren Gerçekten Sonsuz mu? 1s Evrenimizin Geleceği (Sonsuzluk Takvimi) 2s Matematiğin Şaşırtan Yüzü Sonsuz Sayıda Direnç3s Matematik Sonsuz 4s Sonlu ve Sonsuz Sayılar 3s Sonsuz Sevgilerle 2s Sonsuz(a) Sevgilerle 2 Sonsuzluk 5s -Nesnel, Nitel ve Eylem Matematikte Küme Olarak Düşünüldüğünde;yaratıklarca aşılmaz, hesaplanamaz devasallıktaki düşünsel, nesnel, sanal, dijital(hesabi) ..vb tüm yaratıkların-eylemlerin... kümesi veya alt kümelerine denk sayıdır. Ebediyet;Bekası yaratıklarca sınırlanamayan, hesaplanamayan ve bilimsellikte yeterince doğru algılanamayan "Ölümsüz Hayat" anlamıyla örtüşen kavramdır. Allah CC’HUN "Baki" Sıfatı himayesinde devasa sonsuzları ve hemen her şeyi (tüm yaratıkları ve ürünlerini) barındıran "Ebedi Hayat-Ölümsüzlük Bahşedilen Her Şey" anlamında kavramdır. -Bazı yaratıklar Allah CC’HUN himayesi ve gücü sayesinde ebedileşecekler. Hep var olan ebedi bir hayata kavuşacaklar. Allah CC'HUN gücü her şeye yeter(ayet). -Tüm varlıklar, Allah ’CC’HUN ilmi içindedir. Allah CC'HU hayat verirse ilmindeki o varlık, yaratık (yaşayan varlık) olarak hayat bulur. Değilse ilmin içinde varlık olarak hayat verilmeyi bekler. -Tüm hayat bulmuş sonsuzlar ebediyetin metriksini aşamazlar. İpucu;ebediyet ile sonsuz kavramının ayrıcalığını ve anlam farkındalığını pekiştirmeye çalışın. Her sonsuzun akıbeti ölümle sonlanır, ebediyet ölümsüzlüktür. -Sonsuzdan büyük bir değer;en azında ebedi boyuttaki hayatın ilk basamağına-sınırına ulaşmış değer kabul edilmelidir. Ebediyet tüm boyutların ölümsüzlüğü demektir. -Ebediyet;kainatta bilinen ve bilinecek birim veya tüm boyutların(zaman, mekan, yaratık, hız, eylem, sonsuzluk,…vb) kaynaşık olarak;ölümsüz hayat bulmuş veya ölümsüz ilimdeki yaratılmaya hazır konumunda bekleyen kesintisiz ve kalıcı varlığını ifade eder. -Nesnel, Nitel ve Eylem Matematikte Küme Olarak Düşünüldüğünde;Allah CC’HUN rızasından nasiplenmiş yaratık veya yaratıkların ölümsüz ebedi hayatının kümesini veya kümelerini ifade eden yaratık-mekan-zaman-hayatla ebedi kaynaşmış kavramdır. Yaradılış; -Allah CC’HU bir şeye ol der o da hemen oluverir.(Ayet) -Ebedi-ölümsüz boyutta kâinata ol dedi ve her şey oldu bitti! Olmuş bitmiş boyuttaki sonuçlarda; yaratığın tüm tercih olasılıklarıyla varacağı sonuçların hepsi mevcuttur. Yani bir kişi Allah CC’HUNA peygamber gibi teslim olması ile varacağı kader çizgisiyle sona ulaşır. Kendi özgün tercihleriyle hayatını değerlendirmesiyle varacağı kader çizgisinde karışılacakları önceden bilinir ve farklıdır. Onun için Allah şeytanı şeytan olsun diye yaratmadı. Akıllı varlık olarak yarattı ve şeytan nefsini tanıdı. Sonradan şeytanının kendisi Allah CC’HUN kurallarının tersine kendi tercihleriyle hilkat garibesi kader çizgisine girmiştir. Kendisine neden Adem AS’A secdeye gitmedin diye sorulduğunda ben ateşten yaratıldım ve ondan daha hayırlıyım demiştir. Nefsine uyduğu kendisine hatırlatılmıştır. Sonrada bu çizgideki tüm akıllı varlıklar (İnsan, Cin... vb) şeytana uymuş kabul edilip yada yaşam döngüsünde şeytana tam itaat ediyorsa sanal yada nesnel şeytan kabul edildiği:Allah CC'HU;Peygamberleri, Suhuf ve Kitaplarıyla bildirilmiştir. -Ancak Allah CC'HU ebedi boyutta olup biten senaryonun geçici-ölümlü hayat ve yaratıklar boyutundaki (Kainattaki) senaryoyu tarif ederken; 1-Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık (Ayet) 2-Yeri göğü 6 günde yarattık (Ayet) 3-Göğü hala genişletmekteyiz. (Ayet) Sonuç; -Ölümsüz bir boyutta olmuş ve bitmiş bir senaryonun ölümlü, geçici ve sonlu boyutu yaşanıyor ve yaşıyoruz. -Yaşayan bu senaryoda;ör, hayırlı mukadderat dileyen bir insana Allah CC’HU icabet ettiği zaman o insanın geçiciden ebediye tüm mukadderatını değiştire biliyor. -Yada geçi senaryodan dilediğini ebedi, geçici…vb yapabiliyor. -Onun gücü her şeye yeter ve o her şeye kadirdir.(Ayetler var) İstatistik;matematiğin hayata uygulanışının mantık ve çoklu denklem sistemlerini içeren uygulamalı bir disiplin bilimidir. İSTATİSTİK BİLİMİ;Nesnel ve sanal bilimlerdeki;doğal, ampirik-mantıksal ilişkileri içeren tüm formülleri, analitik ilişkilerin şablon denklemlerini bir arada inceleyen ve uygulamaya koyan bilimdir. Diğer bir deyişle; bilinen tüm ampirik denklem ve ilişkisel mantık sistemlerinin şablon denklemlerini bir arada ve birbiriyle ilişkilerini çoklu disiplin mantık sistemleriyle uygulamaya koyarak; insanlığa, hazır paket mantık hizmeti veren ve zaman kazandıran bilimdir. İlim havuzunda nesnel hayat bulmuş yaratıkları inceleyen bilime Doğa Bilimi denir. -Her bilim dalı bir çiçek kabul edilirse;Evrim Bilimi bu çiçeklerdeki özgün balı toplayan bal arısı misali topladığı balları “Doğa Bilimi” kovanlarındaki peteklere doluşturarak ona geleceğe yönelik dirimsel hayat veren bilim gibidir (Grafik 1, Grafik 2). Bilimsel Açıdan Doğa
Ötesi: Bilim açısından henüz genişleme
boyutuna ulaşılmayan doğanın geleceğini ifade eder. Gerçek: Değişme
miktarı ihmal edilebilecek kadar minimum düzeyde olan veya hiç değişmeyen yaratık, olay, süreç, zaman, olgu
ve kurallar bütünüdür. Kısaca; en az değişen veya hiç değişmeyen
kavramlara gerçek denir. Gerçek yalanın tersidir, karşılığı yalan olmayan
çok şey gerçektir. Hayatta, değişmez, az değişen ve güdük gerçekler
vardır. Örneğin, ölüm sonuç itibariyle değişmez
gerçektir. Kanunlar az değişen gerçeklerdir. Belki de her kanun bir
gerçektir, ama her gerçek bir kanun değildir.
Yokluk:Hiç
bir şeyin olmadığı anlamına gelen yokluk kavramının karşılığı koca bir
yalandır. Yaklaşık; Yokluk=Yalan !! Yokluk kavramı hiçbir enerji
halinin olmadığı boyut/larla örtüşen bir kavram
olarak ifade edilmesiyle kavram
yanılgısını yaratmaktadır. Bu kavram, kayıp ve bilinmeyen kavramları
ile karıştırılmaktadır. Belki de;"Enerji Yoktan Var Vardan Yok
Edilemez"
prensibinin tanımı eksik veya mantıksızdır. Çünkü enerjisiz bir boyut
düşünmek mantıksızlık ve saçmalıktır. Doğadaki tüm döngüler bu
mantıksızlığın kanıtı olabilir!! ”Enerji
Kayıptan Var, Vardan Kayıp Edilebilir”
demek belki daha doğrudur veya mantıklıdır. Sistem Zekası-Sistem Zeka Birimi;çevrenin ve ortam koşullarının;yaratıkların ve enerji hallerinin;filogenik gelişim ve oluşum süresince;yaratıklara ve değişik enerji hallerine ait sistemdeki/lerdeki döngüsel ve çekimsel etkileşimlerinin dinamik dengesine etkilerinin sanal aracına sistem zekası denir.Plazma boncuğu, sinir sistemi, kas sistemi, elektron, pozitron, atom, evren, robot zekası... vb zeka gibi. Bir sistemin çevreye uyum için gerekli minimum zeka konumu o sistemin sistem zeka birimini ifade eder. Gen- Sistem Zekası (Geçişken Zeka);Canlı ve cansız ortamlara uyum sağlayan ve her iki ortamdaki özellikleri taklit edebilen geçiş özelliği gösteren canlı ve yarı canlı yaratıklarda görülen zeka çeşididir. Örn.ekosistem, virüs, spor,ahtapotlar, mürekkep, balıkları, tohum…vb. zakası Biyolojik Zeka;Doğanın ve çevrenin;filogeni, ontogeni ve gelişim sürecinde;organizmanın, gen sistemlerine çevre ile dinamik etkileşimli kayıt ürünü doğal sanal araçtır. Gen Zekası ve Gen Zeka Birimi (Demirkuş 2009):Aslında canlı yaratıklar yaşadıkları sürece değişen çevre koşullarına: en hızlı, en doğru ve en mükemmel; uyum sağlama, algılama, kavrama ve mantık sistemleri geliştirme, verimli değişimle sonuçlandırma ve hedefe ulaşmak, değişime uyum için gerekli-istenen yetenek ve özellikleri genlerine kayıt edilir.Buna kısaca değişen koşullara; gen-değişim ve uyumu kaydı denebilir. Bu kayd edilen özelliklerin bazıları zaman içerisinde ve evrimsel süreçlerde uygun koşullarda fenotipe(dış görünüme) yansıyacak şekilde, bedende yeşerir ve canlının hayatına güncellenir. Gen seviyesindeki kayıtların özgün gen ve ilişkili-etkileşimli gen kümesinden…vb prokaryot, tek hücreli...organ, beyin, sistemler, beden, populasyon, birliğe kadarki değişimlerin kalıcı sanal araçlarına gen zekası diye biliriz. Gen-zeka özellikleri doğadaki yapılarla-yasalarla, biyolojik yapılarla-yasalarla ve çoklu zeka kuramıyla örtüşmektedir. Kısaca;canlı ve yarı canlı yaratıklardaki tüm zekalarının tabanı gen zekası birimine/lerine dayanır ve çoklu zeka tipleride onların etkileşimli tümevarım sonuçları gibi gözükmektedir. Gen zekası birimi, sistem zekası birimi ile ilişkilidir, ondan etkilenerek;gen değişim ve uyumu kayıtlarını yapar. Beyin;öncelikle nesnel bedenlerimizde özelleşen organlara ait gen zeka kümelerini ve gen görevlerini ilişkilendiren veya gen görevi ve zekaları ilişkilendiren yönetim merkezidir.Beyin nesnel ve zihinsel havuzumuzun sürekli uyanık, çalışan diri işlevsel ve zihindeki bilgilerini kodlarını içeren kavşak ayağı veya zihinsel bedenimizin/havuzun/hafızanın nesnel çekirdeği gibidir. 0,1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11, 13, 14, 15,16, 17, 18, 19 -Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen proteinlerden organik kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış imajını taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3 -Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında beş duyumuzla alınan bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler…vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün protein üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanma yapılmaktadır. -Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede 5 duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni beş duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir. -Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez. -Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) yada kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız. -Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, trans halinde, düşünerek, uykuda ve rüyalarla zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod….vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz. -Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? -Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün. -Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını yada vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. Hatırlamak, Unutmak Yada Eksik Hatırlamanın Nedenleri ve Geleceği; -Hatırlama daha çok yapılan kodlamanın, gereksinim duyulması veya içsel ve çevresel kombinezonlu uyaranların ürünüdür. -Hatırlanma tüm kodlanma türlerinin ortak paydası veya bir tanesiyle bizde hayat bulur. -Bilgilerin yeniden hayat buluşu;ses, görüntü, eylem, kavram, isim, siluet, dokunsal, his, hayal…vb şekilde hatırlanır. -Yani kodlamanın açılan uçları iç ve dış çevre ile kontağa geçmesi ile ışık hızından hızlı bir yoklama ve iletişimle sonuca ulaşır. -Doğru ve bilinçli hatırlamaya engel olan;beyin yaşlanması, benzerlik çakışması, hatırlamayı negatif etkileyen çevresel ve içsel etmenler, hastalık…vb. -Zaten insanlar ilerde bu hatırlama problemlerini nano ve kuantum robo bellek ve kayıt edicilerin sürekli kaydı ile telafi edecektir.Ancak buda zihinsel tembelliğe neden olacaktır. TOPLU BİLİMİ;toplumsal; yaşantı, zaman, eylem, olay, mekan, süreç, olgu…vb toplumsal açıdan her şeyi inceleyen bilimdir. FEN BİLGİSİ BİLİMİ;Beşeri Bilimler, Doğa Bilimleri(FKB, Jeoloji…vb) ve Matematiğin ortak payda bilgilerinin hayata uygulandığı bilim alanıdır. -Canlı,
Cansız ve Araform Bilimlerinin doğal
şekillenmesi ve Evrim Bilimi ile geleceğin dirimsel
ve uygulamalı bilimi şekillenir. Bu bilim Doğa Bilimidir.
-Tüm
pozitif bilimlerin morfogenezisi doğa biliminde
hayat bulur. -Evrim
Bilimi doğadaki ve insandaki tüm özgün enerji halleri bilimsel olarak
deşifre edilip, doğa ötesi güç-teknoloji, tera
bilgisayarlar ve tera teknolojiyi kullanan
evrimle gerçek hayat hikayeleri açıklandığı zaman, Doğa Bilimi gerçek
konumunda hayat bulmuş olacaktır. Tüm
bilimler arasında ilişki kuran evrim; her bilim dalı bir çiçek kabul
edilirse; evrim bu çiçeklerdeki özgün balı toplayan bal arısı misali
topladığı balları “Doğa Bilimi” kovanlarındaki peteklere doluşturarak
ona geleceğe yönelik dirimsel hayat veren bilim
gibidir grafik
-Doğa
ve doğa ötesindeki: değişen süreçleri, benzerlikleri, ayrıcalıkları,
değişimleri; orijine ve kronolojik sürece göre (filogeni ve ontogeni mantık süreçleriyle) ilişkilendiren
doğa bilimidir. Evrim
Bilimi, beş duyuya dayalı verilere ilaveten, bilimsel ve teknolojik
gelişmelerle donanım bilgisini zenginleştirecektir. Bu zengin donanımı;
insanın uzaya açılmadan önce yer küresindeki ve uzaydaki tüm biyotik ve abiyotik
verileri oluşturmaktadır. Geçmişe bugüne ve geleceğe ait bu veriler bilimsel kurallarla filogenik-ontogenik
mantıkla ilişkilendirilerek günümüzde ve uzay çağında
uygulanacaktır. |
|
EVRİM
BİLİMİNİN UYGULAMA ALANLARI: Bu yaşam yerine tüm doğal döngülere uyumlu en uygun hangi canlıları ekeceğiz? Ya da insanların bu ortama nasıl bir yaşam döngüsü kurması gerekir? Kuracaklarının sağlıklı çözümü ve uygulanması, yer küresindeki edinilen uygulanabilir sağlam verilere bağlıdır. Bu veriler de evrim bilimi ile ilişkilendirilerek toplanacaktır. Toplanan veriler; yaratıkların filogeni ve ontogeni mantık sistemleriyle, bilgisayar ortamında simüle edilerek sonuçları pratikte test edilir. Yapılan testlerde bilgilerin uygulanabilirlikleri belirlenir. Bu uygulanabilir veriler yer küresinin filogenetik ömrü içerisinde hangi filogenetik paftasıyla örtüşüyorsa, o zaman dilimindeki fauna ve flora göz önünde bulundurularak ekim yapılır. Ünlü bilim bilgini (bilim insanı?!) Craig Venter 2003 yılı Kasım ayında yaklaşık 5000 baz
uzunluğunda bir virüs genomunun yapı taşlarından iki hafta gibi rekor bir
sürede bakteri virüsü sentezlemeyi başarmıştır. Bakteri virüsü 0X174'ün
5386 baz uzunluğundaki genomunun organik olarak sentezlenmesi yalnızca 14
gün sürmüştür.Bu bilimsel çalışmaların ileride, çeşitli gametleri,
zigotları ve mikroorganizmaları canlı yapı taşlarından elde etme aşamasına
ulaşacağı kesindir. Hatta evrim biliminde filogeni ve ontogeni
mantık-kurallar sisteminin çevre ile ilişkisi doğru deşifre edilirse,
hangi ortamda hangi gen sisteminin yaşayabileceğinin çözümü de ortaya
çıkmış olacaktır. Basitten hareketle, taksonların gen sistemi ile yaşam yerleri arasındaki
ilişki kombinezon olasılıkları hızlı (tera-kuantum) bilgisayarlarla ilişkilendirmek,
hesaplamak zor olmayacaktır. Örneğin 266 bit uzunluğundaki bir code'un şifresinin çözülmesi gerektiğinde, en hızlı
dijital(hesabi) süper bilgisayar, şifresini çözmek için 14 milyar
yıldan fazlasına ihtiyaç duyuyor. Buna karşılık,
bir kuantum bilgisayarı, çözümü birkaç dakika içinde bulabiliyor.
Bununla beraber insanlar
çeşitli canlılara ait
dondurulmuş zigot, yumurta ve gamet stoklarıyla
da uzaya açılacaktır.
Bu çalışma alanında zaman
kazanmak ve veri almak için, organizmalar arasındaki evrimsel yakınlık
spektrumunu doğru tespit etmeliyiz. Bunu gen sistemleriyle ilişkilendirip
organizmalar arasındaki filogeni-ontogenin; benzerlik, değişim, geçiş ve nötr gen sistemleri haritalarının
çıkarılması gerekecektir. Sonuç olarak eksik te olsa yeryüzündeki
canlılara ait filogeni-ontogeni gen haritası çıkarılmış olacaktır. Bu gen haritalarının
bilgilerine dayalı olarak, benzer ve yakın genlerin değişen çevre
koşullarına bağlı olarak gösterdiği uyumun değişim süreci; gen aktarma ve
yapay yaşam oluşturma teknikleri bize çok zaman kazandıracaktır. Örneğin; kuramsal olarak bir bakteriden bir
ortamda başka bir bakterinin evrimleşmesi için 30 yıllık bir sürecin geçmesi gerekmiş olsun. Bugünkü teknoloji
ve gen aktarımı yöntemleri geliştirilerek 30 yıl beklememize gerek kalmayacaktır.
Evrim
Bilimi ile edindiğimiz sağlıklı bilgiler yer
küresindeki sanal ve gerçek verilere dayalı olarak, mevcut teknolojiyi
kullanarak, karşılaştığımız ortamlarda ne tip gen
kombinezonlarını içeren sistemleri-canlıları
ekeceğimizi önceden bilmemiz mümkün olacaktır.
Kısaca bakterinin gen
kombinezonları ile 30 yıl sonra oluşan bakterinin gen kombinezonları
arasındaki farkı teknolojik gelişmelerle, gen aktarımları teknikleri ile
ve yapı taşlarından gen
üretimi ile bugün üretebilirsek ve
uygulayabilirsek o zaman biz uzayda evrimi ışık hızıyla uygulamış
olacağız |
|
1-Biyotik
süreç: Yer yüzündeki bütün canlı
yaratıkların zamana bağlı biyolojik gerçek hayat hikayeleri (filogeni – ontogenileri)
ve gelecekleri ile ilgili gerçek bilgi edinmektir.
2-Abiyotik
süreç: Zamana bağlı olarak biyolojik
gerçeklerin cereyan ettiği mekan ve olayların oluştuğu habitatlarında
fiziksel ve organik bilgi edinmektir. 3-Uygulama alanının biyotik süreçlerine olumlu tepki verebilecek olası
taksonların biyotik ve abiyotik
döngülerinin simülasyonları ve uygulanabilirlikleri, alana uygulanabilecek
olası döngüler ve taksonların
belirlenmesi gereklidir. 4-Bu uygulamalara geçilmeden önce yer küresindeki birim alanların
abiyotik-biyotik
süreç -olgu haritaları verilerinin çıkartılması, yeryüzünün mevcut ve
gelecekteki abiyotik süreçlerin değişimine
bağlı olarak yeni biyotik süreçlerin ve
döngülerin başlatılması konusunun en azından dijital(hesabi) ortamda hazırlanması
ve doğruluğunun da test edilmesi gerekir. Uygulamaya geçilmeden önce birim alanla uğraşırken yapacağımız
değişikliklerin biyosferdeki diğer döngülere tesirini ve etkileşimini
pozitif, negatif ve nötr olarak değerlendirmemiz gerekecektir. Örneğin;
uzaya açılmadan önce yer küresinin birim koordinatlarındaki topografik, iklimsel ve biyotik envanteri geçmiş ve geleceğe yönelik
kaydedilmelidir. Sonra bu habitatta var olan biyotik döngülerin dışında farklı hangi
kombinezonların sığdırılabileceğine bakılmalıdır.
5-Yer küresindeki abiyotik ve biyotik
döngülerin ve süreçlerin bilgisayar ortamına simüle edilmesi; gelecekle ilgili doğru tahminlerde
bulunmamıza yardımcı olacak ve başka gezegenlerdeki biyolojik döngü mayalama aşamalarına yardımcı olacaktır.
6-Biyotik-abiyotik
süreçler, döngüler ve organizmaların gen sistemleri arasındaki doğal
ilişkiler ve kuralların disipline ve
kategorize edilmesine geçilir. Bu çalışmalara
yer küresi ve diğer uzay ortamları için yapılmaya devam edilir. Bu
çalışmaların sonuçları gelecek nesillerimiz için çok büyük önem taşır.
|
|
EVRİM DİN VE BİLİM KAOSUNUN KÖKENİ VE ÇÖZÜMÜ
Bilim ve din arasındaki en
büyük çelişkiler ve çıkmazlar, Batının Ortaçağ döneminde başlamıştır.
Ortaçağ dönemindeki din fobisi, materyalizme ve bilimin popülaritesine
eklenince sonuçta bütün inanç sistemlerine bu perspektiften bakmak doğal
bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır. Ne Yazık ki, bu sonuçtan İslamiyet’e hak etmediği liyakatsiz ve korkunç bir toplumsal tufan iftirası yakıştırılmış ve uygulanmıştır. .
Son yıllarda yapılan
araştırmalar, özellikle Mars’tan getirilen kayaçlar üzerinde yapılan
incelemelerde nano-bakterilere benzer mikro
organizmaların varlığı, çoğu bilim bilginleri (bilim insanları?!) tarafından kabul görmüştür. Galapagos adalarındaki, bitkilerin %42'si, kara
kuşlarının %75'i, sürüngenlerin
%91'i ve memelilerin tümü adalara özgü neo endemiktirler.
Ontogenik ve filogenetik gelişim mantık sistemleri dikkate
alındığında, endemiklerin oluşum nedenleri ve
işleyen evrim mekanizmalarının mantık sistemleri bir arada disipline edildiği zaman, uzaydaki canlıların yer küresindekilere benzeşim
olasılık oranları; ilkel prokaryotlara doğru % 100’e
yaklaşırken, insan ve diğer gelişmiş canlıların benzeşim olma olasılığı %0’a doğru yaklaşılır
gibi gözükmektedir. |
|
TARTIŞMA VE SONUÇ İnsan beyni ışık hızından daha hızlı ve sağlıklı düşünme yeteneklerine sahiptir. İnsan düşünsel yeteneklerini, zihinsel kapasitesini ve zihinsel araçlarını doğru kullanarak doğayı aşabilir. Zihinsel-bedensel araçlarla, sağlıklı bilgilerle ve doğru tercihlerle teknolojik evrim bilimi ile kendimizi donatıp geleceğimizi hazırlamalıyız.Bu sayede;irademiz ve doğru tercihlerimize dayalı evrimleşme çizgilerini ve doğayla uyumlu yaşama koşullarımızı hazırlamayı ele geçirmiş olacağız. Çünkü insan gelecekteki değişimleri bu şekilde aşamazsa, doğa yasalarıyla işleyen çarklar arasında malzeme, yok olmak veya döngünün bir elemanı olmaktan kendisini kurtaramaz. Geleceğin tartışmasız zorunlu bilimi, biyolojinin ve evrim bilimi ile birlikte, diğer tüm bilim dallarını doğal döngülere uyumlu-doğru ilişkilendirilmesi ve verimli-uyumlu canlı-cansız döngülerin yaratılması için, öneminin tüm bilim bilginlerince (bilim insanlarınca) desteklenmesi gerekmektedir. Bu zaruretin acısını yakın geçmişimizde yaşadık. Biyolojik döngüler dikkate alınmadan uygulamaya konulan abur cubur uygulamalar, Müsrif Teknoloji , Patojen teknolojik buluşlar bu günkü çevre sorunlarının baş nedenleridir. Belki de 21. yüzyılın gözde bilimi, biyoloji merkezli evrimle ilişkilendirilmiş tüm temel bilimleri içeren "Doğa Bilimidir". Grafik I ve Grafik II İnsanın biyolojik bilincinin teknolojiye hakimiyetinin önemi ve nedeni gerekçeleriyle tüm bilim insanlarınca iyi bilinmelidir. Evrim Biliminin, bilimlerin merkezinde olması ve bilimsel ilişklendirmedeki önemi doğru vurgulanmalıdır. Verilen biyoloji derslerine ilave olarak, uzay biyolojisi dersinin evrim dersi ile ilişkilendirilip lisans ve yüksek lisans derslerine konulması gerekir. Matbaa ve Evrim Biliminin tümünü reddetmek (Evrim ya da Darvin psikozu) cehaletin psikozudur. Matbaa ve evrim cahilleri ile iddialaşıp zaman kaybetmektense, bilenin bilmeyenin (cahilin) halinden anlama olgunluğunu göstererek çalışmalarımıza devam etmeliyiz. Bilim ve Din cahillerine yararlı olabileceğimiz davranış, ilişki ve tepki kombinezonları geliştirmeli ya da gerekirse onlardan uzak durmaktır. Aksi taktirde onlarla iddiaya girmek ve uğraşmak, toplumsal denklemlerde bulunması gereken mutlak sabiteleri veya değişmezleri değiştirmeye kalkışmak;hem cehalettir, hem vakit kaybı hem de toplumsal huzur denklemini kısır tartışmaların kaosuna sürükleyip berbat eder. Belki de Evrim Bilimine çok uzaktan bakışımız ya da evrim mekanizmasını bir kompleks yapı olarak eksik ya da yanlış algılayışımız; bizi evrim bilimi, evrim prensipleri, evrim mekanizması ve evrim teorisi özgünlüklerinin birbirine karıştığı konumlarda kaosa sürüklemektedir. Evrim Bilminin lisanı o kadar açık ve berraktır ki küçük benzetmelerle bile izahı mümkündür. Örneğin; bir kitap düşünelim; kitabın tamamı -Türkçe yazılmış olduğu farz edilecek olursa, 29 harfin ard arda sıralanmasıyla oluşmuştur bu harflerin belli bir sistemle yan yana gelerek bir konuyu açıkladığını düşünelim DNA daki (RNA kısmi canlıların nesnel boyut yönetici alfabe yapı taşlarını içerir ) yönetimsel alfabetik alt üniteleri veya canlı yapı taşları nesnel boyut canlı alfabesindeki harflerin dizilimi (canlı yapı taşlarının dizilimi) çok büyük önem taşır,örneğin, bazların dizimi yada canlı yapı taşları dizilimi belli kurallara göre çeşitlilik gösterdikçe tür çeşitliliği de söz konusudur. Ancak bu dizilim belli kurallara göre oluştukça anlamlı sonuçlar ortaya çıkar. Kitaptaki kelimeler ve harfler dilin belli kurallarına göre yer değiştirdikçe anlam kazanır.Bu anlamlı kelimeler arasında her zaman mantıklı geçiş formları aramak belki mantıksızlıktır. |