BİYOLOJİ EĞİTİMİNDE EVRİM SEMPOZYUMU  İnönü Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi  Biyoloji Bölümü  Malatya  3-4 Mayıs 2007   
                                                                                                     (Sempozyum Kitabı)

                                                                               

                                                                    21.YÜZYILDA EVRİMİN BİLİMDEKİ KONUMU VE UYGULAMA ALANLARI
      


                                                                                                  Nasip DEMİRKUŞ*    Özlem CİHANGİR* 
                                                             *Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Orta Öğretim Fen ve Matematik Bölümü,  VAN

                                                                                                                                                          Sempozyumdan Görüntüler ve Sözel Bildiri İçerikleri

                                                                                                           ÖZET
        Bildiride, son gelişmeler dikkate alınarak, canlı, cansız ve yarı canlı yaratıklar (spor, tohum vb.) arasındaki ilişkilerin tanımları yapılacaktır. Bu tanımlar çerçevesinde evrimin enerji hallerine dayalı tanımı yapıldıktan sonra aşağıdaki soruların tümüne açıklayıcı yanıt olabilecek bilgi verilecektir.
        Sonuç olarak uzay çağında ve gelecekte  evrim-teknoloji ilişkisinin,  kullanım ve uygulama alanlarıyla ilgili kesin  bilgiler verilecektir.
        Evrim bilimi gerekli midir? Evrim kuramı ileri sürülmeseydi ne olurdu? Evrim kuramı ileri sürülmeden önce evrimle ilgili bilgi var mıydı veya biliniyor muydu? Evrim bilimi  gerçek mi, yalan mı, yoksa  yakıştırma mı? İnsan evrimi aşabilir mi? Evrimin mi kanunları, prensipleri  ve kuralları olur yoksa kuralların ve kanunların mı evrimi olur? Bilim nedir?  Temel olarak kaç alt dala  ayrılır? Evrim Fen Bilimlerini ne kadar ilişkilendirebilir?


              EVRİM BİLİMİ İLE İLGİLİ FİLİMLER    EVRİM BİLİMİ İLE İLGİLİ SORULAR            EVRİM BİLİMİ İLE İLGİLİ MAKALELER       EVRİM BİLİMİ İLE İLGİLİ BİLDİRİLER

              


                                                                                                 

GİRİŞ

        21.Yüzyılda gelişen teknoloji ve çığ gibi büyüyen bilimsel bilgi yığını; evrimin bilimdeki konumu ile  ilişkilendirilip disipline edilmesi son derece önemlidir. Eğer bu gerçekleştirilmezse; bilgi yığını içinde; özgünlüğüne liyakati ile kavuşmamış veya  kaos tartışmaları ile çıkmaza girmiş bir evrim bilimi ile baş başa kalırız. Bunun için evrim bilim dalının liyakatli ve verimli disiplin anlayışı ile 21. yüzyılda konumunun ve hedefinin belirlemesi zorunlu gözükmektedir.

EVRİMLE İLGİLİ BAZI TEMEL KAVRAMLAR

Enerji:Bilinen tüm yaratıkların; yaratıldığı, oluşturulduğu, kişilik kazandığı, hal değiştirdiği ve geri döndüğü/dönüştüğü/dönüştürüldüğü varlıkların yaratık olarak potansiyel gücünü ifade eden bir kavramdır. İstisna hariç tüm enerji miktarı ve kapsamı tüm yaratıklardan daha büyük bir kavramdır. Enerji tüm yaratıkların kişilik kazandığı ve şekillendiği hamuru gibidir.
       Kâinatta çeşitli enerji halleri mevcuttur Ör. katı, sıvı, gaz, ısı, radyasyon, ses, ışık.. Vb. enerji halleri doğal ve sanal enerji döngüleriyle hal değiştirir. Sanki enerji kainattaki ilk haline meyilli hal değiştirerek hayat buluyor. Şöyle ki enerji hal değiştirmeden uzun süre dengede duramamakta veya dengesizliğe (hal değiştirmeye) meyilli toplam(total) yaratık hamuru halleri gibi gözükmektedir. Doğa, hala doğa ötesine doğru genişlemektedir. Enerji hiç bir zaman israf olmayacak bir döngü içinde devamlı yaratıkların kisvesi altında (yaratık olarak) hal değiştirerek ömrünü geleceğe taşımaktadır. Büyük kıyametle (kainatın ölümü ile) kainattaki tüm enerji halleri ya da toplam kainat enerjisi ölecek, yani aslına veya orijinine geri dönecektir. 


Enerji Hallerinin Dönüşüm Prensibi: Her enerji hali, bulunduğu veya değişen koşullara bağlı olarak, orijine doğru en ekonomik eşik minimum enerji haline/lerine dönüşmeye meyillidir.13.8 Milyar Yıl öncesinden bu güne dek;1029 derece ile -273 derece ısılar arasında evrenin kütlesi, çekim güçleri, evrendeki atom altı ve atom üstü parçacıkların etkilenişi; Kainat'ımızın bugüne kadar ki evrimini yönlendirerek etkilemiştir.

Enerji Hallerinin Evrimi:Filogeni (atasal/ceddi hayat döngüsü) ve ontogeni (tekil/ferdi hayat döngüsü) bakımından kainatın oluşumundan bugüne kadar tüm yaratıklardaki enerji hallerine ait döngülerin, kronolojik olarak ortaya çıkışları, ortadan kayıp oluşları, birbirine dönüşümleri, hal değiştirmeleri vb. ile ilgili süreç ve olguların değişimini ifade eden evrimle ilgili kavram-deyimdir.
Enerji halleri Döngüsü;Belli ortamlarda çeşitli enerji hallerinin bir arada biri birine dönüşme meyilli döngüsünü ifade eden kavram deyimdir. Ör;bazı canlılarda ki kreps döngüsü.

Filogeni (Katlanmış Hayat Döngüsü):Bir taksona ait canlı grubunun gerçek hayat hikayesini ifade eder.


Ontogeni
(Ferdi Hayat Döngüsü):Bir taksona ait ferdin gerçek hayat hikayesini ifade eder.
Filogenetik ve Ontogenetik Şekillenmenin İlişkisi;Filogetik Şekillenmenin-Evrimsel Açılımlarının Kümülatif/Katlanmış Döngüleri (Filogenetik şekillenişi (morfogenezisi)n Kümülatif/Katlanmış Döngüleri), sanki taksonlar bağlamındaki kümülatif ontogenetik gelişmelerin makroskobik tümevarımlarının ortak paydaları gibidir. Doğal döngüdeki koşulların ve filogenetik gen havuzundaki genlerin çevresel etkilerle genetik yapılarında birikmiş kayıtların(genetik değişimlerin) etkileşimin ürünleri olarak:yeni koşullara; ya elemine olur, ya değişmeden yaşamaya devam ederler ya da uyumsal değişimler göstererek yeni taksonlar veya yeni varyasyonlar olarak ortaya çıkarlar.Doğal seçilim kadar, çevrenin etkisiyle değişime uğrayarak gen havuzunda meydana genelen yeni değişimler ya da uyumsal kayıtlarda büyük önem taşır. Sadece doğal seçilimi ya da çevresel koşullar şekillenmede ileri sürmek yetersiz gözükmektedir.

Çeşitliliğin- Özgünlüğün, Tek Düzeliğin (Monologluğun) Avantajları Ve Dezavantajları (Evrimsel Açıdan); Örneğin, bir bitkinin iletim ve destek sistemindeki hücrelerin-iletim elemanlarının çeşitli oluşunun kazandırdıklarını anlayış için tüm iletim ve destek sistemin tek düze bir çeşit hücre ve iletim elemanlarından oluştuğunu düşünün. Örneğin bir tür içinde ya da aynı bakteri türüne ait çeşitli alt grupların değişik ısı seviyelerine dayanıklı alt türler ya da alt kategorideki taksonlara ait varyasyonlar düşünün; en çok -50, +20 dereceye dayanıklı , en çok -40, +30 dereceye dayanıklı bir grup, en çok -30, +40 dereceye dayanıklı başka bir alt gruptaki tüm bakteriler; +20, -20 dereceye dayanıklı olabileceğini hayal ediniz. Bir anda ortamda ısı +35 dereceye çıkarsa bu ısı dercesine dayanıklı olmayan türler ortadan kalkar ama + 35 derce ısının üzerine dayanıklı olanlar yaşayarak kayıp olan neslin genlerini geleceğe taşır. Bunun tam tersine ısı -35 dereceye düşmüş olsa yine soğuğa dayanaklı ölmeyenler dayanıklı olanlar türün devamını sağlamış olacaklardır. Bu nedenledir ki özel haller hariç yaşamayı başaran çeşitliliğin avantajı; yaratıkların ve türlerin yaşama şanslarını artırırlar. Çeşitliliğin dezavantajı yaratıkların arasındaki uyumu ve iletişimi zorlaştırır. Nesnel ya da bedensel çeşitliliğin yaşama gücünü ve olasılığını artırdığını bilimsel, inançsal olarak biliyoruz (sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye/ayet). Bu mantıktan hareketle değer yargıları (ana dil, inanç, kültür, örf, adet… Vb) açısından çeşitlilik kavimlerin; hoşgörüsünü, zihinsel ve düşünsel yaşam gücü olasılığını artırır. Kısaca nesnel, düşünsel ve zihinsel çeşitlilik;yaşam gücünü artırıcılar olarak bir birini tamamlayan unsurlardır. Birinin eksik olması diğerinin verimli oluşunu olumsuz yönden etkiler. Özel haller hariç; insanın bedenine, düşüncesine ve davranışlarına zarar verecek bazı kavimlerdeki kültürel, inançsal, düşünsel… Vb tabu ya da değer yargıları zararlı çeşitlilikler olup;uluslar arası seviyede yeddi yeminle gerekçeleri bilimsel ve inançsal açıdan ortaya konup alternatifleri ile yer değiştirilip öğretim, öğrenim ve eğitimle ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bir sınıf ve ders düşünün; her milleten bir öğrenci ve kendi ülkesinin kültür kıyafetiyle (aynı sınıfta farklı kıyafet ve küldürler ait öğrenciler) derse alınmışlar ve ortak bir dilde konuyu öğrenime çalışıyorlar. Bir sınıf ve ders düşünün; hepsi aynı ya da farklı millet veya kavimlerden; ancak tek dil , tek kültür, tek din, tek tip kıyafete... Vb tek tipliğe zorlanmış olarak derse alınmışlar ve zorunlu ortak bir dilde konuyu öğrenime çalışıyorlar. Bu iki sınıfa ders veren hocalar ve öğrencilerin; hoş görü, iletişim, çeşitlilik… Vb açılardan avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırın. Fert, toplum ve kavim bazında Monolog ve tersi olmayı bir arada karşılaştırın. Evrensel olarak insanlıkla kaynaşışın avantajlarına hazırlanışı düşünün. Bu çok dilliliği, çok kültürlülüğü… Vb; Lazca, Çerkezce, İngilizce, Zazaca, Arapça, Rumca, İbranice, Farsça….Vb anadilde eğitim ve ana dilleri seçmeli ders olarak düşünerek ülkemize tüm dünyadaki çeşitliliğin farkındalığını yakalayış ve anlayış için; içindeki din, dil ve kültür azınlıklarının çeşitliliğini hayata güncelleyişi hatta dünyaya bu dilleri kabul ettiriş çabasını ve gayretini düşünün sonuç vahimse sınıfta söz hakkı ve görüş isteyin. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (Ayet var), Dünyada tek tip kavim yaratsaydım insanlığı öldürür tekrar bu günkü gibi çeşitliliği yaratırdım (Ayet var). İpucu;Kainatta gelmiş, geçmiş ve gelecekteki tüm çiçekleri ya da güzellikleri içi, içe ve rastgele döşendiğini düşünün. Sizden istenen: düşünsel ve uygulanışta; bu çiçekleri, güzellikleri ya da düşünsel, nesne, sanal ... Vb olarak aşure mantığı ile iç içe karışmış her şeyi fert ve toplum bazında ya da işin ehli/uzmanları tarafından; Rahmani, peygamberi, insani…Vb peyzajcı, mimar, dekoratör, editör…vb mantığı ile dizayn ederek ya da düzenleyerek uygulayışınızdır. 11. Kuran Suresi/ 7. Ayet O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yemin ederim ki, (Resulüm!): "Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz" desen, kafir olanlar derhal "Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir" derler. Her şeyi bu mantıkla; öğretim, öğrenim, eğitim, yönetim… Vb sahalarda uygulanışını düşünün. Örneğin dünyadaki tüm insanların her şeyinin birbirinin aynı kopya olduğunu düşünün. Bu günkü doğal insan çeşitliliğini düşünün. Muhtariyet nöbetini elinde bulunduran kavimlerin hükmündeki kavimleri kendi kültür ve ırklarına asimile edişi afatını düşünün. İslamiyet’in Abbasi, Emeviler … Vb kavimler döneminde bu özgünlük ve çeşitliği koruyuşunu düşünün. Muhtariyet; hükmündekileri Allah CC’NİN misafir ve emaneti kabul edişle liyakatli hayat bulur. Ancak muhtariyet; hükmündekilerin ceddine, dinine, ırzına, vicdanına, topraklarına… vb her şeyine ilahlaşmakla da deccalleşilir.
Benzerliğin-Aynılığın Avantajları Ve Dezavantajları;
Benzerliğin avantajı iletişim ve uyumu kolaylaştırırken dezavantajı toplu ölüm ve yok olama riskini artırır. Yukarda ki tüm bakteriler sadece -30 ve +30 dereceye dayanıklı fertler olsaydı sıcaklık +30 derece artışı ve -30 derecedüşüşünde türe ait tüm popülasyonun yok olma riskini artırmış olurdu.
Bu durumdan hareket ederek özel haller hariç (zararlı tabu, örf, adetler… Vb) insanlık türünde;dil, kültür, lisan, örf ve adetler… Vb ifrat ve tefritten uzak;toplumsal özgünlükleri asimile etmeden ya da çoğunluğa asimile ettirmeden veya yok olmalarını engelleyerek; çeşitliliğin avantajını, yaşatırken iletişimi kolaylaştırmak için vahşi olan özgün dillerin, lisanların ve alfabelerin özgünlüğünü geliştirerek (yok etmeden) ıslah edilmiş insanlık ortak payda dil, lisan ve alfabenin geliştirilmesi elzemdir.
Ör; Zenci, Kürt, Laz, Çerkez, Arap, Hıristiyan, Yahudi, ...Vb etnik azınlık değildirler. Aynı türün etnik azınlığı olmaz bu bilime, doğa ve ilahi yasalara ya da dine de aykırıdır. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (ayet var)., Yoksa çoğunluklar azınlıkları asimile etsin değil. Kaldı ki çoğunluğun değil, bazılarının yegane ana dilleri ve yegane ana vatanlarıdır. Bir insan, fert ya da toplum kendi ana yurdunda sonradan gelme çoğunluğa asimile ettirilerek etnik azınlığa düşe bilir mi? Bu asrın Sakat Demokrasi ve deccali hilkat garibesi saçmalıktır. Bunlar dil azınlığı, din azınlığı, renk azınlığı, ya da kültür azınlığı durumuna düşürülmüş kavimlerdir. Kaldı ki çoğunlukta olan kavimlerinde başka toplumların ve kavimlerin içinde azınlıklarının olması söz konusu olması da çok doğaldır.
-Var olan ya da halen uygulanan Sakat Demokraside çoğunluğun azınlıklara fark attığı oylarıyla yönetişi bölücülüktür. Vahşi demokrasi ve/veya vahşi yaratık beyinleri bile sağ ve sol beyin loplarının birlikteliğinin tümü omur+organların alışık tepki (refleks) iletim sistemleriyle bedeni yönetir. Daha vahşi demokrasiye bile terfi etmediğimiz ordadır. Kaldık ki haklı ve doğru azınlıkların ya da dünyadaki en akıllı insanların azınlıktaki haklı ve doğru seslerinin ve görüşlerinin yönetimde hayat buluşuna yönelik hiçbir formül geliştirilmemiştir. Unutul mamalıdır ki çoğunluğun verdiği kararların her koşulda haklı olmayacağı kesindir. Peygamberlerin sadece bir oyu vardı, demokrasi bu kadar değerli olsaydı o zamanda uygulanırdı. İnsan aklının ve peygamberi ahlak sahip olmanın bir puan bile değer biçilmeyen sadece nefsin işletim sistemi olan zekaya dayalı insanları öne çıkaran bu deccal-i asırda demokrasi malzeme edilerek eskiden bir ailenin (padişahlık, şahlık, imparatorluk, krallık… Vb ) hükmündeki halkların tepesine bu sefer bir milletinin küllü çoğunluk balyozu azınlıkların ve halkların beline bindirdiler. Fert, toplum, kavim… Vb bazında acımasızca hükmünüzdekileri ezerseniz iyiler kayıp olur. Altınıza kara delikler açılır ve istenmedik dirençli fert ve toplumların ortaya çıkmasına neden olusunuz. Arap’ı ezersiniz ezersiniz altınızda iyilerin geri çekilmesine, azalmasına, kara deliklerin yani Firavunların genlerini taşıyanlarla yüz yüze kalırsınız ya da sizi yok eden ilahi ve doğa yasaları yani Nuh AS’IN tufanı, Semut Kavminin bir çığlıkta yok edilişi, Salih AS, Hud AS, Lut AS… Vb yok edilen kavimleri ibret vericidir. Bunu Almanlara yaparsanız karşınıza Hitler, Kürde yaparsanız karşınıza Nemrut, Türk’e yaparsanız karşınıza Cengiz Han, Çine yaparsanız karşınıza Çin… Vb istenmedik kavimlerin genlerini taşıyanlar çıkar. Bu tehlikeyi gören veto imparatorluğu üyeleri ve aksamları;besi yerlerinin yaşaması gereğine inandıkları için globalleşme yoluna değişmekte hiç tereddüt etmediler. Ancak değişmekte bilinçsiz, duygusal ve tutucu kavimleri birbirine boğduruyorlar ya da değişim için kedilerine muhtaç kılmışlardır. Çeşitlilikleri özgünlükleriyle-hoş görü içinde barındıran ve barındırmayan /amayan kavimlerin avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırınız.İpucu:biyolojik çeşitliliğin, kültürel, zihinsel, beyinsel ve düşünsel çeşitliliği, melezlerin, zengin kültür harmanlanması... Vb güçlülüğünü ya da avantajlarını düşünün. Dünyanın sıcak (I. ve II. Dünya savaşları) ve yarı sıcak (III. Dünya savaşı) savaş galiplerinin himayelerinde kurdurulan!! devletlerin kuruluş; zemin, amaç ve stillerinin bölücülüğe teşvik ediciliği, dünya devlerinin (güdük batılı krallıklar ve vetolu kapitalistlerin) daha çok sömürmek için (demokrasiyi ve bilimi kullanmak) bilimsellik, işçi hakları, demokratik haklar-özgünlükler-özgürlükler bahane başka kavimlerin içindeki azınlıkları menfaat farzları için hortlatıp-kullanmayı düşünün. Bu önermeler doğru değilse doğrusunu siz yazın. 1
Öğrenci Yanıtları

BİLİM NEDİR? Doğadaki pozitif öncelikli (nesnel) bilgilere dayalı tüm bilim dallarındaki toplam bilgi ve uygulamaları içeren en kapsamlı kavramlardan biridir. Bilim, daha çok nesnel verilere dayalı olarak gelişip ilime doğru emekler.Bilim hayatın başlamasıyla insanın ve bazı yaratıkların çevresindeki, iç dünyasındaki… Vb edindiği bilgiler bütününe verilen addır. Büyük Kıyametle ölüme mahkumdur. Daha çok öğretim kavramı ile ilişkilidir. Bilim yaratıkları, olguları, olayları ve süreçleri tanımak için bir araçtır. Bilim ilimin metriksindedir. Geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki tüm bilim çatısının çözmecesini (pazılını) ilim içerisinde ya da şemsiyesinde değerlendirirsek bu çözmecenin alt birimleri/parçaları ya da veri tabanı bilgi birimlerdir. Geçmişten geleceğe bu çözmecenin alt birimleri ;değişmez, değişen, değişken ve diğerleri şeklinde gruplandırılarak ya da disipline edilerek “Bilimin Evrimi” dersi çerçevesinde incelenebilir. Bilimin Tarihi ya da Bilimin Evrimi olur ilmin tarihi ya da evrimi olmaz!! Bilim ölümlü olduğu için bilimde mutlak gerçek yoktur, ilim ölümsüz olduğu için ilimde mutlak gerçekler vardır. Bilim, ilimin yaratıklarda yeşeren ölümlü-sonlu bilgi örüntüsü boyutudur. Bilim;zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini tanıma aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC Alim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları geçici köleleştirişin düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı bir araçtır. İlim ise ilahi kökenli eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış için ilahi kökenli düşünsel sarkıtlar gibi kalıcı araç gibidir. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör.Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları;sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilim Bilgini, Bilirkişi, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir. Bilim; yaratık ve enerji hallari arasında öğrenme aracıdır. Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır.

İLİM NEDİR? Bilime ilave olarak;ahlakı, doğa ötesi ve tasavvufu içeren, tüm bilgi ve uygulamaların hayatla gerçek ilişki ve tanımlarıyla şekillenen en kapsamlı kavramdır.İlim daha çok eğitim kavramı ile ilgili olup, beşeri merkezli olarak bilime ulaşır. İlim;Allah CC Alim sıfatına tabi olup tüm yaratıkların ezeli, yaşayan ve ebedi aşamadığı ve hayat bulduğu ölüp ve diriltildiği tüm bilgilerin en kusursuz, verimli ve israfsız konumlandığı bilgi bütünlüğünü, ilişkiselliğini ve birlikteliğini içerir. İlim bilinen ve bilinmeyen tüm bilimleri de içerir. İlim bir gerçek bilim ise ölümlü, sonlu ve geçici bir araçtır.Bilim hayatın başlamasıyla insanın ve bazı yaratıkların çevresindeki, iç dünyasındaki… Vb edindiği bilgiler bütününe verilen addır.Büyük Kıyametle ölüme mahkumdur.
      Bilim ve ilim; tüm yaratıkları, olguları, olayları, süreçleri, ilişkileri ve enerji hallerini tanımak için bir araçtır, bilgi ise veri tabanıdır.Bilimi ve ilimi bilgilerimizle işletip, hayata uygularız.
İlim, Bilime ilave olarak ahlaki-hayvani-meleği doğa ötesini ve  tasavvufu  içeren  en geniş bilgi havuzunu temsil eden kavramdır. Bilim;zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini tanıma aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC Alim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları geçici köleleştirişin düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı bir araçtır. İlim ise ilahi kökenli eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış için ilahi kökenli düşünsel sarkıtlar gibi kalıcı araç gibidir. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör.Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları;sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC insanıdırlar. Onun için ilim daha çok beşeri merkezli olarak, bilime ulaşır. Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilim Bilgini, Bilirkişi, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir. Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır.


İlim;içinde, sonsuzluk döngüleri, bilinen-bilinecek-bilinmeyecek ve var olması gereken; tüm zamanları, olayları, süreçleri, olguları, eylemleri, bilgileri, yaratıkları… Vb her şeyi liyakatli, israfsız güçte ve konumda/larda... vb bulunduran ve bilinen;hiçbir tercih ve  kader çizgisinin aşmadığı sahipsiz olmayan çoğu şeyin en büyük havuzudur.Yer/ler ve gök/ler yapışıktı biz onu/ları açtık (Ayet var) Başlangıçta yer ve gökler yapışıktı(ilmen yer ve göklerin çok yönlü yapışık olduğunu düşünün). Biz onları açtık sonra isteseniz de istemeseniz de bir arayan gelin dedik. Hala göğü genişletmekteyiz...Ayetler var


İnsanlarca Kullanılan İlmin İnsandaki Meyvesi:ruhuna endeksli aklı kuralları benimsediği yaşama biçimi ve ürettikleriyle, doğa ve hayvani-insani doğa ötesini aşarken öğrendiklerini davranış ve eylemlerine;peygamber ahlakıyla işleyip, devşirmek ve yansıtmaktır.

İlim Açısından Doğa Ötesi:Beşeriyetin madde aleminden (evren, dünya) madde ötesine tüm sanal dünya/lar vb. iç alemi kast edilmektedir.

Doğa Ötesi İlim;ilim havuzundaki madde ve anti (melek, cin... vb) madde tabanlı birimlerle sanal hayat bulmuş yaratıkları inceleyen bilime Doğa Ötesi Bilim denir.Ör;akıl, zeka, ruh, sanal nefisler… Vb
İlim Havuzu İçinde Tüm Bilimlerin; Liyakatli Konumlandırılması ve İlişkilendirilmesi Önemli ve Gerekli Bir Disiplindir.
İlim havuzunda, tüm enerji halleri ve yaratıkların (sanal, nesnel, yarı sanal) yapısı ve gerçek ilişkilerin sembollerle denklemsel ifadesi Matematiktir.
Matematik külli ilmin içindedir. Belki de her yaratığın, hayat döngüsünde, en azında bir konumunda mutlaka bir matematik konum ve hayat denklemi vardır..
Yaratıkların yapısı ve aralarındaki ilişkilerin sembollerle denklemlerini ifadeden bilime Matematik denir.
Matematik (Evrensel, Doğal, Düşünsel, Hesabi... Vb Matematik); ölümsüz olan ilimin ölümlü ve öğrenmek-kullanmak için yaratıkların bir aracı olan bilimdeki hayatın varlığı ve/veya bilimi yaşatan kalbi gibidir. Onsuz bilim yaşayamaz. Bilimi bir beden kabul edersek matematik onun kalbi, canı ve hayatıdır. Belki de ya da Ola ki Matematik yaratıksal her şeyin matematik sembollerle birimsel ve sayımsal ilişkilerlinin denklemsel ifadesidir. İstatistik genellikle uygulanabilir matematiğin ampirik bilgilerin ilişkisini ifaden ve içeren eden bilim dalıdır.
İlim havuzunda; madde (elementlerden), anti madde tabanlı birimlerdeki özgün ve mantıklı matematiksel denklem kümelerine dayalı enerji hallerinde hayat bulmuş;sanal, nesnel ve yarı sanal kişiliklere Yaratık denir.

Sonsuz;Sonsuz;nesnel, sanal ve insani olanaklara dayalı hesaplanamaz boyutlara varabilen sonuçlara ulaşan kavramdır.
-Belki de sonsuz kavramını azcık kavramak için;tüm yaratılmış-yaratılan ve yaratılacak yaratıkların toplam geçici ömürleri boyunca; düşünsel, nesnel, sanal, dijital(hesabi) … Vb tüm faaliyetlerinin ve tersinin bir biriyle çarpımının, toplamının… Vb tüm işlemlerinin hesabı olarak düşünebiliriz. Sonuçta her sonsuz ölüme mahkum çok büyük ve çeşitli ilişkiler mantığının-hesabının yaratıklarca kolayca ölçülemez sanal, nesnel, düşünsel, dijital(hesabi).. Vb veya tümünün devasa yığınıdır.
-Genellikle hesapla, çalışmakla, uğraşla… Vb sunucuna ulaşılamayan her şeye biz sonsuz deriz.
-Sonsuz başı boş bir kavram değil hatta her başı boş gözüken şeylerde mutlak bir sınır içindedir.
-Her sonsuzun tükendiği bir sınır vardır.
-Her sonsuzun öldüğü bir hudut vardır.
-İstisnalar hariç her tüm sonsuzlar mutlak değerler içinde birer yaratıktırlar.
-Bu devasa kavramın; hesaplanmasına, ulaşılmasına ve kontrolüne ulaşılmayan veya yetişilmeyen yaratık, olay, olgu, süreç, zaman, hesap… Vb her şeye sonsuz kavramını yakıştırırız.
-Döngüsel sonsuz(ekolojik döngüler), mikroskobik (hücresel, fiziksel parçacıklar, elektron, plazma boncukları, ışık demeti... vb döngüler ve küçülmeler), makroskobik (ör.yıldız-gezegen döngüleri, kainatın genişleme boyutları ve büyümeleri) ve devasa matematiksel hesaplar, sonuçlar ve döngüler (kainattaki nötrino sayısı ve Pi sayısı)
-Enerjisel, matematiksel, sanal, yarı sanal, boyutsal, nesnel, döngüsel, ilmi, bilimsel, yarı nesnel, hayatsal ... vb devasalığı, boyutları hesaplanamayan sonsuzlardır.1, 2, 3,4

Aynalarda Sonsuz Görüntü 1
Elmas Sonsuz Değil 1s
Evren Gerçekten Sonsuz mu? 1s
Evrenimizin Geleceği (Sonsuzluk Takvimi)  2s
Matematiğin Şaşırtan Yüzü Sonsuz Sayıda Direnç3s
Matematik Sonsuz 4s

Sonlu ve Sonsuz Sayılar 3s
Sonsuz Sevgilerle 2s

Sonsuz(a) Sevgilerl

Sonsuzluk 5s

-Nesnel, Düşünsel, Dijital (Hesabi), Nitel ve Eylemsel ...Vb Matematikte Küme Olarak Düşünüldüğünde;yaratıklarca aşılmaz, hesaplanamaz devasallıktaki düşünsel, nesnel, sanal, dijital(hesabi).. Vb tüm yaratıkların-eylemlerin... kümesi veya alt kümelerine denk sayıdır.

Ebediyet;Bekası yaratıklarca sınırlanamayan, hesaplanamayan ve bilimsellikte yeterince doğru algılanamayan "Ölümsüz Hayat" anlamıyla örtüşen kavramdır.
Allah CC "Baki" Sıfatı himayesinde devasa sonsuzları ve hemen her şeyi (tüm yaratıkları ve ürünlerini) barındıran "Ebedi Hayat-Ölümsüzlük Bahşedilen Her Şey" anlamında kavramdır.
-Bazı yaratıklar Allah CC himayesi ve gücü sayesinde ebedileşecekler. Hep var olan ebedi bir hayata kavuşacaklar. Allah CC gücü her şeye yeter(ayet).
-Tüm varlıklar, Allah ’CC’HUN ilmi içindedir. Allah CC hayat verirse ilmindeki o varlık, yaratık (yaşayan varlık) olarak hayat bulur. Değilse ilmin içinde varlık olarak hayat verilmeyi bekler.
-Tüm hayat bulmuş sonsuzlar ebediyetin metriksini aşamazlar.
İpucu;ebediyet ile sonsuz kavramının ayrıcalığını ve anlam farkındalığını pekiştirmeye çalışın. Her sonsuzun akıbeti ölümle sonlanır, ebediyet ölümsüzlüktür.
-Sonsuzdan büyük bir değer;en azında ebedi boyuttaki hayatın ilk basamağına-sınırına ulaşmış değer kabul edilmelidir. Ebediyet tüm boyutların ölümsüzlüğü demektir.
-Ebediyet;kainatta bilinen ve bilinecek birim veya tüm boyutların(zaman, mekan, yaratık, hız, eylem, sonsuzluk,… Vb) kaynaşık olarak;ölümsüz hayat bulmuş veya ölümsüz ilimdeki yaratılmaya hazır konumunda bekleyen kesintisiz ve kalıcı varlığını ifade eder.
-Nesnel, Düşünsel, Dijital (Hesabi), Nitel ve Eylemsel ...Vb Matematikte Küme Olarak Düşünüldüğünde;Allah CC rızasından nasiplenmiş yaratık veya yaratıkların ölümsüz ebedi hayatının kümesini veya kümelerini ifade eden yaratık-mekan-zaman-hayatla ebedi kaynaşmış kavramdır.

Yaradılış;
-Allah CC bir şeye ol der o da hemen oluverir.(Ayet) İnsanın Yaradılışı, Kainatın Yaradılışı, Kıyametin Kopuşu ve Asrımızla İlgili Bazı Ayetler,
-Ebedi-ölümsüz boyutta kâinata ol dedi ve her şey oldu bitti! Olmuş bitmiş boyuttaki sonuçlarda; yaratığın/yaratıkların tüm tercih olasılıklarıyla varacağı sonuçların hepsi mevcuttur. Yani bir kişi Allah CC peygamber gibi teslim olması ile varacağı kader çizgisiyle sona ulaşır. Kendi özgün tercihleriyle hayatını değerlendirmesiyle varacağı kader çizgisinde karışılacakları önceden bilinir ve farklıdır. Ola ki Allah CC şeytanı şeytan olsun diye yaratmadı. Akıllı yaratık olarak yarattı ve şeytan nefsini tanıdı. Allah CC Önce Adem AS’I sonra eşini yaratıp cennete koydu. Kıyamete kadar orada kalacaklarını sonra onları kıyamette öldüreceğini hatırlattı. Onları cennete ki şu ağacın meyvesinde yememeleri konusunda uyardı. Yemeleri halinde nefislerine zülüm edebileceklerini konusunda uyardı.Kuran 7.Sure/ 19., 20., 21.,22., 23., 24., 25., 26., 27. Ayetler. Şeytan Adem AS’IN eşine ve kendisine ; birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara cazibeli ve beğenili vesvese vererek: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi. Meyveyi yemeleri ve avret yerlerinin açması halinde melekler gibi ebedileşeceklerini cazibeli ve beğenili telkin etti. Onlarda Allah CC ikazını unutup bu cazibeli teklife kandılar. Avret yerleri açılıp deşifre oldukları için; Adem AS’IN ailesi şeytanla;yer yüzündeki vahşi-doğal insan nefsi içinde türemek, yaşamak üzere ve düşman olarak indirildiler . Adem AS sonradan yalvardı Allah CC onu affetti. Adem AS’IN Zürriyeti Habil ve Kabil kısasıyla vahşi insana karıştı. Sonradan şeytanının kendisi Allah CC kurallarının tersine kendi tercihleriyle hilkat garibesi kader çizgisine girmiştir. Kuran 7.Sure/ 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20. Ayetler. Kuran 15.Sure/26., 28., 29., 31., 32., 33., 34., 35., 36., 37., 38., 39., 40. Ayetler. Kuran 17.Sure/61, 62., 63., 64., 65. Ayetler. Kuran 18.Sure/ 50. Ayetler Kuran 20.Sure/ 115., 116., 117., 118., 119., 120., 121., 122., 123. Ayetler. Kuran 38.Sure/ 71., 72., 73., 74., 75., 76., 77., 78., 79., 80., 81., 82., 83., 84., 85. Ayetler. Şeytanın imamı ve topal bir cinin oğlu (Menazil’n oğlu) olduğu rivayet edilen Azazil İbn-i Menazil'e (İblise) Allah CC neden Adem AS’A secde etmedin diye soruduğunda beni ateşten onu topraktan yarattın, ondan daha üstün, hayırlıyım ve bana mühlet verirsen Ademin tüm zürriyetini şaşırtarak yoldan atabileceğini iddia etmiştir. Ola ki İblis (Azazil İbin-i Menazil) Adem AS’IN bedenini yer yüzündeki Adem AS öncesi doğal/vahşi insanımsıların bedenine benzetip onu hakir görmüş olabilir. Ancak Allah CC Adem AS’A Ruhundan üflemiş, Akıl, Namus, İnsani İlim, Eşyayı Tanı İlmi ve Vicdan vermiştir. Meleklere Adem AS’A eşyayı sormalarını istemiş ve Adem AS bu özelliği nedeniyle tüm eşyayı doğru tanımış ve meleklere doğru izah etmiştir. Halbuki Adem AS’A kadar yer yüzü vahşi/doğal insanımsı insanlarına Allah CC ruhundan üflememiş , akıl, vicdan vermemiş ve düşünsel-zihinsel işletim sistemi vahşi/doğaldı onun için sorumlu insan değillerdi yani cahil insandılar/dırlar. Sorumluluk serüvenleri Adem AS’IN yer yüzüne inişi ile başlar. Ancak bu vahşi/doğal insanımsı insanların eşyaya ve yaratıklara vahşi tapınma serüveni Adem AS’IN yaradılışını başlatmasına neden olmuş olabilir. Şirk (Kasti şirk Allah CC en büyük af edilmez/edilmeyecek iftiradır) koşulmadan önce de O (Allah CC); yegane ilahtı, tüm mülkler onundu, şükürler/hamtlar ona yapılırdı ve her şeye kadirdi, bugünde böyledir ve gelecekte de böyle olacaktır. Ayet vardır. Nefsine uyduğu kendisine (İblise) hatırlatılmış; imamlık makamından inmesi emredilmiş, kovulanlardan olduğu, kendisine uyanlarla cehenneme atılacağı, Allah CC ihlaslı kullarını yoldan atamayacağını ve kendisine kiyamete kadar mühlet verildiği hatırlatılmıştır.Sonrada bu çizgideki tüm akıllı yaratıklar (İnsan, Cin... vb) şeytana uymuş kabul edilip ya da yaşam döngüsünde şeytana tam itaat ediyorsa sanal ya da nesnel şeytan kabul edildiği:Allah CC; Peygamberleri, Suhuf ve Kitaplarıyla bildirilmiştir.
-Ancak Allah CC ebedi boyutta olup biten senaryonun geçici-ölümlü hayat ve yaratıklar boyutundaki (Kainattaki) senaryoyu tarif ederken;
1-Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık (Ayet)
2-Yeri göğü 6 günde yarattık (Ayet)
3-Göğü hala genişletmekteyiz. (Ayet)


Kainatın Yaradılış Konusuyla İlgili Bazı Ayetler;
Kuran 7. Sure /54. Ayet.
Kuran 10. Sure /3. Ayet. Kuran 11. Sure /7. Ayet. Kuran 21. Sure /30., 31., 32., 33. Ayetler. Kuran 23. Sure /12. Ayet. Kuran 25. Sure /59. Ayet. Kuran 33. Sure /72. Ayet. Kuran 36. Sure /82. Ayet. Kuran 57. Sure/4. Ayet. Kuran 67. Sure /3. Ayet.

Sonuç;
-Ölümsüz bir boyutta olmuş ve bitmiş bir senaryonun ölümlü, geçici ve sonlu boyutu yaşanıyor ve yaşıyoruz.
-Yaşayan bu senaryoda;ör, hayırlı mukadderat dileyen bir insana Allah CC icabet ettiği zaman o insanın geçiciden ebediye tüm mukadderatını değiştire biliyor.
-Yada geçici senaryodan dilediğini ebedi, geçici… Vb yapabiliyor.
-Onun gücü her şeye yeter ve o her şeye kadirdir.(Ayetler var)

İstatistik;
matematiğin hayata uygulanışının mantık ve çoklu denklem sistemlerini içeren uygulamalı bir disiplin bilimidir.

İSTATİSTİK BİLİMİ;Nesnel ve sanal bilimlerdeki;doğal, ampirik-mantıksal ilişkileri içeren tüm formülleri, analitik ilişkilerin şablon denklemlerini bir arada inceleyen ve uygulamaya koyan bilimdir. Diğer bir deyişle; bilinen tüm ampirik denklem ve ilişkisel mantık sistemlerinin şablon denklemlerini bir arada ve birbiriyle ilişkilerini çoklu disiplin mantık sistemleriyle uygulamaya koyarak; insanlığa, hazır paket mantık hizmeti veren ve zaman kazandıran bilimdir.


İlim havuzunda nesnel hayat bulmuş yaratıkları inceleyen bilime Doğa Bilimi denir.
DOĞA BİLİMİ: Canlı, Cansız ve Araform Bilimlerine ait bilgilerin Evrim Bilimi ile  hayat bulduğu bütünleşik  pozitif bilimdir.
-Canlı, Cansız ve Araform Bilimlerinin doğal şekillenmesi ve Evrim Biliminin ile  geleceğin dirimsel ve  uygulamalı bilimi şekillenir. Bu bilim Doğa Bilimidir.
-
Tüm pozitif bilimlerin şekillenişi (morfogenezisi)  doğa biliminde hayat bulur.
-Evrim Bilimi doğadaki ve insandaki tüm özgün enerji halleri bilimsel olarak deşifre edilip, doğa ötesi güç-teknoloji, tera bilgisayarlar ve tera teknolojiyi kullanan evrimle gerçek hayat hikayeleri ilişkilendirildiği zaman, Doğa Bilimi bilimdeki gerçek konumunda hayat bulmuş olacaktır.
-Her bilim dalı   bir çiçek kabul edilirse;Evrim Bilimi bu çiçeklerdeki özgün balı toplayan bal arısı misali topladığı balları “Doğa Bilimi” kovanlarındaki  peteklere doluşturarak ona geleceğe yönelik dirimsel hayat veren bilim gibidir (Grafik 1,   Grafik 2). 
Açıdan Doğa Ötesi: Bilim açısından henüz genişleme boyutuna ulaşılmayan doğanın geleceğini ifade eder.

İlim Açısından Doğa Ötesi: Beşeriyetin madde aleminden (evren, dünya) madde ötesine tüm sanal dünya/lar vb. iç alemi kast edilmektedir.

Bilgi: Doğadaki subjektif-objektif yaratık(nesnel), olay ve olgularla ilgili genellikle duyularımızla  zihnimize özümsenen, alınan, giren ya da genlerimizde var olan(fitrati-yapısal bilgi) veya  zihinsel operasyonla  ürettiğimiz  ürünlerin  zihnimizde bıraktığı; dinamik anlamlı  imaj, kavramsal ve ilişkisel...Vb bilgi birimleri ya da kalıntılarıdır. Bilinçli veya bilinçsiz edindiğimiz bilgileri zihnimize-belleğimize yerleştirip, gerekirse bu bilgileri kullanarak yeni bilgiler üretiriz. Kısaca bilgi; duyuşsal olarak maksatlı ya da maksatsız edinilen yaratıklar hakkında bilinen veya zihinsel olarak üretilen; beynimize ve zihnimizde kodladığımız ya da farkında olmadan kodladığımız; anlamlı  imaj, kavram ve ilişkisel veri  halleridir. Bilgi, bilimin havuzu içinde yer alır. İşlenmesi ve hayata uygulanması için bilim gereklidir. Bir bakıma bilgilerimiz sahip olduğumuz bilimin veri tabanlarını teşkil ederler.

Bilim;zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini tanıma aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC Alim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Sanki bilim doğa kökenli yaratıklar tarafından eşyayı ve tüm yaratıkları geçici köleleştirişin düşünsel dikitlerini temsil eden bilgi tabanlı bir araçtır. İlim ise ilahi kökenli eşyayı ve tüm yaratıkları tanıyış için ilahi kökenli düşünsel sarkıtlar gibi kalıcı araç gibidir. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör.Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları;sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim-İlim bilirkişisi, alimi kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; ilimin yaratıklardaki; irsi ve/veya sonradan öğrenilen ya da üretilen hayatla ilgili ölümlü-sonlu örüntüsü-örgüsü gibidir.
Bilgi;insan zihninde, kavram, resim, şekil, imaj, ses, görüntü … Vb şeklinde kodlanmış doğadaki yaratık, olay olgu, süreç….vb şeylerin karşılığı olan enerji halleridir. Genel anlamda bilgi;doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten,süreç, olay olgular... vb şekil de zihnisel asimile(özümsenen) olunan veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen;ses, görüntü,imaj, sembolik kod, eylem, ... vb dinamik kalıntılardır.Bilgi zeki yaratıkların çevreye uyum ya da yaşamak amacıyla bazen canlıların genlerindeki yapısal değişiklikler sonucu genetik yapılarına ya da sistemlerine kayıt edilir. Ör, Yerküresi bedenine insanların liyakatsiz etkisine, yer küresi yeni koşullara uyun için; kendisini ve iklimsel rejimini yeniden düzenleyerek depremler, aşırı yağışlar ve küresel ısınma ile tepkisel uyum gösterdi.Örneğin bakterilerin antibiyotiklere karşı genetik direnç geliştirişi. Canlı, cansız ya da yarı canlı yaratık sistemleri; değişen çevre koşullarına ya da çevreye uyuma zorlandığında sistemin ilk yapısında değişiklik yaparak yeni kombinezon bilgileri içeren ya da sahip sistem olur. Ör. bir ekosistemin küresel ısınma sonucu oluşan yeni çevresel koşullara yapısal değişimle tepki göstermesi. İnsan ruhunda ise doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki öğrenebileceği ya da gereksinim duyduğu hemen her şeyin ilim olarak meleği(kusursuz) yeterince karşılığı vardır.Ruh Allah CC emaneti olduğu için hemen her şeyin özünü içeren ve sadece akıl işletim sistemi verilen yaratıklara üflenmiş olup bu yaratıkların hayvanlardan ve cansızlardan farklı olarak akıllı yaratıkların nefsini ve rabbini tanımasına yardımcı olur.

Bilgi;
bilimin (nesnel + sanal insani bilim) ilimin(tüm bilinmeyen bilimler, nesnel + sanal+düşünsel+ilahi... bilim) veri tabanı olan enerji hallerinin karşılığı gibidir.


Yaratık: Özgün enerji hali veya doğa ve doğa ötesinde çeşitli enerji halleri şeklinde özgünlükleri ile temsil edilen kişiliklerdir. Yaratığın kişiliği, enerjinin ise  halleri vardır.

Gerçekler/Hakikatlar Nedir?yaratıklarla ilgili ebedi olan her şeydir. Gerçekleri sadece madde kökenli kabul eden kişilikler (edenler) materyalistlerdir. Gerçekleri sadece ruh kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ruhbanlardır. Gerçekleri sadece doğa tabanlı kökenli kabul eden kişilikler (edenler) bilim insanlarıdır. Gerçekleri sadece ateş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Zerdüştlerdir. Gerçekleri sadece güneş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Yezidilerdir.Gerçekleri sadece hiçbir şey kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ateistlerdir… Vb çoğu doğa kökenli id, idol ve/veya putlardır. O zaman; öğretim, öğrenim ve eğitimle gerçek düşünce sistemimizi hangi gerçeklere yaqpılandıracağız ya da oluşturcağız. Ola ki şu sorular sorulabilir; tüm yaratıklar, yaşadığımız kainatlar ve her şey; Kim? ve/veya Nere Kökenlidir? Sorularının yanıtı gerçeklerin adresine bizi yaklaştırır. İslamiyet’te ve Allah CC gönderdiği tüm kitaplarda; her şey Allah CC nurundan yaratılmış ve sonra her şey ona Allah CC yönelecektir. Yani tüm yaratıkların gerçekleri göreceli (izafi) ve geçici gerçeklerdir. Ancak Allah CC istedikleri ebedi gerçek olacaklardır ve hayat bulacaklardır. Dünyevi en az değişen veya değişmeyen; yaratık, olay, süreç,zaman olgu ve kurallar bütünüdür. Bu nesnel kainatta sınırlı gerçekler veya geçicilik vardır.Değişim miktarı ihmal edilebilecek kadar minimum düzeyde olan veya hiç değişmeyen yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Kısaca; en az değişen veya hiç değişmeyen kavramlara gerçek denir. Gerçek yalanın tersidir. Karşılığı yalan/yanlış/eksik olmayan çok şey gerçektir. Hayatta, izafi, değişmez, az değişen ve güdük gerçekler vardır. Örneğin, ölüm, karanlık enerji; kainatın % 73 nü oluşturur ve karanlık madde;kainatın % 23 nü oluşturur ve bizim görsel algıladığımız nesnel evren ise kainatın sadece % 4'nü oluşturur ve sonuç itibariyle değişmez geçici gerçektir. Olaki çoğu doğa kanunları az değişen geçici gerçeklerdir.
-Belki de doğadaki her kanun sonlu ve geçici bir gerçektir, ama her gerçek bir kanun değildir.
-Bilim geçici, ilim ise ebedi gerçeğe örnektir.

-Belki de en az değişen veya hiç değişmeyen şeylere sonlu-geçici gerçek denir.
-Karşılığı yalan olmayan geçici şeyler sonlu gerçektir. Örneğin, güneş dün doğdu ve battı sonlu-sihirli-geçici. Ölüm sonlu gerçek. Bu gerçek bugün tarih oldu. Yalanın tersi karşılığı olmayan demektir.
-Doğum ve ölüm sonlu-geçici gerçeğe örnektir.
-Gerçek kavramı; ebediyet, doğruluk, kalıcılık ve kesinlik kavramlarıyla örtüşür.
-Bilimsel olaraktan kâinattaki tüm yaratıklar ve enerji halleri ebedi gerçek halden ve boyuttan, geçici hallere ve boyutlara (geçici gerçeklere) indirilmiş tüm yaratıklar ve enerji halleri ilk orijinine dönecektir.
-Her şey, kainat öncesi ebedi mutlak gerçeklerden günümüze inkişaf ettiği geçici gerçeklerdir.
-Maddenin de kainat öncesi mutlak gerçeklerden kökenlendiği bir gerçektir.
-O zaman insan düşünce, yönetim ve eğitim sistemleri madde ötesi kökenli gerçekler üzerinden günümüze doğru gerçekçi inşa ederek geleceğe yönelmesi son derce önemidir.
-Zaten var olan nesnel kainat üzerine bilincimizi inşa etmemiz geçici ve ölümlü bilim üzerine inşa edilen düşünce sistemi doğa ötesi anti madde ve orijinimizdeki gerçeklere doğru empati duymamıza önemli bir engel ve insani düşüncenin fıtratına terstir.

-Tam tersi orijinden günümüze düşünce sistemimizi inşa etmek daha gerçekçi ve geleceğe yönelmesi verimlidir. Önermelerinin bu asır ki eğitim, yönetim ve insan düşünce sistemlerini inşa edilişinin bilimsel yetersizlikleri açısından eleştiriniz.
-Doğa ve bilim; doğa öncesi ilim ve hakikatlerin geçicici meyvesi olup, geldiği yere döneceğinden emin olun.
-O zaman eğitim ve düşünce sistemimizi nesnellikten daha somut ve gerçek olan doğa öncesi gerçeklere dayalı ve temelli inşa etmeliyiz.
-Ebediyetten, gerçekten, haktan (Allah CC’DEN) geçici kainattaki hayta geldik çok şey tekrar Allah CC dönecektir.
Yalan: Karşılığı doğru ve ebedi gerçek olmayan kasti veya bilinçsiz Uydurmalardır. Karşılığı  doğru ve haklı olmayan yanıltıcı gerçektir. Yalan kısmen gerçeğin tersidir. Var olmayandır (yoktur). Örnek;Güneşteki füzyon misali aşkımın yanında kainat kıvılcım bile değildir. Demirkuş 2003.
"Aşkımın yanında kainat kıvılcım bile değildir. 
-Kara delikler kabrim, ak deliklerde meyve vereceğim.
-Bir kanadım geçmiş, bir kanadım gelecek.
-Kalbime gömülü, sonlu sonsuzlar!!!
-Büyük kıyametten ebediyete uçuyorum". Demirkuş 2010.

Sürreya HAZIR'A Atıf Ettiğim Şiirimdir.

Hayvanlarda yalan var mıdır? Toplumda yalan olmasaydı ne olurdu? Yalanın mubah olduğu uygulama alanları var mı? Sorular yalanın toplumsal döngülerdeki gerekliliğini vurgulamak için önem taşır.

Yanlış:
Karşılığı doğruya ve gerçeğe aykırı kasti olmayan uydurmalardır.

İftira:
Liyakatsiz yakıştırmadır.En büyük iftira Allah CC şirktir.

Yokluk:Hiç bir şeyin olmadığı anlamına gelen yokluk kavramının karşılığı koca bir yalandır. Yaklaşık; Yokluk=Yalan !! Yokluk kavramı hiçbir enerji halinin olmadığı boyut/larla örtüşen bir kavram olarak ifade edilmesiyle kavram yanılgısını yaratmaktadır. Bu kavram, kayıp ve bilinmeyen kavramları ile karıştırılmaktadır. Belki de;"Enerji Yoktan Var Vardan Yok Edilemez" prensibinin tanımı eksik veya mantıksızdır. Çünkü enerjisiz bir boyut düşünmek mantıksızlık ve saçmalıktır. Doğadaki tüm döngüler bu mantıksızlığın kanıtı olabilir!! ”Enerji Kayıptan Var, Vardan Kayıp Edilebilir” demek belki daha doğrudur veya mantıklıdır.

Değişim;Enerji halinin ve/veya yaratığın çevreye uyum için; bulunduğu konum, hal ve hayat döngüleri denkleminden farklı konum, hal veya hayat döngüleri denklemine geçme eylemi, süreci veya olgusudur.
Her değişim değişmezlerin ve kısmi değişmezlerin kefeninde veya örgüsünde  hayat bulur. Demirkuş 2009
Ola ki çoğu doğal değişimler değişmezlere çekiniktir.Demirkuş 2009
I-Doğal Değişimler:Doğal koşullarda meydana gelen değişimlerdir.Ör;evrimsel değişimler, türleşme
II-Yapay Değişimler:İnsandan kaynaklanan değişimler. Ör, çevre kirliliğinden kaynaklanan değişimler
III-Ferdi ve Toplumsal Değişimler:Tercihlerimizden kaynaklanan ferdi ve toplumsal değişimler.
A-Liyakatli Değişimler:Toplumsal ve/veya tüm döngülerde;yaşatıcı, tamamlayıcı pozitif bütünleşik veya analitik özgünleşen değişimleridir.Ör,Liyakatli devrimler. Ör,Doğru, insancıl veya akıllı eğitimin, peygamber ahlaklı insanları ortaya çıkarmak ya da yaratmak için yapılan değişimlerdir.
B-Liyakatsiz Değişimler:Toplumsal veya tüm döngülerde, anatgonistik yani yok edici, zararlı bölücü ve parçalayıcı veya zararlı bütünleştirici değişimlerdir. Ör,Liyakatsiz devrimler ve ihtilaller. Ör,Yanlış, başıboş, doğal ya da vahşi eğitimin kuduz-vahşi-doğal ahlaklı insanları.
C-
Rahmani, Şeytani, İnsani (Hercai- hüsran-i), Cahili (Hayvani) …Vb Değişimler; Tercihleri fert, toplum, kavim devlet ve insanlığın kalitesini ve geleceğini belirler. Allah CC liyakatli değişmek istemeyeni, değiştirmezmiş. Belki de değişmezlerin her şeyi; ya doğaya ya da liyakatli değişimi tercih edenler malzemedir.
IV-Nötr Değişimler:Değişim potansiyeli mevcut ancak, sistemin ve organizmanın minimum değişimini ifade eden değişimlerdir.
V-Diğer Değişimler:Kategoriye girmeyen değişimler.

Sabite(Değimez/Değişmezlik);
değişim potansiyeli sıfıra yakın seyir eden:matematiksel, toplumsal, ferdi özellik-eylem-davranış… Vb karşılık gelen kavramdır. Ör;ışığın uzaydaki hızı, Protonun kütlesi, Kütle çekimi sabiti, Bohr magnetonu, Boltzman sabiti, Plank sabiti, küresel ısınmaya tepkisiz insanların bedensel-zihinsel eylemin değişmez cahillikleri toplumsal sabitelerdir.

Devrim;
İlahi taktirin vahşi değişimin yani evrimin ürünü vahşi/doğal toplumsal sonuçlardır. genellikle doğadan (evrimden) kaynaklanan; rekabetin, nefsin gücüne ve/veya akıla dayalı uzun süre kabul gördürülen/gören toplumsal eylemler ve kurallar bütünüdür.Ör;Veto imparatorluğu toplumsal hile, oyun ve doğal gücün (nefsin) ürünüdür. Peygamber ahlakıyla örtüşen devrim ve akli devrimlerin hepsi;nefsi müdafaa savaş/larına ve/veya mücadelesine/lerine dayalı akıl ürünü devrimler kategorisine girer. Semavi dinler: Allah C.C. tarafından vahiy edilen aklın uygulama ürünü gibidirler.


Sistem Zekası-Yeteneği-Sistem Zeka-Yeteneği Birimi;
çevrenin ve ortam koşullarının;yaratıkların ve enerji hallerinin;filogenik gelişim ve oluşum süresince;yaratıklara ve değişik enerji hallerine ait sistemdeki/lerdeki döngüsel ve çekimsel etkileşimlerinin dinamik dengesine etkilerinin sanal aracına sistem zekası denir.Plazma boncuğu özgün sistemi, sinir sistemi, kas sistemi, atom altı parçacıklar sistemi/leri, gen sistemleri, gen kümeleri, kuark sistemi, elektron, pozitron, atom, evren, robot zekası... vb sistem zeka-yetenekleri gibi. Bir sistemin çevreye uyum için gerekli minimum zeka konumu o sistemin sistem zeka ve yeteneği birimini ifade eder.

Gen- Sistem Zekası (Geçişken Zeka);Canlı ve cansız ortamlara uyum sağlayan ve her iki ortamdaki özellikleri taklit edebilen geçiş özelliği gösteren canlı ve yarı canlı yaratıklarda görülen zeka çeşididir. Örn.ekosistem, virüs, spor,ahtapotlar, mürekkep, balıkları, tohum… Vb zakası

Biyolojik Zeka;Doğanın ve çevrenin;filogeni, ontogeni ve gelişim sürecinde;organizmanın, gen sistemlerine çevre ile dinamik etkileşimli kayıt ürünü doğal sanal araçtır.

Gen Zekası-Yeteneği ve Gen Zeka-Yetenek Birimi(Demirkuş 2009):Aslında canlı yaratıklar yaşadıkları sürece değişen çevre koşullarına: en hızlı, en doğru ve en mükemmel; uyum sağlama, algılama, kavrama ve mantık sistemleri geliştirme, verimli değişimle sonuçlandırma ve hedefe ulaşmak, değişime uyum için gerekli-istenen yetenek ve özellikleri genlerine kayıt edilir.Buna kısaca değişen koşullara; gen-değişim ve uyumu kaydı denebilir. Bu kayd edilen özelliklerin bazıları zaman içerisinde ve evrimsel süreçlerde uygun koşullarda fenotipe(dış görünüme) yansıyacak şekilde, bedende yeşerir ve canlının hayatına güncellenir. Gen seviyesindeki kayıtların özgün gen ve ilişkili-etkileşimli gen kümesinden… Vb prokaryot, tek hücreli...organ, beyin, sistemler, beden, populasyon, birliğe kadarki değişimlerin kalıcı sanal araçlarına gen zekası diye biliriz. Gen-zeka özellikleri doğadaki yapılarla-yasalarla, biyolojik yapılarla-yasalarla ve çoklu zeka kuramıyla örtüşmektedir. Kısaca;canlı ve yarı canlı yaratıklardaki tüm zekalarının tabanı gen zekası-yeteneği birimine/lerine dayanır ve çoklu zeka tipleri de onların etkileşimli tümevarım sonuçları gibi gözükmektedir. Gen zekası birimi, sistem zekası birimi ile ilişkilidir, ondan etkilenerek;gen değişim ve uyumu kayıtlarını yapar.


Beyin;öncelikle nesnel bedenlerimizde özelleşen organlara ait gen zeka-yetenek kümelerini ve gen görevlerini ilişkilendiren veya gen görevi ve zekaları-yetenekleri ilişkilendiren yönetim merkezidir.Beyin nesnel ve zihinsel havuzumuzun sürekli uyanık, çalışan diri işlevsel ve zihindeki bilgilerini kodlarını içeren kavşak ayağı veya beynimiz zihinsel bedenimizin/zihinsel havuzun/zihinsel hafızanın nesnel çekirdeği gibidir. Ola ki duyularımızla, rüyalarımızla, düşünsel sentezimizle... Vb edindiğimiz bilgilerden beynimize kodlanmamış ya da bellenmemiş olanları ancak kullanabiliyoruz. Farkındalığını kayıp ettiğimiz bilgiler (beynimize kodlanmadan zihnimize giren ya da kayıt olan bilgiler) belleğimizi pas geçerek zihnimize kayıt olunan bilgilerden ancak rüyada ya da içi güdüsel yararlanabiliyoruz sanki. Gerçekte beyinize kodlanan ya da kayıt olan bilgileri zihinsel havuzdan çağırabiliyor ya da bazılarının zihinsel kayıt boyutuna ışık hızından daha hızlı ulaşarak hatırlayabiliyoruz. 0,1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11, 13, 14, 15,16, 17, 18, 19
-Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen biyolojik organik öğrenim kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) olan beynimiz adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış bilgi birimlerini taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3

-Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında sekiz (5+sezgisel, hissel, düşünsel duyularımız) duyumuzla alınan (zihne sindirilen/yenilen) bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler… Vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün biyolojik öğrenim molekülü üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanış yapılmaktadır.
-Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede sekiz duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni sekiz duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir.
-Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez.
-Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) ya da kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize yani uzun süreli belleğimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız. Bu durum ayna nöronlar (Mirror neurons) ve dolanık elektronların (10.Teleportation) öğrenimle ilişkisi açısından önemlidir. Öğrenim esnasında nöral hücrelerdeki dallanış, biyolojik öğrenim molekülleri, biyolojik hatırlayışı tetikleyici sistem ve moleküller de;ayna nöronlar ve dolanık elektron durumuna geçişler durumunda bekleyen beyin; bilgiye gereksinim duyulduğu anda düşünsel hızla (ışıktan daha hızlı) geçmişteki öğrenme boyutlarına ulaşarak taklit ve/veya o boyuta bilinci hatırlatış konumunda taşıyarak hatırlatışı gerçekleştiriyor olabilir.
-Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, trans halinde, düşünerek, uykuda ve rüyalarla zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod….vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz.
-Bu gün beyinse l veya bedensel bilgilerimizin ya da beyinsel-bedensel bilgi sistemlerini programlarını dinamiklerini makineler aracılığı ile bilgisayara programlamak mümkündür.
-Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? İpucu;Kavramlar. zihnimizdeki bilgi birimleri ve bilgi kümelerinin kodsal ifadelerin dilsel iletişim araçlarıdırlar.
-Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün.
-Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını ya da vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız.

Hatırlamak, Unutmak Yada Eksik Hatırlamanın Nedenleri ve Geleceği;

-Hatırlama daha çok yapılan; beyinsel, zihinsel ve/veya düşünsel kodlamanın/ların, gereksinim duyulması veya içsel ve çevresel kombinezonlu uyaranların ürünüdür.
-Hatırlanma tüm kodlanış türlerinin ortak paydası veya bir tanesiyle bizde hayat bulur.
-Bilgi birimlerinin yeniden ilişkisel hayat buluşu;ses, görüntü, eylem, kavram, isim, siluet, dokunsal, his, hayal… Vb şekilde hatırlanır.
-Yani kodlanışın açılan uçları; iç ve dış çevre ile kontağa geçmesi ile ışık hızından hızlı olan düşünsel hızla bir yoklama ve iletişimle sonuca ulaşır.
-Doğru ve bilinçli hatırlamaya engel olan;beyin yaşlanması, bulanık benzerlik çakışması, hatırlamayı negatif etkileyen çevresel ve içsel etmenler, hastalık… Vb
-Zaten insanlar ilerde bu hatırlama problemlerini nano ve kuantum robo bellek ve kayıt edicilerin sürekli kaydı ile telafi edecektir.
-Ancak buda zihinsel tembelliğe neden olacaktır.
-Ola ki;rüyalarımızın çoğu beynimize kodlanmayan ve zihinsel havuzumuzdaki/deposundaki bilinç dışı devasa bilgi yığını kuşatmasında gerçekleştiği için güncel yaşantımızla rüyalarımız arasında ilişki kurmakta sıkıntı çekilmektedir. Peygamberler ve gelişmiş insanların trans, rüya ve gerçek hayat döngülerindeki tüm yaratık, olay, olgu, süreç… Vb her şeyin ilişkisinde pek bir kopukluk olmaması beklenir.En azında peygamber efendimizin özellikle ayetlerle ilgili ve bazı büyük Ashabı kiramın hemen tüm rüyaları günlük yaşantılarından daha net, berrak ve bilinçli yaşadıkları kuvvetle olasıdır. Çünkü Allah CC tarafından tamamen nefsi kontrol altına alınan ve eğitilen bu zatların duyuşsal ve zihinsel üretilen bilgilerinin tümü kontrollü içeri alınıp beyinsel ve kalpsal kayıt alışık tepki haline gelmiştir. Ben uyurum kalbim uyumaz (Hadis var).
-Ola ki;Hayvani insanların ve hayvanların beyinin % 1?-10 dan az verimli çalıştığı için beyine kodlanan bilgi %1 den az olsa gerek bu tip yaratıkların zihnindeki bilinçsiz bilgi oranı %99 dan fazla olduğu için rüyaların hayatla ilişkisi %99 kopuktur. Peygamberlerde, Rahmani Alimlerde ve gelişmiş insanda durum tam tersinedir.

  TOPLU BİLİMİ;toplumsal; yaşantı, zaman, eylem, olay, mekan, süreç, olgu… Vb toplumsal açıdan her şeyi inceleyen bilimdir.

FEN BİLGİSİ BİLİMİ;Beşeri Bilimler, Doğa Bilimleri(FKB, Jeoloji… Vb)  ve Matematiğin ortak payda  bilgilerinin hayata uygulandığı bilim alanıdır.

DOĞA BİLİMİ: Canlı, Cansız ve Araform Bilimlerine ait bilgilerin Evrim Bilimi ile hayat bulduğu bütünleşik pozitif bilimdir.

-Canlı, Cansız ve Araform Bilimlerinin doğal şekillenmesi ve Evrim Bilimi ile geleceğin dirimsel ve uygulamalı bilimi şekillenir. Bu bilim Doğa Bilimidir.

-Tüm pozitif bilimlerin şekillenişi (morfogenezisi) doğa biliminde hayat bulur.

-Evrim Bilimi doğadaki ve insandaki tüm özgün enerji halleri bilimsel olarak deşifre edilip, doğa ötesi güç-teknoloji, tera bilgisayarlar ve tera teknolojiyi kullanan evrimle gerçek hayat hikayeleri açıklandığı zaman, Doğa Bilimi gerçek konumunda hayat bulmuş olacaktır.

Tüm bilimler arasında ilişki kuran evrim; her bilim dalı bir çiçek kabul edilirse; evrim bu çiçeklerdeki özgün balı toplayan bal arısı misali topladığı balları “Doğa Bilimi” kovanlarındaki peteklere doluşturarak ona geleceğe yönelik dirimsel hayat veren bilim gibidir grafik


EVRİM BİLİMİ: Tüm zaman süreci içerisindeki dinamik değişimleri ve bilimleri ilişkilendiren doğa bilimidir.
-Canlı, Cansız, Araform bilimlerine ait doğadaki tüm yaratıkların sanal ve nesnel nefsi gerçek hayat hikayelerini bilimsel verilere dayalı olarak açıklamaya çalışan bilimdir.
-Tüm enerji hallerindeki;enerjilerin, yaratıkların, oluşumların ( eylemlerin, olayların, süreçlerin, olguların … Vb) yaşanmış ve yaşanacak; sanal, düşünsel ve nesnel nefsi gerçek hayat hikayelerini bilimsel bulgulara dayalı olarak ilişkilendiren bilimdir.
-Evrim Bilimi sanki-özellikle akli primitif (ilkel) insanın nefsini tanıma aracıdır.

-Devrimler;insanın, evrimler ise yaratıkların özellikle hayvanların (kısmen insanın ve bitkilerin) zihinsel ve bedensel değişimin (değişmenin) aşısı/ları gibidirler.
-Aşıların seçimi, hazırlanması ve dozu yaşatıcı olmadıkça faydadan çok zarar verir.0, 0, 12,  3,  45, 6, 7, 9

-Doğa ve doğa ötesindeki: değişen süreçleri, benzerlikleri, ayrıcalıkları, değişimleri; orijine ve kronolojik sürece göre (filogeni ve ontogeni mantık süreçleriyle) ilişkilendiren doğa bilimidir.

        Evrim Bilimi, sekiz (beş nesnel duyu + sezgi, his, düşünsel... Vb zihinsel duyular) duyuya dayalı verilere ilaveten, bilimsel ve teknolojik gelişmelerle donanım bilgisini zenginleştirecektir. Bu zengin donanımı; insanın uzaya açılmadan önce yer küresindeki ve uzaydaki tüm biyotik ve abiyotik verileri oluşturmaktadır. Geçmişe bugüne ve geleceğe ait bu veriler  bilimsel kurallarla filogenik-ontogenik mantıkla  ilişkilendirilerek günümüzde ve uzay çağında uygulanacaktır.

EVRİM MEKNİZMASI;
Evrim Bilimindeki tüm mekanizmaları ifade eden ve içeren genel bir kavramdır. Evrim Bilimi, Evrim Teorisi, Evrim Mekanizmaları ve Evrimin Prensipleri en az Hücre Bilimi, Hücre Teorisi ve Hücre Mekanizması gibi farklı anlamlar taşımaktadır. Evrim, Evrimin Prensipleri, Evrimleşme, Evrim Mekanizmaları, Evrim Bilimi ve Evrim Teorisi kavramlarının; özgün tanımları, ilişkileri ve sınırları doğru bilinmezse kavram ve düşünce yanılgısına neden olur. Evrim Bilimi öğretiminde özellikle algıda değişmezliğe yönelmek gerekir. ÖÖr.Hücre, Hücre Oluşum Mekanizması, Hücrenin Çalışma ve Üreme Mekanizması, Hücre Bilimi ve Hücre Teorisi’nin özgün tanımları, ilişkileri ve sınırları çok iyi bilinmektedir. Hücre teorisi alternatifi yerine "Organik kılıfa sarılı üretken canlı gen birimlerini taşıyan yaratığa hücre denir" daha makul tanımdır.

EVRİMLEŞME;Doğal ve yapay yasalara dayalı ortaya çıkan/çıkartılan koşulların, canlıların genotip ve fenotipleri üzerinde meydana getirdikleri kalıcı kalıtsal değişimleri ifade eden kavramdır.Değişen çevre koşullarına uyum amacıyla, canlı ve kısmen cansız yaratıkların; nesnel, düşünsel, davarnışsal ve yaşamsal döngülerin de, benimsediği ve oluşturdukları uzun vadeli değişimlerdir.

EVRİM;Evrimle ilgili tüm, kavram, süreç ve bilgileri içeren genel bir kavramdır.

EVRİM TEORİSİ;İleri sürülmeden önce, yaratıklar olalı beri içsel ve/veya çevresel değişimlere bağlı olarak yaratıklarda ortaya çıkan sonuçların arasındaki ilişkilerin Darvin’ce izah edilmesi veya Darvin’ce izah edilmesi kılıfıdır. Darvin bu teoriyi ileri sürmeseydi veya ileri sürmeden öncede değişimlerin yaratıklar üzerine ortaya çıkan sonuçlar vardı ve var olacaktır. Bir Darvin buluşu değil doğada var olan değişimsel ve/veya ilişkisel sonuçların bir doğa sofisinin ya da sadece doğadaki (doğayı/bilimi/değişimleri/evrimi aşamamış) değişimlerin ilişkisel aşığının bilimsel izahatıdır.

 

 

EVRİM BİLİMİNİN UYGULAMA ALANLARI:

Yaratıkların kökenini araştırmak neden gereklidir? Yaratıkların kökenini bilmemizin bize ne yararı vardır?

I-Uzayda Evrim Biliminin Uygulanışları: Örneğin bir gezegende bir bölgeyle ilgili klimatolojik, topografik, jeolojik, fiziksel vb. tüm biyotik-abiyotik bilimsel envanterleri almış olalım.     

Bu yaşam yerine tüm doğal döngülere uyumlu en uygun hangi canlıları ekeceğiz? Ya da insanların bu ortama nasıl bir yaşam döngüsü kurması gerekir? Kuracaklarının sağlıklı çözümü ve uygulanması,  yer küresinde edinilen uygulanabilir sağlam verilere bağlıdır. Bu veriler de  evrim bilimi ile ilişkilendirilerek  toplanacaktır. Toplanan veriler; yaratıkların filogeni ve ontogeni mantık sistemleriyle, bilgisayar ortamında simüle edilerek sonuçları pratikte test edilir. Yapılan testlerde bilgilerin uygulanabilirlikleri belirlenir. Bu uygulanabilir  veriler yer küresinin filogenetik ömrü içerisinde hangi filogenetik paftasıyla örtüşüyorsa, o zaman dilimindeki fauna ve flora göz önünde bulundurularak ekim yapılır.Ünlü bilim bilgini (bilim insanı?!) Craig Venter 2003 yılı Kasım ayında yaklaşık 5000 baz uzunluğunda bir virüs genomunun yapı taşlarından iki hafta gibi rekor bir sürede bakteri virüsü sentezlemeyi başarmıştır. Bakteri virüsü 0X174'ün 5386 baz uzunluğundaki genomunun organik olarak sentezlenmesi yalnızca 14 gün sürmüştür.Bu bilimsel çalışmaların ileride, çeşitli gametleri, zigotları ve mikroorganizmaları canlı yapı taşlarından elde etme aşamasına ulaşacağı kesindir. Hatta evrim biliminde filogeni ve ontogeni mantık-kurallar sisteminin çevre ile ilişkisi doğru deşifre edilirse, hangi ortamda hangi gen sisteminin yaşayabileceğinin çözümü de ortaya çıkmış olacaktır. Basitten hareketle, taksonların gen sistemi ile yaşam yerleri arasındaki ilişki kombinezon olasılıkları hızlı (tera-kuantum) bilgisayarlarla ilişkilendirmek, hesaplamak zor olmayacaktır. Örneğin 266 bit uzunluğundaki bir code'un şifresinin çözülmesi gerektiğinde, en hızlı dijital(hesabi) süper bilgisayar, şifresini çözmek için 14 milyar yıldan fazlasına ihtiyaç duyuyor. Buna karşılık, bir kuantum bilgisayarı, çözümü birkaç dakika içinde bulabiliyor.

Bununla beraber insanlar çeşitli canlılara ait dondurulmuş zigot, yumurta ve gamet stoklarıyla da uzaya açılacaktır.


           Ancak evrimsel bilgilerimize dayalı olarak hangi gametin ya da hangi zigotun hangi çevre koşullarında çimlenebileceği ya da neye, nerede, nasıl, evrimleşebileceğini dijital(hesabi) ortamda simülasyonlar ve gerçek uygulamalarla gösterip, evrimle ilgili verilerimizi doğru toplamak zorundayız. Aksi takdirde çok büyük zaman kaybı söz konusudur. 
Bu çalışma alanında zaman kazanmak ve veri almak için, organizmalar arasındaki evrimsel yakınlık spektrumunu doğru tespit etmeliyiz. Bunu gen sistemleriyle ilişkilendirip organizmalar arasındaki filogeni-ontogenin; benzerlik, değişim, geçiş ve nötr gen sistemleri haritalarının çıkarılması gerekecektir. Sonuç olarak eksik te olsa yeryüzündeki canlılara ait filogeni-ontogeni gen haritası çıkarılmış olacaktır.

Bu gen haritalarının bilgilerine dayalı olarak, benzer ve yakın genlerin değişen çevre koşullarına bağlı olarak gösterdiği uyumun değişim süreci; gen aktarma ve yapay yaşam oluşturma teknikleri bize çok zaman kazandıracaktır. Örneğin; kuramsal olarak bir bakteriden bir ortamda başka bir bakterinin evrimleşmesi için 30 yıllık bir sürecin   geçmesi gerekmiş olsun. Bugünkü teknoloji ve gen aktarımı yöntemleri geliştirilerek 30 yıl beklememize gerek kalmayacaktır. Evrim Bilimi ile edindiğimiz sağlıklı bilgiler yer küresindeki sanal ve gerçek verilere dayalı olarak, mevcut teknolojiyi kullanarak, karşılaştığımız ortamlarda ne tip gen kombinezonlarını içeren sistemleri-canlıları ekeceğimizi önceden bilmemiz mümkün olacaktır.

Kısaca bakterinin gen kombinezonları ile 30 yıl sonra oluşan bakterinin gen kombinezonları arasındaki farkı teknolojik gelişmelerle, gen aktarımları teknikleri ile ve yapı taşlarından  gen üretimi ile bugün üretebilirsek ve uygulayabilirsek o zaman biz uzayda evrimi ışık hızıyla uygulamış olacağız

II-Hırçın ve Rahatsız  Gezegenimizde Evrim Biliminin Uygulanışları: Yer küresinde, çevrenin insan sorunu vardır. İnsandan kaynaklanan, küresel ısınma ve  zararlı ışınların Antartika atmosferinde açılan delik nedeniyle olası iklim ve diğer değişimlerin sonuçlarını önceden kestirmek, bugünkü teknoloji ile mümkün gibi gözüküyor. Bu olasılıkların geri dönüşümsüz olma sonuçları hesaba katılarak önlem almak zorunlu olmuştur. Ortaya çıkabilecek iklim kombinezonlarına pozitif ve verimli tepkiler  verebilen yapay biyolojik döngüleri yukarıda (I-Uzayda Evrim Biliminin Uygulanışları)  bahsedilen  kurallar çerçevesinde ne tip taksonlara gereksinim duyulacağı ve hangi yapay canlı (biyotik) döngülerin simülasyonları ve testlerinin yapılmasına, başlanması gerekir.En azından uzaya açılana kadar doğal afetler bizi yakalamadan biz evrim biliminin kurallarını zamanında taklit ederek onun afatından korunmalıyız.



EVRİMSEL ENVANTERİ TOPLAMA SÜREÇLERİ ( EVRİM BİLİMİ ENVANTERLERİ TOPLANIRKEN UYULMASI GEREKEN BAZI TEMEL KURALLAR VE YÖNTEMLER)
1-Biyotik süreç: Yer yüzündeki bütün canlı yaratıkların zamana bağlı biyolojik eylemler ve faaliyetlerle ilgili süreçlerdir.

2-Abiyotik süreç: Zamana bağlı olarak cansız yaratıkların eylem ve faaliyetleriyle ilgili fiziksel ve kimyasal süreçleridir.
3-Uygulama alanının biyotik süreçlerine olumlu tepki verebilecek olası taksonların biyotik ve abiyotik döngülerinin simülasyonları ve uygulanabilirlikleri, alana uygulanabilecek olası döngüler ve taksonların belirlenmesi gereklidir.

4-Bu uygulamalara geçilmeden önce yer küresindeki birim alanların abiyotik-biyotik süreç -olgu haritaları verilerinin çıkartılması, yeryüzünün mevcut ve gelecekteki abiyotik süreçlerin değişimine bağlı olarak yeni biyotik süreçlerin ve döngülerin başlatılması konusunun en azından dijital(hesabi) ortamda hazırlanması ve doğruluğunun da test edilmesi gerekir. Uygulamaya geçilmeden önce birim alanla uğraşırken yapacağımız değişikliklerin biyosferdeki diğer döngülere tesirini ve etkileşimini pozitif, negatif ve nötr olarak değerlendirmemiz gerekecektir. Örneğin; uzaya açılmadan önce yer küresinin birim koordinatlarındaki topografik, iklimsel ve biyotik envanteri geçmiş ve geleceğe yönelik kaydedilmelidir. Sonra bu habitatta var olan biyotik döngülerin dışında farklı hangi kombinezonların sığdırılabileceğine bakılmalıdır.

5-Yer küresindeki abiyotik ve biyotik döngülerin ve süreçlerin bilgisayar ortamına simüle edilmesi; gelecekle ilgili doğru tahminlerde bulunmamıza yardımcı olacak ve başka gezegenlerdeki biyolojik döngü mayalama aşamalarına yardımcı olacaktır.

6-Biyotik-abiyotik süreçler, döngüler ve organizmaların gen sistemleri arasındaki doğal ilişkiler ve kuralların disipline ve kategorize edilmesine geçilir. Bu çalışmalara yer küresi ve diğer uzay ortamları için yapılmaya devam edilir. Bu çalışmaların sonuçları gelecek nesillerimiz için çok büyük önem taşır.

 

EVRİM DİN VE BİLİM KAOSUNUN KÖKENİ VE ÇÖZÜMÜ

         Bütün bilgilerin evrim bilimi ile sentez edilmesi gerekir. Bunun sebebi de evrim biliminin yaşaması ve/veya gerçeğinin kabul edilmesi/ettirilmesi için sadece evrim teorisi ve  prensiplerini ileri sürmek, hücre teorisini hücre bilimine baraj yapmaya benzer. Bir bilimin yaşaması ve kabul görmesi için sonuçlar ve uygulamalarının gerekliliği yeterlidir.
         Evrim bilimini esas ayakta tutan, tüm beşeri ve pozitif fen bilimlerinin ontogeni ve filogeni döngülerindeki ilişkilendirici yasalarıdır. Evrim teorisi, evrim bilimi demek değildir. Evrimin prensipleri de sanki haklı olarak, orta çağ din kaosundan din biliminin ve yasalarının pozitif bilime etkisini nötralize etmek, bilimsel gelişmelere pozitif yön-hız kazandırmak, insanda;vahşi, doğal ve pozitif bilinç (materyalist, nesnel ve objektif) ve yöntemleri geliştirmek için doğada keşif edilen doğal yasalardaki mantık sistemlerinden ibarettir.
        Belki de Evrim Bilimini; Evrim Teorisi ve Evrimin Prensipleri ile %100 özdeşleştirip anlatmak için zaman erkendir.Yapılan tartışmalar; bilim dalları arasında ilişkilendirici örümcek misali ilişki ağı kuran evrim biliminin  geleceğimizin uygulama alanları ve uzay çağı için sağlıklı envanter toplamasına ve gelişmesine engel olmaktadır. Bu  tepkiler bir zamanlar Osmanlının 400 yıl matbaayı kabullenişte kayıp ettiklerine neden olanlarla örtüşüyor gibidir.

    Bilim ve din arasındaki en büyük çelişkiler ve çıkmazlar, Batının Ortaçağ döneminde başlamıştır. Ortaçağ dönemindeki din fobisi, materyalizme ve bilimin popülaritesine eklenince sonuçta bütün inanç sistemlerine bu perspektiften bakmak doğal bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır. Ne Yazık ki, bu sonuçtan İslamiyet’e hak etmediği liyakatsiz ve korkunç bir toplumsal tufan iftirası yakıştırılmış ve uygulanmıştır. .
        Sonuç olarak, laiklik ve evrim prensipleri ile bilim ve bilim bilginleri (bilim insanları?!) bu kaostan yakasını kısmen kurtarmışlardır. Ancak bu sefer bilim ve bilim bilginleri (bilim insanları?!) siyasetin metriksine malzeme olmaktan kurtulamamıştır.Yada bilim insanları, siyaset ve siyasetçileri bilimin metriksiyle kuşatamamıştır.Belki de siyaset dinle bilimi boğuşturuyor farkında değiliz. Hatta bazı bilim bilginleri (bilim insanları?!) siyaset uğruna dine karşı malzeme olarak yıpratılıyor. Dine teslim olmadan dini anlamaya ya da eleştirmeye envanter ve veri açısından daha zamanımız erken. Belki de en büyük sorunlardan bir budur. belki de  hedefimiz siyaseti bilimin metriksine almak dinlerle örtüşen gerçek veriler kadar diyet yoruma ve tartışmalara girmek daha doğrudur.

        Evrim bilimindeki mutlak gerçeklere tenezzül etmeyen fert ve toplumlar bunun acısını çekeceklerdir.
        Evrim bilim dalının en önemli özelliği; tüm bilim dalları arasındaki bütünleştirici özelliği ile edinilen  bilgiler gelecek nesillere hizmet verecektir.
        Acaba primat mı ademden yoksa adem mi primattan türemiştir’in cevabını ispatına kalkışmanın psikozu ve antagonistik tartışmaları bizi, matbaanın kabul edilmesinin 400 yıllık tartışmalarına götürür.
        Evrimin gerçek boyutlarını eksiksiz ortaya koymak için, madde ile anti madde arasındaki enerji hallerinin, yaratıklardaki döngülerinin eksiksiz bilimsel bilgilerine sahip olmak gerekir. Bunun için vakit erken. Bu bile bizi evrimin bilinen gerçeklerine dayalı ilişkilendirici özelliklerinden yararlanmamıza engel olmamalıdır. Tüm enerji hallerine ulaşabilen, doğru okuyabilen ve tanıyabilen gelişmiş bilim bilginlerine (bilim insanlarına) ve bu enerji hallerini insanların anlayabileceği, algılayabileceği seviyeye deşifre edebilen teknolojiye gereksinim vardır.


        Dünya’dan Başka Bir Yerde Hayat var mı? Varsa Bu Olasılık Oranı % Kaçtır?

Son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle Mars’tan getirilen kayaçlar üzerinde yapılan incelemelerde nano-bakterilere benzer mikro organizmaların varlığı, çoğu bilim bilginleri (bilim insanları?!) tarafından kabul görmüştür.

        Galapagos adalarındaki, bitkilerin %42'si, kara kuşlarının %75'i, sürüngenlerin %91'i ve memelilerin tümü adalara özgü neo endemiktirler.

        Relik endemiklerin en yüksek olduğu ada Madagaskar adasıdır.

        Ontogenik ve filogenetik gelişim mantık sistemleri dikkate alındığında, endemiklerin oluşum nedenleri ve işleyen evrim mekanizmalarının mantık sistemleri bir arada disipline edildiği zaman, uzaydaki canlıların yer küresindekilere benzeşim olasılık oranları; ilkel prokaryotlara doğru % 100’e yaklaşırken, insan ve diğer gelişmiş canlıların benzerlik olasılığı %0’a doğru yaklaşılır gibi gözükmektedir.
Sanki yerküresindeki bir taksonun uzayda akrabalarının olma olasılığı, Filogenetik bakımdan ortaya çıkışından, yaşadığı gün veya ölümüne kadar; uzun ömürlü, geniş hoş görülü ve geniş yayılış alanlarına meyilli-uyumlu ve baskın gen sistemlerine sahip olmasıyla doğru orantılıdır.


 

           TARTIŞMA VE SONUÇ

        

İnsan beyni ışık hızından daha hızlı ve sağlıklı düşünme yeteneklerine sahiptir. İnsan düşünsel yeteneklerini, zihinsel kapasitesini ve zihinsel araçlarını doğru kullanarak doğayı aşabilir. Zihinsel-bedensel araçlarla, sağlıklı bilgilerle ve doğru tercihlerle teknolojik evrim bilimi ile kendimizi donatıp geleceğimizi hazırlamalıyız.Bu sayede;irademiz ve doğru tercihlerimize dayalı evrimleşme çizgilerini ve doğayla uyumlu yaşama koşullarımızı hazırlamayı ele geçirmiş olacağız. Çünkü insan gelecekteki değişimleri bu şekilde aşamazsa ya da uyum sağlamazsa, doğa yasalarıyla işleyen çarklar/döngüler arasında malzeme, yok olmak veya döngünün bir elemanı olmaktan kendisini kurtaramaz.


        Geleceğin tartışmasız zorunlu bilimi, biyolojinin ve evrim bilimi ile birlikte, diğer tüm bilim dallarını doğal döngülere uyumlu-doğru ilişkilendirilmesi ve verimli-uyumlu canlı-cansız döngülerin yaratılması için, öneminin tüm bilim bilginlerince (bilim insanlarınca) desteklenmesi gerekmektedir. Bu zaruretin acısını yakın geçmişimizde yaşadık. Biyolojik döngüler dikkate alınmadan uygulamaya konulan abur cubur uygulamalar, Müsrif Teknoloji, Patojen teknolojik, liyakatsiz buluşlar bu günkü çevre sorunlarının baş nedenleridir.

        Belki de 21. yüzyılın  gözde bilimi, biyoloji merkezli evrimle ilişkilendirilmiş tüm temel bilimleri içeren "Doğa Bilimidir". Grafik I ve Grafik II


İnsanın biyolojik bilincinin teknolojiye hakimiyetinin önemi ve nedeni gerekçeleriyle tüm bilim insanlarınca iyi bilinmelidir. Evrim Biliminin, bilimlerin merkezinde olması ve bilimsel ilişklendirmedeki  önemi doğru vurgulanmalıdır. Verilen biyoloji derslerine ilave olarak, uzay biyolojisi dersinin evrim dersi ile ilişkilendirilip lisans ve yüksek lisans derslerine konulması gerekir.
  Matbaa ve Evrim Biliminin tümünü reddetmek (Evrim ya da Darvin psikozu) cehaletin psikozudur. Matbaa ve evrim cahilleri ile iddialaşıp zaman kaybetmektense, bilenin bilmeyenin (cahilin) halinden anlama olgunluğunu göstererek çalışmalarımıza devam etmeliyiz. Bilim ve Din cahillerine yararlı olabileceğimiz davranış, ilişki ve tepki kombinezonları geliştirmeli ya da gerekirse onlardan uzak durmaktır. Aksi taktirde onlarla iddiaya girmek ve uğraşmak, toplumsal denklemlerde bulunması gereken mutlak sabiteleri veya değişmezleri değiştirmeye kalkışmak;hem cehalettir, hem vakit kaybı hem de toplumsal huzur denklemini kısır tartışmaların kaosuna sürükleyip berbat eder.


Belki de Evrim Bilimine çok uzaktan bakışımız ya da evrim mekanizmasını bir kompleks yapı olarak eksik ya da yanlış algılayışımız; bizi evrim bilimi, evrim prensipleri, evrim mekanizması ve evrim teorisi özgünlüklerinin birbirine karıştığı konumlarda kaosa sürüklemektedir. Evrim Bilminin lisanı o kadar açık ve berraktır ki küçük benzetmelerle bile izahı mümkündür.
Örneğin; bir kitap düşünelim; kitabın tamamı -Türkçe yazılmış olduğu farz edilecek olursa, 29 harfin ard arda sıralanmasıyla oluşmuştur bu harflerin belli bir sistemle yan yana gelerek bir konuyu açıkladığını düşünelim DNA daki (RNA kısmi canlıların nesnel boyut yönetici alfabe yapı taşlarını içerir ) yönetimsel alfabetik alt üniteleri veya canlı yapı taşları nesnel boyut canlı alfabesindeki harflerin dizilimi (canlı yapı taşlarının dizilimi) çok büyük önem taşır,örneğin, bazların dizimi ya da canlı yapı taşları dizilimi belli kurallara göre çeşitlilik gösterdikçe tür çeşitliliği de söz konusudur. Ancak bu dizilim belli kurallara göre oluştukça anlamlı sonuçlar ortaya çıkar. Kitaptaki kelimeler ve harfler dilin belli kurallarına göre yer değiştirdikçe anlam kazanır.Bu anlamlı kelimeler arasında her zaman mantıklı geçiş formları aramak belki mantıksızlıktır.
 

Fiolgenetik; açılım, daralma, paralellik... vb varyasyonları ile ontogenetik döngü arasındaki anlamlı fark ve türlerin özgünlüğü belki de budur.Yani canlıların total gen havuzu içindeki, tür ya da takson gen havuzları arasında geçiş gen havuzu aramak genetik izolasyon mekanizmasına, ontogenik ve filogenik kurallara ters düştüğü için her zaman taksonlar arasında ara form aramak mantıksızlık gibi gözükmektedir.


5.2.1. Tanımlayıcı Küme Tasarımı Modeli'nin Hayata Uygulanışı,
http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/bmat.html (Demirkuş ve Alkan 2011)
-Her yaratığın en az bir kümesi vardır. Örneğin, Çoban Boşluğu hiç yaratık içermeyen bir mekândır.
-Özgün olarak tarif edilebilen ve sınırları olan her yaratığı bir küme elemanı kabul ederek onun ait olduğu bir üst kümeyi ya da kümeler serisinin sınırlarına kullanım ya da düşünsel amacımıza uygun belirlemek önemlidir.
-Örneğin; gezegeni bir küme elemanı olarak kabul edersek, ait olduğu kümeyi ya da kümeler dizinini; Güneş sistemi kümesi (sistemdeki gezegenler küme elemanlarıdır), Yengeç bulutsusu kümesi, Samanyolu galaksisi kümesi, kâinat kümesi… vb olarak kabul edebiliriz.
-Örneğin; bir harfi küme elemanı kabul edersek, ait olduğu kümeyi ya da kümeler dizinini; içinde bulunduğu; hece kümesi, kelime kümesi, deyim kümesi, cümle kümesi, paragraf kümesi, sayfa kümesi, kitaplar kümesi, dünyadaki tüm kullanım alanları kümesi… vb olarak kabul edebiliriz.
-Örneğin; bir elementi, molekülü, bileşiği küme elemanı kabul edersek, içinde bulunduğu; sınırları belli her ortamı küme olarak kabul edebiliriz. Yani içinde bulunduğu; bileşiği, bileşikleri, insanı, insanları, kâinatı… vb kümesi kabul edebiliriz.
-Bu mantık kurgusundan hareketle; geçmişteki, gelecekteki ya da yaşayan asırdaki… vb tüm zamanlardaki; bir karşılığı, pencereyi, denklemi, düşünsel bir yaratığı, geometrik bir şekli… vb genel olarak her şeyi ya da tüm yaratık ve yaratıksal şeyleri bir küme elemanı kabul ederek nesnel matematiği küme kavramıyla ilişkisel olarak hayata uygulamak olasıdır.
-Bu modelde hiçbir küme elemanı diğeri ile %100 aynı kabul edilmez. Yani X yaklaşık X’e benzer ya da klonudur. Her koşulda biri diğerinin yerine kullanılmaz. Bu aynı kişiye ait göz bebeği, aynı kişiye ait simetrik ayna görüntüler gibi hemen her şey ya da yaratıkların özgünlüğü için aynı mantık kurgusu kabul edilir.
Özel haller hariç, özgün tanımı olan ya da tanımlanabilir; her yaratık, olay, süreç, olgu, ışık hızı, eylem, düşünce… vb genel olarak her şeyi ya da tüm yaratık ve yaratıksal şeyleri bir küme elemanı olarak düşünün!! Veya yaratıkların ürettikleri enerji hallerini temsil eden; harf, sembol, kavram, isim, deyim, cümle veya alt birimlerinin bir veya birden çok alt küme, küme veya üst küme ile kâinatlarda (düşünsel, sanal, dijital, nesnel… vb kainatları ve içindeki genel olarak her şeyi ya da tüm yaratık ve yaratıksal şeyleri) temsil edilirler. Harf, sembol, kavram, isim, deyim, cümle veya alt birimlerinin kendileri de ait oldukları kümenin birer elemanıdırlar. Kısaca özel haller hariç, tanımlanabilir düşünsel, sanal, dijital, nesnel… vb her şeye bir küme elemanı mantığıyla/gözüyle bakılabilir ve hayata uygulanabilir. (Demirkuş ve Alkan, 2011).

5.3. Yaratık Kümelerinin Sınıflandırılması
http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/bmat.html (Demirkuş ve Alkan 2011)
Yaratıkların kümeleri çeşitli amaçlara göre sınıflandırılabilir. Örneğin; doğal küme, yapay küme, yarı yapay küme olarak sınıflandırılabilir.
1-Yaratıklar ve yaydıkları tüm enerji kümesi(anti nesnel-batıni)
2-Canlılar kümesi; tüm canlıları içeren kümedir.
3-Yarı canlılar kümesi; tohum, spor… vb kümeleri içerir.
4-Cansızlar kümesi; element, bileşik, karışım, atom ve atom altı enerji birimi hallerinden oluşan kümeler.
5-Yaratıkların yaşam döngüsünde yaydıkları enerji halleri kümesi. Örneğin; düşünsel, termal, kızılötesi… vb enerji halleridir.
6-Çekim alanları kümesi; özgün ve genel çekim alanlarına ait küme.
7-Boş küme; genellikle bir mekânın içinde görülebilir ve idrak edilebilir hiçbir eleman yoksa boş küme denir.
8-Gerçekte içinde hiçbir yaratık olmayan sıfır (boş sıfır), boş küme ve/veya boş mekân özel hallerde bulunur.

6.1.2. Kâinatı; Küme Elamanı, Nicel, Bilimsel, Kurgusal, Yapısal, Düşünsel, İlişkisel ve Kümesel Keşfediş Çeşitleri
1- Kâinattaki/kâinatlardaki her yaratık, olay, süreç, olgu, ışık hızı, eylem, düşünce… vb genel olarak her şeyi ya da tüm yaratık ve yaratıksal şeyleri bir küme elemanı olarak düşün!! Sonra seçtiğin küme elamanına bir üst olacağı ( o elemanı kapsayan/içeren) kümenin sınırlarını amacına uygun belirle ve gittikçe daha da genişleyen kümeleri düşünmeye başla. Şimdi kâinatın ilk yaratıldığı anda, karanlık enerjinin kâinatı genişletiş gücünü sembolik “10” kabul edin. Hemen genişleyen ilk küme sınırı ya da ilk mekân sıfırı “00” ve ilk zamanı “01” kabul ediniz. Bu ilk küme mekân sıfırını ilk yaratık (ilk mekân) ve ilk zaman kabul ediniz. İstisnalar hariç bitişik olan ilk küme-mekân sıfırını ve zamanını sonrada içinde yaratılan hiçbir şeyin onu yakalayamayacak kadar hızla genişlemektedir ya da şişmektedir (şişme kuramı). İlk mekânın içinde müteakiben yaratılan ve oluşan (tüm yaratıkları bir ve birin klonları “11” kabul edin); yaratık, olay, süreç, olgu, ışık hızı, eylem, düşünce… vb hiç birinin kıyamete kadar ilk mekânın genişleme hızına ulaşamayacağını düşünerek kâinattaki/kâinatlardaki genel olarak her şeyi ya da tüm yaratık ve yaratıksal şeyleri küme elamanı mantığıyla düşünerek kainatı/kainatları uygulamalı küme mantığı ve tanımlayıcı küme tasarımı matematikçileri gibi keşfet. (Küme Elemanı Mantığı ve Tanımlayıcı Küme Tasarımı İle Kâinatları Keşif)

2- Nicel matematik sembollerle ve matematik kurallarla doğayı zihnine ve iç dünyana konumlandır. Matematiksel sembollerle ve matematiksel kurallarla doğayı zihnine ve iç dünyana konumlandır.
Nicel-Nitel, Nesnel, Eylemsel, Uygulamalı; Matematik denklemlere ve kurallara dayalı bir bütünlük çözmecesi (pazılı) olarak doğayı iç dünyamıza ve zihnimize doğru konumlandırarak doğayı nicel matematikçiler ve teorik fizikçiler gibi keşfet (Evreni Nicel Matematiksel Sembollerle Keşif).

3- Matematiksel denklemler ve kuralların ilişkisine dayalı olarak iç dünyamızda ve zihnimizde doğayı keşfetmek, kuşatmak ve öğrenmek.
Doğayı düşünsel, uygulamalı, nesnel, nitel ve nicel matematik denklemler ve kurallar mantık ifadeleriyle iç dünyamıza konumlandırmak (Evreni Nesnel, Nitel, Nicel ve Düşünsel Matematiksel Keşif).

4- Doğadaki kurallar, kanunlar ve kavramsal tanımların ilişkisel; kurgularına, denklemlerine ve kurallarına dayalı bir bütünlük çözmecesi (pazılı) olarak her şeyi iç dünyamıza ve zihnimize doğru konumlandırarak ya da doğayı felsefeciler gibi keşfet (Evreni Tanımsal Kesif).

5- Kâinattaki karanlık maddeden (kainatın % 23 ünü oluşturur) kaynaklanan atom ve atom altı zayıf çekim gücü ile atom üstü kuvvetli çekim güçleri kainatı bir arada tutmaya ya da bedensel bütünlüğün dağılmasını önlerken bunu tam tersi karanlık enerji (kainatın % 73 nü oluşturur) kainatın genişleyişine neden olmaktadır. Bu iki kuvvet kâinatın dinamik dengesini gittikçe hızlanan bir genişleyişe doğru götürmektedir.
Bu çekim güçleri cenderesi içinde evrenin; atom, atom altı parçacık ve özel enerji hallerinden atom üstü yaratıklardan ve sadece çekimsel güçten ibaret mekânsal boşluklardan oluşan dokusunu düşünelim.
Doğadaki atom, atom altı parçacıklar ve özel enerji hallerinin yani evrenin hamurunun yaratık olarak şekilsel/şekilleniş yapılarına ve işlevlerine dayalı ilişkisel denklemler ve kurallara dayalı evreni bir bütünlük doku çözmecesi (pazılı) olarak doğayı iç dünyamıza ve zihnimize doğru konumlandırarak kimyacılar ve astronomlar gibi keşfetmek (Evreni Yapısal Keşif).

6- Kâinatı; canlı, cansız ve yarı canlı sistemlerin alt ünitelerinin örgüsünden oluştuğunu ya da bu örgülere dayalı yaratık sistemlerinin bütünlük çözmecesi (pazılı) olarak iç dünyamıza ve zihnimize doğru konumlandırarak biyologlar gibi keşfetmek (Evreni Sistemsel Keşif).

7- Kâinatı yukarıdaki tüm keşif ve analiz yollarından hangisi ya da hangileri size uygunsa onu veya onların hepsini bilimselliğin kefeninde-çetelesinde (metriksinde) ya da bilimsel disiplin ve mantık çerçevesinde bir arada ilişkisel-düşünsel olarak âlimler gibi keşif etmek (Evreni İlişkisel Keşif).


6.1.3. Tezde İleri Sürülen Kavramlar Çerçevesinde Temel Kozmolojik Evrimin Küme Kavramı Çerçevesindeki Olası Aşamaları;
Araştırmada var olan bilgileri bir bütünlük ya da bilim çözmecesi (pazılı) içerisinde; matematikçiler-fizikçiler gibi denklemsel mantığa, felsefeciler gibi tanımsal mantığa, kimyacılar-astronomlar gibi yapısal mantığa, biyologlar gibi canlı-cansız sistemler… vb. mantığına dayalı düşünsel havuzda, bir arada değerlendirdiğimizde;

a- Ola ki Büyük patlama kuramının konumu, kainatın yaradılışı ya da oluşumu esnasındaki ilk en küçük süper novacıklar ve ilk süper novalarla örtüşür (Gülen, (2010).
http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/f/bpatlama/bpatlama.swf

b- Ola ki Evrimsel açıdan ilk kümenin karanlık enerji (kainatın genişleyişinden sorumlu enerji), akabinde ilk karanlık madde kümesi, tüm yaratık ve her şeyi içeren ilk mekan kümesi ve ilk zaman ve müteakiben 4 temel kuvvet, ilk atom altı parçacıklar gelmektedir. Bu durum patlama öncesi ilk evreyi içerir. İlk evrede patlama olma olasılığı çok zayıftır. Süpernovacık patlamalarının bu evreden sonra olma olasılığı çok yüksektir. http://www.tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Patlama, (Gülen, 2010).

c- Büyük Patlama Kuramı’yla ilgili verilen bilgiler; kozmik evrenin sadece ilk yaradılışına ait başlangıç, başlangıçtan bugüne kadarki (13-14 milyar yıl) olgunlaşmanın tamamlanışına ait bilimsel bilgiler, kuramlar ve büyük kozmik kıyametin kopuş teorilerinden oluşmaktadır ya da kuramsal olarak örülüdür.

d- Tezdeki, literatürden edinilen kaynaklardan ulaşılan, seçilen ve üretilen tüm bilgiler; yukarıda bahsedilen bilimsel ve düşünsel mantık kurguları örgüsüne dayalı olarak Büyük Patlama Kuramı’nın sadece kainatın kozmik evriminin “yarım döngüsünü” izah eder. Yani yaradılıştan kâinatın büyük kıyametine kadarki döngüsü nesnel ve kuramsal bilim tabanlı olarak izah edilmiştir. Ancak enerjinin korunumu prensibi, doğadaki simetrik oluşum yasaları ve doğal döngülerin tamamlanışı prensibi gereği; kâinatın büyük kıyameti (kâinatın ölümü) ve ilk yaradılıştan ölüme kadarki ömründe Kâinatlar Döngüsünün Mekânına yaydığı ya da buharlaştırdığı doğayı aşan hayat enerjisinin akıbeti konusu hakkında bilgi verilmemiştir.

e- Büyük Patlama Kuramı’nın bilimsel hayat hikayesi ve var olan bilgiler üzerine geçmişten geleceğe, gelecekten geçmişe doğru, yukarıda bahsedilen kainatı keşifle ilgili 7 tane mantık kurgularının bileşkesinden hareketle; canlı, cansız, yarı canlı, nesnel, düşünsel… vb doğal, yapay ve yarı doğal döngülerin tamamlanış kurguları çerçevesinden; çok yönlü simetrik, asimetrik tersyüz, düz, tümsek ve çukur ayna mantık sistemleri, ıraksak, yakınsal ince ayar netlik mantık sistemlerinin bileşkesinde düşünüldüğünde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.
http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/fizuzaypdf/bpkw.pdf
-Ola ki kâinatımızın kıyameti “Büyük Yırtılma Kuramı” şeklinde ya da onunla örtüşük son bulacaktır.
http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/kf/sgkaranlike1/sgkaranlike1.swf . Kainatın diri ve ölü iken yaydığı hayat enerjisi Kâinatlar Mekânı’nda birikerek, belirli kuluçka dönemleri büyük patlama öncesine benzer devirleri geçirdikten sonra; büyük patlamaya benzer bir ikinci bir patlama sesi ile kâinatımızın birikmiş çeşitli hayat enerjisi çeşitleriyle-halleriyle yeniden diriliş ve yaradılışın tecellisi döngüsünün başlamasıdır. Kâinatımız ve ilişkisel tüm kâinatların Kâinatlar Mekânı’nda biriken ve var olan enerji hallerinin; evrimin-değişimin bilinen kuralları, prensipleri, kâinattaki simetri yasaları ve yaratıkların hayat döngülerini tamamlayış ve/veya devamı prensipleri gereği kâinatın yeniden simetrik-döngüsel hayat bulacağı büyük, belki de kesin bir olasılıktır. Bu döngünün tamamlanışı yani yeniden diriltilen kâinatımız ve ilişkisel kâinatları; kâinatın öteki yüzü (madde ötesi döngüsel tamamlanış) hayat hâsılatının hayat bulunuşunun akabinde ya da müteakiben yeni bir büyük patlama benzer kâinatların yaradılış başlangıcı anlamı çıkartılmalıdır. Büyük patlama sonrası kainatın olası akıbeti kurgusu; Büyük Patlama Kuramının bilimsel ve kuramsal bilgi örgüsü mantığının Kuran-ı Kerim CC kitabındaki (kaynaklar kısmında verilen) bazı ayetlerle benzer bilgiler eşleştirilerek ve ilişkiselleştirilerek hazırlamıştır. İlgili ayetlerin Büyük patlama kuramıyla ilgili örtüşümler aşağıda sunulmuştur.

f- Allah CC Arşı su üstünde iken hanginizin daha iyi amel işlediğini deneyiş için kainatı yarattı (Kuran-ı Kerim CC 11.Sure /7. ayet). (düşünsel enerji).
-Başlangıçta yerler ve gökler yapışıktı (bir bütündü) sonradan onu ikiye ayırdık ve yaşayan her şeyi sudan yarattık (Kuran-ı Kerim CC 21.Sure/30. Ayet). Büyük Patlama Kuramı’na göre ilk başta kâinatın tüm potansiyel enerji değeri bir toplu iğnenin ucundan daha küçük bir hacimde her şey yapışık, sıkışık ve kodlanmışken; karanlık enerji, karanlık madde, 4 temel kuvvetin etkisiyle genişleyişe başlamıştır. http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/kf/sgkaranlike1/sgkaranlike1.swf.
- Kâinatı 6 günde yarattım (Kuran-ı Kerim CC 10.Sure /3. ayet). Büyük Patlama Kuramı’na göre kâinat yaklaşık 6-7 milyar yaşında olgunluğa erişmiştir. Yani kâinat yaklaşık 6 milyar yaşında iken karanlık enerji karanlık maddeye galip gelerek göğü genişletişe başlamıştır.
http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/kf/sgkaranlike/sgkaranlike.swf
- Göğü hala genişletmekteyiz (Kuran-ı Kerim CC 11.Sure /7. ayet). Şişme Kuramı bu ayeti tarif etmektedir. Büyük Patlama Kuramı’na ve bilimsel bulgulara göre kâinat yaklaşık 6 milyar yıl yaşında iken daha hızlı genişlemeye başladı. Genişleyiş enerjisi (Karanlık Enerji) hâkimiyeti aldı.
- Büyük kıyamet göğün yarılış ve yıldızların yörüngesinde sökülüşü ile başlatılacak (Kuran-ı Kerim CC 81. Sure/1-3. Ayetler ve 82. Sure/1-3. Ayetler ). Ola ki bu ayete en yakın olan Büyük Patlama Kuramıyla örtüşük olarak kâinatın kıyameti “Büyük Yırtılma” Kuramıyla örtüşük gerçekleşecektir.
http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/kf/sgkaranlike1/sgkaranlike1.swf
- Kâinatın ölümünden sonra, tüm yaratıkları bir çığlık sesi ile bir araya toplayacağız (Kuran-ı Kerim CC 36.sure 49-54. ve 79.sure-6-14. Ayetler). Bu ayetler ve bu olay; Enerjinin korunumu prensibi, doğal döngülerdeki prensipler ve doğadaki simetri yasalarına uygun olarak; Büyük Patlama Kuramı’nın yani Birinci Çığlık Kuramı’nın simetrik döngüsünün tamamlanışının devamı bir durumudur. Yani Kâinatın ikinci çığlıkla dirilişinin başlangıcıdır.
-Büyük Patlama Kuramı’ndaki (Birinci Çığlık Kuramı’ndaki ) çoğu kesin bilgilerle birebir Kuran-ı Kerim CC kitabındaki yukarıdaki ayetlerle örtüşür. İlgili ayetlerden ilişkisel bir paragraf örgüsü çıkarılınca şu paragraf oluşuyor.
-Allah CC Arşı su üstünde iken hanginizin daha iyi amel işlediğini deneyiş için; birbirine yapışık olan yerin ve göğün arasın açarak, kâinatı 6 günde yarattı ve göğü hala genişletmektedir. Büyük kıyametle gökler yarılacak,yıldızlar ve gezegenler yörüngesinde sökülecektir. Kâinatın ölümünden sonra bir çığlıkla tüm ölü yaratıkları bir araya toplatarak diriltilecektir. Şeklinde toparlanabilir.
-Ola ki tüm kainatlar ya da kainatların hepsinin döngülerinin içinde evrimleştiği ve cereyan ettiği kainatlar kümesi mekanı ve/veya kainatlar mekanı vardır.


Arş Allah CC’NİN Kürsünün altında Allah CC’NİN Azametinden dolayı titrer. (Hadis var).
Bu korku ve titreyişi ola ki sicim kuramında ki alfabe harflerinin titreyişi ile ilişkilidirilebilir.
Bu korku filtresinden yaratıkların istenmedik hiçbir eneri hali aşamaz görünüyor. Ola ki Allah CC razı olacağı enerji halleri bu filtreden geçer diğerleri korkudan erir ve/veya cüceleşerek kainatın içinde kalır.Ona (Allah CC) kötülükler, istenmedikler  ve istemediği hiçbir şey ulaşamaz (ayet vardır).
Ola ki sicim kuramının plank uzunlukları (10−35 mm civarı) , nötrino yağışının arşın Allah CC’NİN kürsüsü önünde titreyişinin ürünüdürler. Ola ki (Allah CC’HUN kelam sıfatındaki isimlerinin yazılışı, simetrileri ve şeddeleri zikir edilişi sicim kuramı alfabe harflerinin farklı frekanslarda ve rezonanslarda Allah CC'Yİ farklı/çeşitşli şekillerde zikir edişin titreyişyle ilişkilidir. Sanki bu atom altı seviyede kâinat Allah CC zikir edişi (titreyişi ve rezonansı) içinde gibidir. Bu durum ve konumlar sicim kuramıyla ilişkisi düşünülebilir (bana göre).
Çıkarsayış; E=M.C2 Mekanı eksik bir doğal formül kurgusudur. Gittikçe genişleyerek; hızlanan, soğuyan ve yaşlan bir kâinatın değişim reçetesi ne olabilir? Kâinatın mekân içinde genişleyerek hızlanışına (0 den sonsuza oradan ebedi hıza yöneliş/zamanı sıfıra yaklaştır) ve soğuyuşa (1039 0C… den 273 0C notasında tüm yaratıkların entropisi aynı değerdedir) doğru ilerleyen ömrünün sembolsel denklemi ne olabilir. Mekan=0 C=0 san ışık sonsuz ve ebedi hızlanışa yöneliş denklemi önemlidir. Nokta ile sonsuz boyut ve boyotsuzluğun olmayışı arasında ilişki kuruş önemlidir. Allah CC’NİN kürsüsü yerleri, gökleri kuşatmış ve kürsüsünün azametinde arşın titrediğine dair ayet ve hadisler vardır. Ola ki atom altı parçacıklar (sicim kuramıyla ilgili atom altı parçacıklar alfabesi) alfabesi Esma-i Hünsanın yada ismi azamın kelamındaki ismi azamın (Allah CC’NİN) farklı ilahı izim v/veya farklı esma-i hünsadaki sıfatların zikirullah frekansı ve zikrullahi rezonansının ürünü olarak farklı atom altı parçacıklar tecelli etmiş olabilir.

            Sicim Kuramı, fiziğin temel modellerinden birisidir. Yapı taşı olarak Standart modelde kullanılan boyutsuz noktalar yerine, tek boyutlu uzanıma sahip sicimler kullanılmaktadır(ki bu sicimlerin diğer teorilerde -M-Kuramı gibi- aslında tek boyutlu değil iki boyutlu da olabileceği gösterilmiştir). Bu temel yaklaşım farklılığı, parçacıkları noktalar olarak tasvir eden modellerde karşılaşılan bazı problemlerden sakınılmasını sağlamaktadır.
Kuramdaki temel fikir, gerçekliğin esas bileşenlerinin rezonans frekanslarında titreşen ve Planck uzunluğunda olan (10−35 mm civarı) sicimler olduğudur. Sicim denilen yapı taşlarını gözlemlememiz neredeyse imkânsız olduğu ve dolayısıyla bu teori yakın zamanlarda test edilemeyeceği için, şu an fizikçilerin en çok tartıştıkları konulardan biri de, bu kuramın, fiziksel bir kuram mı yoksa yalnızca felsefi bir teori mi olduğudur.
Atomun temel yapıtaşları olan proton ve elektron aslında kendisini oluşturan alt parçacıklardan oluşmaktadırlar. Bu parçacıklar, hızlandırıcı ve çarpıştırıcı labaratuarlarda yapılan deneylerle bulunmuşlardır; fakat, "bu parçacıkların altında hangi parçacıklar bulunmaktadır" ve "bunların yapı taşı nedir" sorularına cevap verilememektedir. İşte bu parçacıkları birbirinden farklı kılan sicim teorisine göre, 6 farklı boyut içeren ve değişik titreşimleriyle sicimsi parçacıklardır. Bu sicimler bir frekansta titreşip protonu, başka bir frekansta titreşip elektronu oluştururlar. Sicimler farklı titreşimlerde bulunarak farklı temel parçacıkları oluşturur. bu nedenle bildiğimizden fazla boyut kavramı ortaya çıkmıştır.
http://tena4.vub.ac.be/beyondstringtheory/index2.html
http://tr.wikipedia.org/wiki/Sicim_kuram%C4%B1   
Kâinatın ilk yaratığı ola ki mekânı, ilk sıfırı, ilk süpernovacıkları… ilk büyük patlamanın (ilk çığlıkların) belki de patlamaların gerçekleştiği mekan ( K Noktası) , ilk genişleyiş ve ilk büyük kıyametle çevreye ve doğayı aşan enerji çeşitlerinin biriktiği katmanlardan tekrar doğal döngüye dönüşünü biliş çok önemlidir.
            Büyük kıyametle kainat öldükten sonra çevresine yaydığı enerji döngüsünün hayat döngüsüne girişi ve izleyeceği yol hakkında bilim henüz genç ve cahil bir şey diyememektedir. Yaratıkların doğaya ve doğa ötesine yaydığı hayat enerjisi (termal kızıl ötesi, işitsel, düşünsel, görsel… vb) çeşitlerinin katıldığı ve tekrar başa döndüğü döngü hakkında bilim henüz genç ve cahildir. Örneğin, Nesnel enerji döngüsünü biliyoruz ama düşünsel ve/veya termal enerji döngüsünü/lerini … Vb hepsini tam bilmiyoruz.
            Yorum;İlimde Varlıklar âleminde yer küresi ve kainattaki tüm yaratıkların potansiyel enerjisine ve özgünlüklerini özünde bulunduran ve her şeyin yapışık olduğu (Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık/Ayet var); ilk matematik nokta, ilk zerre, ilk sıfır, ilk küme, ilk mekanın bulunduğu ilk koordinatlarda ve ilk boyutlarda (1032-39 derecede erimiş haldeki kainatın her şeyini içeren nokta, kainatsız ilk uzaysal mekana ve oluşan ilk kainata /yaradılışın ilk saliseden kısa sürede ol emrine icabetine verdiği tepki anı ve oluşum hali) Karanlık enerji ( kainatın mekanını genişleten enerji) harekete geçti ve karanlık madde (yaratıkları kümelendirici bir arada tutan ve tutkal görevi gören enerji) tepki olarak otaya çıktı. 2 gücün (karanlık enerji ve karanlık maddenin) dengesi 5–6 milyar yıl dengede gitti (kainatı gen, genişleten karanlık enerji ve yaratıkların kütlesini bir ada tutan karalık madde enerjisi) ve akabinde genişletici enerji gücü (karanlık enerji) hakimiyeti aldı ve kainatı genişleyiş gücü bir arada tutuş gücünü aştı. Kainatı 6 (her gün yaklaşık bir milyar yıla intisap emektedir.) günde yaratık ve göğü hala genişletmekteyiz (ayetleri vardır). Bu arada ebedi hız (zamanın sıfıra yaklaştığı hal) sonsuz hıza, sonsuz hızlarda ışık hızına… vb gittikçe durma noktasına yaklaşan hızlarda hareket eden yaktıklar yaratıldı) .
            Bir anda var olan kainatın en düşük hızlarıyla ışık hızına ondan sonsuz hızlara ve ebedi hızlara doğru yol alırken diğer taraftan -273 dereceden 1032-39 dereceye doğru ısınarak eriyerek küçüldüğünü düşünelim! Bu şu anlamı taşır kâinat; başlangıçtan bu güne dek unziplendiğinin (kodlanarak açıldığı ve genişlediği koşullarının) tam tersine, başa doğru yani gelişinin tam tersine uyumlu ziplenerek küçülüp erimeye başladığını kurgulayıştır.
            Ola ki insan beyninin yaydığı düşünsel ve tefekkür enerjisi, bedensel termal enerji…vb enerjiler 1032-39 dereceden daha düşük derecelere  yaklaşsa bile eritmiş olmalıydı. Bu ısınışın insan beynine yansıyışı insanın beynini yağ kazanında haşlanmış gibi his etmiş olmalıydı!  O zaman insanın düşünsel enerjisi ve daha hızlı yayılan enerjileri bu yüksek ısılara (1032-39 derece) karşı koruyan ya da uzak tutan bir güç ve kalkan enerji ve mekanı olması gerekir.



KAYNAKÇA
http://projects.olin.edu/marsport/histn_myst.html
http://science.nasa.gov/headlines/y2004/25feb_greenhouses.htm
http://www.spaceref.com/news/viewnews.html?id=455
http://science.ksc.nasa.gov/biomed/marsdome/
http://www.nasaexplores.com/show2_912a.php?id=04-208&gl=912
http://solarsystem.nasa.gov/scitech/display.cfm?ST_ID=166
http://www.marsinstitute.info/rd/projects/acmg/
http://research.spaceref.com/acmgh/
http://adsabs.harvard.edu/abs/2007AIPC..880..919B
http://scitation.aip.org/getabs/servlet/GetabsServlet?prog=normal&id=APCPCS000880000001000919000001&idtype=cvips&gifs=yes
http://media.nasaexplores.com/lessons/04-208/fullarticle.pdf
http://projects.olin.edu/marsport/pdr.pdf
http://www.newmars.com/forums/viewtopic.php?p=66735&sid=a4649c94ddc15786695a93a4e5f0b152
http://www.marstoday.com/viewsr.html?pid=9721
http://www.space.com/scienceastronomy/mini_mars_040415.html
http://media.nasaexplores.com/lessons/04-208/9-12_1.pdf
http://www.astrobio.net/news/print.php?sid=140
http://science.nasa.gov/headlines/y2005/05aug_nostress.htm
http://www.lpi.usra.edu/meetings/earlymars2004/pdf/8091.pdf
http://www.mars.asu.edu/christensen/advancedmarsclass/gulick_icarus_97.pdf
http://www.ingentaconnect.com/content/ap/is/1997/00000130/00000001/art05802
http://science.ksc.nasa.gov/biomed/marsdome/papers.html