Öğretim Teknolojileri ve Biyolojide Materyal Geliştirme
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
Fen Teknoloji ve Toplum Ders Notu
|
Derse Devamın Önemi ve Gerekliliği; Öğrenim, Öğrenim Süreci ve Öğrenilen Şeyin Önemi ve Gerekliliği Bilinci, Hayata Doğru, Liyakatli ve Peygamberi Ahlaklı Uygulanışıyla İlişkisel Tamamlanış; Öğretim süresince hedef kitle tarafından öğrenilen her şeydir ya da hedef kitleye öğretilen şeyle ilgili öğrenilenlerin tümü öğrenimdir. Öğrenim devamınca geçen süre ve öğrenilen her şeyin birlikteliği öğrenim sürecini ifade eder. Öğrenilen her şey + geçen zaman=Öğrenim süreci. Öğrenilen şeyle ilgili tüm olanaklar kullanılarak, öğrenilen şeyin hayata doğru, liyakatli ve peygamberi ahlakla ilişkisel örnekleri ve uygulamaları yeterince öğrenilmişse ya da öğretilen şey hayata uygulanabilir seviyede öğrenilmişse öğrenim tamamlanmıştır. Eğitim, Eğitim Süreci ve Eğitimle Öğrenilen Şeyin Yaşantıya Doğru, Liyakatli ve Peygamberi Ahlaklı Uygulanışıyla İlişkisel Tamamlanış; Öğretim ve Öğrenimle verilen ya da öğretilen/öğrenilen şeyin hayata uygulanışı geçerli gerekçesiyle ve bilinciyle kavranarak alışık tepki (refleks), alışkanlık haline gelmişse/getirilmişse ve hayata doğru güncelleniyorsa eğitimi tamamlanmış anlamına gelir. Pekiştireç II; |
| Değer Yargısı Nedir? Fert, Toplum, Devlet, Kavim… vb insani oluşumların: yapısal, düşünsel, zihinsel ve mantıksal olarak değişmez veya en az değişen; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?)… Vb kabullendikleri, ret ettikleri, dengedeki, bilmedikleri...Vb; maddi, manevi, düşünsel, davranışsal, eylemsel, kültürel... Vb iradesiyle hükmedemediği, bazen; öğrenemediği, anlayamadığı, aşamadığı ya da değiştirmeye gücünün yetmediği...Vb; düşünsel ve mantıksal bilinç mimarisinin/tasarımının ya da dizaynın değişmez ve/veya en az değişen yapı taşları ya da yapısal (fıtrati) değerleridir. Değer yargıları, bir sistemin/lerin, yaratığın/yaratıkların geri dönüşümsüz geri değiştirilemez veya zor değiştirilebilir yapı taşları, iskeleti (filitresi) ve nirengi noktaları durumunda olup onun özgünlüğünü belirleyici tercihleri yönlendirici yargılardır. Her değer yargısı dosdoğru değildir ancak en az değişen ve en doğru değer yargıları; İslam dini farzları, ayetleri, sünnetleri, doğal kanunlar, yapay kanunlar ve gerçeklerdir. Her zaman atasal değer yargıları vecizeler tartışmaya götürebilir bunlara çok yönlü ayar yapılmalıdır. Hadislere ve ayetlere göre var olan sisteme değer yargılarına ayar çekilmelidir.Bilimin değer yargıları yapay ve doğal kanunlardır. Kanunlar üzerinden geçmişten geleceğe yürüyebiliriz. Kaç Çeşit Değer Yargısı Vardır? İnançsal Değer Yargıları;İnancın farz ve sünnetlerine değişmez mutlak itaati gerektirirliği kabulleniştir. Örneğin İslamiyet’in Farzları. Yapısal (Fıtrat) Değer Yargıları;Yaratığın yaradılışı, eğitimi veya herhangi bir nedenle aşamadığı geri dönüşümsüz yapısal (fıtratı)... vb değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin, Ebucehil gibi fıtratı ve eğitim cahillerin değişmezliğe olan radikal bağlılıkları. Onlara göre her şey onların bildiği doğrulara endekslidir. Peygambere cahillerden (değişmez-bilmezlerden) uzak durulması önerilmiştir. Değişmek istemeyeni Allah CC değiştirmezmiş. Kültürel Değer Yargıları;Yaşadığı toplum ve çevresinden yaratığın aldığı eğitim, işittikleri, gördükleri, alışkanlıkları, anadilleri, örfleri, adetleri, zevkleri... Vb ilgili; yararlı, zararlı ya da yararsız kültürel... vb değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin,Ebucehil Kişisel, Özgün ve Özel Değer Yargıları;Yaratığın bazı şeyleri tüm yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları örgüsünün süzgecinden geçirip kendine özgü değişmez prensipler ve değer yargıları geliştirmesidir. Ör, istenmedik ifrat ve tefrit değer yargıları:özgün bazı değer yargıları yani değişmez ve az değişen;aşırı ifrat, tefrit, tiryakilikler ve tutkular derecesindekii;kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), aileye–akrabalara aşırı bağnazca bağlı olmak ya da tüm özgünlüklerini atasal ailesine endeksli özümsetiş hastalığı), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı … Vb dir. Diğer Değer Yargıları;Yukarıdaki kategorilerin dışındaki diğer değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin,Ebucehil Örneğin, fert toplum, kavim, insanlık bazında aşılamayan ya da iç dünyasında çözümsel olarak liyakatli bir yere oturtulmadığı için aşılamayan: bazı;davranışlar (yavşak davranışlar, sakız çiğneyene derste tahammül edemeyiş), görüntüler (ör tiksindirici görüntüler), bilime liyakatsiz tepki (evrim bilimine liyakatsiz tepki), tabular (ör, böcek yiyen hayvani adama ya da çıplak dolaşmak isteyen hayvani dervişlere liyakatsiz tepki), bedensel hareketler (göbek atan erkeklere liyakatsiz tepki), liyakatsiz tepkiler (ör, cahil yalancılara, cahil köktencilere, cahil yenilikçilere...Vb aşırı tepki), sesleri kapris etmek (Ör, ağız şapırdatana liyakatsiz tepki) … Vb aşılmazlar birer özgün ya da bazı kültürler için aşılmaz veya değiştirilmesi zor değer yargılarıdır. Örneğin, canlı yaratığın genlerinden ya da irsiyetten veya dünyaya gelir gelmez sahip olduğu ve değiştiremediği istendik, istenmedik her şeyden kaynaklanan; vahşi değer yargıları, hayvani değer yargıları, insani ve/veya peygamberi değer yargıları. Örneğin,Ebucehil Çözüm;Bu değer yargıların inançsal, toplumsal ve bilimsel eğitimler açısında gerekçeleriyle öğrenicilerin zihinsel dünyasına doğru dozda aşı yapılarak liyakatli tepkiler geliştirilmelidir.Örneğin; evrim teorisinin evrim bilimini bağlayıcı olmadığını yani evrim biliminin gerekliliğini gerekçesiyle anlatırken, evrim teorisine isteyen katılmayabilir. Çıplaklık hastalığı olan kişilerin bu tiryakiliklerini tüm hayvanların çıplaklığıyla ilişkilendirmek. Böcek yiyen kişinin tüm böcek yiyenlerle ilişkisel düşünmek… Vb pratik zihinsel çözümler gerekçeleri ve kanıtlarıyla verilerek öğrenicinin zihinsel bağışıklık sistemi liyakatli güçlendirilmelidir. Ders Çıkarış ve Çözüm; -Fert, toplum, kavim ve devletin ya da insanların parayı aşan, paradan daha değerli ya da parsız değer yargıları yoksa parayı veren düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu mantıktan ya da çıkarsayıştan hareketle ; fert, topluma, kavime ve devlete ya da insanlara;öğretim, öğrenim ve eğitimle; bilimi-doğayı aşan, bilim , doğadan, tüm yaratıklardan, ilimden ve bilimden daha değerli ya da onları aşan düşünsel gerçek-hakiki değer yargıları öğretilmemişse, verilmemişse ya da yoksa doğal hayata ve bilime hakim olanlar onların her türlü düdüklerini çalar anlamına gelir. -Bu iki çıkarsayıştan hareketle;öğretim, öğrenim ve eğitimde mutlaka insanların bilimi, doğayı ve ötesini aşan; gerçek-hakiki ölümsüz iman-i düşünsel değer yargıları geliştirilirse insanlar kalp ve zihinleriyle doğayı, kainatları, bilimi/leri kuşatarak daha ulvi- yüce düşünebilirler. Değilse doğa ve bilimin hapishanesi, kefeni içinde kul ve köle olarak yaşayışa mecbur olurlar. Bir insanın değer yargılarını ne kuşatıyorsa o insanın onu aşma olasılığı zayıftır. Örneğin bir bilim insanıın tüm değer yargıları bilimi aşamıyorsa ya da bir insanın değer yargıları bilimin kefenini aşamıyorsa her şeyi ile bilimin düşünsel hapishanesi içinde bir fert olmayı aşamaz. Bilimi doğa ötesiyle ilişkilendirmez ve bu doğaldır doğa ötesiyle ilgili ölümsüz ve/veya gerçek değer yargılarından mahrumdurlar. Örneğin; peygamberlerin atasal ve vahşi değer yargılarının yerini Allah (C.C) İlahi Hidayetle Kuran’ın değer yargılarıyla ilişkisellik belirler. Buna ilahi değer yargısı denir. Ancak Darwin’in değişim ile ilgili değer yargılarını, Einstein fizik ile ilgili değer yargılarını, büyük ressamların değer yargılarının iskeletini vahşi hidayet ve doğal sistemi zihin ve genlerini işgal ederek belirler. İnsanlar düşünsel ve bedensel olarak doğa tarafından işgal edildiğinin farkındalığında değildir. Yani Einstein ve Darwin sistemin bir ürünüdür, peygamber ise ilahi hidayet gücünün bir sonucudur. O zaman doğanın işgal edişine karşı bilinçli eğitim ile önlem alınmalıdır. Hatta televizyon dizileri bile insanları işgal etmektedir. Bunun önüne bilinçli eğitimle geçilmelidir. Kısaca; insanların değer yargılarının iletişim sistemi ya ilahi ya da vahşi hidayet ile şekillenir. Örneğin;Gautama Buddha, M.Ö. 563-483 doğal ahlak sofisiydi, Charles Robert Darwin (12 Şubat 1809 – 19 Nisan 1882) otistik doğa ve bilim sofisiydi, hatta birçok saha ve alandaki;19. ve 20. Yüzyılın bilim insanları; belli saha ve alanların otistik-özelleşmiş bilim sofisi ve/veya dahisi, kaşifi, mucidi olmayı, siyaset ve demokrasi sisteminin siyasetçileri ve kapitalistleri, komünistleri… Vb tarafından güdülmeyi aşamamışlardır. Yani bilimle siyaset ve yönetim sistemlerinin demokrasi sofilerini (ermişlerini) aşamamış bilim sofileridirler. Hatta belki de siyasi demokrasi ermişleri (sofileri) tarafından dine karşı kullanılmaktadırlar. Yani siyasi ermişler (sofiler) bilimselliğin kefenini aşarak bilim ve dinin uyuşmazlığında bilim sofilerini (ermişlerini) kullanmaktadır. Yani bu otistik bilim sofileri kendi alanların kabuğunu kırıp diğer bilim alalarıyla ilişkisel düşünerek bilim ortak paydasının havuzuna erişememişlerdir. Bu ortak payda ilişkisel diri bilgiye ve doğa ötesi gerçek değer yargılarına sahip olmadığı için;bilimde vardıkları sonuçları, yargıları ve edindikleri özgün bilimlerini doğa ötesiyle ilişkilendirmemişlerdir. Bu nedenledir ki liyakatsiz; öğretim, öğrenim ve eğitimle insanların tüm değer yargılarını bilimin metriksi içine doğrayıp paketletip ya da otistikleştirip yerleştirmek insanların hür düşünce de zihinsel ve düşünsel alemde tefekkür ediş yetenek ve güdülerini köreltir. Eğimdeki otizmi engelleyici olarak Bilim,Teknoloji Mühendislik, Matematik ve Din ilişkisinin bütünlük eğitimi / STEM-R (Science, Technology, Engineering, Mathematics and Religion Education, )geliştiriliyor. İnsan herhangi bir şeye bu 5 ve/veya daha fazla pencereden bir anda ilişkisel, farklı ya da tek tek bakabiliş yeteneğini geliştiren eğitimle kazandığı ve kanacağı şeyler önemlidir. Kısaca matematiğin ilişkisel havuzunda bilim aracını kullanarak mühendislik icrasıyla teknolojileri üretim ve hayata uygulayışta inançsal değerlerle Dinle) peygamberi ahlaki boyutlarla gerekçeli olarak ilişkilendiriş önemidir. http://www.nationalstemcentre.org.uk/what-we-offer/our-objectives Bu nedenledir ki insanların liyakatli ve bilimi, kainatları aşan İslami inançsal değer yargılarını da liyakatsiz öğretim öğrenim ve eğitimle budayıp, doğrayıp zihinsel ve düşünsel tüm mimarisini bilimin içine sıkıştırmaya ve tıkıştırmaya çalışmak çok büyük bir talihsizlik ve bedbahtlıktır. Halbuki tam tersine bilimin her şeyini liyakatli inanç değerlerinin içine ilişkisel dizayn ediş daha liyakatlidir. Fert ve toplumların; doğayı, tüm yaratıkları, tüm düşünsellikleri aşan liyakatli değer yargıları(İslami inançsal) varsa o insan tüm yaratıklara tapınmaktan uzak ve onları liyakatli kavrayış düşünce sistemleriyle sağlıklı gelişmiş insanlar olarak yaşayabilirler. Örneğin; eş seçiminde, toplumsal ilişkilerde, eğitimde, siyasette… Vb alanlardaki faaliyette hedeflenen sosyal ilişkilerin uzun ömürlü ve sağlıklı olması için; hedef ya da ilişkisel olan fert, toplum, kitlelerin; istendik, istenmedik.. Vb tüm değer yargılarının çok iyi bilinmesi ve istenmediklerden etkilenilmemesi ya da en az etkileniş için alternatif çözümler geliştirilmesi gerekir. Değişmez aşırı ifrat ve tefritleri tiryakilikleri, tutkunlukları aşılmaz istenmedik aşırı alışkanlıkları !!! yani;kıskançlık, kin, nefret, haset, kibir, ucup/gurur, cimrilik, bönlük, müsriflik, egoistlik, kaprisler, saplantılar, münafıklık (çok yüzlülük), aileye–akrabalara aşırı bağnazca bağlı olmak ya da tüm özgünlüklerini atasal ailesine endeksli özümsetiş hastalığı), siyonizm, şovenizm, siyoşovenizm, sigara içmek, içki içme alışkanlığı, istenmedik toplumsal ve kişisel tiryakilikler … Vb istenmedik değer yarılarının çözümleniş alternatif listeleri çıkarılıp samimiyetle hedef fert, toplum kitle ya da örneğin, neden eş adayına açıklanması gerektiği ve alternatif çözümleriyle hangi istenmedik değer yargısının çözümsel alternatif ilacı gerekçesiyle sunulmak üzere listelenmiş çözümler yorumlarıyla ve gerekçeleriyle inandırarak samimiyetle yorumlatarak/yorumlatılarak/yorumlayarak eğitilen fert, toplum, öğrenci, öğrenici, kitle ya da örneğin; eş seçimi dersinde sunulmalıdır.Örneğin eş seçiminde; ifrat ve tefritte ya da aşırı özgün istenmedik ;tutku (adrenalin… Vb), alışkanlıklar belli tanışma döneminden sonra aday eşe samimiyetle söylenmeli tepkiler nişanlık, gerekirse imam nikahlı nişanlık döneminde denenmelidir. Çok konuşkansan ilacın dinletiyi seven, kıskançsan ilacın muhafazakar ve istendik tutucu eşe, müminsen ilacın mümine eş… Vb mantık çıkartısından hareketle eş seçiminde istendik ve istenmedik değer yargıları arasında tamamlayıcı/birliktelik denkliği aranmalıdır yoksa istendik değer yargıları ile ilerleyen nişanlıkta önceden peşin ve öncelikle itiraf edilmeyen;istenmedik, bilinmeyen...Vb değer yargılarından biri evliliğe kara delik olur. İnsanın fert, toplum, kavim, devlet ya da insanlık bazında iradesiyle baş edemediği istenmedik; duygu, düşünce, niyet, her türlü değer yargıları, istenmedik alışkanlıklar… Vb her türlü iradeyi aşan nefsi alışkanlık ve nefsi değer yargılarının; Islahata, terbiye edişle, diyete, tedaviye ve terapiye gereksinimi vardır. Toplumun kişinin bu istenmediklerinden zarar görmemesi, kendisinin toplumdan zarar görmemesi yada toplumdan yarar görmesi ve/veya topluma yararlı ve verimli konumlarda bulunması için ,iradesini aşan istenmediklerini, çok iyi tanıması ve gerekirse yapısal olarak en uygun tedaviye baş vurmalıdır. Kişinin fıtratı ve tedaviyi kabulleniş değer yargılarına bağlı olarak bir veya birkaç yolu denemesi belki daha hayırlıdır. Ör. İslam’da terbiye ve ıslahat için Allah CC teslim olunur. Peygamber ahlakı ve fıtratı yapabilirlik konum ve diyetlerle tedavi edilir. Genetik olarak tıbbi tedavi, diyetler ve/veya eylemsel terapilerde kabullenilebilir. Çıkarsayış; Doğal insanlar, baskın doğal çevrenin mağdur cahil insanlarıdırlar. Örneğin doğal bazı Amerika, Avustralya ve Afrika kavimleri böyledir. İlkel ve Çağdaş insanlar çevresine baskınlığın mağdur insanlarıdır. Örneğin sanayileşmiş bazı batılı kavimler. Her üç durumda aşkın oluşun ürünü ve peygamberi ahlak yaşantı stilinin mağduriyeti ürünüdürler. Vahşi insanlar;vahşi doğa yaslarının ve doğal yaratıksal hemen her şeyin doğal /vahşi olarak zihninde tecelli ettiği/ edebileceği ve bu tecelliyi benimseyerek hayata uygulayışı tercih eden insanlardır. Peygamberler ve Allah CC’NİN alimleri Batını kalbinde ve zihninde Allah CC’NİN tecelli ettiği Allah CC’NİN insanlarıdır. Edison’un Teknolojik Buluşları, Karl Marks’ın, Leonardo Davinci … Vb dehaların, mucitlerin, kaşiflerin, teknologların, bilim insanları, yazarların… yapıtları nasıl ortaya çıkmıştır? Kişiliklerinin konumları ile ortaya çıkardıkları arasında nasıl bir evrimsel ilişki vardır? Örneğin, Ola ki Davinci dönemi civarı vahşi doğanın insanda tecellisinin ürünü olan teknolojinin ve sanatın ortaya çıkışıyla özdeş dönemdir. Ör. Einstein’ın fizikle ilgili düşünsel deneyleri kâinatın göreceli kuramları ve ilgilendiği tüm fizik dünyası yasalarının onunu zihninde tecellisinin ürünüdür. Yani bu deha vahşi doğanın ürünü vahşi bir kaşif dehadır. Doğa vahşi insanın düşüncesine ve bedenine evrimsel olarak baskındır. Ancak peygamberlerin kalbinde ve zihnide Allah CC’HU tecelli ederk ıslah etmiştir. Ola ki ilk ıslah edilen insan ve yaptıklarından sorumlu insanlık Adem AS’LA başlar. Diğer bazı vahşi insanlar halen doğanın tesirinde hayvanların yaptıkları kavga ve gürültü ile hayvani devlet kurmuşlardır. Peygamberler ve, Allah CC’NİN icabet ettiği insanlar ve peygamberlere samimi ve/veya net itaat eden ve taklit edenler istisnadır. Değer Yargıları, Eşik Bilgileri ve Doğru Empati (Anlamlandırış/Anlam Veriş) Duyuşun, Öğretim Öğrenim Eğitimin Hedefleriyle İlişkisinin Önemi; Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde; fert ve toplumlara bilgi sunulurken hedef kitlenin değer yargıları, eşik bilgileri ve kültürleri çekim alanına; girecek, itecek ve uyumlu; özgün (pay) ve ortak payda (benzerlik) yani algıda değişmezlik ilkelerine dayalı hazırlanmalıdır. Öğretim, öğrenim, eğitim ve yönetimlerde disipline edici kurallar ya da ana-baba yasaları geliştirilirken; fert ve toplumun çok hassas oluğu tüm değer yargıları liyakatli, uyumlu, vicdanlı ve peygamber ahlaklı yönlendirici olarak kullanım ustalığı çok büyük önem taşır. bu açıdan laiklik özel haller hariç, insanları bildiklerini ve değer yargılarını ilişkilendirişte yalıtkan ve izole edici değil de liyakatli sosyal iletken ve ilişkilendirici olursa daha geçerli ve istendiktir. Öğretilen ve öğrenilen tüm bilgileri; kabullendiği ve çok iyi bildiği değer yargılarıyla ilişkilendirişi (Kültürel, inançsal, kişisel değer yargıları) alışık tepki (refleks) haline getirip hayat güncelleyip uyguladığı zaman öğrenim tamamlanmış kabul edilir ya da öğrenimin gerçeklenişine işaret ve kanıt kabul edilebilir. Öğrencinin öğretilen ve/veya öğrenilen bilgiyi ilişkilendirecek değer yargısı yok ya da eksikse mutlaka ya yaşatarak veya beş duyuya hitap eden beyinsel kayıt yöntemleriyle yeni değer yargısı kabullendirilmeli ya da var olan değer yargıları kümesi ve/veya tek bir tanesiyle dolaylı yoldan bilgi/bilgiler ilişkilendirilip öğrenciye verilmelidir. İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bu amacı gerçekleştirmek için hedef kitlenin; lisanının incelikleri, eşik bilgileri, kültürleri ve değer yargıları özgünlük grupları ya da çeşitleri çok iyi bilinmeli ve kusursuz duygudaşlık/eşduyum (empati) duyularak sunum hazırlanmalıdır. En az ana dil-lisan farklılığı kadar değer yargıları farklılığı da sunulan bilgiyi algılamada uyuma gereksinim duyar. Ör. Aynı konuyu: aşağıdaki; din, kültür ve anadili-lisanı, anadilde; öğretim, öğrenim ve eğitim almayan!!!… Vb farklı hedef kitleye neden farklı sunum hazırlamak zorunda olduğumuzun farkındalığını pekiştirerek kurgulayarak zihinsel uygulayın ve anlayın. -Hıristiyan dinine mensup ve Japonya’daki Japon kökenliye -İslam dinine mensup ve Japonya’daki Japon kökenliye -İslam dinine mensup ve Almanya’daki Alman kökenliye -Hıristiyan dinine mensup ve Almanya’daki Alman kökenliye göre hazırlayın. Yapısal(fıtrat), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları ve eşik bilgileri ait olduğu yaratığın; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün; yapısal, beyinsel, düşünsel ve zihinsel yapıtaşları iskeleti, kementleri, geçitleri, düsturları… vb mantık süzgeci örgüsü ya da mimarisi gibidir. Diğer bir deyişle insanların kişilikleri, öğrenim istemleri ve kabullenişleri değer yargılarının ilişkisel örgü kafesindedir. Fert, toplum, kavim, devlet... vb insan kendi değer yargılarının kafesi içindedir. İnsanların öğrendiği bilgilerin kalıcı olabilmesi için öğretilen bilgilerin onun değer yargılarıyla bütünleştirici ve ilişkilendirici verilmelidir. Bu şekilde verilmiyorsa öğretilen bilgi dağarcıklarındaki diğer bilgilerden kopuk, hatırlanmakta ve hayata uygulamada tetikleyici değildir. Bir insanın bilimi ya da ilimi yani bildiği her şeyin çözmece (pazıl) çetelesi-çerçevesi onun sahip olduğu bilgi birimlerinin yapıtaşlarından oluşur. Bu yapıtaşları birbirini ne kadar ilişkisel hatırlatıcı konumdaysa o kadar hızlı hatırlanabilir ve hayata güncellenerek uygulanabilir dinamizme sahip olur. Bu açıdan hedef kitlenin değer yargılarıyla ilişkisel anlatılan ya da sunulan her şeyi özümseme olasılığı çok yüksektir. Belki de öğretim, öğrenme ve eğitim sistemimiz ülkemizdeki halkların; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?) ve diğer; inançsal, yapısal, kültürel, kişisel... Vb değer yargılarıyla; uyumlu, bütünleşik, güncellenerek ve ilişkisel verilmediği için ülkemizin bereketli peygamber ahlaklı teknolojik-bilimsel orijinaliteleri diriltilmiyor ve dirilmiyor!!! İdam sehpasına çıkarılacak; bir kelime, deyim, atasözü, örf, adet, gelenek, bilgi, davranış, yaşam şekli… Vb her şeyin alternatifi çok yönlü düşünülüp bulunduktan sonra eğitimle istenmeyenler tedavül den/uygulanıştan kaldırılır. Örneğin Tükürdüğümüzü yalamayız!?? Yerine “ Yanlış yere tükürdüğümüzün bedelini ödemeye gayret ederiz/hatasız kul olmaz!!!” Demirkuş 2010 Avrupalılar ceddimizin ökçesini öpmüş kişilerdir?!! Yerine “Ökçesini öptürmeye kalkışanlar; ökçe öpmüşlerdir ya da gün gelir ökçe öperler!!! “ Beşer Zulmeder, Kader Adalet Eder??! Beşer bazen zulüm etse de Allah CC her zaman adalet eder. Demirkuş 2010. İstenmedik, yanlış ya da eksik veya çok anlamlı-cinaslı...Vb; örf adet, vecize, deyiş, deyim, cümle ve ata sözleri için istişareli alternatifleri geliştirilerek gerekçeli uygulanıştan kaldırılırlar. Hatta bu mantık ve uygulanış kusursuz bilinç-düşünce mimarisi ve iletişim için; insanlığın tüm yazılı, sözlü, eylemli ve düşünsel her bilgi birimi için hayata güncellenişi gereklidir. Belki de, fert, toplum, kavim, devlet… vb insanlık bazın da;geri dönüşümsüz değer yargıları insani ya da bilimsel olarak geçerli olsun olmasın var olan öğrenici potansiyeline(hedef kitleye) öğretilmek istenen bilgilerin; istendik-istenmedik tüm değer yargıların ortak payda ve özgünlükleriyle; bütünleşik,uyumlu ve ilişkisel olarak doğru örneklenmiş ve hayata güncellenmiş olarak sunulmalıdır. İstenmedik, bilimselliğe aykırı, geçersiz ve vahşi değer yargılarını değiştirmek ya da ıslah etmek için kanunlar çıkartılarak çocuk yaşta öğrenicilere ayrıntılı alternatifleri gerekçeli sunulmalı ve öğretilip hayat uygulanmalıdır. Fert, toplum… vb her insani bazda verilmek ya da öğretilmek istenen öncelikli acil bilgilerin kısa vade de hedef kitlenin inançsal, kültürel, özgün… Vb istendik ya da istenmedik değer yargılarına uyumlu ve ilişkisel hayata örneklendirilip güncellenerek verilmesi gerekmektedir. Yani batının, kapitalizmin, komünizmin… izm, … istli yabancı-vahşi rejimlerin, yönetimlerin ve eğitim sistemlerin istendik ya da istenmedik değer yargılarına ya da yararlı da olsa yabancı ya da farklı değer yargılarına endeksli verilmemelidir. Yani toplumsal etnik alt birimin değer yargısına/yargıları düsturlarına ters olduğu için kısa vade de verilmemelidir. En küçük özgün toplum birimlerinin (benzer ortak dili, kültürü, alışkanlıkları, zevkleri ... vb paylaşan ailelerin bir üstü toplumsal özgünlükler kümesi ya da insan dokusu) özgün değer yargıları baz alınarak ona uyumlu öğretim, öğrenim ve eğitim sistemi/leri geliştirilerek verilmeli. İnsanın etnik azınlığı olmaz; bu doğa, bilim ve ilahi yaslara aykırıdır hem de bölücü ve tahrik edici bir kavramdır. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız (ayet). Dil, din, lisan, kütür azınlıkları çoğunluğa asimile ya da evcilleştirilsin diye değil. Böyle bir durum yaşama gücünü artıran evrimin çeşitlilik yasasına aykırıdır. Yaşadığı toplumdaki; din, dil, lisan, kültür, renk...Vb halk azınlıklarının birimlerindeki (özgün toplumsal birimlerdeki ya da özgün insan dokusundaki) yararsız, verimsiz, zararlı… vb istenmedik değer yargılarının değişimi için uzun vadede tüm dünyanın o konudaki liyakatli otoritelerin görüşü çerçevesinde kanunlar çıkartılarak alternatifleri gerekçeli sunularak ilk öğretim seviyesinden itibaren öğretim, öğrenim ve eğitimle verilmelidir. Biliriz ki tüm canlı yaratıkların kişilikleri genel olarak, yapısal(fıtratı-genetiği-irsi), kültürel, inançsal, eğitimsel….vb kökenli olarak;kabullendikleri, ret ettikleri, tasdik ettikleri… Vb değer yargılarının mantık kafesi, süzgeci ve örgüsü içindedirler. Bu değer yargıları çatısında ki mantık örgüsünün dokusunu;kişinin kabullendiği, ret ettiği veya şüphelendiği;kanunlar, davranışlar, eylemler, süreçler, olaylar, bilgiler, ayetler, vecizeler, atasözleri, özdeyişler… Vb temel mantıksal denklemler oluşturur. Kişinin değer yargıları, mantıksal denklemleri dokusunun arasını öğrendiği, edindiği ya da genetik-fıtratı-irsi yapısında bulunan bilgilerin ilişkisel bilgi birimleri örgüsü doldurur. Liyakatli ve kaliteli öğretim, öğrenim ve eğitimle kişinin tüm değer yargıları, mantıksal denklemleri ve bilgi örgüsü beyinsel ve zihinsel havuzuna kayıt edilir. Kişi tüm değer yargılarını, mantıksal denklemlerini ve bilgi örgüsünü kültürel olarak öğrendiği anadilindeki kavramlar, kavramisimler, isimler ve sembollerle ifade ederek aynı dili bilenlerle sözel, bedensel, mimik.. Vb ile iletişim kurar. Kişi dilini bilmediği bir toplum içerisinde bu kültürel iletişlimde mahrum ve yoksun kaldığı için;yontma taş devri ve öncesi insanların iletişim seviyesine düşer. Onun için bir kültürel dildeki, kavramlar, kavramisimler, isimler ve semboller o kültürel dilin iletişim araçlarıdır.Bu açıdan dünyadaki ve insanlık havuzundaki var olan doğal-vahşi!!! kültürel dil kümeleri arasında öğretim, öğrenim ve eğitimle verimli ortak payda akli-mantıki!!! lisan ve dil geliştirmek insanlığın en önemli sorunlarından biridir. Fıtratı-yapısal, inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün zihinsel yapıtaşlarını oluşturduğu için verilen öğretim ve eğitimi yaratığın kabullenmesi ya da davranışına yansıması için aktarılmak istenen bilgilerin gerekçeli ve ilişkisel olarak yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarıyla ilişkisel örneklerle verilerek hayata güncellenerek beyinsel, düşünsel ve zihinsel özümsemeyle (asimilasyonla) uygulamada alışık tepki (refleks) haline getirilmelidir. Değer yargılarına ters verilen ya da değer yargılarıyla ilişkisel verilmeyen; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünleri eğitilen kitle tarafından kabullenmekte sıkıntı yaratır ve hedefe ulaştırmaz. Belki de ülkemizde yapılmış ve halen yapılmakta olan devrimler, öğretim, öğrenim ve eğitimlerin çoğu ülkemiz halklarının yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarına uyumlu verilmediği, cebren ve hile ile ya da zorunlu kapitalist ekonomik farzlara bağlı olarak empoze edilip bilgiler beyinsel ve zihinsel olarak sindirilip hayata uygulanabilir alışık tepki (refleks) haline getirilmediği için istenen seviyede başarılı bir ülke olamadık. Bu duruma çözüm açısından ülkemizde değer yargılarımızın düstur denklemi konumundaki; vecizeler, atasözleri, özdeyişler, ithal edilmiş atasözleri... vb önemli bir kısmı yanlış, eksik, ters... vb olduğu için insanlarımızda kavram, düşünce, öğrenme ve iletişim yanılgısına neden olmaktadır. Bu açıdan bunların ivedilikle akademik çevrelerce gözden geçirilip daha bilimsel alternatifleri, eksikleri, geçerlilik sahaları… vb hakkında ayrıntılı bilimsel çalışmalarla sonuçlandırılıp toplumun yapısal, beyinsel ve zihinsel havuzundaki önemli değer yargılarının yenilenerek toplumsal değer yargıların; yapısal, zihinsel ve beyinsel havuzdaki yerleri daha sağlıklı ve olumlu bir konuma getirilmesi gerekir. Yorum; Bir fert, toplum, kavim… vb düşünün; Kuran-ı Kerim Okunur duyar ancak anlamaz (Allah CC’NİN kelamından duyduklarına sağır olmuş) duyduklarına sağır olmuş, Kuran-ı Kerimin harflerine bakar ayetlerin yazısını görür ama anlamaz (Allah CC’NİN yazılı kelamını görür ama kördür)gördüklerine bakar ama kör olmuş ola ki bir hayvanın Kuran-ı Kerimi Dinletiş ve okutuş mesabesine getirilmiş ya da indirilmiş durumdayız. Bu gün ülkemizdeki Kuran-ı Kerim’e icabet bu hale getirilmiş ve diğer ibadetlere yani kurban kesimi, namaz kılınışı, oruç tutuşunda, zekât verişinde… vb dinde hayır görmez konuma düşürülmüş ve dualarımızda icabet bekliyoruz Rabbimizden. Oysa ki, İngilizce, Fransızca, Almanca gibi Kuran-ı Kerim’in Dili’de seçmeli yabancı dil dersi olarak verilse acaba bu cehaletten kurtarır mı bizi! İnsanda genellikle bilgilerinin zihindeki karşılıkları değer yargılarıyla ilişkisel gerçekçi ve doğru olarak diri değilse o konuda cahildir ve ola ki genellikle sorumlu değildir. Bilenler sorumludur. Gözü var görmez kulakları var işitmez ayeti belki de bunu vurgular. Bilim bile insan duyularına ve teknoloji sınırlarına dayalı olarak yarı ya da geçici gerçeklere dayalı olarak geleceğe yol alır. |
ALLAH C.C.'HU KİMDİR? Kendini istediği yaratıklara ve varlıklara; belge, icraat, peygamberlerle ve dinleriyle veya dilediği gibi bildiren-hissettiren... vb!!! bilinen, bilinecek, var olacak ve var olan tüm alemlerin yegane ilahı ve rabbidir. Dinleri, peygamberleri ve kitaplarıyla insanları peygamber ahlakı kurallarına riayete davet eden ve ebediyeti yaratıklara bağışlayan;mert ve ikram sahibi, eşi, ortağı, benzeri olmayan;doğmayan ve doğurmayan yegane yaratıcıdır. Peygamberleri, alimleri ve değişmek isteyen insanları, kurumları, devletleri, milleteri... vb; peygamber ahlaklı kılmak için;fıtratlarına uygun!!! terbiye eden, değiştirebilen rabbimizdir.Tüm yaratıkları büyük kıyametle öldürüp ve tekrar diriltecek olan kusursuz güçlü zattır.Düşündüklerimizi, hayal ettiklerimizi ve yapamadıklarımızı; sanal, soyut veya diğer enerji halleri şeklinde somutlaştırıp hayata uygulatan, uygulayan, uygulatabilen….vb her şeye kadir, kusursuz, verimli ve eksiksiz zattır. Kör, topal, katil, sakat, cansız … Vb tüm yaratık, olay, süreç, davranış ve enerji hallerine ya da her şeye; kusursuz empati duyan ve gerektiği kadar icabet eden yegane zattır. Kendini tarif ettiği gibi olan ve isimlerini kendisi bildiren tek zattır. Gönderdiği tüm dinlerin ve her şeyin; sahibi, kadiri, yaratanı ve hakimi tek mabuttur. Arda kalan; gizli, açık ve diğer konumlardaki ilahların hepsi onu taklitçi, belgesiz ve delilsiz çapulcu sahte doğa-uzay dinlerine tabii ya da Allah CC’NİN dinine ve insanlara karşı kahpe, sahte, çapulcu ve deccalı ilahlardır. Deccal hükmüne katmak için kazan doğurdu numarasıyla yardım eder tamamen kuşatınca da kazan öldüyü ilan eden çapulcu hakim güçlerdir. Örneğin fert, toplum ve kavim bazında din cahilerine yapay hidayet ederek Müslüman gözükür sonrada hükmündekileri kuşatınca sudan bahanelerle şimdi tüm Müslümanların ve diğer dinler e ait insanların düşünsel ve nesnel hayat döngüleriyle, inançlarıyla demokrasinin kontrolüne koy-bırak ve/veya rabliğime itaat et der. Hiçbir fert, toplum, kavim ya da devletin özgün kültür, din ya da inancına samimiyetle yaklaşmaz yaklaşsa da amacı hedefidir. Belki de Afagnistan !!!, İran ve Irak'a yaklaşımlar buna benzer deccali oyun, siyaset ve yakalaşımlar bilinmeden ya da halkın doğal hayat döngüsü ve fıtratı dikkate alınmadan cahilce yapılmaktadır. Tarih göstermiştir ki bu tip dayatmaları genellikle yaptıranlara (münafıklara), yapanlara ve onlara malzeme olanlara birşey/ler kara delik olmuştur. İnsanın/lığın yegane babasına (Adem AS’A) nefisini (meleklerini) ilk defa ve en önce(yaratmadan önce) secde ettirterek dirilten. Adem AS'A secde etmeyen iblisi (Adem AS’MI ve zürriyetini; düşman, hor ve cahil gören yaratık) huzurunda men eden ve kovan kusursuz erdemli ve insancıl yegane rabbimizdir. El Evvel Allah CC Ezelidir; her şey ilminde idi/dir/olacak, sonra taktir ettiklerini yaratık olarak yarattı. Daha sonradan insanı da yarattı ve kendini ona bildirdi, tanıttı. İnsanın fıtratından verim alması için; İnsanın fıtratı geliştikçe kaldırabileceği oranda, sırasıyla, Suhuflar (Adem AS, Nuh AS… Vb), Zebur (Davud AS), Tevrat (Musa AS), İncil(İsa AS) ve Kuran-ı Kerim (HZ. Muhammed AS son peygamber) kitaplarını ve peygamberlerini uygulayıcı olarak gönderdi.İnsanın kainat ve dünya hayatından verim alması için kitaplarını ve peygamberlerini göndermiştir.İnsanı bu düstur üzerinde halife kılıp geri davet etti.Sonradan (El Ahir Allah CC) tüm yarattıklarını öldürüp (El Kahhar Allah CC) dilediklerini ebedi kılmak üzere tekrar dirilteceğini (El Hay Allah CC) bildirmiştir. (ayetler vardır) Allah CC: insanlığın hayırlı mukadderatı için cıvıtmadan; irade ve fıtrat ölçüsünde!!! kurallarına itaat edilir. Şükür, tenzih, zikir ve secde ile dua edilir. Allah CC Kelime-i Tevhidi("Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah" yani "Yegane İlah ALLAH C.C'DİR, Ondan Başka İlahlar Yalandır ya da Yoktur Muhammed AS Onun Elçisidir" samimiyetle zikir eden ve kabul eden herkesi affedeceğini bildiren-müjdeleyen yegane rabbimizdir (kovulmuşlar ve özel haldekiler hariç). Allah CC Kendisine şirk koşmayan Cümle-i Şahadet-Tevhidi ( İslam’daki ilk ve tek dogma farz) Zikir Eden ve Kabul Eden Yani " Kelime-i Tevhit/Yegane İlah ALLAH C. C. Ondan Başka İlahlarYalandır ya da Yoktur!" diyen tüm insanları/sorumlu yaratıkları en sonunda affedecek ve ebedi hayat bağışlayıp cennetlere (istisnalar ve kovulmuşlar hariç) koyacak olan yegane rabbimizidir. Günahlar ya af edilir ya da cezası çekilerek kurtuluş müjdelenmiştir. Allah CC bu müjdesi beni fetih etmiştir. Ancak İslam’daki diğer 4 farz sadece sıhhati ve olanakları elverişli olanlara sorumluluk yükler; Zekat ve Hac'dan yeterince parası olanlar mutlak sorumludur. Oruç'tan sıhhati elverişli olan sorumludur. Sıhhati elverişli olmayanların yeterince parası varsa bedelini sadaka eder. Namaz;Peygamber ahlakının liyakatli sorumluluk ve eylem bilincini geliştirdiği için dinin direğidir. Olanaklar elverdiğince kılınmalıdır.Olanaklar elverişli değilse gerekirse göz ucu ile bile kılınması önerilmiştir.(hadis) Bu 4 farzın ircaa edilmesinin belki de esas amacı 1-Namaz;Peygamber ahlakının liyakatli sorumluluk ve eylem bilincini geliştirdiği ve insanı kötülüklerden koruduğu için dinin direğidir. Olanaklar elverdiğince kılınmalıdır.Olanaklar elverişli değilse gerekirse göz ucu ile bile kılınması önerilmiştir.(hadis) 2-Zekat;Mutlak gerekli insani paylaşma olgusu ve duygusunu, 3-Hac;Mutlak gerekli insani birlik ve beraberlik duygusunu, 4-Oruç;Yokluğa doğru empati duyma, açlık hissetmeden yaşama ve şükür duygusunu insanda geliştirmek için vardır. Kısaca yaşamın önemini bilen ve liyakali değerlendiren peygamber ahlaklı insanları ortaya çıkarmak için 5 farz vardır. Nefsini(meleklerini) insanın/lığın yegane babasına secde ettirten ve insanın nankörlüğüne ve affedilmez eksiklerine rağmen sahiplenen, af eden ve ebedi cennet hayatını müjdeleyen kusursuz erdemli Allah CC zevkle, gururla ve onurla; fikir,zikir, tenzih, secde ve şükür edilir.Ona tapıyorum. Bâtını/Düşünsel/Sanal Kalp; ilk kalp atışından ölüme kadar(kalbin durması),ışık hızından daha hızlı düşünen beyin ivmesiyle genişleyen ve içerisinde;Akıl, Ruh, Zeka, Mantık, Hafıza-Zihinsel Beden, Düşünce, Fikir, Nefis, Muhakeme, Özgünlük, Haset, Kibir, Gadab, Ucup, Kıskançlık, Sevgi, Merhamet, Kahhar…) insan sıfatları ve davranışları… Vb sanal-nesnel araçlarımızı(nesnel bedenimiz)içeren sana kalp kapasitesidir veya bâtını/düşünsel/sanal kalp havuzundur. İnsan zihinsel havuzda sorunlarına-problemlerine çözümler üreterek, doğaya uyum sağlamakta güçlük çekmez. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis. -Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sana-nesnel zihinsel havuzun hard diski gibidir. Zahiri Doğal(vahşi) Kainattaki kanunlarla kainatın sıfatlarına bakıldığında kainattaki pek çok sıfat ve kanunların nesnel ve sanal yaratıkların üzerinde görmek mümkündür. Ancak kainatta olamayan sıfatlardan bazıları insanda vardır. Yani insanda var olan kainat ve içindeki nesnel yaratıklarda olmayan bazı özgünlükle vardır. İnsanlara Allah CC tarafında verilen ruh, akıl, vicdan, namus, gelişmiş yazılı ve sözlü lisanı, net dik yürüyüşü, ışıktan hızlı düşünen beyni ve peygamberi ahlakı hasletleri kainatta ve diğer hiçbir nesnel yaratıkta yoktur. Peygamber ahlakı ve düşünsel olarak kainatı aşabilme özelliği nesnel yaratıklarda sadece insanda vardır. Batini ve zahiri kainatta akıl, vicdan...Vb meleklerde ve cinlerde var olduğu bildirilmiştir. Ayet ve hadis vardır. Kainatın vahşi ahlak ürünü olan insanlardaki doğal(vahşi); kutsiyet, inanç, örf, adet, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, idler, putlar (idoller)… Vb tabular yer yüzü geçmişinde ve günümüzde vardır. |
Melek Kimdir? Cinler ve İblis Kimdir? En doğru tatmin edici ve yeterli tanımı İslamiyet’te vardır.
|
| Kavim;Yer yüzünde belli yaşam yerine/lerine, dil/dillere, vahşi/doğal kavim ahlakı ve özgün kültüre/lere sahip toplumlara verilen isim/addır. Yer yüzünde İbrahim AS'IN Milletine (Müslümanlara) Peygamberlerce getirilen peygamberi ahlakı dışında tüm kavimlerin ahlakı doğal ve vahşidir. Adem AS Öncesi ve bugüne kadar vahşi insanların toplumsal yaşantı ve kavim kuruşları hemen hemen hayvani ve hayvani güce ya da vahşi evrimsel güce entrikalara, hilelere dayalı yürümüştür yani güce ve zorbalığa dayanmadan (Akla ve mantığa dayalı savaşsız) çok az anlaşmaları olmuştur. Bilgisayar kasalarının; nesnel donanımlarının, işletim sistemlerinin ve yazılımların yakın geçmişi olmasına rağmen gerçek bilgisayar kasasının, nesnel donanımlarının, işletim sistemlerinin ve yazılımların; yapay evrimi ve orijini arasındaki ilişki ya da özgünlüklerinin tek tek ve birlikteliklerindeki yapay evrimi/leri ilişkisi bize doğal yaratıkların doğal evriminin gelişim biçimleri hakkında çok önemli bilgi vermektedir. -Kavimler ve ümmetler insan çözmecesinin (pazılının) dinamik parçaları fertlerde ait olduğu parçanın dinamik dokuları gibidirler. İnsan şeytan değildir. Yer yüzü vahşi ve doğal insanları ve/veya insanımsıların dağa, taşa, doğaya bilime, ilime…Vb bir sürü şeye tapışı onun vahşi imanının tecellisinden beri vardır, Adem AS’LA kemale erdirilmişti. Tüm vahşi insanlar ve bu günkü onların devamı olanlar Hz.İbrahim AS’IN Ay’a, Güneş’e, Doğaya,… Vb vahşi tapışının ve vahşi imanın yani ontogenik (özgün-ferdi hayat döngüsü) vahşi döngünün Allah CC tarafından ıslahatla kendine yönelişinin insanın filogenetik iman edişi çok benzerdir. İnsan iblisin (Azazil-İbn-İ menazilin) Ahlak işletim sistemini ve eylemlerini hayata uyguladıkları zaman şeytana benzemiş ya da uymuş olurlar. Şeytan Müslüman’a musallat ancak her türlü yani tüm insanlığın düşmanı yaratıktır sebebi de kendisinden halifeliğin alınıp insan verilişidir. Demirkuş 2011 İbrahim AS’IN ırkı ve milleti dışında tüm insanlığı doğal ve vahşi bir ve/veya birkaç kavime tevhit etmek ya da sığdırıp disipline etmek olası değildir. Salâvatı şerefenin okunuşu ve Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (Ayet var). -Hiçbir yaratığın halifeliği kabul etmek istemediği halde insanın Allah CC önerdiği halifeliğe hemen talip oluş cehaleti ve aceleciliği ilginçtir (Ayet vardır). Adem öncesi tapınan ve/veya inanan insanımsıların tümü, Adem AS sonrası insanların bir kısmı (Adem AS öncesi insanların/onların devamı gibi) sanki tüm yaratıkları anlamak için taparak yakalaşmış ve yakalaşıyor (Vahşi /Doğal İnanç). Sanki insan en aşağılık yaratık özelliklerinden en şerefli yaratığa kadar her türlü özelliği özünde bulunmakla tüm yaratıkları kuşatan ve tevhit eden özelliğiyle halifeliğini de her sahada ifade ediyor. Doğaldır ki insan bu yönü ve eylemleriyle; Şeytanları, Cinleri, Melekleri, Doğayı… Vb tüm yaratıkları kuşatması çok doğal ve gerekli gözükmektedir. Ben tüm insanları Müslüman ya da inançlı yaratsaydım öldürür tekrar bu günkü gibi yaratırdım.(Ayet var) Bu açılardan insanların farklılıklarını (Kainatın en +, en 0 ve en- ...enlerini temsil eden ve kuşatan halife yaratıktır), ifrat ve tefritlerini, sıra dışılıklarını, özel hallerini; doğru okumak , doğru empati duymak, doğru anlamak ve doğru değerlendiriş çok önemlidir. Sanki insan şeytanın tüm sapıklık ve hilkat garibesi arzu ve istemlerini ve/veya onları aşacak şekilde çok yönlü ve kapasiteli yaratılmış bir yaratık gibi görünmektedir. Şeytan hiçbir zaman insanı ve insanlığı aşamayacaktır. Ateşin ilahlık arzusunu Zerdüştlerin kalbinde, Güneşin ilahlığa ilgi duyuşunu Yezitlerin Kabinde…. Vb tapan insanların kalbinde ya da taptıklarının Allah CC ilahlığına sadakatinin delillerini insanların kalbinde keşif etmek ve/veya tüm yaratıkları insanda doğru okumak önemli bir yargı ve keşif olmalıdır. İnsanın özgünlüğünü doğru tanımak ve tüm yaratıkları insanda okumak, görmek, tanımak insanlığın geleceği için önemli bir yargı olmalıdır. Allah CC'DEN insana af diliyorum. Bu bir temenni kurgusudur tabii. Belki de insanın halife oluşunun gereği olarak;her ahlak seviyesinde ve her türlü ifrat - tefriti makamlarda temsil edilmesi gerektiği için; Nemrut, Fravun, Cengiz Han, Çin, Hitler, Karun, Lut AS kavmi, Hud AS kavmi, Semud Kavmi, Nuh AS Kavmi, Deccal…Vb nefislere (yaratıklara) yaşama ve yaratıklara tapışının tercihi yaşatıyor ve hayat hakkı veriliyor. Bunu anlayışta sıkıntı çekmekteyiz. Bu konuda;insan alimleri, din alimleri ve bilim alimlerini peygamberi ahlak ortak paydasında tek insanda tevhidini dileriz. Böylesi insanın Allah CC tapışını ve peygamber ahlakıyla tevhidini Allah CC'DEN dilerim. Belki Müslümanlar o zaman rahat edeceklerdir. Bu açıdan her türlü insanın insanlığın yaradılış gereği ve amacı nedeniyle neden yaşatıldığına doğru empati duyulup yaşam hakkına ihtiyatlı yaklaşmalıyız. Ancak insanların yönetim hakkını sürekli ifrat ve tefritilere değil en akıllı ve rahmanilerine teslim etmek en doğru tercihtir. Doğal Kavimler; Bazı eski din ehli ya da bazı batılılar tarafından şeytan diye nitelenerek katledilen;(Filmi izleyin) Astekler , Mayalar, İnkalar, Kızılderililer, Aborcinler, Eskimolar, Doğal Afrika Kavimleri… Vb kavimlerin; hükmündeki, içindeki ve çevresindeki tüm kavimleri işgal edeyim hükmümle onların sırtından geçineyim şeytani, deccali ve iblisi zihniyetinden çok vahşi/doğal inanç ve imanlarının gereği insan olarak yaşamak istedikleri için insan olmak isteyen ya da insanca yaşamak isteyen doğal insanlardırlar. Bu dönem doğal/vahşi insanların; belki de çevresindeki hemen hemen tüm yaratıkların zilletine verilmesi ve ona boyun eğdirilişinin bilincini sezişi; onları doğaya ya saygı ile, ya tevazu ile , ya sadakatle ya da insan kurban edişin vahşi sadakati ve cehaletinin iman edişine götürmüştür. Belki de bu durum Allah CC Adem AS'N yaradılışını tetikleyen sebeplerinden biri olmuştur. Belki de bu doğal/vahşi imanlı kavimlerin ya da insanların vahşi/doğal inanış ve imanları hürmetine Allah CC Adem AS’I Yaratıp şeytanın kavminin (cinlerin) ve şeytanın imamlığını (iblisin) lağvedip gerçek ve sorumlu insanı (Adem AS) yaratıp halife kılmıştır. Daha sonra Adem AS yer yüzüne indirilerek vahşi/doğal kavimlerle zürriyeti harmanlanmıştır.. Adem AS ilk gerçek sorumlu insan kabul edilmiş ve İbrahim AS Milletine tabii olunarak bu güne dek zürriyeti vahşi/doğal insan zürriyeti içinde bereketlenmiştir. Vahşi /Doğal insanların çoğu cahil oldukları için Adem AS’IN zürriyetine ya da ona tabii olmak isteyen Müslümanlara doğal/vahşi ve cahil olan insanlardan yerine göre uzak durulması istenmiştir. Yapay Kavimler; Kapitalistler, Komünistler…vb yönetim sistemlerince siyaset ve menfaat gereği oluşturulmuş kavimlerdir. Doğal Milletler ya da Doğal/Vahşi Milletler; Belli yaşam yeri, dil ve kültüre sahip çevresindeki kavimleri genellikle; inandırarak, cebren, hile ve siyasetle işgal ederek onları; özgünlükleri, düsturları ve menfaatleri çerçevesinde yönetilmeye mecbur kılan devlet olmuş kavimlere verilen isimdir. Dip diri yaşayan Kabe’ye, İslamiyet’e ve İbrahim AS’IN Milletine rağmen;Nemrut, Cengiz Han, Firavun, Çinler, Hitler, Karun, Luti, Semudi… Vb milletlerin düşünceleri yeni kavimlere dönüştüğü, turizmleştiği ya da taştan harabeleştiği gibi coğrafik konum gereği olarak bir arada bulunma sonucunda devam eden eski harabe kültür ve nesiller dışında tüm doğal/vahşi milletler Allah CC taktiri evrimsel değişimin gereği olarak bu ve benzeri akıbeti/leri yaşamaya mecburdurlar. Allah CC değişimi kabul eder hatta değişmek istemeyen fert, kavim, toplum ve devletleri değiştirmezmiş (Ayet vardır). Değişen asrın koşullarına uyum için İslam dinini desteklemek üzere Alim göndereceğine ve kıyamete kadar Müslümanlara icabet edeceğine dair Hadis ve Ayetler vardır. İlkel ve Yapay Milletler; Kapitalistler, Komünistler…vb yönetim sistemlerince siyaset ve menfaat gereği oluşturulmuş milletlerdir. Ör. I., I., ve III., Dünya savaşlarının sonucunda ilkel veto imparatorluğu birlikteliğinin (veto yetkisine sahip ilkel devletler birlikteliği) menfaatleri gereği oluşturulan yapay milletler. Gerçek ve İlahi Tek Millet; İlk ve tek gerçek Millet İbrahim AS’IN Milleti'dir. Kâinat İbrahim AS’IN Milleti’nin hakikati ve düsturu üzerinde haşır olacaktır. Diğer milletlerin hepsi; dünyevi, ilahi terbiyeden mahrum vahşi terbiyeli ve vahşi kültürlerinin özgünlükleri şemsiyesinde Adem AS öncesi vahşi/doğal çizgi insanları olup hükmündekilerin özgünlüklerine yetersiz ya da asimilasyonla hükümlerini sürdürmüş ya da sürdürmektedirler. Bu çok doğal bir sonuçtur. Doğal hiçbir milletin kültürü/leri tam teşekküllü evrensel ya da ötesi değil vahşi eksik ve yetersizdir. Tarihte bir tek İbrahim AS’IN milletinin hükmüne tabii idare edilen kavimler asimilasyondan, cehaletten ve zulümden yakasını kurtarabilmiştir.Bir çok kavimde halen İbrahim AS'IN İslami kültür değerlerini kendi milli kültürü olarak dünyaya tanıtma cehaleti ve gafleti hatta belki de ihaneti içindedir. Allah CC yer yüzünde sadece Adem AS’IN zürriyetine icabet etmemiştir. Doğal/Vahşi kavimlerin zürriyetlerinede icabet ederek peygamber olarak ıslah etmiş ve lider kılmıştır. Ör. İbrahim AS’IN babası bir putperestti ve Nemrut’un cahil devletinden/milletinden uzak tutarak ıslah ederek kendine onu dost edinmiştir. Mekke’ye ve Kabe’ye kadar giden serüveninde her an rablik etmiştir. Onun içindir ki Peygamber efendimiz Rabbinizde tek (Allah CC) babanızda tektir (Adem AS) diyip (Hadis var) Müslümanları Siyonizm afatından uzak tutmuş ve Siyonizm’den men etmiştir. Ben Arap’ım ama Araplardan değilim diyip (Hadis var) Müslümanları Şovenizm afatından uzak tutmuş ve doğal, yapay, millet, kavim, ailevi... Vb her türlü milliyetçiliği Müslümanlardan men etmiştir. Aslını inkar edenler bizden değildirler (Hadis var) kavimlerin özgünlüğünü kabullenmiştir. Birbirini tamamlayan bu iki hadis arasındaki ince çizgi çok net ve ders alıcıdır. Bunun kanıtı da her Müslüman kendi doğal kavminden İbrahim AS’IN kavmine kabulü için salavat-i şerifeyi okuyup Allah CC dua eder ve dilekte bulunurlar. |
| Enerji; ilinen tüm yaratıkların; yaratıldığı, oluşturulduğu, kişilik kazandığı, hal değiştirdiği ve geri döndüğü/dönüştüğü/dönüştürüldüğü varlıkların yaratık olarak potansiyel gücünü ifade eden bir kavramdır. İstisna hariç tüm enerji miktarı ve kapsamı tüm yaratıklardan daha büyük bir kavramdır. Enerji tüm yaratıkların kişilik kazandığı ve şekillendiği hamuru gibidir. Kâinatta çeşitli enerji halleri mevcuttur Ör. katı, sıvı, gaz, ısı, radyasyon, ses, ışık.. Vb. enerji halleri doğal ve sanal enerji döngüleriyle hal değiştirir. Sanki enerji kainattaki ilk haline meyilli hal değiştirerek hayat buluyor. Şöyle ki enerji hal değiştirmeden uzun süre dengede duramamakta veya dengesizliğe (hal değiştirmeye) meyilli toplam(total) yaratık hamuru halleri gibi gözükmektedir. Doğa, hala doğa ötesine doğru genişlemektedir. Enerji hiç bir zaman israf olmayacak bir döngü içinde devamlı yaratıkların kisvesi altında (yaratık olarak) hal değiştirerek ömrünü geleceğe taşımaktadır. Büyük kıyametle (kainatın ölümü ile) kainattaki tüm enerji halleri ya da toplam kainat enerjisi ölecek, yani aslına veya orijinine geri dönecektir. Enerji Hallerinin Dönüşüm Prensibi:Her enerji hali, bulunduğu veya değişen koşullara bağlı olarak, orijine doğru en ekonomik eşik minimum farklı enerji haline/lerine dönüşmeye meyillidir.13.8 Milyar Yıl öncesinden bu güne dek;1029 derece ile -273 derece ısılar arasında evrenin kütlesi, çekim güçleri, evrendeki atom altı ve atom üstü parçacıkların etkilenişi; Kainat'ımızın bugüne kadar ki evrimini yönlendirerek etkilemiştir. Enerji Hallerinin Evrimi:Filogeni (atasal/ceddi hayat döngüsü) ve ontogeni (tekil/ferdi hayat döngüsü) bakımından, kainatın oluşumundan bugüne kadar ki tüm yaratıklardaki enerji hallerine ait döngülerin, kronolojik olarak ortaya çıkışları, ortadan kayıp oluşları, birbirine dönüşümleri, hal değiştirmeleri vb. ile ilgili süreç ve olguların değişimini ifade eden ilgili kavram-deyimdir. Ör.bilgisayarın sanal(işletim sistemi… Vb) ve mekanik enerji halleri, insanın düşünsel (akıl,zeka... vb.) ve nesnel-bedensel enerji halleri Enerji Hallerinin Filogenisi:Kainatın oluşumundan, ölümüne kadarki oluşan bir enerji halinin belli koşullarda;birden çok enerji hallerine ve/veya bir birine dönüşüm eğilimlerinin açılım kümelerini (enerji halleri filogenisini/atasallığını) ifade eden kavram deyimdir. Örneğin;magmadan toprak çeşitlerine ve diğer enerji hallerine açılım ya da kainattaki toz bulutlarından gezegen ve yıldız oluşumunun filogenik, atasal ya da orijinik açılımı. Enerji Halleri Döngüsü:Belli ortamlarda çeşitli enerji hallerinin bir arada biri birine dönüşüme meyilli döngüsünü ifade eden kavram-deyimdir. Ör;bazı canlılarda ki kreps döngüsü. Önemli olan bu mantık sistemini tüm yaratıklara ve kainata güncellemektir. İnsanda Genel Enerji Halleri: 1-Zihinde Kavramsal ve İmaj Enerji Halleri: Zihnimizde bulunan ve üretilen bilgilerin kavramsal ve imaj olarak kodlanmış enerji halidir. Aynı zamanda zihinde ve bilinçaltında kavramlarla ilgili depolanan bilinçaltı ve zihinsel altyapı bilgi birimi düşünsel enerji halleridir. Örneğin; Aşk, sevgi ve evrim nedir sorularına zihinde harekete geçen tepki ya da enerji halleridir. 2-Zihinde Düşünsel Enerji Halleri: Tefekkür ve düşünmekle üretilen; pozitif, negatif, nötr yani olumlu (+) olumsuz (-), nötr (0) varyasyon ve diğer enerji halleridir. Örneğin; Zihinde senaryolar üretmek. 3-Nesnel-Bedensel Enerji Halleri: Genellikle ısı, ışık, ses, katı, sıvı, gaz, jel vb. enerji halleridir. 4-Duyusal ve Zihinsel Araç Enerji Halleri: Zihinsel düşünsel araçlar ve mevcut duyularımızla ilgili enerji halleridir. Zihin bir düşünsel havuzdur. Örneğin; zeka, akıl, mantık zihinsel ve düşünsel araçlarımızdandır. 5-Diğer Enerji Halleri: Yukarıdaki kategorilere girmeyen enerji halleridir. Döngüler: Doğal Nesnel Enerji Döngüsü;tüm nesnel doğal döngüler Doğal Zihinsel Enerji Döngüsü;tüm canlıların zihin havuzundaki döngüler Yapay Nesnel Enerji Döngüsü; hidroelektrik, termik, nükleer enerji döngüleri Yapay Sanal Enerji Döngüsü;bilgisayarların ve medya ortamındaki tüm sanal bilgi döngüleri Doğal ve Yapay dijital(hesabi) Enerji Döngüsü;doğal ve nesnel döngülerin mantıksal yazılım ve matematiksel ilişki denklemlerinin bilimsel ve ilimsel döngülerindeki enerjiler. Sanal Döngü;Nesnel ve sanal araçlardaki tüm dinamik ve statik görsel, işitsel… Vb her türlü bilgilerin döngüsüdür. Melez Döngü (Yarı Nesnel, Yarı Düşünsel, Yarı Sanal Döngü.. Vb);Bir ucu sanal diğer uçları;nesnel, düşünsel… Vb ya da tam tersi olan döngülerdir.Yarı nesnel, yarı sanal ve yarı dijital(hesabi) döngü her iki veya çok tarafı döngü özelliklerini taşıyan. Nesnel Döngü;Tüm nesnel alemlerdeki nesnel döngülerdedir. Düşünsel Döngü;Yaratıkların zihin havuzu ve sanal-düşündel kalpteki döngülerdir. dijital(hesabi) Döngü;Sanal, Nesnel, Yarı Sanal, Yarı Nesnel… Vb her türlü döngüdeki matematiksel karşılığı denklemsel ve bilgisayardaki yazılım mantığı döngülerin dönüşümüdür. Toplusal Döngüler;insanla ilgili döngüler Sürü Döngüleri;İnsan dışındaki nesnel canlıların döngüleri Filogeni (atasal/ceddi hayat döngüsü):Bir taksona ait canlı grubunun gerçek hayat hikayesini ifade eder. Ontogeni (tekil/ferdi hayat döngüsü):Bir taksona ait ferdin gerçek hayat hikayesini ifade eder. |
KAİNAT(DOĞA): Beş duyumuz ve teknolojik araçlarla idrak edebildiğimiz tüm yaratıkları içeren en büyük evrendir. KONUM:herhangi bir şeyin; bulunduğu, işgal ve nüfuz ettiği özgün ya da tanımlı alanın, hacmi, sistemi… Vb olarak tanımlanabilir. BOYUT; tekil konumdur. Herhangi bir konum sistemindeki, yaratık... vb ile ilgili aynı cinsten tekdüze ve genellikle tek düzeye meyilli konumlara boyut denir. Ör.En, boy, yükseklik, genişlik, derinlik, zaman, yön... Vb nesnel, antinesnel ve diğer kainatlarda sonsuz çeşit ve sayıda boyut vardır. Bir insanın kaç boyutu vardır? Sorusunun yanıtı belki de bir insandaki toplam; özgün nesnel, sanal, düşünsel.. Vb diğer boyutlarının toplamıdır denebilir. Ör.İnsanda; en, boy, yükseklik, genişlik, derinlik, eylem, zaman, akıl, zeka, ruh, duygu, kişilik,düşünce,zaman, sanal nefis, nesnel nefis… Vb boyutları vardır. İnsandaki boyutların sayısı genel olarak döngüsel boyutlara sahip kainatın boyutlarından daha fazladır. Yani insansız kainat genel olarak döngüsel ve çekimsel boyutlara sahiptir. İnsan hem döngüsel hem çekimsel hem de serbest... vb çok boyuta sahiptir. Önemli not;Nesnel ve sanal kainatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis. -Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sana-nesnel zihinsel havuzun hard diski gibidir. -İnsan bedenen kainatın bir parçasıdır.İnsanın tüm boyutları kainatın bir parçası değil kainat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kainatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kainat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5 -Kainatta bilinen, bilinmeyen boyutlar ve çok şey ya da tüm bu boyutlar veya her şey Allah CC ilminin içindedir hiç bir şey onun ilminin dışında değildir. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır. -Allah CC mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah CC insana şah damarından daha yakındır (Ayet var) Hız Boyutu; Yaratığın;birim zamandaki eylemiyle;konum, mekan. boyut... Vb değiştirme-yönsel (mekan, zaman… Vb boyut değiştirmenin) ifade şeklidir. Var olan hız tanımı; birim zamanda alınan yol kâinatta her zaman ve koşulunda geçersizliği yakın zamanda kanıtlanabilirliği olasıdır. Hızla ilgili var olan formüllerin sonsuzlar ve sıfırlarla ifadesi bu konudaki hız tanımının yetersizliğine kanıt gösterilebilir. Hız çok sayıda boyutun tutkalı gibidir. Hız arttıkça içinde geçtiği ve etki alanındaki boyutlar kaynaşır/kaynaştırır. Kâinatlardaki (nesnel, anti nesnel, sanal, düşünsel… Vb) hızlanışın akıbeti ola ki bu olacaktır. Yani kütle çekim boyutlarının birleşimi, kaynaşımı, çeşitliliği ve çok miktarda enerji hallerinin hal değiştirip varlık alemindeki orijinine dönüşü olacaktır. Işık hızından daha hızlı olan düşünsel boyut içindeki hızlanışın bağıntılarının sonuçları yani düşünsel hız bağıntı ve ilişkileri araştırılması çok zevkli konu olacaktır ya da konudur. Ola ki Kütlesizlik olamaz her yaratığın bir kütlesi vardır; bazı yaratıklar ölçülebilir kütle sahibi, bazıları anti kütle, bazıları göreceli denge kütlesine sahiptir. Ör. bazı uzay boşlukları mekanları, çekim alanı ola ki ışık … Vb kültleri bir birini devamı veya yakındır. Yani en azında hareketli kütle konumunda bahsedilmelidir. Kütlesiz yaratık düşünmek belki de saçmalıktalar. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kainatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Mekan Boyutu;Klasik mekân tanımı; en-boy-yükseklik-bileşke… vb fazla boyutu içinde barındırış özelliğine sahip tanımlı alan olarak bilinir. İlk mekân; nesnel, anti nesnel… vb kainatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kainatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Belki de en küçük mekânlardır. Bu ilk mekana doluşan; atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar. Matematiksel ve yapısal olarak mekân bir yaratıktır. Ola ki ilk yaratıklar ilk mekânlardır. Bu gün bilinen en büyük nesnel mekân kainatı kuşatan kozmik ağ kümesi mekanıdır. Hidrojen atomu çekirdeğinin mekanı; yörüngesi ve içindeki çekim alanı kabul edilebilir. Mekanın yaratıklardaki karşılığı aktivite gösterdiği, etkilendiği, etkilediği alanın dış sınırlarıyla tanımlanır. Allah CC ilmi içindeki her şeyin birbirine bitişik ve yapışık var olduğu ebedi boyutlardaki varlıklar âleminden zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… vb kainatları ve tüm yaratıkları yaratırken;ebedi hızı, ebedi mekanı ve ebedi zamanı, ebedi eylemler... Vb yavaşlatarak kainatlarda dengeli/dengeleyici ; zıt yön-konum-zaman-mekan… vb geçici boyutları yaratmıştır. -İlk Mekansal Küme Sınırını İfade Eden İlk Sıfır ( İlk küme/küme sınırı-mekan-sıfır)=00; tüm sonsuzlar, geçmiş, gelecek, yaratık, tefekkür (özel haller hariç) …Vb hiçbir olay, olgu, süreç, eylem, yaratıklar, zaman, sonsuzlar, hızlar… vb hiçbir şeyi, İlk Mekansal Küme Sınırını Sıfırını (ilk mekanı-ilk küme sınırını-ilk sıfır) ve İlk Zamanı aşamayacaktır. İstisna hariç hiçbir şey mekansız-kümesiz-sıfırsız ve zamansız düşünülemez. İstisna hariç her şey ilk mekan-ilk küme-sıfır ve ilk zaman içindedir. İstisna hariç her şey en az bir ve/veya birden çok mekan içindedir. -Belki de çok az sayıdaki istisnalar ve özel haller hariç: a-Her şey en azından yaşamsal olarak mutlaka bir mekanın içinde matematiksel olarak bir küme sınırı içinde rakamsal olarak bir mekan sıfırı içindedir. b-Düşünsel, nesnel, zihinsel, sanal, nesnel, eylemsel…vb tabanlı her şey ; yaşamsal dönülerde (yaşamsal matematikteki) ilk mekanın içinde, matematiksel olarak ilk küme sınırı içinde matematiksel alfabe olarak ilk sıfırın içinde yer alır yada bunları aşamazlar. Bu mantıktan çıkarsayıştan hareketle olabildiğince en azında doğadaki her şeyin; yaşamsal matematikteki (yaşamsal döngüdeki) karşılığı, kümesel matematikteki karşılığı ve matematiksel alfabedeki (rakam, sayı ya da matematiksel kavramdaki) karşılıkları liyakatli ve doğru konumlandırılırsa tüm matematik çeşitleri (nesnel, doğal, yapay, yarı doğal, nitel, nicel, eylemsel, ilişkisel...Vb "Doğal ve Evrensel Matematik" alt çeşitleri) arasındaki fermuarların ilişkisel dişleri doğru örtüşür. Eylem Boyutu;Canlı, Cansız ve diğer tüm yaratıkların iradeleri denetiminde/kontrolünde veya iradeleri dışında ürettikleri tüm eylemlerin özgün ve genel boyutlarıdır. Büyük kıyamet sonrasında yaradılışla ebedi hıza ulaşıldığında tüm eylem boyutları birleşerek ebedi eylem boyutunda yer alacaklardır. Düşünsel Boyut (Hafıza Boyutu);Kendilerine Akıl, ruh ve vicdan emanet edilen tercih sahibi yaratıkların düşünsel aleminde ürettiği ebedi hızdaki tefekkür-düşünce ürünü düşünsel enerji-düşünsel eylem halleridir. Hafıza meleklerince ayakta tutulduğuna dair hadis vardır. Batini Kalp Boyutu;Zahiri ve batini kainattan daha büyük tüm yaratılmış ve hayat bulmuş yaratıkların aşamadığı ve içinde haşır olduğu en büyük kapasite ve havuzdur. Yere göğe sığmadın kulumun kalbine sığdım(hadis var). Allah CC insanda tecelli ettiği geçici mekandır. Hz. Muhammed AS’IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah CC ona oku emrini vermiş ve onu eğitmiştir. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir(gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir. Zaman Boyutu;Zaman bir yaratıktır ve ebedi hayatın parçalanmış geçici boyutlu kainatlarda genellikle!!! hıza bağlı olarak değişir. Yaratık olmanın vasfı olan bir boyuttur. Zamanın varlığı tüm yaratıklara yapışık olarak yaşar. Yaratık ebedileşse bile zamanın girdabından kurtulamaz. Zaman diğer boyutlar gibi hıza bağlı olarak değişir ve yaratıklar açısından ebedi hızda yok edilemez ancak sıfıra yaklaşır. Zaman Boyutu; aklı, ruhu olan yaratıklar ve diğer bazı yaratıklar da uykuda ve uyanıkken farklı algılanabilen, hıza bağlı olarak uzayıp kısalabilen hatta ebedi hızla (Allah CC izni ile) ölümsüzlüğe (ebediyete) kavuşabilen bir yaratıktır. Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kainatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kainatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kainatın 1 zaman biriminin zahiri kainatın 50 bin katıdır, Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah her şeyi nurunda yarattı, Onun (Allah CC) her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var. Kültür ve Doğal Alfabe Nedir? Neden Aklı, Mantıki ve Peygamberi Islahata Gereksinimi Vardır? Yeryüzünde ki kültür alfabelerinin harfleri ve sembolleri; doğal ve yapay elementlere, kavramlar ve isimlerde; doğadaki yapay ve doğal bileşiklere benzer. Elementler, atom altı parçacıklar, enerji halleri birimleri, canlıların yapı taşları, harfler ve semboller; oluşumların/oluşturduklarının ve yaratıkların lego parçacıkları ya da yaratık hamurunun alfbeleri-malzemeleri gibidirler. Rast gele bir araya geldiklerinde her zaman anlamlı kelime, isim ve bileşik oluşturmazlar. Aynı durum canlıları oluşturan doğal alfabetik alt birimler (canlıları oluşturan yapı taşları) içinde söz konusudur. Bu nedenle yer yüzü kültür alfabelerinin hepsi doğal/vahşi zekâların, deneyimlerin ve denemelerin evrimsel ürünüdür. Akli, mantıki ve peygamberi ahlakla ıslah edilmesi ve geliştirilmesi gerekir ki insan beyni, zihni ve kalbi insani iletişimde en az kusurlu kemale ersin. Bu amaçtan insanların beyin, zihin ve kalp havuzundaki bilgilerin;görsel, işitsel, eylemsel, davranışsal, tatsal, bilişsel… Vb kodları günlük hayatta iletişim de kullanılan alfabe ve lisanın; harf, sembol, kelime, kavram ve kodlarından, daha sade ve daha çok benzerdir. Örneğin;kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin tüm insanların (engelliler ve bazı istisnalar hariç) zihnindeki bilişsel, eylemsel, görsel, tatsal, kokusal, davranışsal... Vb kodları hemen hemen aynı dır. Ama kültür dillerinde kırmızı elmanın, yaratık görüntülerinin ya da doğadaki tüm ( hayvan, bitki, rüzgar... Vb seslerinin) seslerinin her kavimdeki isimlerin/kavramların ya da kavram-isimlerini zihin havuzundaki kavramsal kodlanışı farklı olduğu için iletişimi vahşi, doğal ve zor olmaktadır. O zaman çözüm olarak;"Algıda; Özgünlük/Özgün Pay, Değişmezlik/Ortak Payda, Değişkenlik/Değişken Pay, Değişirlik ... Mantık Kümesi Kurgusu" Kuralına uygun olarak kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerinin zihinsel bilgi biriminin ifadesine ve konumuna en uygun kavramlarla iletişimde ve eğitimde öğretirsek her kes kırmızı elmayı, yaratık görüntülerini ya da hayvan seslerini daha rahat anlar, günlük hayatta ve iletişimde kullanır. Bunu tüm kavimlerin (insanların) beyinleri, zihinsel havuzları ve batini kalplerindekileri de kodlanmış kültürel isimler, kavramlar/kavram-isimler hepsi için düşünüp günlük hayatta hepsini kırmızı elma mantığı ve örneği gibi uygularsak insanlığın akli, mantıki ve peygamberi ahlaklı ortak iletişim alfabesi ortaya çıkmış olur. Tüm kavimlere ait yazımsal ve konuşsal ya da hem konuşsal hem de yazımsal:alfabelerinin, lisanların ve dillerinin; Ademin dilinde vardıkları ortak payda ve özgün;işitsel, yazımsal, görsel, dokunsal, tatsal, hissel … Vb özellikleri bilgisayar ortamında kökenlerine/köklerine, hecelerine/ ses parçalarına kadar sadeleştirilerek yeniden matematiksel iletişim ve alfabe mantığıyla ya da kozmik (evrensel) ötesi atom altı parçacıkların çeşidinin her birini kozmik alfabe kabul ederek oluşturulan yani kuantum alfabesi sade iletişim mantığıyla veya her yaratığı matematiksel küme elemanı kabul ederek ve her şeyi, tüm bilimleri-tüm kainat ve yaratıkları bu kozmik matematiksel kümeler denizi içinde yüzen elemanları temsil eden “Kozmobiyomatematik, Evrensel, Uzaycanlımatematik... Vb (Simetri, Kuantum, Satandart, Sicim-İp-Halka, Paralel Evrenler, Şişme, Evrim...Vb her şeyin kuramlarına uyumlu)” alfabe mantığıyla; ilişkisel, organize, disipline ve kategorize edilerek hayata uygulanabilir. Demirkuş 2010. ZAMAN; İstisnalar hariç genel olarak herhangi bir konumda, boyutta… Vb ölçülebilir hız sınırı varsa orda zaman boyutu var demektir. Zaman Baki (Ezeli ve Ebedi… olan) Allah CC’NİN yaratıklara geleceğe doğru ya da yönde verdiği geçici hayatın birimsel ifadesidir. Zaman yaratığın/ların geri dönüşümsüz hal değiştirişine kadarki çevreyi etkilediği ve ondan etkilendiği ve/veya ürettiği hayat ölçeği denebilir. Yaratıklar ebedi yaşantıya katılışla (ebedi hıza ulaşan yaşantı ve/veya hayatlarıyla) zamanı ölçülemeyecek derecede asgariye ya da minimuma indirgeyecektir. Kaç nefes almış ve vermişseniz, bu nefes ve kalp atışlarıyla kaç birim görüntü ve veya/ve ne kadar hayat çevrenize enjekte edip ve/veya enjekte almış ve üreterek yaymışsanız… toplamı geçici hayat sıfatınızı uzunluk ölçüsüdür. Bu mantıktan hareketle tüm yaratıkların hayat sıfatlarının uzunlukların doğum-ölüm ya da ortaya çıkış ve geri dönüşümsüz hal değiştiriş arasındaki toplam hayat kümesi o yaratığın ömürsel uzunluğu ve/veya eylemsel yaşantı kümesidir. Zamana Bağlı Olarak Doğadaki Genellemeler;BİLİNENLER<TÜM VARLIKLAR< BİLİNMEYENLER !? <BÜTÜN ENERJİ (Geçişken-hızlı dönüşen özel enerji halleri ve diğer haller ihmal edilmiştir). -Doğal(Vahşi), Yapay ve Yarı Doğal Alfabelerin- Sembollrin Örgüsüyle Doğadaki (Kainattaki) Tümdengelim ve Tümevarımların Bazı Sonuçları ve Genellemeleri. Demirkuş 2010 Bilimsel Olarak Bilinen Doğal ve Yapay Atomlar, Canlı Yapı Taşları ve Evrensel Sembollerle; Tümevarımla Evrensel Alfabeye, Evrensel Dile, Evrensel Lisana ve Doğal Genellemelere Varmak 1-Doğal ve Yapay Kimyasal Yapı Taşları (Periyodik Cetveldeki Tüm Semboller...) 2-Doğal ve Yapay DNA, RNA, Protein... vb;gen asiti bazları, amino asitler... vb Canlı Yapı Taşları (Moleküler Tüm Semboller) 3-Tüm Sayılar ve Semboller (Matematikteki) 4-Tüm Doğal Kültür Alfabelerine Ait Harfler- Semboller 5-Tümdengelim-Tümevarımla Geçmişe Ulaşılır 6-Orijine Doğru Küçülen Sistemlerdeki Sadelik İNSANLIK DÖNEMİ (Sistemdeki Mükemmellik) 7- Ortaya Çıkma- kodlanış –Küçülme-Sentez 8-Hayat Elektronu Atom Sistemleri + Mikro Kainatlar ve Ötesi GEÇMİŞ<Parçacık Fiziğindeki Paçacıklardan Daha Küçük Parçacıklar-maddenin evrendeki en basit,sade halı-plazma boncukları+Miroskobik Işık Halleri+Diğer Mikroskobik Enerji halleri (Mikro Parçacıklar ve Yasalarda Sadelik) DÜNYEVİ İNSAN ÖNCESİ KAİNAT VE DÜNYEVİ İNSAN SONRASI KAİNAT UZAY ÇAĞININ ÖNEMLİ KAVRAMLARINDAN BİRİ OLACAK (İ.Ö VE İ.S); İnsan, Hayvan, Doğa ve Bilgisayarın Karşılaştırılması Varsayımı -Bu işlemleri sanal ortamda yapabilecek araçlar Tera Bilgisayarlardır;1,2, 3, 4 , 5,6 -İnsanın bedensel ve zihinsel sanal araçları tam kapasiteyle doğru-verimli çalıştırılırsa, hiç bir zaman globalde biyonik insan evrensel ve gelişmiş insanı aşamayacaktır. -Belki de İnsanı yetenek-beceri ve bedensel olarak bilgisayarlarla karşılaştırmak, doğru bir mantık-ölçüt değildir. -Sanki insanı hayvanlarla karşılaştırmanın, bilgisayarla karşılaştırmanın arasında hiç bir fark yoktur. -Bir konuyla ilgili alt ünitelerin ortak özelliklerinden hareketle varılan veya yapılan genellemelerdir. -Doğada gözlenen veya duyumlaşan yaratık, olay, olgu veya bir sorunun nedeni olarak ileri sürülmüş bir önerme-faraziye-hipotez olarak tanımlanabilir. Örnek Hipotez; -Bu açıdan insan, hayvan, doğa ve bilgisayarın;özgü, ortak, geçişken, benzer-örtüşen ve diğer özelliklerini tüme varım ve tümden gelim mantığı ile eşleştirerek, çeşitli toplumsal, çevresel, doğal, yapay ve yarı doğal yargı ve sonuçlara varmak olasıdır. - Ör1. Ata sözlerin analiz edilmesi ve açıklanması. Ör2.Alem kavramından özgün özelliklere dayalı olarak; sınıf takım familya, tür ve tür altı kategorilere doğru yapılan analizdir. Yani genel kavramlardan, özgün özelliklerden hareket edilerek yapılan analizlerdir. |
| DEVRİM NEDİR? Toplumların; asrın koşullarından yararlanmak veya zarar görmemeleri için, kısaca, asrın koşullarına doğru-gerçek uyumlar için, ithal edilen-deneyimlerden çıkartılan veya orijinal üretilen toplumsal kurallar sistemlerinin toplumlara; cebren, hile ile veya ikna-rıza ile benimseterek... vb yöntemlerin empoze edilmesi-kabullendirilmesini ifade eden kavram-isimdir. Zamanından erken yapılan devrimler; toplumun tüm değerlerini(ahlak.. Vb) devrim kurallarına yem yapar veya toplumu devrimlerin kökenlendiği kaynağa/lara özümsetir. Zamanından geç yapılan devrimlerde kokar dikiş tutmaz görünüyor. Devrim kurallarını; toplumun fıtratını ve değişim gücünün ivmesini/lerini dikkate alarak;doğru zamanda,süreçte ve koşullarda, dar-küçük yerleşim alanlarında denemelerle uygulamaya koymak gerekir. Gerçekler, doğru zamanda mayalanacak kadar ekilmeli. Edinilen verilere dayalı genellemelere gidilmeli.Devrimde başat toplumlar;devrimleri evrensel ve toplumsal özgünlüklerine endeksli asimile edip üretime geçebilen ve diğer toplumlarca gereksinim duyulan özgünlüğünün gücü ile uyumlu yaşayabilenlerdir. Kavimlerin yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargılarında eğitimle haklı ve doğru değişim için; doğru devrimler yapılırken doğru adreslere ekim yapılması gerekir. Sonra mayalanan bu yenilikçi ve diğer kesim toplumda devrimi ve değişimi mayalar. Devrimlerde doğru adres yenilikçilerdir. Devrimler;insanın, evrimler ise hayvanların (kısmen insanın) zihinsel ve bedensel değişimin (değişmenin) aşısı/ları gibidirler. Aşıların seçimi, hazırlanması ve dozu; kavimlerin yararlı ve özgün yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıların yaşatıcı olmadıkça faydadan çok zarar verir. Evrimi/leri aşabilen (evrim metriksini aşan) insani devrimler ancak insanın ürünüdür. Evrimi aşıp, özgünlüğü ile edepli isimsiz devlet olarak yaşamayı-geçinmeyi, nefsine örnek olmayı başaran dürüst milletler en gelişmiş milletlerdir. 1, 2 Değişmek istemeyeni Allah C.C.'HUDE değiştirmez. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007.En güzel ve özgün devrimler;doğru süreçte gerçekleştirilen,mutlak gerekli,toplusal dozu yaşatıcı,özgün, değişime uyumlu ve orijinal olanlarıdır. Sabreden Dervişin Muradı Vaktinde Doğan Güneş Yada Yeşeren Gülmüş. Genel olarak devrimler; nefsi müdafaa ve mutlak gerekli oldukları zaman da yapılmalı, ancak;yapılacak devrimle/lerle toplumun değişe bilirlik özgünlüğü ve değişecek kitlenin;oranı-gücü ve zamanı dost doğru saptandıktan sonra; eyleme ferdin kendisinden başlanmalıdır. Topluma kontak eylemlerle gereksinimler ve yapabilirlikler mutlaka doğru teşhis edilip istişare edildikten sonra fert veya toplumun kaldırabileceği hududu zorlamamalıyız. Devrimlerde veya eylemlerde gerekçelerinin geçerliliği nedeniyle;hastalar yaşlılar, çocuklar, bayanlar ve aklı baliğ olgunluğa ermemişler kullanılmaz gerektiğinde diyet ve geri hizmetlerde yer alabilirler. Ör: fert, aile, toplum veya herhangi bir gezegende/lerde dine gereksinim ortaya çıkmışsa; peygamberlerin gönderilme ölçü ve eylemleri buna kusursuz örnek teşkil eder. Dinde ve Doğada Uyumsal Değişim(evrimleşme) Şart m? Değişmeyenler ne olur? Değişmek istemeyeni/leri (DEĞİŞMEZ CAHİLLERİ) Allah C.C. değiştirmezmiş(ayet). Haklı ve gerekli değişmeyi istemeyenlerin (cahillerin) liyakati doğadaki dogma yasalarla şekilleniyor; ya doğa yasalarına uyumlu asimile olup yok olur (bileşenlerine parçalanır), ya değişenlerin-uyum sağlayanların biriken devasa kitlesinin kementlerine malzeme olur ya da doğaya uyumlu döngülerin (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) aksamı olurlar sonrada buna batıda evrimleşmiş deniyor. Kısaca;fert ve toplumsal bazlarda belki de tüm canlılar, geleceğin fiziksel, toplumsal, sürü, sanal, zihinsel… Vb koşullarına uyum için;ya ilahi nadası (formatı) ister ya da doğal format(nadas) yer. Bu uyumsal değişimin bedeli de yediği doğal veya ilahi format ( nadas) nedeniyle sıkıntı ve acı çeker. Belki de değişim için bu bedel ve olgu tüm canlı için değişmez bir sonuçtur. Dinde ve normal hayatta;siyasi, düşünsel ve/veya nesnel mazoşistler nadası yerken ve siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadistler acı çektirir veya işkenceyi seyir ederken zevk alırlar bu tepkileri normal değildir. Bu tepkiler toplumsal normlara çok zarar vermiş, toplumları şaşırtmıştır. Bu özel anormal tepkidir. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007. Belki inanmaya fıtratı müsait olamayan insanlar, dini tercih etmeyen ya da dinden nefret eden insanlarla, inanç cahilleriyle, münafıklarla uğraşmaktansa; harfleri, rakamları, elementleri, olayları, olguları, süreçleri, aşkları, kitapları, makaleleri, hayvanları, nefisleri ya da kısaca;bu tip değişmek istemeyen fert, toplum ve kavimler hariç; tüm külli enerji ve külli metriksi (ortamı) inandırmaya çalışmak ve doğaya pozitif değerler kazandırmak amacıyla merhametli-adil icabet etmek daha hayırlıdır.Dinin, rejimin ve bilimin toplumsal döngülerdeki ilişkisel özgünlüklerinin önemini ve liyakatlerinin konumlarını doğru kavramaktan aciz namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst inanç, bilim ve rejim cahilleri; bu toplumsal zincirin halkasını/larını koparmadan, alternatifinin liyakatini kavramadan veya tenezzül edip üzerine bu reçeteyi bir ay bile uygulamadan; yargılamasının acısını gelecek nesillerimiz çekecektir. Sürekli genişleyen ve hızlanan kainattaki değişimin(Göğü hala genişlemekteyiz/ayet var) mekanlara ve yaratıklara etkisine uyumsal tepkiye; canlılar(canlı sistemle) genleriyle ve zekalarıyla, cansız sistemler zekaları ve değişime uyum mekanizmalarıyla, akıllı yaratıklar yaşama şekillerini, döngülerini, mekanlarını, davranışlarını, kısmen de genlerini değişime uğratarak uyum sağlarlar. Değişmek istemeyeni Allah CC değiştirmez (ayet var). Değişmezler(Cahiller) doğa yasarlıyla değişir. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir. Önermesinin sizde zihinsel doku uyuşmazlığı yaptığı alanlarını daha uygun öneriler ileri sürerek eleştiriniz. İpucu;sürekli değişen kainata fert, toplum, ülke, devlet bazında insanın/ların;yaptığı peygamberi ibadetler ve uyguladığı peygamber ahlakı kurallarla zihinsel-düşünsel işletim sistemini/lerini sürekli güncellenmesi gerektiğini düşünün. Güncellenemeyen düşünsel ve zihinsel sistemlerin nesnel-düşünsel-sanal hayat döngüsünde zarar görebilecekleriyle ilişkilendirin. Değişim/lere bağlı olarak hangi andan…hangi asırlara hangi kavimlerin insanlığın hangi boyutunda olması gerektiğinin değişmez kader çizgilerini Allah CC taktir eder ve ircaa eder. Akıllı insanlardan da kendilerine verilen tercih hürriyetleriyle de kalan işlemi peygamber ahlakı tercihleriyle en sağlıklı tamamlanması istenir. Bunu yapmayanlar bedelini verimsiz ve istenmedik sonuçlarla öder. 1 Belki de değişmek isteyen insanların Allah CC doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler.. Vb; doğru algılamak, doğru empati duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünme ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da… Vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgisizleri. ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)ler, siyasiler ve inanç münafıkları dinden ve Allah"tan yana görünüp, hatta inandıklarını paralarına bile kazarken, uygulamada Müsrif-İlkel Teknoloji, Patojen(öldüren)-fosil teknoloji yönünden az gelişmiş toplumların samimi, saf veya cahil insanlarını tepe tepe toplumsal ve teolojik mayın tarlalarına (Allah’ın hududuna) sürükleyerek dine karşı bedensel ve zihinsel eylemlerde kullanıyor.Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini (burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek)yapıyorlar (Filmi izleyin). Ne acıdır ki: dinle, dini liyakatsiz uygulayanların farkını doğru kavrayamayan veya buna yönelik çözüm üretemeyen; son derece zeki ve dahi bazı bilim bilginlerimiz (bilim insanlarımız) bile bilimi ve kendilerini bu liyakatsiz metriksten/lerin denklemlerinden kurtarmamışlardır. Allah C.C. tarafından; laf olsun diye yer yüzüne Allah C.C.'HUN dinleri gönderilmemiştir. Gerçekten! eylemler katıksız ve kuşkusuz saygı duymaya değerdir. Astekler (filmi izleyin), Mayalar ve İspanyolların şeytanı ve iblisi avlama ütopyaları (filmi izleyin), İnkalar (filmi izleyin), Kızıl derililer, Romalılar (Filmleri izleyin 1, 2, ) Thaipusam Doğa Dininine Tabii Hinduları, Pamir Dağlarının keşişleri, Puta, hayvanlara tapanlar, budizm... vb yeryüzündeki;zeki tasarım dinleri ör.Budizm (Filmleri izleyin 1, 2 ) ve Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin inanç cahillerini ve inanç sapıklarının sayılarının çığ (Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin)gibi büyümesine Allah CC gönderdiği dinler(Allah C.C.'HUN dinleri) engel olmuştur. Zaten Kuran-ı Kerimin son ayetlerinde de Müslümanlara!!! ve diğer inananlara; insanın rabbine!!!, sahibine ve ilahına sığınması istenmiştir.Ümmet gemisi insan gemisinin ortamındadır (metriksindedir). Ümmet gemisi ve Müslümanlar; insanlık gemisinde peygamberi ahlak adreslerinde bulunuşu alışık tepki haline getirirlerse huzur içinde olular. Bazı insanlar kendi hür tercihleriyle ar ederek iman eder insanlık gemisinden(beyin makamından) ümmet gemisine(kalbe) inerler ya da nasyonalistler, şovenistler ve siyonisler isterlerse bu dar ve liyakatsiz(soy kütüğü makamından) makamlardan ümmet makamına(kalp makamına ) çıkarlar . Güdük olmayan evrensel insanlarda buna saygı duyarlar. İnsanın sanal dünyasının huzuru ahlakına ve davranışına da yansır.İnsanın toplumsal döngüsünde; kavimler arasındaki çeşitliliğin önemi;İzmir'n aziz kargaları ve Yellowstone gri kurtlarının gerçek hikayesinden (Film İzle) daha çok şey ifade etmelidir. Onun için Müslümanlar, insanın Allah'ına sığınır ve insanın misafiridir bu dünyada.Evrensel ve Gelişmiş insana düşen doğru, net ve nokta teşhisle samimi Müslümanların içindeki; kesin din, millet, kavim ve bilimin; tek-çok yüzlü derin münafıklarını, cahillerini (kendin ve çevresini bilmezleri), liyakatsiz radikalleri sabırla asimile etmek, deşifre etmek veya avlamaktır. Bu tercihler liyakatli ve fıtrata uygun olunca inancından hayır görenlerden insanlık ve kendileri hayır görür (Hidayetin liyakatlisi Allah CC’ ten olanıdır). Yoksa tarih boyunca siyasi, politik… Vb sadece dünyevi veya sadece uhrevi amaçlar için tüm fıtratların hür iradelerini gasp (tercihlerini gasp etmek) ederek inanca zorlamak liyakatsiz ve sonuçları da ortadadır. EVRİM BİLİMİ NEDİR? -Tüm enerji hallerindeki;enerjilerin, yaratıkların, oluşumların ( eylemlerin, olayların, süreçlerin, olguların … Vb) yaşanmış ve yaşanacak; sanal, düşünsel ve nesnel nefsi gerçek hayat hikayelerini bilimsel bulgulara dayalı olarak ilişkilendiren bilimdir. -Evrim Bilimi sanki-özellikle akli primitif (ilkel) insanın nefsini tanıma aracıdır. -Devrimler;insanın, evrimler ise yaratıkların özellikle hayvanların (kısmen insanın ve bitkilerin) zihinsel ve bedensel değişimin (değişmenin) aşısı/ları gibidirler. - Aşıların seçimi, hazırlanması ve dozu yaşatıcı olmadıkça faydadan çok zarar verir.0, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9 EVRİM MEKNİZMASI;Evrim Bilimindeki tüm mekanizmaları ifade eden ve içeren genel bir kavramdır. Evrim Bilimi, Evrim Teorisi, Evrim Mekanizmaları ve Evrimin Prensipleri en az Hücre Bilimi, Hücre Teorisi ve Hücre Mekanizması gibi farklı anlamlar taşımaktadır. Evrim, Evrimin Prensipleri, Evrimleşme, Evrim Mekanizmaları, Evrim Bilimi ve Evrim Teorisi kavramlarının; özgün tanımları, ilişkileri ve sınırları doğru bilinmezse kavram ve düşünce yanılgısına neden olur. Evrim Bilimi öğretiminde özellikle algıda değişmezliğe yönelmek gerekir. Ör.Hücre, Hücre Oluşum Mekanizması, Hücrenin Çalışma ve Üreme Mekanizması, Hücre Bilimi ve Hücre Teorisi’nin özgün tanımları, ilişkileri ve sınırları çok iyi bilinmektedir. Hücre teorisi alternatifi yerine "Organik kılıfa sarılı üretken canlı gen birimlerini taşıyan yaratığa hücre denir" daha makul tanımdır. EVRİMLEŞME;Doğal ve yapay yasalara dayalı ortaya çıkan/çıkartılan koşulların, canlıların genotip ve fenotipleri üzerinde meydana getirdikleri kalıcı kalıtsal değişimleri ifade eden kavramdır.Değişen çevre koşullarına uyum amacıyla, canlı ve kısmen cansız yaratıkların; nesnel, düşünsel, davarnışsal ve yaşamsal döngülerin de, benimsediği ve oluşturdukları uzun vadeli değişimlerdir. EVRİM;Evrimle ilgili tüm, kavram, süreç ve bilgileri içeren genel bir kavramdır. EVRİM TEORİSİ;İleri sürülmeden önce, yaratıklar olalı beri içsel ve/veya çevresel değişimlere bağlı olarak yaratıklarda ortaya çıkan sonuçların arasındaki ilişkilerin Darvin’ce izah edilmesi veya Darvin’ce izah edilmesi kılıfıdır. Darvin bu teoriyi ileri sürmeseydi veya ileri sürmeden öncede değişimlerin yaratıklar üzerine ortaya çıkan sonuçlar vardı ve var olacaktır. Bir Darvin buluşu değil doğada var olan değişimsel ve/veya ilişkisel sonuçların bir doğa sofisinin ya da sadece doğadaki (doğayı/bilimi/değişimleri/evrimi aşamamış) değişimlerin ilişkisel aşığının bilimsel izahatıdır. |
| RUH NEDİR?;Allah.CC. tarafından sadece insana üflenmiş evrensel, doğa-hayvani-meleği doğa ötesi hemen her şeyin özünü içeren ilahi kökenli meleği kişilik olup; akıl bu nüveyle etkileşimli çalışır. Sadece akıllı yaratıklarda var. Maddi ve manevi anlamda çoğu şeyin en değerli nüvesi olması hasebiyle akılla birlikte insanı evrenselleştirir. İnsandaki, nefis tanımının tersi (meleği) sanal insani-meleği kişiliğidir (1)aklı tercihlerle örtüşür, Allah C.C.;İnsana ruhumdan üfledim der. Fıtrat itibarıyla meleği doğa ötesine bağlıdır.İnsandaki melek gibidir.İnsan ruhu bedensel ve bâtını/düşünsel/sanal kalp le çalışır ruhsal bilinci uyumaz. Ben uyurum(nefsim uyur) kalbim uyumaz (hadis vardır). En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla ilahi kabul edilir. Sanki uçak için kara kutu ne anlam ifade ediyorsa, bedenimiz içinde ruh onu ifade ediyor gibidir. İnsan ölünce de ruhunu Azrail A.S. (Ruhu teslim alan melek/ölüm meleği) alır Allaha C.C.'HUNE götürür. Her insanda akıl sahibi bir melek (ruh) vardır. İnsan ölünce Allah emanetini (ruhu/meleği ve aklı) alır. Kalan her şeyle ve yaptıklarıyla insan belli bir vakte kadar baş başa kalır. Ruh kıyamete kadar ölmez ve hastalanmaz meleği kişiliktir. İnsanın sanal dünyasındaki ruhsal-meleği (psikolojikve psikiyatrlık bozuklukları ruh ve akılla değil nefis, zeka ve bedenle ilgilidir. Bu hastalıkların hemen hepsini hayvanlarda da görmek mümkündür. Evrensel bir insanda:canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... vb doğal sanal araçlarına ilave olarak, ilahi kaynaklı ruh ve akıl özgün sanal araçlarının varlığı kabul edilir.İnsanda hem can hem de ruh vardır. Hayvanların ruhu yoktur, bedensel canı var. Hayvanlar tamamen canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... vb sanal araçlardan ibarettir. Ruh, kişilik olarak Allah CC bizdeki en değerli emaneti ve elçisidir. İbadetlerimizle aklımızı kullanarak ruhsal kişiliğimizin külliyatındaki hakikatlere ve gerçekler arif oluruz. Tüm insanlar İslami fıtrat üzerine doğması nedeniyle insana verilen Allah.CC’HUN emanetidir. Ruh çoğu şeyin insandaki anlayış, ilim ve mantık aynasıdır. Olay olgu, yaratık, süreç, enerji halleri, yaşanmışlar, yaşanacaklar ve yaşanacakların çoğu şeyin özü ve ilmi onda vardır. Bu nedenle her şeyi anlamaya düşünmeye kavramaya, yoruma.. Vb olanağımız vardır. Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, İnsanın Hüneri Cehalet-Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç) ve Kişiliğin Hüneri Tercihtir. Hayvanlar; bedensel organlarından öncelikle beyinlerinin, genlerinin ve zekalarının kontrolündendir. Bazı aklı ve ruhu güdükleşmiş ilkel insanlarda böyledir. Bu insanların iradeleri nefisleri ve zekalarının kontrolündedir.Gelişmiş insanlar;akıl, ruh ve vicdanın kontrolündeki iradelerini liyakatli(akıllı) kullanırlar. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz,. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Büyük bir olasılıkla insan doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki tüm nesnel ve sanal eşyanın veya çoğu şeyin nüvesinin, kendisine verilen ruhun nüvesinde olması nedeniyle aklını kullanarak; eşyayı-doğayı anlıyor tanıyor ve gerçek kişiliğini tanıyor ve hayvani-meleği doğa ötesine taşıyabiliyor. Hayvanlarda ve bu sanal aracını çalıştırmayan veya çalıştıramayan insanlara da eşyayı kavrama-doğayı anlama sadece zeka aracı ve nesnel-sanal nefislerle olur. İnsanda; zeka, nefis, akıl, ruh ve vicdan sanal araçların hepsi çevreyi ve eşyayı tanımada kullanıldığı için diğerlerine baskındır. -Ruh ve Akıl Allah CC tarafından ilk defa Adem AS’A verilmek üzere sonrada ola ki bazı insanlara özgü verilen sanal araçlardan olup;ölümden sonra Ruh özel olarak Azrail AS tarafından Allah CC geri götürülür ve Akılda Allah CC imanla döner. Zeka ebeveyn ve çevirenin ürünüdür ölümle hayvanlardaki gibi muamele görür. Adem AS’IN halifeliğinden öncesi yaşayan tüm vahşi-doğal insan ve insanımsıların hepsi zekiydiler ancak akıllı değillerdi. Adem AS’IN halifeliğinden bugüne kadar bazı insanlar akıllıdır ya da peygamber ahlaklıdır. Bazıları akıllı değillerdir veya aklı güdüktürler ya da münafıktırlar aklının aksine hareket ederler. örneğin, cahiller, münafıklar, doğal insanlar, nefsi deliler (aklın ve ruhun hastası delisi olmaz), kapitalsiler….vb güdük insanımsı konumda olanlar |
| AKIL NEDİR?İnsandaki meyveleri;peygamber ahlakı, paylaşma, zayıflarına insancıl (rekabete girmeyen), doğa ve hayvani-meleği doğa ötesine ve öncelikle ilahi şeylere çözmece merakıyla ilgi duyan hikmetlere sahip … Vb olan ilahi kökenli Ruhun işletim sistemi düşünsel/sanal araçtır. Sadece akıllı yaratıklara özgüdür. Bitkilerde, hayvanlarda,... sistemlerde … Vb bulunmaz.Sadece akıllı insan ruhuna, vicdanına ve namusuna endeksli düşünebilen insan demektir. Akıllı insanlarda bilmediklerinin cahili edepli insanlardır. Sadece zeki insan nefse endeksli düşünebilen insan demektir. Akıl;Ruhun çetelesinin işletim sistemi olup doğa ötesi yerleşkesi/leri ve doğa yerleşkesi/lerindeki çözmecenin parçalarını ilişkisel tamamlayışa aşırı ilgi duyan Ruhun ve kısmen nefsin işletim sistemi gibidir. Akıl ruhun nüvesine dayalı en insancıl ve evrensel çalışan işletim sistemi gibidir.Sıra dışı doğal ve hayvani-meleği doğa ötesi erdemli sezgilere-bilgilere açık ya da sahip, fıtratı ölçüsünde, peygamber ahlakı kurallarına uyumlu yaşamayı arzulayan veya yaşamaya çalışan insandaki kişiliktir.Kısaca, insani özellikler açısından en az güdük olan, büyük zihinsel kapasiteye sahip insandaki erdemli insani kişiliktir.Tüm insanlar akıllıdır. Aklı ilkel, aklı doğal, aklı asri, aklı normal, aklı meleği, aklı selime kadar çeşitli akıl dereceleri vardır.Genetik yapının %1'i ? akıl,ruh la ilgilidir.. Akıl ruhun işletim insani sistemi gibidir. Onunla doğa ve hayvani-meleği doğa ötesinin peygamber ahlakı kuralları (meleği kurallar) deşifre ve kabul edilip öğrenilir. Aklı zekadan ve nefisten ayıran en önemli özelliği ve özgünlüğü Ruha dayalı olarak liyakatli mantık aynasına sahip oluşudur. Yani liyakatli öncelikli düşünür ve karar yargısına varır. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz,. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Ruh, Akıl, Vicdan, Zeka, Nefsin Kökeni ve Özgünlükleri;Akıl işletim sistemi tek başına geçiciliği, ebediyeti, ölümü ve ölümsüzlüğü dikkate alarak karar verir, zeka tek başına karar verirken bunun bilincinde değildir. Akıl her insana özgün olarak Allah CC tarafından verilir. Zeka; anne-babadan veya önceki sistemden sonrakilere geçer ve çevre ile etkileşimin ürünüdür. Tüm yaratıklar zekidir ancak tüm yaratıklar akıllı değildir. Zeka ve nefis; ceddi, genetik ya da yapay sistem köneli olarak soydan alınır fakat akıl, ruh ve vicdan?! İlahi kökenlidir. Allah CC tarafından kişiye özel verilir. Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, Kişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz,. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Sanki akıl her şeyin özünü içeren ruhun engin ve kusursuz edepli deryasında, nefsin-zekanın; düz-çukur-tümsek(pire) ayna mantık sistemlerini insanın önüne koyan yegane sanal araçtır. İnsanın nefsini/kendisini tanımasını sağlayan insani sanal araçtır. Akıllı insanlar (aklı selim); tüm aşmazlarını, aşılmazlarını, marifet, zafiyetlerini, emanetlerini, risklerini, davranışlarını, eylemlerini ve değerlerini;en doğru zaman, süreç ve olguda/larda; doğru yerde/kişi-kişilerde değerlendiren ve değerlendirtenlerdir.Akıllı insanların en çarpıcı özelliklerinden birisi, gerektikçe;sıra dışı, negatif, istenmeyen veya güdük insan sıfatlarını (drama,dengesizlik, aptallık, yalanı, geri zekalılık, zır delilik, saflık, ahmaklık, serserilik, yalancılık.. Vb. özellikler) toplumun menfaatleri için diyet olarak kullanmalarıdır. Bazı akıllı insanların özelliklerinden birisi de; nefsini çok iyi tanıdığı için; pozitif, negatif(aptallık, dengesizlik, safflık, serserilik, drama, yalancılık... vb), nötr ve geçişken hertürlü insani sıfatlarını, hüner ve yeteneklerini; bulunduğu habitatta en mükemmel dizayn edebilen ve kullanabilen kişiliktir. Kısaca, inanç değerlerinide dikkate alarak, fıtratına uygun doğru tercihler yapan kıvrak, doyurucu ve güvenilir kişiliktir. Akıl, Ruhun (insan genlerindeki oranı %1'i ? ) işletim sistemi gibidir.İşleyen-çalışan akıl, ruh ve vicdan ; en güzel meyvesi peygamber ahlaklı insandır. Hayvanlar asla akıllı olamazlar. Aklın derecesi, peygamber ahlakıyla doğru orantılıdır.En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla ilahi kabul edilir. En akıllı insanlar(aklı selim), peygamberler ve velilerdir. Onlar, ileri derecede;insani, doğal, doğa ve hayvani-meleği doğa ötesi sezgilere sahip, yeterince akıllı(aklı selim) ve zeki insanlardır. En sıra dışı çile - sıkıntılara katlanabilen nefse sahiptirler. İnsanlığını en güzel-verimli eğitilmiş önderleri ve büyükleridirler. Çok yüzlü münafıklar, cahiller, aptallar, geri zekalılar, dahiler, şok Akıllılar(aklı ilkel), süper parti siyasetçileri, deliler... vb.hiçbir sıra dışı insan akıllı insanların hudutlarını aşamaz. Belki de bu karakterin hepsini drama veya yaşarak öğrendikleri için tepkisinde/lerinde başattırlar. Akıllı insan çözümlerini delilerin dudakları arasında aramaz. Belki de, hikmet sahibi insanlar;bedenen ve zihnen değişmek üzere, sıra dışı olay ve olguları yaşayarak öğrenmek için Allah CC'YE baş vuranlardan çıkar. Kozmopolit insanlarda, hikmet görülmez ve beklenmez. Tarih boyunca;peygamber ahlakı hakimiyetinin-yayılması için;Hıristiyanlık öncesinde çok sayıda peygamber öldürülmüştür. Belki de değişmek isteyen insanların Allah CC doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler.. Vb; doğru algılamak, doğru empati duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünme ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da… Vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgisizleri. ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz. Değişim zorunludur. Gerçekte akıl, ruh ve vicdan kavramı batıda çok yanlış, karışık ve çapraşık geçtiği için Tıpta Akıl, Ruh ve Sinir hastalığından bahsi edilir. Aslında gerçek ve sanal nefis hastalıkları vardır. Ya da zeka özürlülük vardır. Bu hastalıkların hemen hepsini hayvanlarda da görmek mümkündür. Ruh-Akıl, Evrensel insana özgü ve ilahi kabul edildiği için; En alt seviyedeki, aklı ilkel olup tüm insanlarda vardır. En üst seviyedeki akıl;aklı selim olup, peygamber ve velilerde vardır. insanda çeşitli akıl dereceleri vardır; az akıllılar(aklı ilkel).... ya da çok akıllılar(aklı selim) denilir.Yoksa akıllı olmayan insanların hepsi (aklı ilkel olanlar) akıl hastası kabul edilirdi. ( 1' Film İntranet Üzerinde Sadece Zeve Kampusun de ve YYÜ Tıp Fakültesi'nde İzlenebilir) internet. " Akıl ve zekanın uygulama alanları nelerdir? Aklımızı ve zekamızı nerelerde kullanmalıyız? Akıl: özellikle ve öncelikle;yaşama stilimiz de ki tercih ve uygulamalarımızla ilgilidir. Nefsine uysun uymasın ya da hangi nefis mertebesinde olursa olsun iradesi dahilinde;akıllı insan/fert/devlet/kurum/kavim.. Vb yaşama stilinde(şeklinde) kendine peygamber ahlakının kurallarını(peygamber ahlakı) benimseyen, tercih eden ve iradesi ölçüsünde uygulayanlardır. Akıl işletim sistemi ruhun sınırsız güzelliği ve evrenselliğin ötesindeki havuzunda peygamber ahlakı kurallarıyla yaşayarak yol alır. Kişi nefsi emareye sahip olsa da yani ibadetler ve kurallar kendine zor gelse de sanal dünyasında ve gerçek dünyasında iradesinin gücü oranında bu kuralları samimiyetle benimsemesi onun akıllı bir kişilik olduğundan şüphe edilmemelidir.Aklın sadece öncelikli alanı budur.Tefekkür, ilimi kullanma-tetkik etme... vb uygulama alanları var. Zeka;Nefsimizin dünyevi ve uhrevi işlerinde;özellikle ve öncelikle;menfaat farzlarımız, idlerimiz, egolar(istemler)ımız ve süper egolar(istemler)ımızın uygulama alanlarında kullandığımız sanal aracımızdır. Vahşi hayvanlarda akıl olmadığı için;duygularını, içgüdülerini, deneyimlerini ve zekalarını kullanarak güçleri oranında kendi yaşam sınırlarını belirleyip can pazarında menfaat farzlarına dayalı olarak yaşarlar. Aklını kullanmayan-kullanmak istemeyen ya da aklın kurallarını kabullenmeyen/ kabul etmeyen tüm insanlar bu kategorinin kombinezonları içine dahil edilebilirler.Bu kurallarla yaşamaya mecbur ve mahkumdur. Ör:Kuduz ve kapitalist ahlak yaşam biçimi bu kategoriye girer. Hayvanlar; bedensel organlarından öncelikle beyinlerinin, genlerinin ve zekalarının kontrolündendir. Bazı aklı ve ruhu güdükleşmiş ilkel insanlarda böyledir. Bu insanların iradeleri nefisleri ve zekalarının kontrolündedir.Gelişmiş insanlar;akıl, ruh ve vicdanın kontrolündeki iradelerini liyakatli(akıllı) kullanırlar. İnsanda Aklın Öncelik Prensibi Alışkanlığı (İnsanda Asil Şah Prensibi): Özel haller ve istisnalar hariç, en kaliteli insanlar;zeka ve nefsinin tüm faaliyetlerini; aklın ve ruhun; gölgesinden, süzgecinden ve kontrolünden geçirdikten sonra uygulamaya koyanlardır . İnsanda:ruh şah'ının işletim sistemi akıl, nefis vezirinin işletim sistemi de zekadır. Ruh akılla birlikte, insanı hayvani-meleği doğa ötesindeki; ulvi, meleği makamlara meyilli yönlendirirken bedendeki hasılatı peygamber ahlakıtır. Nefis zeka birlikte;doğayı ve madde alemini hızlı kavrayıp uyum sağlamamıza yardımcı olur. İnsanı doğadan daha aşağılık(hayvandan daha aşağı) makamlara meyilli yönlendirirken ahlaki hasılatı kuduz ve koyun ahlaktır. Sanki insanların bu asır liyakatsiz;yönetim, eğitim, öğretim... vb yaşam tercihleri nedeniyle/leriyle; ruh ve akılla; meleği doğa ötesine yönelimi güdük, nefis ve zekayla hayvanlardan aşağı doğaya yönelimi ise baskındır. Akıl ve zeka, nefis ve ruh zıt kutuplara insanı yönlendiren tamamlayıcı sanal araçlar olup, konumlarının yararı; asimetrik düşünmemize engel olup daha küresel, simetrik dengeli ve verimli düşünmemizi sağlar. Bu araçları dengeli çalıştırmayan primitif insanlarda düşünce asimetrik olduğu için ahlak doğal ve asimetriktir. Ya şucudur ya da bucudurlar. Sonuç olarak; ferdin, nefsini-bedenini ve zekasını, aklının-ruhunun kontrolüne koyması gerekir. Bu çıkarsamadan hareketle;toplumlar, kavimler, devletler ve milletlerde;nefsine ve zekasına tabii insanlarını, akıllı-evrensel insanlarının güdümüne ve yönetimine koydurtacak; eğitim, seçim, sınav, yönetim… Vb sistemleri geliştirmeleri gerekir. |
| Vicdan; Allah CC tarafından tüm akıllı yaratıklara verilmiş, meleği bir kalp ibresidir. Akılsız yaratıklarda ya yok ya da güdüktür. Vicdan;akıllı yaratıkların herhangi bir şey hakkında; akıl, zeka, nefis, kişilik, ortam, bilgi dağarcığı… vb tüm olanaklardan süzülmüş, arınmış ya da arındırılmış (filtrelenilmiş) sonuçların arasında verilecek en Rahmani/meleği tercih ve tercih serisini gösteren gerçek kişilikle düşünülerek karar verilen batını kalp ibresi tercihidir. -Akli selim haldeki (sinirli, asabi, düşünsel-bedensel hastalıklı… Vb sıra dışı halde olmayan) olgun akıllı bir yaratığın düşünsel-batını kalbinin ibresinin gösterdiği ve rahat ettiği karardır. -Bir konuda karar vermekte sıkıntı çekiyorsanız kalbinizin rahat ettiğini yapın.(hadis var) -Aklımız, zekâmız, ruhumuz nefsimiz ve tüm olanaklarımızı kullanarak bilmekte ve karar vermekte sıkıntı, titreklik ve karasızlık çektiğimiz herhangi bir konuda vicdanımızın (batını kalp ibremizin gösterdiği) sesini dinleriz. -Sorumlu gerçek kişiliğe; vicdanın sesini dinlemediğinin bilincinde olduğu ve vicdanının sesini bildirerek ihlal ettiği kayda geçer. Akıllı kişi bunun bilincindedir. -Ömür boyu verdiği; doğru-yanlış, günah-sevap ya da nötr-geçişken… vb kararlarda bu meleği kalp ibresi kararına bilerek uymayan kişinin hanesine kalp ve bilincine bu yanlışlarının kayıt edildiğinden ya da yazıldığına dair şuana kadar hiçbir akıllı yaratık ciddi olarak yazılı ve sözlü itiraz etmemiştir. İtiraz eden olgun insanlarında aklından??, nefsinden, zekasından, kastiliklerinden, anormalliklerinden ya da deliliğinde şüphe edile bilir ya da şüphelenmek farzdır. |
| NEFİS NEDİR?İnsanın; hayvani,gayri ahlaki, sıra dışı istenmeyen; tercih-davranış-duygu ve düşüncelerinin ilişkilendirildiği; doğaya eğilimli-etkili, Nesnel hayvani-bedensel ve hayvani-nefsi-vahşi-doğal (etolojik) sanal nesfi bedenimize ya da nüvesine (1)denir. Kısaca;Gücümüz, irademiz, tercihlerimiz ve eylemlerimizle baş edemediğimiz gayri akli ve gayri ahlaki her; davranış, tiryakilik, eylem, hayvan, fert, devlet, kurum kuruluş... Vb her şey; bu istenmeyen konum itibarıyla nefsimiz mesabesindedir. -Ola ki yanlış, doğal, vahşi ve/veya eksik;öğretim, öğrenim ve eğitim ürünü olan bu günkü çoğu insanlarda ki; bu istenmedik alışkanlık, tiryakilik, davranış… Vb kontrol edebilen doğru/gerçekçi öğretim, öğrenim ve eğitim sisteminin ürünlerine sahip insan kadar iradeli insan, tersi/leri kadar ise eksik, cahil, vahşi, doğal ve hayvani insanız anlamı çıkar. Bu çıkarsayışı günlük, haftalık, aylık ve yıllık yaşam döngülerinize güncelleyerek; siz ne kadar neyi/neleri kontrol ediyorsunuz, ne ve neler sizin iradenizi kontrol ediyoru istişare ederek hakkınızda bazı iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varınız. Bu iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varmadan önce; yalan, iftira, şer, domuz etini yiyiş, şovenistlik, Siyonistlik, radikaller, milliyetçiler, yenilikçiler, cahiller, cahillik, hastalık, virüs, kötü davranış… Vb istenmedik, davranış, yaratık, eylem, bilgi… Vb A-Bu istenmedik ya da istenmedikler niye vardır? B-Bu istenmedik ya da istenmediklerin mutlak gerekli olduğu yer/yerler neresi/nerelerdir? C-Bu istenmedik ya da istenmedikler hiç olmazsa hayat döngüsünde ne/ler eksilir, ne/ler bozulur… Vb ne/ler olur? Sorularının mutlaka doğru ve liyakatli yanıtlarını araştırın sonra istendik/çözümsel iradi amaçlı; yargıya/lara, sonuca/lara varınız ve/veya öğretime, öğrenime, eğitime, ıslahata/lara, terbiyeye ve önleme/lere baş vurunuz. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar siyonizme, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Genellikle alimsiz bir kavim ya da nefsine zülüm eden Müslüman kavimin/lerin rahmani alimleri ve bilginleri menfaatleri gereği radikallerinin arkasına gizlenir ya da onlara teslim olursa bu sonuç ortaya çıkar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgili +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunu sağlayıştır. Ör;sigara içmek, aşırı lezzetli yemek, içmek veya içkinin lezzetine doyumsuzluk yani bırakamamak (zayıf irade) da bedenimiz nefsimizdir. Mantık ve irademizin; aşkın, sevilmenin, pohpohlanmanın, kumarın, aşırı adrenalinin, lezzetli yemeğe doyumsuzluğuna (şişmanlık-aşırı kilo) tiryakiliğine... vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanların bu süreçteki kişilik konumları nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olduğumuz olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda;İbadetlerimizi olanaklarımız ve fıtratımız (yapımız) ölçüsünde kusursuz icra eder, samimiyetle hayatımıza uygular, peygamber teslimiyeti ile kişilik ve irademizin IP numarasını geri istememek ya da Allah CC terk etmemek koşulu ile Allah CC.’HUNA teslim oluruz (Allah CC ipine sarılın, dinden çıkılmaz çıkanlar mürtet olur ayet var) ya da kişiliğimizin tüm boyutlarını teslim ederiz ve Rabbimizden dileklerimiz için yardım istemek üzere dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de, duamız kabul oldu deriz. Nefsini tanıyan rabbini tanır (ayet/hadis!).İnsandaki bu kişiliğin konumu ve etkisi ayrıcalık gösterir.İnsanın genetik yapısı-yatkınlığı ve çevrenin; nefsi kişiliğinin (sanal-zeka-bedensel kişilik) gelişimine etkisi, çok büyüktür. Sanal ve nesnel nefsimizin hüneri doğal, yabani, gayri insani veya vahşi oluşudur. Yani doğaya meyilli ve samimiyetsizliktir. Zeka işletim sistemi ile çevreye icabet eder. Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, Kişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir. Normal insanların çoğu, doğuştan; nefsi-zekası itibarıyla hayvanidir (kötü değildir), ruhu-akli itibarıyla meleğidir. .Sanki insan; nefsi, zekası ve genetik yapısı itibarıyla primat, aklı, ruhu ve vicdanı itibarıyla melek gibidir, bu açıdan evrim daha çok insanın nefsi ile(bedeni, zekası… Vb) muhataptır. (Demirkuş 2007).Genetik yapının %99'u belki de %100'ü maymunlara benzer ve nefisle ilgilidir.Nefisin göbek bağı;zeka işletim sistemiyle ile doğaya meyilli çalışır. Belki de bir insanın fıtratından ve nefsinden verim alması için: geçici bir süre (en azında;çocukluk,öğretim, öğrenim ve eğitim sürecinde) her şeyi gönlünce düşünüp yaşamaya çalışırken ( nefsi arzularını dolu dolu yaşarken); nefsinin diğer insanlara açılan ikram ve tersi kapılarını, nötrlerini ve geçişkenlerini tanımak (nötrlerini, geçişkenlerini, en güzel ortak payda ve tersi özelliklerini tanımak), ilgi ve icabet koşullarını çok iyi saptaması gerekir. Her insan nefsinin sıfatlarında külli nefsin ortak paydası gereği en azında; bir veya birkaç güzel karakteri vardır. Kişinin, nefsini doğru tanıyıp;normal hayatta, bu özelliklerine yoğunlaşıp- kullanması-geliştirmesi(eğitimle bu güzel hasletini/lerini alışık tepki (refleks) haline getirmesi) adil toplumsal ilişkilerde bulunmaya kendini endekslemesi (kendini bu duruma göre dizayn etmesi) önemli bir problemini çözmesi anlamına gelir. Belki de doğrusu;pozitif-negatif-nötr.. Vb arzularla doluşan; sanal kişilik (1)ve canlı bedeni nefis kabul edersek, gerçek-sanal doğayı da onun habitatı kabul etmek gerekir. Kısaca, gelişmiş insan olmaya engel;eylem, özellik, davranış, kışı, devlet... vb çok şey nefsinizdir. En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla, bedenle birlikte doğal kabul edilir. Çeşitli nefis mertebeleri mevcuttur; nefsi emare (emir eden nefis, iradeye baskın nefistir, kötülüğü emir eder ve pişman olmayan nefis), nefsi müsevvile, nefsi raddiye, nefsi levvame, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis), nefsi mutmaine, (peygamber ahlaklı evcilleşmiş, iradeye ve peygamber ahlakı-adil düzen kurallarına itaat eder). İnsanda Nefis ve Kişilik Mertebesi;Genellikle İrademiz, gücümüz, kişiliğimizle veya herhangi bir şekilde;kontrol edemediğimiz, değiştiremediğimiz-baş edemediğimiz;gayri ahlaki-gayri akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, fert, toplum, kavim, millet,devlet,… Vb özümüze ve çevremize ait çok şey istenmeyen bu konumu/ları itibarıyla nefsimizin mesabesindedir. Ör;herhangi bir özellik bakımından, nefsi emareye sahip bir insan, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis) veya diğer üst kalite nefis özelliklere sahip kişilerin (insanların) nefsi durumundadır. Kısaca ahlak kalitesi bakımından;bir alt seviyedeki;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, fert, toplum, kavim, millet,devlet,… Vb, bir üst seviyedekinin nefsi konumundadır (durumundadır). Bu açıdan insanlar kategorize edilirse;aklı ilkelden, aklı insana ....dereceli olarak tüm insanlar; aklı selime sahip insan nefsi konumundadırlar.Yani en alt basmaktaki nefis primitif-ilkel insan nefsi, kişiliği en üst basmaktaki nefis aklı selime sahip gelişmiş insan nefsidir. İnsanlarda; çoğu özellikleri-nefsi sıfatları-davranışları bakımından izafi mozaik (göreceli) nefis söz konusudur. Yani çoğu kişide; nefsi sıfatlarının derecesi bakımından izafi mozaik harmanlama söz konusudur.Genellikle tümüyle saf nefsi müsevvile, nefsi raddiye, nefsi levvame, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis), nefsi mutmaine, (peygamber ahlaklı evcilleşmiş, iradeye ve peygamber ahlakı-adil düzen kurallarına itaat eder). sahip insanlar azdır. Batıdaki seri cinayet işlediğine pişman olmayan katiller tümüyle nefsi emaredir(primitif-ilkel altı insan). Primitif-ilkel insanın nefsi; hayvanlardır!! Primitif-ilkel altı insan ise sanki hayvanların nefsi konumundadır. Fert,toplum, devlet olarak;nefsimizle verimli yaşamanın önemli bir yolu;onunla Şeytani ve Doğal/Vahşi/Cahili ya da Hayvani Rekabet ve yarışa girmeden, fıtratına uygun verimli zaruri ilişikler denklemi/leriyle;eylemle, lisanla,yüreğimizle veya bunların kök hücre varyasyon kombinezonları mantığıyla ona katılmak, yaklaşmak, karışmaktır ve gerekirse uzak durmaktır. Bilmeyen bilenin mazlum nefsi mesabesinde kabul edilir. Ör.cahiller, bilmeyenler ve çocuklarımız mazlum nefsimiz mesabesindedir. Nefsini Tanımak:İnsanın zihinsel, düşünsel, kalpsal ve bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insan ve doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları… Vb doğru tanımak, hayata peygamberi uygulamak ve her şeyini çevresine-çevresini de içi dünyasına Allah CC rızasına uygun (liyakatli, namuslu ve dürüst) konumlandırışı önemlidir. Bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken- hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… Vb değerleri doğru tanıyıp kendini çevresine ve çevresini de iç dünyasına doğru konumlandırarak; çevresinden ve kendisinden azamı liyakatli yararlanışı ortaya koymuş olur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var) İnsanın, sanal ve nesnel özgün sıfatlarının pozitif, negatif, nötr ve varyasyonlarını çevre ile etkileşim gücünü, konumlarını doğru bilmektir. İrademiz, gücümüz, kişiliğimizle veya herhangi bir şekilde, kontrol edemediğimiz-baş edemediğimiz;gayri ahlaki-gayri akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, kişi, kurum, toplum, millet… Vb özümüze ve çevremize ait çok şey o konumda nefsimizin mesabesindedir. Diğer bir ifade ile;fert/kavim bazından insanlık bazına kadar;sanal (akıl, zeka... vb) ve nefsi (bedensel organlarını) araçlarının; gücünü ve konumlarını çevre ile etkileşim gerçeklerini doğru öğrenmesi-tanımasıdır. Bu dost doğru konumlandırma ve teşhisten sonra;kendini benimsediği namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst kurallar-tercihlerle doğaya ve insanlığa entegre eden fert ve kavimler istenen kavimlerdir. Böyle fert ve kavimler;neticeye tesir güçlerini doğru bildikleri için; doğada helak olmadan doğru yapabilirliklerine fıtratı ölçüsünde yoğunlaşırlar. Bu fert ve kavimler;kimlerin ve kimin kendilerine kadir, kendilerinin nelere kadir olduklarını çok iyi bildikleri için ;nefsiyle baş edemeyeceğinden emin olduklarından;yaptığı ibadetler ve güzel davranışlardan edindiği zihinsel alışık tepki (refleks) sezgiler sonucu;nefislerine tapmadan, teslim olmadan ona/onlara verimli olabileceği;davranış, ilişki kombinezonuna girerler veya hangi koordinat-konumdan/lardan yararlı çimlenmeye başlayacağını yaşayarak öğrenirler/öğretilirler ya da verimli tepkiler geliştirirler.Uyduğu kuralların geçerli davranış-eylem reçeteleri olduğuna yaşayarak öğrenir, inanır ve rabbini tanır-ona arif olur. -Ola ki yanlış, doğal, vahşi ve/veya eksik;öğretim, öğrenim ve eğitim ürünü olan bu günkü çoğu insanlarda ki; bu istenmedik alışkanlık, tiryakilik, davranış… Vb kontrol edebilen doğru/gerçekçi öğretim, öğrenim ve eğitim sisteminin ürünlerine sahip insan kadar iradeli insan, tersi/leri kadar ise eksik, cahil, vahşi, doğal ve hayvani insanız anlamı çıkar. Bu çıkarsayışı günlük, haftalık, aylık ve yıllık yaşam döngülerinize güncelleyerek; siz ne kadar neyi/neleri kontrol ediyorsunuz, ne ve neler sizin iradenizi kontrol ediyoru istişare ederek hakkınızda bazı iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varınız. Bu iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varmadan önce; yalan, iftira, şer, domuz etini yiyiş, şovenistlik, Siyonistlik, radikaller, milliyetçiler, yenilikçiler, cahiller, cahillik, hastalık, virüs, kötü davranış… Vb istenmedik, davranış, yaratık, eylem, bilgi… Vb A-Bu istenmedik ya da istenmedikler niye vardır? B-Bu istenmedik ya da istenmediklerin mutlak gerekli olduğu yer/yerler neresi/nerelerdir? C-Bu istenmedik ya da istenmedikler hiç olmazsa hayat döngüsünde ne/ler eksilir, ne/ler bozulur… Vb ne/ler olur? Sorularının mutlaka doğru ve liyakatli yanıtlarını araştırın sonra istendik/çözümsel iradi amaçlı; yargıya/lara, sonuca/lara varınız ve/veya öğretime, öğrenime, eğitime, ıslahata/lara, terbiyeye ve önleme/lere baş vurunuz. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar siyonizme, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Genellikle alimsiz bir kavim ya da nefsine zülüm eden Müslüman kavimin/lerin rahmani alimleri ve bilginleri menfaatleri gereği radikallerinin arkasına gizlenir ya da onlara teslim olursa bu sonuç ortaya çıkar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgili +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunu sağlayıştır. Ör;sigara içmek, aşırı lezzetli yemek, içmek veya içkinin lezzetine doyumsuzluk yani bırakamamakta (zayıf irade) bedenimiz nefsimizdir, Mantık ve irademizin aşkın, sevilmenin, pohpohlanmanın, kumarın, aşırı adrenalinin, lezzetli yemeğe doyumsuzluğuna (şişmanlık-aşırı kilo) tiryakiliğine... vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanlar nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olduğumuz olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda;İbadetlerimizi olanaklarımız ve fıtratımız (yapımız) ölçüsünde kusursuz icra eder, samimiyetle hayatımıza uygular, peygamber teslimiyeti ile kişilik ve irademizin IP numarasını geri istememek ya da Allah CC terk etmemek koşulu ile Allah CC.’HUNA teslim oluruz (Allah CC ipine sarılın, dinden çıkılmaz çıkanlar mürtet olur ayet var) ya da kişiliğimizin tüm boyutlarını teslim ederiz ve Rabbimizden dileklerimiz için yardım istemek üzere dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de, duamız kabul oldu deriz. Nefsini Tanımayan Rabbini Tanımaz, Allah C.C. çıkarsamasından hareketle;Evrim sanki-özellikle akli primitif (ilkelin) insanın nefsini tanıma aracıdır. Evrimi bilmek ve tanımak, en azından evrimdeki gerçeklere talip olmak, insanın nefsinin nefsini veya kendini-nefsini daha iyi tanımasına yardımcı olur.İnsanların doğal davranışlarına anlam vermek ve zihninde doğru yere oturtmak için; hayvanlarınkiyle özdeşleştirmek açısından, etolojik (hayvan davranış bilimi) davranışları bilmekte çok yarar vardır. Batıyı doğru anlamak ve uyum sağlamak için bu zihinsel aşıya gereksinim vardır. Önemli;Yaşama şekli ve stilimizle;nefsi pozisyonunda bulunduğumuz;daha peygamber ahlakıi-akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, kişi, kurum, toplum, kavmimiz, ailemiz, büyüklerimiz, halkımız, milletimiz,devletimiz… Vb çevremize ait her şeye karşı;ölçüleri kaçırmadan, eksiklerin bilincinde olarak, onlara tapmadan;fıtratımız ölçüsünde; hassas, duygulu, sevecen, kibar saygılı, ölçülü davranış, eylem, örnek ve ders alma tepki denklemler kombinezonları ve konumları içinde olmalıyız. Önemli deneyim;fertler ontogenetik kavimlerse filogenetik olarak geçmişlerini değerlendirirken; ahlaki yönden en güzel ve dorukta oldukları süreç ve olgularına yoğunlaşmalarında yarar vardır. Yani bu çizgi ve konumları dairesinden insanlığın parçası olarak yeşerip-değişip doğaya katılmasında yarar vardır. 1, 2. Nefsi emare:Ör, batıda seri cinayetleri işleyen katiller bu gruba girer. İradeyle durdurulamıyor. Bu insanların çoğu işlediği suçtan pişmanlık duymazlar. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır.Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz,. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Kendini Ve Kişiliğini Tanıyış;zihinsel, düşünsel, kalpsal ve bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insan ve doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları… Vb doğru tanımak, hayata peygamberi uygulamak ve her şeyini çevresine-çevresini de içi dünyasına Allah CC rızasına uygun (liyakatli, namuslu ve dürüst) konumlandırışı önemlidir. Bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken- hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… Vb değerleri doğru tanıyıp kendini çevresine ve çevresini de iç dünyasına doğru konumlandırarak; çevresinden ve kendisinden azamı liyakatli yararlanışı ortaya koymuş olur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var). |
| FITRAT(YAPI) NEDİR? Bir yaratığın veya canlının doğasına ait tüm enerji hallerini veya yapısını ifade eder. Ör.İnsan fıtratı;bedensel ve zihinsel tüm ünitelerinin-bileşenlerinin (akıl, ruh, nefis, beden,genetik yapı-dizayn-potansiyel, mantık.. Vb) toplam-doğal; potansiyeli veya enerji halleridir. FITRATİ (YAPISAL) ÖZGÜNLÜK VE ÇEŞİTLİLİK;insanlardaki sanal ve nesnel nefis mertebeleri, sahip olunan sıfatlarının; baskınlık, değişmezlik ve özgünlük çeşitlerinin yapısı, değişimezleri ve değişimleri ile ilgilidir.Ör.zeka açısından;ezberci fıtrat, kavrayıcı fıtrat, belleyici fıtrat, ilişkilendirici fıtrat… Vb Ör.Tüm insanlar İslam fıtratı üzerine dünyaya gelirlerdeki maksat;Müslümanların ve Müslüman olmayan insanların çocukları dünya’ya gelirken kendilerine genetik yapılarında olmayan yani irsi olarak ebeveynden yavrulara geçmeyen; en az üç araç;akıl, ruh ve vicdan verilir. Bu araçlar başka hiçbir primata verilmez.Akıl, ruh ve vicdan İslami kurallar ve bu kurallara eş değer uygulamalarla hayata uygulandığında; hayat döngülerinin zihinsel boyutlarının meleği doğa ötesine doğru yol almasını sağlar.Akıl, ruh ve vicdan kullanılmadığı zaman;insanda peygamber ahlakı gelişimi güdük kalırlar. Yani hayvani-meleği doğa ötesi enerji hallerinden mahrum zihinsel havuzlu insanlarda; yayılan ve kendilerine dönen zihinsel enerji halleri ilkel primatların döngüleriyle özdeşleşerek;sanal dünyası itibarı ile hayvanlaşıyor veya özgünlüğünü kurtaramıyor ya da doğayı aşamıyor. Belki de bu asrın sanal hastalığı ya da yetersizliği budur. Zihinsel enerji itibarıyla hayvanların tasarrufunu-kapasitesini aşamayan ve böylece peygamber ahlaklı insanların azınlıkta olduğu bu günkü dünya ortaya çıktı... Fıtrat Cahili/Kara Cahil/Yapısı Değişmez Cahil;yanlış bildiğinin katır avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Ör. bazı bilim ve din cahilleri. Genellikle bunlarla tartışmalarda uzak durulmalı. Eğitim Cahili/Bilmezliğin Cahili/Mazlum Cahil;Çocuksu bilmediğinin farkında olmadan yanlış bildiğinin avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlar, bazı gençler ve çocuklardır. Ör;bazı siyasiler, bazı din ve bilim bilginleri (bilim insanları?!), bazı halktan insanlar, batı, veto imparatorluğu, gençlerimiz ve hemen hemen tüm çocuklarımız.Genellikle bunlarla yararlı, örnek, eylem, mesafe ve konumlarda durulmalı. İNSAN FITRATLARI (GENETİK VE ZİHİNSEL YAPISI) DİKKATE ALINARAK, NASIL VE HANGİ LİYAKATLA BİLİM VE İLMİDEN EN YÜKSEK VERİM ALINABİLİR? İnsanda: sadece bilim ve öğretimle; doğaya ve bedene,nefsine endeksli öğretim yapılması; bireylerin zihinsel araçları ve mantık sistemleri vahşi doğa yasalarına ve yaratıklarına kenetlendiği veya yoğunlaştığı için;insanda bu yasalara endeksli vahşi şovenist ahlak, eylem ve davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İnsan:sadece ilim ve eğitimle;ruhuna, sanal dünyasına endeksli doğa ve ötesini aşarken öğrendiklerini; fıtratına uygun ve aklı kurallara göre disipline etmediği/edemediği zaman; Siyonist ruhban ahlak, eylem ve davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu önermeler ışığında;tüm insani fıtrat çeşitleri Ör.zeka açısından;ezberci fıtrat, kavrayıcı fıtrat, belleyici fıtrat, ilişkilendirici fıtrat… Vb dikkate alınarak;peygamber ahlakını motive edici öğretim, öğrenim ve eğitim öncelikli sistemlerini varyasyonları geliştirilmelidir. Özellikle namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), dürüst,soylu insanlar ve peygamber ahlaklı inanç sahiplerinin fıtratlarını öne çıkaran ve taklit ettirmeye yönelik eğitim, öğretim, sınav, yönetim… Vb sistemlerin varyasyonları keşif edilmelidir. İnsan için;eğitim - öğretim, bilim - ilim arasındaki dengenin önceliği ve oranı konusuyla, kusursuz örtüşen Hz. Muhammed A.S.hadisi yol göstericidir; ”Dünyası için (bilim-öğretim), ahretinden (ilim-eğitim) ve ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir. İnsanın sanal araçları, sıfatları (Akıl, Ruh, Zeka, Mantık, Hafıza-Zihinsel Beden, Düşünce, Fikir, Nefis, Muhakeme, Özgünlük, Haset, Kibir, Gadab, Ucup, Kıskançlık, Sevgi, Merhamet, Kahhar…) ve davranışları konusunda en geniş bilgi; tanımlar kavramlar arası mantık dizaynı Kuran-ı Kerim'e dayalı İslamiyet’in felsefesinde bulunur. İnsanın nesnel araçları;beyni, duyu organları… Vb tüm bedensel araçlarıdır. Belki de bilmediğini bilmeyen, dünyanın dengesini şaşırtan “Çok Başlı Veto İmparatorluğu” deccal olamaz ve değildir. Olsa olsa deccale minik bir malzeme olur. Uygulamalarıyla gerçekten parçalayıcı oldu. Şimdide globalleştirme-federeleşme, topluluklaştırma yolunda kapitalizmin farzlarına ve kurallarına göre kendini tevhit ettirtiyor.Kapitalizm (Karunizm) için yaşamak besi yerlerini (toplumu) kapitallerine dayalı yaşatmaktır Demirkuş 2007.. Tek başlılığı sadece kapitalist sermayenin menfaat farzları ile bir aradadır. Bu gidişatla, akıbeti; obez ekonomi ve obez Karunizm (kapitalizm) septomlarının biri ile kendini teknoloji çöplüğünün içinde bulması olacak. Ölümünü hızlandırmak isteyenler petrol kuyularını peşkeş çeksin. 1, 2, 3 A-İnsan bilmediğinin cahilidir. Cehalette felaketlerin kaynağıdır. Peki 21. yüzyılda bir insanın ne kadar ne/neleri bilmesi gerekli? Yani kime hangi bilgileri ne oranda yüklemeliyiz? Yada bir insanın neyi ne kadar neleri bilmesi gerektiğini ne/neler belirler veya belirlemeli? B-Fertlerin ve toplumların tüm ortak payda (benzerlikleri), özgünlüklerinin (paylarının) ve özel hallerin; fıtrat, zeka, yetenek, değer yargıları ... Vb çeşitliliğine dayalı fıtrat (yapısal) eğitimi yaptırmak ne demektir? Kısaca; bir insanın minimum ve maksimum neyi/leri bilmesi gerektiğinin ölçülerini ele veren eğitim sistemleri hangileridir. Bir insan; ne kadar özelleşmiş bilgi, ne kadar ortak payda ve ne kadar geçişken bilgilerle donatılmalıdır? Günümüzdeki eğitim sistemleri bu gereksinimlerin hangi boyutlarına hizmet vermektedir? İp ucu;Bir insanın; bedensel, toplumsal ve zihinsel;sınırlarını, ideallerini, sıfatlarını, ifrat ve tefritlerini, normalitelerini, özgünlüklerini ve özgünlük-hoşgörü sınırlarını, genetik ve zihinsel yapısının (fıtratının) özgünlükleri-ortak paydaları, değişebilirliklerini, farzlarını, sünnetlerini, varyasyonlarını, tiryakiliklerini değer yargılarını, kimliklerini (id), taptıklarını-tapındıklarını(pularını-idollerini), doğru tahmin edebilme-ileriyi doğru görebilme… Vb yeteneklerini, tercihlerini… Vb özelliklerini doğru tanımamıza net yardımcı olabilecek tanıma sınav ve sistemleri geliştirmeyi düşünün. Zaman içerisinde tüm bu özelliklerin değişebilirlik olasılıkları da hesaba katılarak;fıtrat(yapı), zeka, akıl, ahlak, yetenekleri, tercih mantık sistemini… Vb konulardaki; özgünlük, geçişken ve genel özelliklerini belirleyen ölçüm araçlarını (testler, sınavlar… Vb) ve envanterlerini geliştirmeyi düşünün. A-Fotoğrafik veya mantıki taklit eden nefis fıtratı, B-Ezberci nefis fıtratı, C-Yaratıcılığı taklit eden nefis fıtratı, D-Mükemmelliğe taklit eden nefis fıtratı, E-Eksik, hasarlı, mazeretli, özürlü nefis fıtratı, F-Tembel veya çalışkan nefis fıtratı, G-Bağımlılığa meyilli nefis fıtratı, H-Kapasitesi büyümeye meyilli nefis fıtratı... vb I-A,B.....H kombinezonları nefisler İ-Diğer nefis fıtratları bu ölçümlerin varılan sonuçları olamlıdır. Örneğin;fıtratı özgünlük, değişkenlik, geçişkenlik, değişmezlik ve ortak payda belirleyici testleri. Bu mantıktan hareketle;kişinin eğitimle alabileceği meslek ve yüklenebileceği bilgilerin taslağı belirlenmelidir. Gerekirse biyolojik gen sistemleri dizaynları incelemesi bilginsine baş vurularak bunlara ve diğer edinilenlere dayalı özgün eğitim programı verilir. Fıtratlarla ilgili ölçümlerde mümkünse çok farklı uzman ekipler ve farklı ölçümlerle varılan sonuçlar örtüştükten sonra verilecek eğitim programına karar verilmelidir.1 |
| CAHİL KİMDİR? Bilmezliğin Ya da Yanlış ve Eksik Bilmenin Değişmezlik İnadıdır kara cahillerdekiler. Unutul mamalıdır ki her şeyi bilen yegane zat Alim CC’HU dur. Her mahlûkat mutlaka ama mutlak çok şeyin cahilidir. Karacahil (inatçı eğitim ve değişimi kabullenmez cahildir) ile çocuksu cahil (bilmezin cahili eğitimi ve değişimi kabullenir) ayırt edilmeli. Bu bilinçle yaratıklara yaklaşılmalıdır. Cüzi ilme sahipsiniz diye ayet vardır. Edindiği yanlış,eksik… Vb doğru olmayan bilgileri alternatifsiz dost doğru bilgi-fikir-siyasi görüşmüş gibi avukatlığını yapan ve bu bilgileri hayatına uygulayan farkındalığı eksik kusurlu-eksik-yanlış dürüst! radikal-köktenci fert ve toplumların tepkilerine atıf edilen bilinçsiz sıfatıtır. Hayvanların cahili olur mu?tıklayın Batının menfaat farzları önceliği koşullarına göre dizayn edilen burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmeler başlatılmıştır.Belki de halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesi yapılmaktadır. Filmi izleyin Fıtraten cahil fert, toplum, kavim ve milletlerin veya insanın kısmen mazlumyeti (kasten cahil brakılmışlar) ve masumiyeti yüklü olduğu mantık, düşünce sistemi ve fıtratının eksiklerinin farkındalığında olmayışındandır. Cahil insan değişmezlik tepkisini gösterdiği şeyin/şeylerin bilmezi, kavrayacak alt yapı ve bilinçten yoksun olduğu için uzak durulmalı veya gerekirse hoş görülü olunmalıdır. Belki de bazı cahiller doğadaki değişmez sabiteler kadar toplumsal denklemler için gerekli olduğu için Allah CC onlardan uzak durmasını peygamberine önermiştir. Toplum içinde hiç cahil ve yalancı olmasaydı ne olurdu? Cahillerin, zalimlerin ve münafıkların yaptıklarını delileriyle anılışın amacı; ders çıkarış ve aynı hatalarını tekrar ememeyiş amaçlı olmalıdır. Fıtrat Cahili/Kara Cahil/ Yapısı Değişmez Cahil;yanlış bildiğinin katır avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Ör. bazı bilim ve din cahilleri. Genellikle bunlarla tartışmalarda uzak durulmalı. Menfaat Cahili;menfaatleri gereği yanlış bildiğinin bilinçli avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Sonradan foyaları çözülünce özür diler size katılır ve sizi sollarlar. Hatta yanlış yapmak biz kullara mahsusudur der katmerleşirler. Ör;fosil teknoloji kapitalistleri Ara Cahili;Tüm cahillerle flört eden cahillerdir. Sadık Cahil(Köle Cahil);Efendileri çoğu şeyin en doğrusunu bilen cahillerdir. ...ne çok bağlılar.Asrımızın gözde üst kademedeki cahilleridir. Çok Çalışkan Cahiller;Efendisinden/lerinden bir aferin almak için 40 takla atan cahiller. Asrımızın gözde üst kademedeki cahilleridir. Eğitim Cahili/Bilmezliğin Cahili/Mazlum Cahil;Çocuksu bilmediğinin farkında olmadan yanlış bildiğinin avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlar, bazı gençler ve çocuklardır. Ör;bazı siyasiler, bazı din ve bilim bilginleri (bilim insanları?!), bazı halktan insanlar, batı, veto imparatorluğu, gençlerimiz ve hemen hemen tüm çocuklarımız.Genellikle bunlarla yararlı, örnek, eylem, mesafe ve konumlarda durulmalı. Genellikle fert veya toplum az sayıda tercih ve davranışlarıyla cahildir veya bir insan genellikle bazı tercihleri itibariyle cahildir !!! Ör:bilim cahili, inanç-din cahili. Kasti cahiller hariç, diğerleri bilmediğinin de farkında olmadıkları için o konumu/ları mazlum kocaman çocuklar gibidirler. Bunların tepkilerinden uzak durulmalı ya diyetle yaklaşılmalı veya yararlı olunacak mesafede ve tepkilerde bulunulmalı. Kasti cahiller (bilinçli cahiller), tek-çok yüzlü derin münafıklar, cahillerin (kendin ve çevresini bilmezleri), liyakatsiz radikaller her zaman evrensel ve akıllı insanlarca yakın takibe alınıp delillerle gizli deşifre edilmesi gerekir.Çok yüzlü münafıklar; çalışkan ve sadık cahilleri kullanmayı çok severler. Cahillerden /gençlerden/bilmeyenlerden yararlanıp kullanan kişilikler nefislerine belki de en büyük zulmü yapmışlardır. -Cahillerin bilimdeki karşılığı sabite ve değişmez katsayı, parametreler gibidirler. -Cahiller toplumsal döngülerde olması gereken, toplumsal sabiteler-değişmez parametreler olduğu için özel icabet edilmelidir!!! -Toplum denkleminin sabiteleri olan cahilleri değiştirmeye kalkışırsanız her şeyi berbat edersiniz. - Cahillerin akıl hocaları inanç-bilim ve insan münafıkları olunca tehlikeli olurlar. Fıtratlarına aykırı liyakatsiz işlerde (yöneticik... vb) tehlikeli olurlar. Bazen aslını bile cahile kabul ettirmek zordur. Cahillere Allah CC icabeti ibret vericidir. Örneğin Habil ve kabilin hikayesi. filmi izleyin -Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek ya da bilmeden körelten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş ya da fıtratı değişime uygun olmayan insanlara doğru empati duymayan/duyamayan/duymak istemeyen zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar ya da cahilleridirler. Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah CC hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar siyonizme, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunun sürekliliğini sağlayıştır. İnsanda; her zaman, her durumda, doğruyu bilen/ler; o an, o eylemde, o olayda, o konuda, o sözde... vb bilmeyenin/lerin sorumlusudur!! Mahiyetinizdekilerin (bildiklerinizin) çobanısınız!! (Hadis)1 Özellikle çok yüzlü inanç- millet münafıkları, azılı cahilleri ve şok akıllıları: siyasi emelleri için; bu tip fert ve toplumların zaafından yararlananlar olup;sıfırın dengesini bozmaya çalışan çok yüzlüler, hainler ve cahiller peygamber ahlakının ebola virüsü gibidirler, bunları takip etmek ve kara kutularını ele geçirmek veya kuduz ahlak aşısı için stok olarak klonlamak; akıllı insanların ve insanlığın en büyük erdemli görevi olmalıdır. Özellikle cahil fert ve toplumları; ferdi ve toplumsal olarak yönetim ve uygulama, kadrolarına-alanlarına ve Uluslararası arenalara getirip kullandıktan sonra; onları günah keçisi ilan etmekte haz duyarlar. Filmi izleyin Bu açıdan cahil; fert/toplum/millet/devlet ve insanlar, siyasi bomba gibidirler.Kullanılan cahiller ele geçince; süvarilerini tek tek sayıp, tarif ettikleri zaman mazlum oldukları ortaya çıkar. Cahillerin kullanılması akıllı insanlara acı verir. Bana göre hak edişimizi(haklarımızı) bile elinden alırken dikkatli olunması gerekir.İnsan; kullanmadığı ve kullanamadığı bilgisinin hamalı, yanlış kullandığının;ya cahili ya da hainidir veya insan genellikle sahip olduğu bilginin;ya bilmezi, ya cahili, ya alimi, ya sakatı ya da hamalıdır!! (Demirkuş 2006). Çok yüzlüler, hainler ve cahiller peygamber ahlakının ebola virüsü gibidirler. Onun için alimler genellikle cahillerden uzak dururlar. Sanki Allah C.C. bile ergin cahillerden uzakmış. Değişmek istemeyeni Allah C.C.'HUDE değiştirmez. -Cahillerin şerrinden ve cehaletinden emin olmanın bir yolu da:olgunlaşana kadar; onları emin ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ellere emanet etmek, güvenini kazandırmak ve namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) dürüst evrensel bilge kişiliklere eğittirmektir. Yönetici, siyasetçi ve politikacı olmaları; fiziksel ve toplumsal tufanlara sebep olur. Örneği ülkemizde üniversitelerde bile yaşanmıştır. Ör.küresel ısınmanın siyasi aşılmazları. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 Münafıklar bazen;cahilleri, met et! fethet! mat et! sonra pat et. Önce okşa okşa, sonra yokuşa yokuşa! taktikleriyle pratikte kullanırlar. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir. Önemli Not;Münafıklar hariç!! Bir insanın her şeyi ile cahil olması çok zayıf bir olasılıktır. İnsanlar cahil tercih ve davranışlarıyla yargılanır ve itham edilirken; iyi tarafları ve mazlum oluşları dikkate alınmalıdır. Ör;Osmanlının matbaa katırları veya cumhuriyetin cahilleri dediğimizde, sadece o insanların o davranış aralığı-olgusu kast edilir. Bu insanı/ları bir cahil davranışı için tecrit ve yok edemeyiz veya her şeyi ile yargılayamayız. Sakat/Eksik/Doğal (Vahşi) Demokrasinin Cehalet İncileri; Bir insan düşünün;dürüst, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), cesur, bilgili, zengin, makam sahibi (ör.başbakan), zeki, akıllı… vb sadece eşinin haline doğru empati duymamanın(duygudaş olmamanın) ve değişimin eğitim ya da yapısal cahili, baş örtülü insanların haline doğru empati duymamanın (duygudaş olmamanın) din, eğitim ve yapısal(fitrati) cahili, ülkesindeki yasaları fetişleştirerek rejim elden gidiyor fobisi bahane halkının ya da tüm insanlığın yararlı yapısal, inançsal ve kültürel değer yargıları için değiştirmek istemeyen ya da içine sindiremeyen eğitim, yapısal ve din cahili kişiliklerin veya başbakanın olabileceğinden emin olun. -Bir insan düşünün;dürüst, namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır), cesur, bilgili, zengin, makam sahibi (ör.başbakan), zeki, akıllı, Müslüman olmakla övünen… vb ancak sözde alim saydıkları özel misafirlerini ya da insanları devlet sofrasında iftar etmeye tenezzül edecek kadar din ve alim cahili ya da tüm medya önünde Müslüman bir ülkeye davetli giderken Avrupalı ecdadımın ökçesini öpmüş demenin zavallı cehaletini gösterebilecek kişilikte cahil yöneticiler veya başbakan olabileceğinden emin olun. -Biz tükürdüğümüzü yalamayız?! Bunu Müslüman’ım diyen bir Başbakanın toplum huzurunda böbürlenerek söylemsi çok acı ve düşündürücüdür. Halbuki;suç, günah, hata, yanılmak, bilmezlik … Vb akıllı yaratıkların yaşam döngüsünde aşamayacakları vazgeçilmez vasıflarındandır. Cüzi bir ilme sahipsiniz (Ayet var). Gerekirse yanlış yere tükürdüğümüzün bedelini ödemeye gayret ederiz. Demirkuş 2010 Bu yazıdaki amaç kibir, ucup, haset, eğitim, yapısal(fıtrat) ve vahşi laiklikten doğan din cehaleti yöneticilerin vahşi-doğal demokrasinin seçim sistemi eserinin delillerini ortaya koymaktır. Tabii ki bu cümleyi sarf eden; Başbakanın, Cumhurbaşkanın...Vb kişinin her şeyinin bu cümlede yargılanmaması gerekir. Sadece toplum huzurunda bu sözel ifadesinin liyakati değerlendirilmelidir. Çevresindekilerin onu uyarması bizi düşündürmelidir. Dost gerekirse bazen acı söylemelidir!!! Vahşi demokraside muhalefettekiler karşı tarafa ya da taraflara; yalan, yanlış ve doğru her türlü malzemeyi kullanarak karşı tarafa sosyal virüs bulaştırmak için ne gerekiyorsa yapmasını muhalefet olarak yapma algısı ve düşünce yanılgısı içindedir. Vahşi demokrasinin düşünsel vahşetinin rekabetini anlayamayan çoğu insanımız bu muhalefet virüsünden kurutulamazlar. A- Kavim Bilmezleri (Cahilleri) Kimdir (Kavim Bilmezliğin Çocuksu Doğal Parmak İzidirler-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar)? bir kavimin devrimlere, değişimlere ve yeniliklere karşı fıtratı uyumlu ya da müsait olamayan yani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları yeniliklere kapalı fertlerine denir. Bir kavimin bilmezlerini (bilmenin çocuksularını/cahillerini) yok ederseniz o kavimin toplumsal denklemlerinin özgünlük sabitesini/lerini yok etmiş olursunuz. Cahillerden uzak durdurulması Allah CC insanlara çözüm önerilerindendir. Allah CC hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlerine yansıtmaktır. B- Kavim Milliyetçileri Kimdir? Bir kavimin varlığı için düşünmeden canını vermeye hazır o kavimin özgün fertlerinin hepsinin tepkisi milliyetçiliktir. Ancak bunu yaşam stilinin ağırlık ve kişilik merkezi haline getiren toplulukta o halkın milliyetçileridir. Bir kavimin milliyetçilerini yok ederseniz o kavimin özgün parmak izi değer yargılarını ve savunma özgünlüklerini yok etmiş olursunuz. Allah CC hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar siyonizme, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunun sürekliliğini sağlayıştır. -Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler.1 C-Kavimin Milliyetçileri Kime Denir? Bir kavimin varlığı için düşünmeden canını vermeye hazır o kavimin özgün fertlerinin hepsinin tepkisi milliyetçiliktir. Bu fedakarlığın bedelinde bu kesim kemik iliği (hücre çekirdeği) gibi özel damarlarla beslenmesi lazım, özel sevgi ve ilgi görmeleri liyakatindedir. Milliyetçilerimizi seveceğiz onlara güven vereceğiz hassaslaştırıp huy sahibi etmeyeceğiz. -Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler. Milliyetçilerimizi; şovenizm,Siyonizm, münafıklık ve kötü ahlaka karşı zihinsel olarak aşılayıp güçlendirmemiz lazım. Cahil kalmamaları ve yanılgılarını azaltmak için örgüt başına çok yönlü bilgin-alimleri getirmek gerekir. Ör.Ülkemizin milliyetçilerini yenilikçilerine karşı Hitler’in milliyetçileriyle özdeşleştirilmek istenmişse de bu eylemde başarılmamıştır. Bu büyük bir başarıdır. Gerekli zamanlarda (savunmada) ayranları kabartılıp onlarla beraber mücadeleye girilir. Onlar her zaman ortalıkta olmazlar mecralarında daha büyük değer taşırlar. Bir milletin doğal askerleri (vücudun savunma hücreleri) gibidirler. Doğal olarak millet bir halka veya kavime ait değişmez milli duyguları, değerleri taşıyan değişmez (kemik) kesimidir. Millet uniterdir. Devlet kavramın evrenseldir ;globalleşme ve insan olmanın değişim yolunu tıkadığı için devletin uniter olacağını çok iddia etmemek gerekir.Tek millet ve tek devlet iddiası Allah CC dinde İbrahim AS kavmi ve devletine aittir. Uniter olarak vahşi tek millet ve tek iddia ediliş düşünsel ve nesnel kenetlenişi; en azından üç büyük ve/veya daha fazla yanlışa daha neden olur; Siyonizm, şovenizme ve deccalizme yani Allah CC yaratıklarını ve istemlerinin yaratılışını: liyakatsiz alternatif olarak; vahşi, cahili ve /veya kasti taklite kayar. Doğal olarak devlet ve halk evrenseldir.Ümmet evrensel ötesidir. Bir halka ait birçok millet olabilir. Bu konuda bilerek kavram anarşisi yaratılmıştır. Türk halkı dediğimizde yer yüzündeki tüm Türk kökenlilerin hepsi kast edilir. Ör. Türk halkına ait devlerde;Macar, Bulgar, Azeri, Türkmen Devletlerinde pek çok halk, millet, milliyetçiler yaşar. Her birisinin milli duyguları ve değerleri kendine özgü millet gibidir.Yani bir devletin himayesin de bir çok halk ve millet olduğu için devlet kavramı milletle sürekli özdeşleşirse toplumsal tufan kopar. Onun için devlet: hükmündeki; tüm halklara, milletlere, milliyetçilere eşit uzaklıkta veya adil mesafelerde olmakla yaşam hakkını çifte standarda taşıyan marko paşa gibidir. Devlet değişen dünya koşullarına uyum için kendini değişime uğratabilirse komşu devletlerle birleşerek globalleşmenin baş rolüne veya adaylığına soyunmaya hak kazanır. Ör.Ülkemiz ortak doğal enerjiye (ör.güneş, dalga, hareket,doğal manyetik alan enerjilerine?) endeksli teknoloji üretmek için Orta Doğu ve Orta Asya devletleri ile işbirliğine gitmekle ve yapısındaki toplumsal mozaikleri harekete geçirip kenetlemekle vetonun globalleşme vatandaşlığından bizi kurtarıp alternatif olarak liyakatli sorumluluğunu yerine getirmiş olur. Ama ilkel insanlara teslim olmadan. Yenilikçilerini, Radikal dindarlarını, Muhafazakar milliyetçilerini... Vb gerekeli sıra dışı ve özgünlerini kaptırmadan bunu başarması vatandaşlarının güvenini kazanmakla doğru orantılı ve/veya daha fazlasıyla ilgilidir. Bir insan ve devlet; din duygusu ve icraatları; millet ve milliyetçiliğin metriksinde-güdümünde ve hükmüne amade ise Siyonist. Ben Arap'ım ama Araplardan değilim (hadis). Bir insanın ve devlettin;hizmetinde ve hükmündeki olanaklar sadece belli bir millete, ırka ve halka ya da herhangi bir özgün azınlığa ayrıcalıklı sunuluyorsa şovenisttir. Bu bilgiler ışığında;milliyetçi(milleti için öncelikle canını vermeye hazır), devletçi (devleti için öncelikle canını vermeye hazır), halkçı (halkı için öncelikle canını vermeye hazır), evrensel-hümanist (doğa ve insanlık için öncelikle canını vermeye hazır), ümmetçi(öncelikle ümmet için canını vermeye hazır) bu işte yağcılığa ve kıyakçılığa ya da menfaate gerek kalmadan başka halklara ait fertler kökenlerini deklere ve beyan etmek koşulu ile diğer milliyetçilerin içinde diyet olarak yaşayabilir. Aksine millet, milliyetçi münafığı olur. Ümmetçi ve devletçiler de liyakatiyle milliyetçi olamaz milliyetçilerde liyakatiyle devletçi ve ümmetçi olamaz. Zındıklık aramaya gerek yok. Hepsinin fermuarını çekersek; liyakatli insan olmak hepsinin karşılığıdır. Devletini dine ve rejime hamal edenler veya dinini, rejimini devletine hamal edenlerin hepsi Siyonist ve cahildirler. Bu sistemi halka ya da halkı sisteme yem etmeye köleleştirmeye benzer. Rejimler ve dinler halkla liyakatli kenetlenince birbirini tamamlar. Yani sadece aklımız-zekamız-zihnimiz veya bedenimiz için yaşamıyoruz hepsi birlikte bizi biz yapıyor. -Kavim Milliyetçiliği (Kavim Kimliğinin Doğal/Vahşi Parmak İzidirler/Kavimlerin geleceğe uyum için değişmesi gereken kültürel ve yönetimsel özgünlükleri açısından dezavantajlıdırlar/radikaldirler-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar);milliyetçilik duyguları sadece tek kavim ve yer küresindeki o kavmin yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi), nesnel.. Vb mekanlara ya da yerküresi yurt-toprak parçası vatanlarına endeksli sıkışmış otistik ve güdük milliyetçiliktir. Kavim Milliyetçiliği Doğaldır, kavimlerin özgün parmak izi gibidirler (yok edilmemelidirler ancak şovenleşmeye meyillidir ve kavimin özgün geleceği için;endişeli, hasssa ve hırçın risklidir mutlaka rahmani alimlerin kontrolünde olmalılar) ve Kırmızı Çizgisini Evrim Belirler ve İnsanlığın Cet ÇizgisiYontma Taş İnsanından Maymunlara Kadar Gider. -Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler. -Evrensel Milliyetçilik (insanlığın Evrensel Özgün Doğal Parmak İzidirler-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar) ;tüm insanlığı yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi), nesnel.. Vb mekanlara endeksli ruhbanı-meleği hümanist ifrat-tefrit milliyetçiliktir. Evrensel Milliyetçilik Doğaldır ve Kırmızı Çizgisini Evrim Belirler ve İnsanlığın Cet Çizgisi Budizm’den, Yontma Taş İnsanından Maymunlara Kadar Gider. Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler -İbrahimi Milliyetçilik (Peygamber Milliyetçiliğ);ölümlü hayattan ölümsüz hayata kadar tüm yaratıkların yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi), nesnel.. Vb mekanlara endeksliden cennete kadar her yaratığa liyakatli konumlar da duruşu ve tepkileri alışık tepki (refleks) haline getiren peygamber ahlaklıdır. Peygamberlik milliyetçilik işletim sistemi tüm diğer etnik milliyetçililikleri yaşatıcı ve liyakatli tevhit edicidir. Peygamberi Milliyetçilik İslam Dinini Farzları (Ben Arap'ım ama Araplardan değilim Hz. Muhammed AS tüm doğal kavim/etnik milliyetçiliklere adil ve liyakatli çizgide dururur ve zaruri milliyetçiliktir) kırmızı çizgilerine göre tüm yaratıkları yaşatıcıdır. Diğer milliyetçilikler vahşi ve doğal olduğu için hayvani ve öldürücü olan rekabeti tetikler.Diğer milliyetçilik işletim sistemleri doğal olup rekabette derbeder ve yetersizdir. Peygamber Milliyetçiliği İlahidir(Mantıklı ve Allah CC ıslahatına Dayanır) ve Kırmızı Çizgisini İnsanlığın Buluğ Çağı-Sorumlu Dönemi Olan Adem AS’I Herkesin Babası Kabul Eder. Adem Öncesi ve Sonrası(Deliler, Cahiller, Doğal... vb İnsanlar) İnsanımsı Tüm Doğal İnsanları Sorumlu Kabul Etmez. Çünkü Kendilerine Akıl Verilmemiştir. Sanki doğal insanların ya da Adem AS öncesi ve/veya sonrası ruhsuz, akılsız, insani ilimsiz, eşyayı liyakatli tanımaz yani doğal-nesnel-düşünsel-zihinsel döngü düzenlerinin cahili ve vahşi vicdanlı insanımsılar; insanlığın filogenetik çocukluk dönemi kabul edilmiştir. Bu yapıdaki insanlar Adem AS’DAN günümüze kadar olanları da cahil(kendin ve çevresin bilmezler) kabul edilip Allah CC tarafından onlardan uzak durulması tavsiye edilmiştir. D-Kavim Yenilikçileri Kimdir (Kavimin Değişime Uygun Parmak İzidirler (Radikalistler/köktencilerle tahrik edici ortamlara sokulmamalılar-Mutlaka Yaşatılmalıdırlar)?bir kavimin devrimlere, değişimlere ve yeniliklere uyumlu fıtrata sahip ya da yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları yeniliklere açık fertlerine denir. Değişmek istemeyen cahil yenilikçiler (toplumsal/bilimsel… Vb denklemin liyakatsiz-şaşırtan dengesiz değişkenleri); köktenciler ve fıtratı değişime uygun olmayan insanların haline doğru empati ya da duygudaşlık yapamadığı için tehlikelidirler. Allah CC her türlü cahilden gerekli hallerde uzak durulması ya da yüz çevirmesi gerektiğini peygamberine bildirmiştir. Değişmek istemeyini Allah CC değiştirmezmiş (Ayet var). E-Kavim Radikalistleri (Kavimlerin Tüm Özgünlüklerini Değişmez Doğal Kişilikleridirler) Kimdir-tamamen yeniliklere kapalı ve yenilikçileri öldürücü etkileri vardır. Yenilikçilerlere tahrik edici ortamlara sokulmamalılar. Değişmek istemeyini Allah CC değiştirmezmiş/Ayet var).? Kavimin sıra dışılıklarını temsil eden değişmez sıra dışı;merkezcil/köktenci kişilikleridir.Onlar olmazsa sıra dışılıklarımızı yani ifrat ve tefrit sınırlarını kavrayamayız. Ör, bilim radikalistleri, rejim radikalistleri, din radikalistleri/din köktenciler (dinin parmak izidirler)….vb sistemlerin ifrat ve terfidin değişmezliklerini temsil eden kişiliklerdir. Radikalistler (köktenciler), toplumun normlarını zorladığı için istenmezler ve tercih edilmezler. Değişmek istemeyen cahil köktenciler (toplumsal/bilimsel… Vb denklemin sabiteleridirler) ; yenilikçiler ve fıtratı değişimi gerektirenlerin haline doğru empati ya da duygudaşlık yapamadığı için tehlikelidirler. Allah CC her türlü cahilden gerekli hallerde uzak durulması ya da yüz çevirmesi gerektiğini peygamberine bildirmiştir. Değişmek istemeyini Allah CC değiştirmezmiş (Ayet var). Tüm samimi radikalistleri severiz ve saygı duyarız çünkü, onlar olmazsa sıra dışılıklarımızı yanı ifrat ve tefrit sınırlarımızı kavrayamayız ve yararlı özgünlüklerimiz yok olur. -Radikaller;insanların fıtratına doğru empati duymayan, herkesi kendi köktenci düşünce farzları çizgisine getirmek isteyen ve halden anlamaz cahillerdir. Zararlı Radikal Kimdir(Köktenci Kuduz)? Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek ya da bilmeden körelten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş ya da fıtratı değişime uygun olmayan insanlara doğru empati duymayan/duyamayan/duymak istemeyen zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar ya da cahilleridirler. Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah CC hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar siyonizme, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgi +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunun sürekliliğini sağlayıştır. Kapitalist (Karuniler/Karunizm/Sermaye Kuduzu)lerin liyakatsiz yönetiminde ve metriksinde;kavimlerin milliyetçilerini şovenistliğe, yenilikçilerini ve radikalistleri terörizme, cahillerini günah keçisi yöneticiliğe – politikacılığa özendirilmiştir ve yönlendirilmiştir. Halklarda bu liyakatsizliğe besi yeri olarak kullanılmaktadır. Önermelerinin eksiğini tamamlayınız . |
| Yetenek; yaratığın; genlerindeki, yaşam döngüsündeki, ait olduğu sistemindeki... Vb çevreye uyum derecesi ve becerisidir. Yapay veya doğal bir yaratığın, düşünsel, zihinsel, bedensel, yapısal… vb yönleriyle yapabilecekleri, becerebilecekleri, başarabilecekleri, irade edebilecekleri…. vb kadir olduğu vasıflarını ifade eder. Yetenek zeka ve akılla ilişiksel bir nesnel beceri ara işletim sistemi gibidir. Yetenek ve Zekanın Ayrıcı Özgünlükleri:Yetenek yaratığın; nesnel, düşünsel, sanal, dijital (hesabi)… Vb yapısal becerilerini ve uyum derecesini ifade eder. Zeka yaratığın doğayı ve içindekileri; hızlı algılayabile, hızlı sonuçlandırabilme ve hızlı uyum sağlamaya yatkınlığıyla doğru orantılıdır. Zeka ve yetenek işlevleri yakın ilişkisel olduğu için iki kavram içi içe anılır. -Sanki bir insanın; düşünsel/düşünce mimarisi, düşünsel işletim sitemi/leri, mantık sistemi ve genetik tasarımına ilaveten bedeninde ki her element, her atom, her atom altı parçacıkların ve her enerji halinin/lerinin geçmişteki özgün hayat hikayesinin/lerinin (bilim ve yaratıkların düşünsel-nesnel yaşam filogensinin/lerinin ya da bilim ve yaratıkların matematiksel evrim örgüsünün/lerinin ilişkisel birliktelik fermuar dişlerinin doğru-düzgün örtüşümünü /kapanışını ifade eder) özgün kainattaki/lardaki ve ötesindeki/lerindeki; düşünsel, mantıksal, atom altı ve atom üstü nesnel…Vb tüm enerji halleri sistemlerine: doğru empati duyuş derecesi/duygudaşlık derecesi, benzeşim; yatkınlığı, gücü ve performansı yetenek ve zekasıyla doğru orantılıdır. -Ola ki çok çok özel hal/ler hariç kainatta hiç bir şey öteki olmaz yani her şey kendine/zatına özgüdür. Bir birine en çok benzeyen şeylerden bahsedilebilir. Demirkuş 2011 Yetenek; Çevresel değişimlere karşı yaratığın; sistemsel, davranışsal, nesnel... Vb tabanlı yapısal (fıtratı) uyum derecesini ifade eder. Yaratığın çevresine yüksek derecede sistemsel, davranışsal, bedensel... Vb uyumu, yetenekli oluş derecesiyle doğru orantılıdır. Zeka; Düşünsel, sanal ve nesnel tabanlı olarak yaratıkların doğaya ve tüm sistemlere doğru-hızlı empati duyuş, doğru-hızlı eşleniş, doğru-gerçek-hızlı algılayış, doğru-hızlı sonuçlandırış ve doğru kestirişi ifade eden performansıdır. |
| ZEKA NEDİR?Yaratıklardaki meyveleri;çevreye uyum, değişim ve sistemde kararlı durağana ve dinamik dengelerde durma, doğru-hızlı algılama ve düşünsel-uyumsal-nesnel neticelendirmeye yönelik sürekli içinde bulunduğu nefse (doğaya) çözmece merakı ve önceliğiyle ilgi duyan yaratıktaki düşünsel/sanal işletim sistemidir. Tüm yaratıklarda tek başına iş gördüğünde;Peygamberi ahlakı değerlere alışık tepkisi /leri;vahşi, doğal, kör ya da eksik olan çevreye uyum ve yetenekle ilgili araç olduğu için, bu günkü ÖSYM sınavında sadece zeka öncelikli öğrenci kategorize etmek toplumsal bir afat olarak kabul edilebilir. Akli değerler dikkate alınmadan senelerce hayvani eğitim sistemiyle bu ilkel insan tipi öne çıkartılarak insanlığı ve çevreyi vahşice/doğalca ya da hayvanca yönlendirerek bugünkü çevre sorunlarıyla yüz yüze getirmiştir. -Canlılarda genetik/irsi ve çevresel kökenli, cansızlarda da öncel(önceki) sistem, bulunduğu çevre ve öncel yaratık kökenli ortaya çıkan ve gelişen araçtır. -Zeka;Nesin ya da doğa yerleşkesi/leri çetelesindeki çözmecenin eksik parçalarına ait bilgi alt birimlerinin ilişkisel tamamlayışa aşırı ilgi duyan nefsin işletim sistemi gibidir. -Hemen hemen tüm yaratıklarda bulunur. -Sadece zeki insan nefse endeksli düşünebilen insaninsan demektir..Sadece akıllı insan ruhuna, vicdanına ve namusuna endeksli düşünebilen insan demektir. Akıllı insanlarda bilmediklerinin cahili edepli insanlardır. -Zekayı akıldan ve ruhtan ayıran en önemli özelliği ve özgünlüğü nefise dayalı siyasi mantık aynasına sahip oluşudur. Yani siyasi öncelikli düşünür ve karar yargısına varır. -İnsanlarda, akılsız kullanılan zekanın vardığı sonuçları genellikle ya doğal, ya hayvani ya şeytanidir veya hem hayvani, hem doğal hem de şeytanidir. -Akıllı kullanılan zekanın vardığı sonuçları kesin meleği ve insanidir. -Ancak nefsi müdafaada ve özel hallerde doğal ve hayvani düşünmek, eylemde bulunmak, davranmak... vb evladır. Cansızlarda zekanın vardığı sonuçları doğaldır. İnsanın dışındaki dünyadaki bilinen yaratıkların hepsinde zekanın vardığı sonuçları genellikle doğal veya hayvanidir. Ruh, Akıl, Vicdan, Zeka, Nefsin Kökeni ve Özgünlükleri;Akıl işletim sistemi tek başına geçiciliği, ebediyeti, ölümü ve ölümsüzlüğü dikkate alarak karar verir, zeka tek başına karar verirken bunun bilincinde değildir. Akıl her insana özgün olarak Allah CC tarafından verilir. Zeka; anne-babadan veya önceki sistemden sonrakilere geçer ve çevre ile etkileşimin ürünüdür. Tüm yaratıklar zekidir ancak tüm yaratıklar akıllı değildir. Zeka ve nefis; ceddi, genetik ya da yapay sistem köneli olarak soydan alınır fakat akıl, ruh ve vicdan?! İlahi kökenlidir. Allah CC tarafından kişiye özel verilir. Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, Kişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir. CANLI ZEKASI (BİYOLOJİK ZEKA) VE YETENEĞİ NEDİR?Canlıların filogeni, ontogeni ve diğer gelişim süreçlerinde;organizmanın, gen sistemlerine çevre ile dinamik etkileşimli kayıt ürünü doğal yarı sanal araçtır.Bir canlının genleriyle doğaya ve çevreye; en hızlı, en doğru ve en mükemmel uyum sağlama, algılama ve mantık sistemleri geliştirme doğal hamalıdır veya aracı/larıdır.Nefsin ve doğanın nüvesine dayalı çalışan; en önemli sanal araç ve doğal işletim sistemidir.İnsanın; bilgi, yaratık, olay, olguları tanıma ve bunların arasındaki ilişkileri en hızlı –en doğru ilişkilendirme sonuçlandırma ve uygulama yeteneğidir. İnsanın; hızlı - doğru algılama sonuçlandırma ve uygulamaya genetik yatkınlığı ve çevrenin ürünüdür. Diğer bir deyimle; genetik yapı-çevrenin etkisiyle, yaratıklarda oluşan; hızlı,doğru kavrama, ilişkilendirme sonuçlandırma ve uygulama yeteneğidir. Genetik yapının %99'u hayvanı olup zeka ve nefisle örtüşür.Filmleri izleyin 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6 İşleyen-çalışan zeka ve nefsin; insandaki en güzel meyvesi öğretimdir(doğayı çok iyi tanıyan,ondan yararlanabilen hakim insandır). İnsanlarda: çeşitli zeka dereceleri ve çeşitleri mevcuttur; geri zekalı, normal ve ileri zekalı veya görsel, işitsel, tatsal, dokunsal, kokusal, düşünsel, zihinsel, hissel, sezgisel... Vb zeka gibi. En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla doğal kabul edilir. Zeka, doğaya göbekten bağlı ve meyilli olan nefsin işletim sistemi gibidir (insan genlerinin %99'u nefis ve zeka ile ilişkilidir).Sadece zeka ile kainatın gerçek-sanal gemisi aşılamaz.Hayvani-meleği doğa ötesine geçilemez.Hayvani-meleği doğa ötesi sezgilere özgü basireti kördür. Zeka; nefsin madde alemine(doğaya) eğilimli işletim sistemi gibidir. Onunla tüm nefis mertebelerindeki çoğu şeyin kural ve hileleri deşifre edilip öğrenilir. Doğadaki yaşam için kullanılır Birçok hayvan ve bilgisayar bazı sahalarda insanda daha zeki ve yetenekli olabilir (1, 2, 3, 4, 5, 6). Ör:Sanal zeka, Arılardaki güneşe bağlı yön bulma zekası,yapay zeka, 1, 2, bilgisayarın satranç zekası. Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zekâ genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir. Ola ki akıllı olmayan yani sadece zeki olan yaratıkların olanların Allah CC korkusu, vicdani, Ruhani kişilikleri ve inanç sorumlulukları olmaz,. Akıllı olanlarda bu vasıflar vardır. Dahilerin çoğu süper zeki ve süper akıllı insanlar değillerdir ama çoğu sadece belli sahaların süper çalışkan insanlarıydır. Ürünlerinin: insanlığa, gelecek nesillere ve doğaya katkıları; akıl ölçülerinin kanıtıdır ya da akıllı oluşlarıyla doğru orantılıdır. Müsrif-İlkel Teknoloji, Patojen(öldüren), fosil ve ilkel teknolojinin nedenlerden biri de her buluş zamanından erken veya geç uygulamaya konulması ya da toplumsal, doğa, sanal, düşünsel ve yaşamsal döngülere katkılarının gerçekçi değerlendirilmemesindendir. Her buluşun tüm döngülere katkısı/ları; bir ilacın bedene katkıları kadar çok yönlü hassas;uygulamalı test edildikten sonra uygulamaya konulmalıdır. Gerçek eğitimle;zihinsel bedende ve kalpte ; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram… Vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar. Sistem Zekası-Yeteneği-Sistem Zeka-Yeteneği Birimi;çevrenin ve ortam koşullarının;yaratıkların ve enerji hallerinin;filogenik gelişim ve oluşum süresince;yaratıklara ve değişik enerji hallerine ait sistemdeki/lerdeki döngüsel ve çekimsel etkileşimlerinin dinamik dengesine etkilerinin sanal aracına sistem zekası denir.Plazma boncuğu özgün sistemi, sinir sistemi, kas sistemi, atom altı parçacıklar sistemi/leri, gen sistemleri, gen kümeleri, kuark sistemi, elektron, pozitron, atom, evren, robot zekası... vb sistem zeka-yetenekleri gibi. Bir sistemin çevreye uyum için gerekli minimum zeka konumu o sistemin sistem zeka ve yeteneği birimini ifade eder. Gen-Sistem Zekası-Yeteneği (Geçişken Zeka-Yetenek);Canlı ve cansız ortamlara uyum sağlayan ve her iki ortamdaki özellikleri taklit edebilen geçiş özelliği gösteren canlı ve yarı canlı yaratıklarda görülen zeka çeşididir. Örn.ekosistem, virüs, spor,ahtapotlar, mürekkep, balıkları, tohum… Vb zekası Gen Zekası-Yeteneği ve Gen Zeka-Yetenek Birimi(Demirkuş 2009):Aslında canlı yaratıklar yaşadıkları sürece değişen çevre koşullarına: en hızlı, en doğru ve en mükemmel; uyum sağlama, algılama, kavrama ve mantık sistemleri geliştirme, verimli değişimle sonuçlandırma ve hedefe ulaşmak, değişime uyum için gerekli-istenen yetenek ve özellikleri genlerine kayıt edilir.Buna kısaca değişen koşullara; gen-değişim ve uyumu kaydı denebilir. Bu kayd edilen özelliklerin bazıları zaman içerisinde ve evrimsel süreçlerde uygun koşullarda fenotipe(dış görünüme) yansıyacak şekilde, bedende yeşerir ve canlının hayatına güncellenir. Gen seviyesindeki kayıtların özgün gen ve ilişkili-etkileşimli gen kümesinden… Vb prokaryot, tek hücreli...organ, beyin, sistemler, beden, populasyon, birliğe kadarki değişimlerin kalıcı sanal araçlarına gen zekası-yeteneği diye biliriz. Gen-zeka özellikleri doğadaki yapılarla-yasalarla, biyolojik yapılarla-yasalarla ve çoklu zeka kuramıyla örtüşmektedir. Kısaca;canlı ve yarı canlı yaratıklardaki tüm zekalarının tabanı gen zekası-yeteneği birimine/lerine dayanır ve çoklu zeka tipleri de onların etkileşimli tümevarım sonuçları gibi gözükmektedir. Gen zekası-yeteneği birimi, sistem zekası-yeteneği birimi ile ilişkilidir, ondan etkilenerek;gen değişim ve uyumu kayıtlarını yapar. Beyin; -Öncelikle nesnel bedenlerimizde özelleşen organlara ait gen zeka-yetenek kümelerini ve gen görevlerini ilişkilendiren veya gen görevi ve zekaları-yetenekleri ilişkilendiren yönetim merkezidir. -Beyin nesnel ve zihinsel bedenlerimizin ve kalbimizin sürekli uyanık, çalışan diri işlevsel ve zihindeki bilgilerini kodlarını içeren kavşak ayağı veya beynimiz zihinsel bedenimizin/zihinsel havuzun/zihinsel hafızanın nesnel çekirdeği gibidir. Ola ki duyularımızla, rüyalarımızla, düşünsel sentezimizle... Vb edindiğimiz bilgilerden beynimize kodlanmamış ya da bellenmemiş olanları ancak kullanabiliyoruz. Farkındalığını kayıp ettiğimiz bilgiler (beynimize kodlanmadan zihnimize giren ya da kayıt olan bilgiler) belleğimizi pas geçerek zihnimize kayıt olunan bilgilerden ancak rüyada ya da içi güdüsel yararlanabiliyoruz sanki. Gerçekte beyinize kodlanan ya da kayıt olan bilgileri zihinsel havuzdan çağırabiliyor ya da bazılarının zihinsel kayıt boyutuna ışık hızından daha hızlı ulaşarak hatırlayabiliyoruz. 0,1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11, 13, 14, 15,16, 17, 18, 19 -Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen biyolojik organik öğrenim kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) olan beynimiz adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış bilgi birimlerini taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3 -Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında sekiz (5+sezgisel, hissel, düşünsel duyularımız) duyumuzla alınan (zihne sindirilen/yenilen) bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler… Vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün biyolojik öğrenim molekülü üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanış yapılmaktadır. -Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede sekiz duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni sekiz duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir. -Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez. -Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) ya da kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize yani uzun süreli belleğimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız. Bu durum ayna nöronlar (Mirror neurons) ve dolanık elektronların (10.Teleportation) öğrenimle ilişkisi açısından önemlidir. Öğrenim esnasında nöral hücrelerdeki dallanış, biyolojik öğrenim molekülleri, biyolojik hatırlayışı tetikleyici sistem ve moleküller de;ayna nöronlar ve dolanık elektron durumuna geçişler durumunda bekleyen beyin; bilgiye gereksinim duyulduğu anda düşünsel hızla (ışıktan daha hızlı) geçmişteki öğrenme boyutlarına ulaşarak taklit ve/veya o boyuta bilinci hatırlatış konumunda taşıyarak hatırlatışı gerçekleştiriyor olabilir. -Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, düşünerek ve rüyalarla, uykuda zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod….vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz. -Bu gün beyinse l veya bedensel bilgilerimizin ya da beyinsel-bedensel bilgi sistemlerini programlarını dinamiklerini makineler aracılığı ile bilgisayara programlamak mümkündür. -Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur? İpucu;Kavramlar. zihnimizdeki bilgi birimleri ve bilgi kümelerinin kodsal ifadelerin dilsel iletişim araçlarıdırlar. -Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün. -Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını ya da vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör. Sev-mek yerine daha mantıklı olan sevek!, dur-mak yerine durak!, o-luş-tur-mak yerine oluşturak din-len-mek yerin denlenek! Pekiştireç; nesnel yaratıklar için yeni isimler üretmek üzere adını işaretle arkadaşına tarif et oyununu hatırlayarak en doğru ve kestirmeyi tarif edilen isim arayışını deneyin ya da mantığı kavramaya çalışın. -Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir. -Kavramların listesini kavram kümesi araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir. -Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir. İnsanların yaşadığı çevrede ya da çevre havuzunda algıladığı her şey duyulardan süzülerek ya da düşünsel olarak üretilerek zihinsel havuza bu bilgi birimleri kayıt edilirken (zihinsel bedene bu bilgiler kayıt edilirken) oluşan havuz yani çevresel havuzla ve zihinsel bilgi birimleri havuzları çok benzerdir. Bu nedenle doğal olarak insanların bilinç altlarının bir birine çok benzediği için; bu benzer bilgi deposunun zihinsel ve düşünsel dokuları evrensel alfabe ve dil olarak dışa doğru deşifre edilirse insanlığın ortak payda iletişimi algıda değişmezliğe yaklaşmış olacaktır. Var olan sistemdeki hemen hemen tüm kültür, alfabe ve lisanların hepsi yarı vahşi oluşu ve algıda değişmezlik ilkesine/lerinede aykırı ya da uzak olması iletişim için çok büyük engeldir. Bu mantıktan hareketle çevremizden ya da çevre ve iç havuzumuzdan ürettiğimiz bilgi birimleri anadil ya da kültür dili, kavramlarıyla kotlanış katmanın farklılığı dilde iletişime engel olmaktadır. Zihinsel havuzda bilgi birimlerinin iletişim amaçlı kültürel dile ait kavramsal olarak kodlandığı iletişim dokusu kavimler arasında çeşitlilik gösterdiği için kavimler arası iletişime engeldir. Bu durum kısmen matematik iletişim sembolleriyle aşılmıştır. Hatırlamak, Unutmak Yada Eksik Hatırlamanın Nedenleri ve Geleceği; -Hatırlama daha çok yapılan; beyinsel, zihinsel ve/veya düşünsel kodlamanın/ların, gereksinim duyulması veya içsel ve çevresel kombinezonlu uyaranların ürünüdür. -Hatırlanma tüm kodlanış türlerinin ortak paydası veya bir tanesiyle bizde hayat bulur. -Bilgi birimlerinin yeniden ilişkisel hayat buluşu;ses, görüntü, eylem, kavram, isim, siluet, dokunsal, his, hayal… Vb şekilde hatırlanır. -Yani kodlanışın açılan uçları; iç ve dış çevre ile kontağa geçmesi ile ışık hızından hızlı olan düşünsel hızla bir yoklama ve iletişimle sonuca ulaşır. -Doğru ve bilinçli hatırlamaya engel olan;beyin yaşlanması, bulanık benzerlik çakışması, hatırlamayı negatif etkileyen çevresel ve içsel etmenler, hastalık… Vb -Zaten insanlar ilerde bu hatırlama problemlerini nano ve kuantum robo bellek ve kayıt edicilerin sürekli kaydı ile telafi edecektir.Ancak buda zihinsel tembelliğe neden olacaktır. Ola ki;rüyalarımızın çoğu beynimize kodlanmayan ve zihinsel havuzumuzdaki/deposundaki bilinç dışı devasa bilgi yığını kuşatmasında gerçekleştiği için güncel yaşantımızla rüyalarımız arasında ilişki kurmakta sıkıntı çekilmektedir. Peygamberler ve gelişmiş insanların trans, rüya ve gerçek hayat döngülerindeki tüm yaratık, olay, olgu, süreç… Vb her şeyin ilişkisinde pek bir kopukluk olmaması beklenir.En azında peygamber efendimizin özellikle ayetlerle ilgili ve bazı büyük Ashabı kiramın hemen tüm rüyaları günlük yaşantılarından daha net, berrak ve bilinçli yaşadıkları kuvvetle olasıdır. Çünkü Allah CC tarafından tamamen nefsi kontrol altına alınan ve eğitilen bu zatların duyuşsal ve zihinsel üretilen bilgilerinin tümü kontrollü içeri alınıp beyinsel ve kalpsal kayıt alışık tepki haline gelmiştir. Ben uyurum kalbim uyumaz (Hadis var). -Ola ki;Hayvani insanların ve hayvanların beyinin % 1?-10 dan az verimli çalıştığı için beyine kodlanan bilgi %1 den az olsa gerek bu tip yaratıkların zihnindeki bilinçsiz bilgi oranı %99 dan fazla olduğu için rüyaların hayatla ilişkisi %99 kopuktur. Peygamberlerde, Rahmani Alimlerde ve gelişmiş insanda durum tam tersinedir.
|
| Aşk Nedir? İnsanda Gerçek Karşı Cins Aşkı: Nesnel ve düşünsel her şeyimizle; sevmenin ve sevilmenin fenafillaha ve doruğa ulaştığı haldir. Bu sevda (aşk) sizden parça koparmaz, güneş ve yıldızlardaki nükleer reaktör gibi kendi içinde fenafillâha ve doruğa dönüşerek çevresine pozitif enerji yayan bir kavuşma halidir. Bu sevda (aşk), yaşayan kişide, düşünsel, zihinsel ve bedensel olarak; sevme, sevilme, hissedişte, duygulanış, cinsellik … Vb kalıcı doyuma, tokluğa ve zindeliğe neden olur. İnsanda Yakan Karşı Cins Aşkı; yaşayan kişide; düşünsel, zihinsel, nesnel… Vb parça koparır. Bu sevdayı (aşkı) yaşayan kişide, düşünsel , zihinsel ve bedensel olarak ; sevmede, sevilmede, hissedişte, duygulanış, cinsellikte …. Vb geçici doyuma, doyumsuzluğa, duygusal susuzluğu gidermez. Hep susuz ve/veya aç yada diyabet sevdayı (aşkı) yaşarlar. Sevda (Aşk) hayvanidir yani nefistendir. İstisnalar hariç insani aşk;akıl, ruh ve vicdan sahibi yaratıklara özgü: gücünü ve enerjisini;ilişki, ilgi, muhabbet ve sevgi havuzlarından alan;anlık, kısa süreli, uzun süreli veya ebedi; gerçek sevgi ve duygu/ların gücünün: hemen hemen tüm kurallara baskın devasa yoğunluklarının (odağının/larının) bazı insanlarda özgün ve değişken seyri eden sanal/zihinsel dünya olgusu/larıdır. Kısaca karşı cins aşkı:arzu ve duyguların sanal/zihinsel ortamda kenetlenip devasa hayat bulmasıdır. Güdük veya gerçek sevda (aşk) çeşitleri vardır; iş, aş, para, ilahi, karşı cins,dünya, ahret, doğa, doyumsuzluk, doyuran, doyumlu,... Vb. tanımı, genellikle yaşananlara bağlı olarak değişir. Aşkta hayır gören var mı? Var. Yaşatan ve Güneşteki hidrojen ve helyumun füzyon reaktör sevdayı (aşkı) misali doyuran aşk;duygusal, ruhsal zihinsel, bedensel... Vb. tüm döngülerde hissettirerek/edilerek pozitif enerjisi size dönen-uzun zaman hissettiren; özlem susuzluğunda doyurucu içiren (özlem susuzluğu çektirmeyen) ve Güneşteki yenişmeyen hidrojen ve helyum sevdayı (aşkı) füzyon misali bitmeyen devasa duygu dolu arzuları doyuran yaşam döngüsünü pozitif dengeleyen etkileyen zinde aşktır. Yani günaha ve suça sürüklemez, yorgunluk, bıkkınlık ve halsizlik yapmaz. Yaşam döngüsünün merkezini sürekli işgal etmeyen/işgalci olmayan aşk. Bence, karşı taraf sevsin-sevmesin, istesin-istemesin; fertler arasında ayrı yaşanan aşkın meyvesini yiyip, severek yaşayan taraf; karşı tarafa gönül ve beden kapısını her zaman açık bırakmalı, aksine insafsızlık ve nankörlük olur. Sevgi her zaman karşılıklıdır mantığı ve öz deyişi toplumsal cehalettir/ olmayan dağdan kar istenmez. Belki de gerçek pozitif karşı cins aşk’ın birinci kuralı budur. Sevda (Aşk) aşılmaz bir iksir mi? Bazen. Karşı cins sevdayı (aşkı) önce yakar, karşılık görmezse duygusal sakatlık yapar. Karşılık görünce duygularını coşturup diriltir ve yaşam döngüsünün merkezini işgal eder; ya doyurur, ya doyumsuzluk verir ya da muğlak seyir eder. Bağımlılık yaptığı için diyetle yaklaşılmalı. Aşkı yaşamayanın/ların; her yaştaki inasanların aşkına saygı göstermesi beklenmemeli-aşk cahilidir. Eğitimde en az bir derste; sevda (aşk) ve sevgi halvetini yaşayan her yaşta ki aşık insanlara; sevdaya (aşka) saygı-sabır dersi öğrencilerimize verilmeli. Aşkın en güzel ve akılcı tarafı; insanı dünyadaki saplantılarına kör etmesi, sanal dünyamızdaki zavallılığımızı bize kanıtlaması (insanın nefsini tanımasına yardımcı olması) ve pozitif aşkın güzelliği nedeniyle insanın güzel yaradılışını kanıtlamasıdır. Karşı cins aşkının güzel diğer bir tarafı da, güzel-çirkin-akıllı-zeki, küçük-büyük, genç -yaşlı... vb. tabusunun olmayışıdır. Kısaca her yaratığın aşkta hissesi 90-60-90... vb Afrodit-dünya mantığının saçmalıklarına bağlı değil, adil olmasıdır. Top model 170, 90-60-90 ölçüleri safsatası, bu beden ölçülerine sahip olmayan insanlara karşı; cehalettir, terbiyesizlik ve bölücülüktür. İnsanda her ölçü kendi aşkında güzel ve özeldir. Ör;armut ölçüleri, sırık ölçüleri, fidan ölçüleri… Vb Güdük aşkların hepsi; ölüme veya dirilmeye muhtaçtır. Keşke çöplükteki tüm ölü aşkları (Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun... vb) tevhitle diriltmeye talip bir çift olsa. Ben bu çöplüğün taliplilerindenim yani çöplükteki aşkların kıblesini kelime-i tevhitle yaşatan ve Güneşteki füzyon misali doyuran aşkta diriltmeye talibim. Gerçek aşkın hayat hakkı önceden tahsis edilmiş gibi, yaşar bazen ölür ama gene dirilip yaşayacaktır. Sevda (Aşk) Ve Sevgi İçin Duam;Ya Rahman Rabbim! bana göre her insan insanlık, çözmecesinin bir parçasıdır. Geçmişten geleceğe, tüm yarım, ortalıkta kalmış, eksik, israf olmuş...özgün sevgilerden örülü insan sevgisi tarlasına kurulu; tüm yarım kalmış, eksik, israf olmuş... özgün aşkların taşlarından örülü bir tane insani sevda (aşk) köşkünü dilerim sizden. İçinde prensesim ve kraliçem yaşasın beni, ihtiyaç duydukça hep yanında olayım paylaşayım her şeyimi. -Bir kanadım geçmiş, bir kanadım gelecek, -Bir parçam kız, bir parçam delikanlı insanım, -Bir kanadım geçmiş, bir kanadım gelecek, ebedi sevda (aşk) köşküme uçuyorum. - Doğadaki güneşlerin hidrojenden ve helyumun nükleer sevda (aşk) ürünü ışığın kâinat topraklarına ekilişinden daha hayırlı sevda (aşk) ve tefekkür ürünü üremekdilerim. Sevda (Aşk) geminizin Titanik olmasını istemiyorsanız; Önce Allah CC sığınıp yardım dilemek (Aşkın 1.Kuralı) Ör.İki gönül bir olsa da samanlık her zaman seyran olmazın kanıtı;Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun. Verilen sevgiyi sadaka etmekten başka çareniz yok gibi (Aşkın 2.Kuralı). Yoksa sonuç çoğunluğun tarif ettiği gibi olur. Aşkın keyfi ve ömrü; Güneş, Dünya ve Ay arasındaki mesafeden daha hassas ve nazikliğe bağlıdır. Bazen ebedileşmesi için;dünyada meyve verip ölmesi gereken aşklar vardır. Yani karşı cins aşkın meyvesiz ebedileşmesindense, meyve verip veya bedenen bir arada yaşanması gerekir. Evlilik, anlaşarak uzaklaşma ... Vb şekilde somutlaştırılmayan karşı cins aşkını eksik kabul etmek(Aşkın 3.Kuralı). Ruhban sınıfın sevda (aşk) ve sevgisi tek bedende sanal yaşanan aşktır. Bu İslamiyet’te ruhbanlık olup, makbul değildir ve geçersizdir. Çok özel hallerde (bedensel, zihinsel zorunlu nedenler) geçerlidir. Budanan ağaç misali, ömrünü bitirip yeniden dirilmesi daha hoş gözüküyor. Karşı cins aşkının meyveleri (yaşanmışlar, yaşananlar, çocuklarımız, ... Vb) özel ve çok yönlü ebedi güzeldir. Filmi izleyin Sevda (Aşk) tabanına göre bu dünyada 4 çeşit insan vardır; 1-Aşka malzeme olanlar;yakanlar ve yananlar 2-Aşkı yaşamış ve yaşayanlar;doyuma ulaşanlar ve dolu dolu yaşayanlar/hidrojen ve helyumun füzyon aşkı. Güneş yaradılışın cadı kazanı değil, helyum ve hidrojenin bitmeyen sevdayı (aşkı) gibidir!! 3-Aşkı yaşamamış olanlar;aşk cahilleri 4-Diğerleri(bilinmeyenler). Bu dünyada, belki de karşı cinslerin sanal dünyalarının fermuarını kapatmak ve bir arada ayakta tutmak için, sevda (aşk) her yaşta gerekli sanal bir olgudur.Karşı cinsi ben size sevdirdim (ayet) 1, 2, 3, 4, 5. İpucu;belki de sevda (aşk) aşığı hipnotize ettiği sürece geçerli ve gücünü gösterir. Sevgi Nedir? Güdük veya gerçek sevgi çeşitleri vardır. İş, aş, para,çocuk, erotik, ilahi, karşı cins, dünya, ahret, doğa, doyumsuz, doyuran, doyumlu ... Vb tanımı, genellikle yaşantıya-yaşananlara bağlı olarak değişir. İlahi sevgi ve istisna hariç, sevgi köken itibarıyla hayvani-nefsidir. Merhamet ilahi ve insanidir. Sevgi;akıl, ruh ve vicdan sahibi yaratıkların bir veya birden çok şeye (çeşitli yaratık ve kişiliklere); genellikle karşılıksız; haz duyma, zevkle ve keyifle kuvvetli ilgi-afinite duyma-besleme duygusudur. Yada nefret etmenin tersidir. Sevilmeye muhtaç olan -gereksinim duyana/lara ikram edilen duygu ve duygulardır. Özellikle; çok çok sevilmek isteyen, ilgi ve şefkatten çok çok haz duyan-keyif -zevk alan ve her an bu durumu yaşamak isteyen/lerde çok önem taşır. Sevgi; dikkat, ilgi, şefkat, merhamet, huzur, mutluluk, doyum, ruhsal denge, cömertlik,pozitif paylaşımla ... Vb ile beslenir ve olgunlaşır. Özellikle sevgi ile büyüme, beslenme ve yaşamak; anne, anne adayları ve çocuklar açısından büyük önem taşır. Yani yeterince dikkatleri yoğun olarak üzerine çekme gereksinimi duyan yaratıklarda, romantiklik büyük önem taşır. Ör.bazı hayvanlar-yavruları, tüm çocuklar, bazı özel erginlerde. Sevginin liyakati, sanki sevda (aşk) ve merhametle birlikte sadece ehline ilişkilendirilmesi daha mantıklı gözükmektedir. Aksi taktirde bu günkü gibi: insanların sevgilerini, aşklarını; hayvanlara, eşyaya, doğaya, tabulara, idler, putlar (idoller), robotlara, paraya, spor, takım tutma, oyundan kumara... vb şeylere yoğunlaştırması ve tevhit etmesinin cehaleti sonucu; aşkta hayır görmeyen, ilgi ve şefkate muhtaç,cinsel doyumsuzluğa sahip(bu konuda; her an hep aç) insan yavruları ve erginlerinin sayısı artmıştır. Bunun acil önlemleri de;doğa, idolar, putlar (idoller), amaçlar, eşya ve hayvanlara merhamet- mantığın yeterli bir liyakat olduğunu;bilimsel verilere dayalı, eğitim - öğretimle verilmesidir. Geçmişte, bu gün ve gelecekte; çöplüklerdeki aşklar, can yakan aşklar, zorunlu aşklar, can alan aşklar, intihar, namus davası, töre zorunlu aşkları... Vb israf aşklardaki sevgi duygularının insan canlı bedenlerine tevhit edilmesi veya güncellenmesi (bedellerinin diriltilmesinin) yolu doğaya ve eşyaya, amaçlara ... vb sarkan sevginin liyakatini doğru havuza tevhit etmekten geçer. Sonra bu zengin havuzdan; karşılıksız aşklarında saygılı bir hayat bulacağından emin olabiliriz. Uzun vade de deneyimlerden de yararlanılarak öğretim, öğrenim ve eğitimin tarlasına bu fikirler ekilir. Gelecekte; uzay çağında da, sevgi havuzunun yaşaması için;doğa, eşya,idolar, putlar (idoller), amaçlar, uzak mesafelere ve farklı kültürlere rağmen; yaşayan, insan sevgi ve sevda (aşk) duygusunu haklı özgünlüğünün; yok olması veya güdükleşmesine karşı; peygamber ahlakı kurallarıyla donatılmış(bu günkü aşklar;güdük, edepsizlikle yozlaşmış, doyumsuz ve dejenere olmuştur) güçlenmiş, yararlı "Edepli Settar Sevgi veSevda (Aşk) Havuzu" ayakta durur.1, 2, 3, 4, Filmi izleyin İpucu; Sevginin gücü her zaman her şeye yetmez. Sevgi, sevda (aşk), para… Vb birer ihtiyaç olabilir ancak bunlar her zaman karşılıklı olmamalı, bunlara güvenilmemeli ve ihtiyaç sahiplerine sadaka edilip zekatları verilmelidir. Dünyadaki; sevda (aşk), sevgi, para, onur…Vb dilencileri, kölelerini ve/veya fakirlerini düşünün. Demirkuş 2011 Sevgi harcı ve mantık malzemesini bir arada düşünün. Çiçeklerdeki bal özü insandaki sevgi havuzcuğunu, bal özü için çiçeğe gelen böcekler ve tozlaştırıcı rüzgar gibi… Vb tozlaştırıcılarda sevginin hatırına yapılan iş ve/veya işleri yapanlarda; sevda (aşk) ve evlilik hatırına iş yapan her türlü iletişim ve/veya iletişim araçlarıdırlar. Demirkuş 2011 Sevginin gücü genellikle sevgi var oldukça vardır. Belki de sevgini gücü güvenilir değildir. Örneğin birine âşıksınız ve sevginize fren ve kement vuramıyorsanız ve karşı tarafta sizi sevmiyorsa bu sevginin gücüne nasıl güvene bilirsiniz. O halde sevgi her zaman güvenilir değildir. O zaman sevgi karşılık bulursa belki gücü olabilir değilse sevenin kemendi bazen da felaketi olur. Belki de sevgi karşılık bulunca ak bulmayınca kara delik gibi iş görür. Demirkuş 2010 Belki de sevgisiz gerçeklerle ayakta durmayı başarmak ve sevgisini; çocuklara, sevgikoliklere(sevgi miskinlerine) ve güçsüzler sadaka etmek daha evladır. Arzularımızın, istemlerimizin, ihtiyaçlarımızın, tercihlerimizin, tutkularımızın ve içten gelen duygularımızın… Vb kapanlarının kenetlendiği hedefler ya da kenetlenenlerin kenetleyenlerin kişide tevhidin hayat bulması sevgi adını alır. 1-Hayvani sevgi 2-Fıtratı sevgi 3-Rahmani sevgi 4-Şeytani Sevgi 5-Erotik ve Cinsellik Sevgisi(karşı cins, sevgisi) 6-Doğal Sevgi (annelik, akrabalık.. Vb) 7-Diğer Sevgiler |
EĞİTİM, ÖĞRETİM ÖĞRENME İLE İLGİLİ;YANLIŞ, BİLİNMEYEN VEYA EKSİK BİLİNEN ÖNEMLİ BAZI KAVRAMLAR VE İNSANIN BAZI SANAL ARAÇLARI |