Bilimsel Araştırma ve Yayın Teknikleri
       Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
   Öğretmenlik Uygulamaları
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Okul Deneyimi II
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Okul Deneyimi I
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Toplum ve Çevre
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
Evrimin Mekanizmaları ve Bilimsel Kanıtları
          Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
             Bilim Tarihi
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
Biyolojide Önemli Konular (Seçmeli II)
       Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
  Biyolojide Önemli Kavramlar
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)

Öğretim Teknolojileri ve Biyolojide Materyal Geliştirme
                     Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)

Öğrenme Öğretme Kuram ve Yaklaşımlar
        Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
   Özel Öğretim Yöntemleri II
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
    Özel Öğretim Yöntemleri I
Prof.Dr. Nasip DEMİRKUŞ(2008)
          Fen Teknoloji ve Toplum
Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ (OCAK 2008)
       VERİLEN DERSLER                     ÖÖYI , ÖÖYII ,OMK, OTM, BÖKAV BSKON, BT , EV , ÇEV , ODI , ODII , ÖUYG BAYT, FTT, BMAT     


Eğitim  Öğretim Öğrenme İle İlgili;Bilinmeyen, Yanlış, Az veya Eksik Bilinen Bazı Önemli Kavramlar

Fen Teknoloji ve Toplumla İlgili Bazı Beyin Fırtınası-Nadası; Ödev, Soru ve Etkinlikleri (2005, 20062007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013 2014 2015

Din, Siyaset, Devlet, Vahşi ve Doğal Laiklik, Rejim, Çevre, Demokrasi, Bilimsellik ve Evrim ile İlgili Sorular Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Öğretim Üyesi;Prof. Dr. Nasip DEMİRKUŞ 2010



A-FTT İNTERNET FİLİMLERİ  B-FEN İLE İLGİLİ FİLMLER   C-TEKNOLİ İLE İLGİLİ FİLMLER  D-TOPLUMLA  İLGİLİ  FİLMLER    E-FTT DERSİNDE İŞLENEN MAKALELER
Allah C.C.'HU Kimdir?
Enerji ve Enerji Halleri Nedir?
Filogeni, Ontogeni, Bilgi ve Kainat Nedir?
Zamana Bağlı Olarak Doğadaki Genellemeler Nedir?
Yaratık Nedir? Canlılar, Cansızlar ve Araform Bilimi Nedir? Bilinmeyen,Kayıp, Yok Olmak, Gerçek, Yaratmak,Üretmek ve Türetmek Nedir?
Yalan, Yanlış, İftira, Yokluk, Değişim ve Sabite Nedir?
Din, Rejim, Vahşi ve Doğal Laiklik, Bilim,İlim, Matematik, İstatistik Bilimi, Doğa Bilimi
Ahlak, Sahte, Sadık, Samimi, Hercai, Güzel, Koyun, Sürü, İt, Kuduz, Kapitalist(Sermaye Kuduzu) Ahlak Nedir?
Can, Hayat, İrade Nedir?
Ruh Nedir?
Akıl Nedir?
Nefis Nedir?
Fıtrat, Fıtrat Cahili Nedir?
Kişilik Nedir, Bir İnsanda Hangi Temel Kişilikler Vardır?
Şeytan, Deccal ve Münafık Kimdir?
Cahil Kimdir?
Bilim Ajanı, Dahi Ajan, Bilim Bilgini (Bilim İnsanı) Kimdir?
Zeka Nedir?
Mantık, Muhakeme, Fikir, Düşünce, Düşünce Yanılgısı, Gizli Yanılgı Metriks, Özgünlük, Liyakt Nedir?
Sevgi Nedir?
Aşk Nedir?
Devrim Nedir?
Evrim, Demokrasi, Siyonizm, Şovenizm, Disiplin, İman Nedir? Nedir?
Mürşkimlik (id), Mücit ve Kaşif Kimdir?
Akıllı, Zeki ve Doğal tasarım ne demektir?
Dini Bir Reçete Gibi Okuyabilirsiniz
Hidayet Çeşitleri Nelerdir?
21.Yüzyılda; Sınavlar Nasıl Yapılmalı, Neye/lere, Hangi Özelliklere Göre İnsan Yetiştirmeliyiz
21.Yüzyılda;Meclisi Nasıl Seçmeliyiz
21.Yüzyılda;İnsanlar Toplu Yemin Yapmalı mı? Neye/lere, Hangi Özelliklere Göre İnsanlığın Birlik ve Beraberliğini Sağlamalıyız?
Sonuç ve Çözüm


Değer Yargısı Nedir?
Fert, Toplum, Devlet, Kavim… vb insani oluşumların: yapısal, düşünsel, zihinsel ve mantıksal olarak değişmez veya en az değişen; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?)… vb kabullendikleri maddi-manevi-düşünsel her şeydir.
Kaç Çeşit Değer Yargısı Vardır?
İnançsal Değer Yargıları;İnancın farz ve sünnetlerine değişmez mutlak itaati gerektirirliği kabulleniştir. Örneğin İslamiyet’in Farzları.
Yapısal (Fıtrat) Değer Yargıları;Yaratığın yaradılışı, eğitimi veya herhangi bir nedenle aşamadığı geri dönüşümsüz yapısal (fıtratı)... vb değer yargılarıdır.Örneğin,Ebucehil gibi fıtratı ve eğitim cahillerin değişmezliğe olan radikal bağlılıkları. Onlara göre her şey onların bildiği doğrulara endekslidir. Değişmek istemeyeni Allah CC’HU değiştirmezmiş.
Kültürel Değer Yargıları;Yaşadığı toplum ve çevresinden yaratığın aldığı eğitim, gördükleri, alışkanlıkları, örfleri, adetleri, zevkleri..vb ilgili; yararlı, zararlı yada yararsız kültürel... vb değer yargılarıdır.
Kişisel, Özgün ve Özel Değer Yargıları;Yaratığın bazı şeyleri tüm yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları örgüsünün süzgecinden geçirip kendine özgü değişmez prensipler ve değer yargıları geliştirmesidir.
Diğer Değer Yargıları;Yukarıdaki kategorilerin dışındaki diğer değer yargılarıdır.

Öğrettiklerimizi, Öğrendiklerimizi ve Hazırladıklarımızı: Değer Yargılarımızın Özgünlükleri ve Çeşitlilikleriyle Örtüştürerek İlişkisel Güncellemek Neden Önemlidir?
Halkların Değer Yargıları Özgünlüklerine ve Çeşitliliklerine Dayalı-İlişkisel; Öğretim, Öğrenim ve Eğitim Materyali Hazırla ve Hayata Güncelle Neden Önemlidir?

Öğretim, Öğrenim ve Eğitimde; fert ve toplumlara bilgi sunulurken hedef kitlenin değer yargıları çekim alanına; girecek, itecek ya da uyumlu ve algıda değişmezlik ilkelerine dayalı hazırlanmalıdır. Bu amacı gerçekleştirmek için hedef kitlenin; lisanının incelikleri ve değer yargıları özgünlük grupları ya da çeşitleri çok iyi bilinmeli ve kusursuz duygudaşlık/eşduyum (empati) duyularak sunum hazırlanmalıdır. En az ana dil-lisan farklılığı kadar değer yargıları farklılığı da sunulan bilgiyi algılamada uyuma gereksinim duyar. Ör. Aynı konuyu: aşağıdaki; din, kültür ve anadili-lisanı, anadilde eğitim olmayan!!!… vb farklı hedef kitleye neden farklı sunum hazırlamak zorunda olduğumuzun farkındalığını pekiştirerek kurgulayarak zihinsel uygulayın ve anlayın.
-Hıristiyan dinine mensup ve Japonya’daki Japon kökenliye
-İslam dinine mensup ve Japonya’daki Japon kökenliye
-İslam dinine mensup ve Almanya’daki Alman kökenliye
-Hıristiyan dinine mensup ve Almanya’daki Alman kökenliye göre hazırlayın.
.

Değer Yargılarının; Öğretim, Öğrenim ve Eğitimle İlişkisel Güncellenişinin Önemi:

      Yapısal(fıtrat), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları ait olduğu yaratığın; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün; yapısal, beyinsel, düşünsel ve zihinsel yapıtaşları iskeleti, kementleri, geçitleri, düsturları… vb mantık süzgeci örgüsü gibidir. Diğer bir deyişle İnsanların kişilikleri değer yargılarının kafesindedir. Fert, toplum, kavim, devlet... vb insan kendi değer yargılarının kafesi içindedir. İnsanların öğrendiği bilgilerin kalıcı olabilmesi için öğretilen bilgilerin onun değer yargılarıyla bütünleştirici ve ilişkilendirici verilmelidir. Bu şekilde verilmiyorsa öğretilen bilgi dağarcıklarındaki diğer bilgilerden kopuk, hatırlanmakta ve hayata uygulamada tetikleyici değildir. Bir insanın bilimi yada ilimi yani bildiği her şeyi onu sahip olduğu bilgi birimlerinin yapıtaşlarından oluşur. Bu yapıtaşları birbirini ne kadar ilişkisel hatırlatıcı konumdaysa o kadar hızlı hatırlanabilir ve hayata güncellenerek uygulanabilir dinamizme sahip olur. Bu açıdan hedef kitlenin değer yargılarıyla ilişkisel anlatılan yada sunulan her şeyi özümseme olasılığı çok yüksektir. Belki de öğretim, öğrenme ve eğitim sistemimiz ülkemizdeki halkların; özgün (*), istendik(+), istenmedik(-), nötr(0), geçişken(+,-), aşılmaz(!), bilinmeyen(?) ve diğer; inançsal, yapısal, kültürel, kişisel...vb değer yargılarıyla; uyumlu, bütünleşik, güncellenerek ve ilişkisel verilmediği için ülkemizin bereketli peygamber ahlaklı teknolojik-bilimsel orijinaliteleri diriltilmiyor ve dirilmiyor!!!
      Belki de, fert, toplum, kavim, devlet… vb insanlık bazın da;geri dönüşümsüz değer yargıları insani yada bilimsel olarak geçerli olsun olmasın var olan öğrenici potansiyeline(hedef kitleye) öğretilmek istenen bilgilerin; istendik-istenmedik tüm değer yargıların ortak payda ve özgünlükleriyle; bütünleşik,uyumlu ve ilişkisel olarak doğru örneklenmiş ve hayata güncellenmiş olarak sunulmalıdır. İstenmedik, bilimselliğe aykırı, geçersiz ve vahşi değer yargılarını değiştirmek yada ıslah etmek için kanunlar çıkartılarak çocuk yaşta öğrenicilere ayrıntılı alternatifleri gerekçeli sunulmalı ve öğretilip hayat uygulanmalıdır. Fert, toplum… vb her insani bazda verilmek yada öğretilmek istenen öncelikli acil bilgilerin kısa vade de hedef kitlenin inançsal, kültürel, özgün…vb istendik yada istenmedik değer yargılarına uyumlu ve ilişkisel hayata örneklendirilip güncellenerek verilmesi gerekmektedir. Yani batının, kapitalizmin, komünizmin… izm, … istli yabancı-vahşi rejimlerin, yönetimlerin ve eğitim sistemlerin istendik yada istenmedik değer yargılarına ya da yararlı da olsa yabancı yada farklı değer yargılarına endeksli verilmemelidir. Yani toplumsal etnik alt birimin değer yargısına/yargıları düsturlarına ters olduğu için kısa vade de verilmemelidir. En küçük özgün toplum birimlerinin (benzer ortak dili, kültürü, alışkanlıkları, zevkleri ... vb paylaşan ailelerin bir üstü toplumsal özgünlükler kümesi yada insan dokusu) özgün değer yargıları baz alınarak ona uyumlu öğretim, öğrenim ve eğitim sitemi/leri geliştirilerek verilmeli. İnsani etnik/halk azınlık birimlerindeki (özgün toplumsal birimlerdeki yada özgün insan dokusundaki) yararsız, verimsiz, zararlı… vb istenmedik değer yargılarının değişimi için uzun vadede tüm dünyanın o konudaki liyakatli otoritelerin görüşü çerçevesinde kanunlar çıkartılarak alternatifleri gerekçeli sunularak ilk öğretim seviyesinden itibaren öğretim, öğrenim ve eğitimle verilmelidir.

      Biliriz ki tüm canlı yaratıkların kişilikleri genel olarak, yapısal(fıtratı-genetiği-irsi), kültürel, inançsal, eğitimsel….vb kökenli olarak;kabullendikleri, ret ettikleri, tasdik ettikleri…vb değer yargılarının mantık kafesi, süzgeci ve örgüsü içindedirler. Bu değer yargıları çatısında ki mantık örgüsünün dokusunu;kişinin kabullendiği, ret ettiği veya şüphelendiği;kanunlar, davranışlar, eylemler, süreçler, olaylar, bilgiler, ayetler, vecizeler, atasözleri, özdeyişler…vb temel mantıksal denklemler oluşturur. Kişinin değer yargıları, mantıksal denklemleri dokusunun arasını öğrendiği, edindiği yada genetik-fıtratı-irsi yapısında bulunan bilgilerin ilişkisel bilgi birimleri örgüsü doldurur. Liyakatli ve kaliteli öğretim, öğrenim ve eğitimle kişinin tüm değer yargıları, mantıksal denklemleri ve bilgi örgüsü beyinsel ve zihinsel havuzuna kayıt edilir. Kişi tüm değer yargılarını, mantıksal denklemlerini ve bilgi örgüsünü kültürel olarak öğrendiği anadilindeki kavramlar, kavramisimler, isimler ve sembollerle ifade ederek aynı dili bilenlerle sözel, bedensel, mimik..vb ile iletişim kurar. Kişi dilini bilmediği bir toplum içerisinde bu kültürel iletişlimde mahrum ve yoksun kaldığı için;yontma taş devri ve öncesi insanların iletişim seviyesine düşer. Onun için bir kültürel dildeki, kavramlar, kavramisimler, isimler ve semboller o kültürel dilin iletişim araçlarıdır. Bu açıdan dünyadaki ve insanlık havuzundaki var olan doğal-vahşi!!! kültürel dil kümeleri arasında öğretim, öğrenim ve eğitimle verimli ortak payda akli-mantıki!!! lisan ve dil geliştirmek insanlığın en önemli sorunlarından biridir. Fıtratı-yapısal, inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları; mantıken kabullenebilirlikleri, kabullenemezlikleri ve tercihleri örgüsünün zihinsel yapıtaşlarını oluşturduğu için verilen öğretim ve eğitimi yaratığın kabullenmesi yada davranışına yansıması için aktarılmak istenen bilgilerin gerekçeli ve ilişkisel olarak yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarıyla ilişkisel örneklerle verilerek hayata güncellenerek beyinsel, düşünsel ve zihinsel özümsemeyle (asimilasyonla) uygulamada alışık tepki (refleks) haline getirilmelidir. Değer yargılarına ters verilen yada değer yargılarıyla ilişkisel verilmeyen; öğretim, öğrenim ve eğitim ürünleri eğitilen kitle tarafından kabullenmekte sıkıntı yaratır ve hedefe ulaştırmaz. Belki de ülkemizde yapılmış ve halen yapılmakta olan devrimler, öğretim, öğrenim ve eğitimlerin çoğu ülkemiz halklarının yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarına uyumlu verilmediği, cebren ve hile ile yada zorunlu kapitalist ekonomik farzlara bağlı olarak empoze edilip bilgiler beyinsel ve zihinsel olarak sindirilip hayata uygulanabilir alışık tepki (refleks) haline getirilmediği için istenen seviyede başarılı bir ülke olamadık. Bu duruma çözüm açısından ülkemizde değer yargılarımızın düstur denklemi konumundaki; vecizeler, atasözleri, özdeyişler, ithal edilmiş atasözleri... vb önemli bir kısmı yanlış, eksik, ters... vb olduğu için insanlarımızda kavram, düşünce, öğrenme ve iletişim yanılgısına neden olmaktadır. Bu açıdan bunların ivedilikle akademik çevrelerce gözden geçirilip daha bilimsel alternatifleri, eksikleri, geçerlilik sahaları… vb hakkında ayrıntılı bilimsel çalışmalarla sonuçlandırılıp toplumun yapısal, beyinsel ve zihinsel havuzundaki önemli değer yargılarının yenilenerek toplumsal değer yargıların; yapısal, zihinsel ve beyinsel havuzdaki yerleri daha sağlıklı ve olumlu bir konuma getirilmesi gerekir.


       
ALLAH C.C.'HU KİMDİR? Kendini istediği yaratıklara ve varlıklara; belge, icraat, peygamberlerle ve dinleriyle veya dilediği gibi bildiren-hissettiren... vb!!! bilinen, bilinecek, var olacak ve var olan tüm alemlerin yegane ilahı ve rabbidir. Dinleri, peygamberleri ve kitaplarıyla insanları peygamber ahlakı kurallarına riayete davet eden ve ebediyeti yaratıklara bağışlayan;mert ve ikram sahibi, eşi, ortağı, benzeri olmayan;doğmayan ve doğurmayan yegane yaratıcıdır. Peygamberleri,  alimleri ve değişmek isteyen insanları, kurumları, devletleri, milleteri... vb; peygamber ahlaklı kılmak için;fıtratlarına uygun!!! terbiye eden, değiştirebilen rabbimizdir.Tüm yaratıkları büyük kıyametle öldürüp ve tekrar diriltecek olan kusursuz güçlü zattır.Düşündüklerimizi, hayal ettiklerimizi ve yapamadıklarımızı; sanal, soyut veya diğer enerji halleri şeklinde somutlaştırıp hayata uygulatan, uygulayan, uygulatabilen….vb her şeye kadir, kusursuz ve eksiksiz zattır.Kör, topal, katil, sakat, cansız …vb tüm yaratık, olay, süreç, davranış ve enerji hallerine; kusursuz empati duyan ve icabet eden yegane zattır. Kendini tarif ettiği gibi olan ve isimlerini kendisi bildiren tek zattır. Gönderdiği tüm dinlerin ve her şeyin; sahibi, kadiri, yaratanı ve hakimi tek mabuttur. Arda kalan; gizli, açık ve diğer konumlardaki ilahların hepsi onu taklitçi, belgesiz ve delilsiz çapulcu sahte doğa-uzay dinlerine tabii yada Allah CC’NİN dinine ve insanlara karşı kahpe, sahte, çapulcu ve deccalı ilahlardır.
   İnsanın/lığın yegane babasına (Adem AS’A) nefisini (meleklerini) ilk defa ve en önce(yaratmadan önce) secde ettirterek dirilten. Adem AS'A secde etmeyen iblisi (Adem AS’MI ve zürriyetini; düşman, hor ve cahil gören yaratık) huzurunda men eden ve kovan kusursuz erdemli ve insancıl yegane rabbimizdir.
   El Evvel Allah CC'HU vardı; çok şey ilminde idi/dir/olacak, sonra taktir ettiklerini yaratık olarak yarattı. Daha sonradan insanı da yarattı ve kendini ona bildirdi, tanıttı.
İnsanın fıtratından verim alması için; İnsanın fıtratı geliştikçe kaldırabileceği oranda, sırasıyla, Suhuflar (Adem AS, Nuh AS…vb), Zebur (Davud AS), Tevrat (Musa AS) , İncil(İsa AS) ve Kuran-ı Kerim (HZ. Muhammed AS son peygamber) kitaplarını ve peygamberlerini uygulayıcı olarak gönderdi.İnsanın kainat ve dünya hayatından verim alması için kitaplarını ve peygamberlerini göndermiştir.İnsanı bu düstur üzerinde halife kılıp geri davet etti.Sonradan (El Ahir Allah CC'HU) tüm yarattıklarını öldürüp (El Kahhar Allah CC'HU) dilediklerini ebedi kılmak üzere tekrar dirilteceğini (El Hay Allah CC'HU) bildirmiştir. (ayetler vardır)
   Allah CC'HUNE: insanlığın  hayırlı mukadderatı için cıvıtmadan; irade ve fıtrat ölçüsünde!!! kurallarına itaat edilir. Şükür, tenzih, zikir ve secde ile dua edilir.
   Allah CC’HU; Kelime-i Tevhidi("Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah" yani "Yegane İlah ALLAH C. C.’DİR, Ondan Başka İlahlar Yalandır ya da Yoktur Muhammed AS Onun Elçisidir" samimiyetle zikir eden ve kabul eden herkesi affedeceğini bildiren-müjdeleyen yegane rabbimizdir (kovulmuşları ve özel haldekiler hariç).     
Allah CC’HU;Kendisine şirk koşmayan Cümle-i Şahadet-Tevhidi ( İslam’daki ilk ve tek dogma farz) Zikir Eden ve Kabul Eden Yani " Kelime-i Tevhit/Yegane İlah ALLAH C. C. Ondan Başka İlahlarYalandır ya da Yoktur!" diyen tüm insanları/sorumlu yaratıkları en sonunda affedecek ve ebedi hayat bağışlayıp cennetlere (istisnalar ve kovulmuşlar hariç) koyacak olan yegane rabbimizidir. Günahlar ya af edilir ya da cezası çekilerek kurtuluş müjdelenmiştir. Allah CC’HUN bu müjdesi beni fetih etmiştir.
Ancak İslam’daki diğer 4 farz sadece sıhhati ve olanakları elverişli olanlara sorumluluk yükler;
Zekat
ve Hac'dan yeterince parası olanlar mutlak sorumludur.
Oruç
'tan sıhhati elverişli olan sorumludur. Sıhhati elverişli olmayanların yeterince parası varsa bedelini sadaka eder.
Namaz;Peygamber ahlakının liyakatli sorumluluk ve eylem bilincini geliştirdiği için dinin direğidir. Olanaklar elverdiğince kılınmalıdır.Olanaklar elverişli değilse gerekirse göz ucu ile bile kılınması önerilmiştir.(hadis)
Bu 4 farzın ircaa edilmesinin belki de esas amacı
1-Namaz;Peygamber ahlakının liyakatli sorumluluk ve eylem bilincini geliştirdiği ve insanı kötülüklerden koruduğu için dinin direğidir. Olanaklar elverdiğince kılınmalıdır.Olanaklar elverişli değilse gerekirse göz ucu ile bile kılınması önerilmiştir.(hadis)
2-Zekat;Mutlak gerekli insani paylaşma olgusu ve duygusunu,
3-Hac;Mutlak gerekli insani birlik ve beraberlik duygusunu,
4-Oruç;Yokluğa doğru empati duyma, açlık hissetmeden yaşama ve şükür duygusunu insanda geliştirmek için vardır.
   Kısaca yaşamın önemini bilen ve liyakali değerlendiren peygamber ahlaklı insanları ortaya çıkarmak için 5 farz vardır.
   Nefsini(meleklerini)  insanın/lığın yegane babasına secde ettirten ve insanın nankörlüğüne ve affedilmez eksiklerine rağmen sahiplenen, af eden ve ebedi cennet hayatını müjdeleyen kusursuz erdemli Allah 'CC'HUNE zevkle, gururla ve onurla; fikir,zikir, tenzih, secde ve şükür edilir.Ona tapıyorum.

Bâtını/Düşünsel/Sanal Kalp;ilk kalp atışından ölüme kadar(kalbin durması),ışık hızından daha hızlı düşünen beyin ivmesiyle genişleyen ve içerisinde;Akıl, Ruh, Zeka, Mantık, Hafıza-Zihinsel Beden, Düşünce, Fikir, Nefis, Muhakeme, Özgünlük, Haset, Kibir, Gadab, Ucup, Kıskançlık, Sevgi, Merhamet, Kahhar…)insan sıfatları ve davranışları…vb sanal-nesnel araçlarımızı(nesnel bedenimiz)içeren sana kalp kapasitesidir veya bâtını/düşünsel/sanal kalp havuzundur. İnsan zihinsel havuzda sorunlarına-problemlerine çözümler üreterek, doğaya uyum sağlamakta güçlük çekmez. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis vardır.
-Hz. Muhammed AS’IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah CC’HU ona oku emrini vermiş ve kalbini okumuştur. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir(gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir.
-Sanki insan yarı sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan sanal kalbinin nesnel ve sanal bilgi deposu yada sana-nesnel hard diski gibidir.
-Zahiri Doğal(vahşi) Kainattaki kanunlarla kainatın sıfatlarına bakıldığında kainattaki pek çok sıfat ve kanunların nesnel ve sanal yaratıkların üzerinde görmek mümkündür. Ancak kainatta olamayan sıfatlardan bazıları insanda vardır. Yani insanda var olan kainat ve içindeki nesnel yaratıklarda olmayan bazı özgünlükle vardır.
İnsanlara Allah CC’HU tarafında verilen Akıl, Ruh ve peygamber ahlakı hasletleri kainatta ve diğer hiçbir nesnel yaratıkta yoktur. Peygamber ahlakı ve düşünsel olarak kainatı aşabilme özelliği nesnel yaratıklarda sadece insanda vardır.
Batini ve zahiri kainatta akılın meleklerde ve cinlerde var olduğu bildirilmiştir. Ayet ve hadis vardır.
Kainatın vahşi ahlak ürünü olan insanlardaki doğal(vahşi); kutsiyet, inanç, örf, adet, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, idler, putlar (idoller)…vb tabular yer yüzü geçmişinde ve günümüzde vardır.


Melek Kimdir?
-En doğru tatmin edici ve yeterli tanımı İslamiyet’te vardır.
-Diğer eski dinlere göre verilen tanımlar kafa karıştırır, eksik ve yanıltıcı niteliktedir.
-Melek Allah CC’NİN Nurunda yarattığı bedensel yapıları ve kişilikleri nurdan nefsi olmayan her şeyi ile Allah CC’NİN emirlerine tabii nurdan memur yaratıklardır.
-Nefsi olmadığı için meleğin iyisi kötüsü olmaz.
-Allah CC ne isterse ve emir ederse şaşmadan bereketli ve hayırlı hürriyetler mesabelerinde onu yerine getiren nurdan yaratıklardır.
-Meleklerin hepsi Allah CC’NİN kendine kaim(kendine tam itaat eden-özgü) nefsi durumundadırlar.
-Onlarda büyük kıyamette ölecekler.
-Büyük kıyamet sonrası bilinen ve bilinmeyen tüm yaratıklar ölü iken yegane diri olan Kahhar olan Allah CC’DİR.
-Çeşitli görevlerde melekler vardır.
-İnsanların sevap ve günahlarını kayıt eden katip melekler.
-Allah CC’YE yapılan zikirleri bildiren avamla ilgili melekler, yaratıldığından beri hep secdede, hep kıyamda, hep rükuda…hep aynı eylemde kıpırdamadan ve yorulmadan şevkle görevli …vb melekler vardır.
-En çok tanınan 4 melek ise; Allah CC’NİN emirlerini, vahilerini, ilimle ilgili bilgileri peygamberlere ve istediği yaratıklara bildiren Cebrail. AS
-Allah CC’NİN yarattığı kainatı ve tüm yaratıkları taşımakla görevlendirdiği İsrafil AS.
-Büyük kıyamet sonrası bilinen ve bilinmeyen tüm yaratıklar ölü iken yegane diri olan Kahhar olan Allah CC’DİR.
-Hay (hayat veren) Allah CC Büyük kıyamet sonrası tekrar İsrafil AS adlı meleğini dirilterek ona sura üfleyip tüm yaratıkları diriltmesini emir verecek ve öldürülen yaratıklardan taktir edilenler tekrar diriltilecektir.
-Allah CC’NİN yarattığı kainattaki ve tüm yaratıklardaki dinamik olayları sevk ve idareyle görevlendirdiği Mikail.AS
-Allah CC’NİN ruhundan üflediği (ruh verdiği) yaratıklar öldüğü zaman ruhlarını alıp Allah CC’YE götüren Azrail AS dır.

Cinler ve İblis Kimdir? En doğru tatmin edici ve yeterli tanımı İslamiyet’te vardır.
-Diğer eski dinlere göre verilen tanımlar kafa karıştırır, eksik ve yanıltıcı niteliktedir.
-Mavi alevli ateşten yaratılmış ve her türlü kılığa bürünebilen kainatın farklı ve nesnel hemen çok boyutlarında yaşayan yaratıklardır.
-Allah CC'HU tarafından Adem AS yaratıldıktan sonra(insanın halifeliği nedeniyle) tüm yaratıklar gibi cinlerde insana bağlanmışladır ve insanın metriksindedirler.
-İnsanın metriksini aşamazlar.
-Adem AS cennete yaratılıp konmadan önce yer yüzünde ve kainatta Allah CC’YE karşı sorumlu ve halife olan yaratıklardır.
-Onlara din ve peygamber gönderilmiştir.
-Onların içinde Menazil adlı topal bir cinin oğlu olan Azazil adlı cin, melek değil ve nurdan yatılmamıştır.
-Azazil(İblis) tüm diğer cinler gibi mavi alevli ateşten yaratılmış cinlerden Menazil adlı topal bir cinin oğlu bir cindir.
-Azazil cinlere ve meleklere imam olarak atanmış ve rivayet edilir ki 200 yıl namaz kılıp cinlere ve meleklere imamlık yapmıştır.
-Adem AS yaratılmadan önce ola ki yer yüzündeki insanımsı cahil yaratıklar(vahşi/doğal insanlar) daha henüz kainattaki yaratıklara dağa, taşa, güneşe taparak tapmanın emekleme aşamasında iken Cinler alemi dorukta halife hatırı sayılır ilim sahibi idi.
-Ola ki vahşi insan dağa, taşa, güneşe…vb eşyaya tapmaya başladığı zaman(Ör.Astekler, Mayalar, İnkalara, Ortadoğu ve Afrika halkları) cinler halife idi ve vahşi insanın bu eylemiyle alay etmiş ve hayvan muamelesi yapmışlardır.
-Yani yer yüzünde güneşe tapınarak oluk oluk kan akarken imamı iblis/Azazil İbni-Menazil (cinlerin imamı) insanları yolda şaşırtma ergini kötüye kullanarak yandaşı cinlerle cirit atıyordu.
-Yer yüzü hali Allah CC’YE ayan oldu ve yeni bir halife yaratacağını celallenerek nida etmiştir.
-Ola ki yer küresinde hayvanlar mesabesinde insanımsı yaratıklar (vahşi insan) tapmanın emekleme aşamasında iken tapınmaları cinler tarafından hayvan muamelesi görerek topluca güneşe taparak insan katıl edilmesini motive edilerek gırgır geçilerek hoş olmayan muamele görmüşler ve bu olaylar devam ederken Allah CC’HU bir halife yaracağını celallenerek meleklerine nida edince, melekler yarabbi biz sizi yeterince tespih etmiyor muyuz, yer yüzünde bir kan mı kopacaktır diye sitem etmişlerdir.
-Allah CC’HU şüphesiz benim bildiğimi siz bilemezsiniz diye buyurmuştur.
-Adem AS hem tüm nenesel kainattaki (yaşadığımız kainattaki) tüm kozmik topraktan hem de cennete ki topraktan (çamuru yoğrularak) yaratılarak cennete konmuştur. Adem AS özel ve her iki alemin toprağından yaratılmıştır. Belki de vahşi insan (dünyevi doğal insan) sadece kozmik çamurdan türeme ile (hayvanlara benzer olarak yaradılışta) türetilmiştir.
-Tüm melekler ve inanan cinler Adem AS'A secdeye davet edilmiş; ancak İblis (Azazil ibni Menazil) adlı cinlerin imamı secdeye kapanmamıştır.
-Allah CC'HU tarafından İblise neden secdeye gitmediği sorulduğunda, ondan (Adem AS'DAN) daha üstün olduğunu iddia etmiştir ve kendisini (iblisi) ateşten onu (Adem AS) çamurdan yarattı diye Allah CC'HU cevap vermiştir. Araf Süresi (11-20. Ayetler)
-Ola ki yeryüzündeki vahşi-doğal insanlarla(akılsız-ruhsuz insanlar) veya insanımsılarla ilişkilendirerek-benzeterek cennete yaratılan ve Allah CC’HUN Ruhunda üfleyip akıl işletim sistemini yüklediği Adem AS’LA gırgır geçen iblis derhal oradan kovulmuş ve cinlerin halifeliği yaratıklara kötü örnek olmaya başlayınca vadesi bitirilerek yeryüzü ve kainatta halifeliği men edilmiştir.
-Tapma ve halifelik vakti gelen insan halife ilan edilmiş ve melekler insana icabet etmiştir.
-Umulur ki sonra yer yüzündeki güneşe ya da diğer yaratıklara tapmanın kıblesi adem AS’A bağlanarak yönlendirilmiştir.
-Sonrada şeytan Adem AS ve Eşine cennete vesvese vererek (musallat olunca) yasak ağacın meyvesinden yiyerek; Adem AS ve eşi yaratıldığı cennetteki kainattan yer yüzüne bedensel olarak indirilerek;kıyamete kadar insan; şeytanın (iblisin kavmi) ve Adem AS zürriyetinin davalı tarlası halinde bereketlendirilmiş ve dini diyetlere dayalı (peygamber yaşantısı) yaşama şekillerini düzenleyerek geri davet edilmiştir.
-Vahşi tapmanın gereği insan güneşe ve diğer yaratıklara insan kurban etme, nefsine eziyet etme vahşetinden zevk alan, insansılarla gırgır geçerek alaycı sadist ziyafetinde iblis ve yandaşı insalara-cinler men edilmiştir. Tüm tayfesi (insan ve cinler) şeytan olarak ilan edilmiştir.
-Gün geçtikçe tapınma gereği duyan insanlara ve cinlere melekler tarafından yardım edilmiş ve insanlardaki inanç sapıklıkları gün geçtikçe azalmış, insan peygamberler ve dinler yer yüzüne gönderilerek bu güne gelinmiştir.
-En son halife insan, en son din İslam ve en son peygamber Hz. Muhammed AS olmak üzere dinide;mucizevi olarak bugün bilimin kabul ettiği kainatın ve tüm yaratıkların geleceğini, varacağı son durumunu Malik Allah CC din günü sahibi olan olarak bildirmiştir. Filmleri izleyin;İnsanlık Sonrası, Yerküresinde Olası Evrimsel Değişim Evreleri, Evren Nasıl Ölecek , Evrenin Ölümü İle İlgili Teorilerin Bilimsellikle Örtüşümleri,
Özel Not;
-Gerçekleri öğrenmek için madde tabanlı düşünmek (nesnel bilimsel tabanlılık yetersizdir) diğer enerji hallerine çekinik ve yetersizdir.
-Madde (nesnel beden) tabanlı (ateistlerde düşünme tarzı) , ruh tabanlı (ruhban düşünme tarzı), kişilik(ego düşünme tarzı) tabanlı, şeytani kişilik (cince düşünme tarzı) tabanlı, hayvani(hayvanca düşünme tarzı) kişilik tabanlı düşünmeni hepsi bir arada kişilik tabanı üzerinde istişareli düşünerek tercih yalnız İslamiyet’te vardır.
-Bunlardan (şeytani, hayvani ve nesnel tabanlı düşünmek nefis tabanlı düşünme gruba girer). Dünyası için ahreti, ahret için dünyasından vaz geçen bizden değildir.(Hadis vardır).
-Onun için bilim melek, cin ve şeytan kavramlarına çözüm getirmekte cahil kalıyor..
-Cinler özellikle hassas inanç sahibi insanların düşünsel enerjisini kontrol ederek bedenine hüküm ederler.
-Onun için iblis ve tayfası tüm ademin çocuklarını doğru yolda atıp şaşırtacağının cehaletini ve husumetini Allah CC’YE itiraf etmişlerdir. Araf Süresi (11-20. Ayetler)
-İnsanlar genellikler cinler alemindeki yaratıklara işletim sisteminin yüklü olduğu bâtını/düşünsel/sanal kalp ve zihin havuzunda hissederler ve muhatap olurlar.
-Vahşi insanlar doğal işletim sistemine sahip oluşları nedeniyle cinlerden kedilerini saflaştırmaları çok zayıf olasılıktır.
-İnanç sahipleri hassas insanların düşünsel alemde cinleri keşfetmesi daha kolaydır.
-Bu insan tiplerinin düşünsel işletim sistemleri daha hassa ve özeldir.
-Cinlerin kendisine musallat olduğunu vahşi insanlar hissetmezler.
-Ancak inanç işletim sistemi yüklü insanlar bunu net hisseder.
-Bilimin cinleri çözümlememesinin en büyük güçlük ve sıkıntısı burada yatar.
-Enerji seviyelerinin bilinçli hassas paradoksu şeklinde oluşundan olsa gerek.

Dinde ve Doğada Uyumsal Değişim(evrimleşme) Şart m? Değişmeyenler ne olur?

Değişmek istemeyeni/leri (DEĞİŞMEZ CAHİLLERİ) Allah C.C. değiştirmezmiş(ayet). Haklı ve gerekli değişmeyi istemeyenlerin (cahillerin) liyakati doğadaki dogma yasalarla şekilleniyor; ya doğa yasalarına uyumlu asimile olup yok olur (bileşenlerine parçalanır), ya değişenlerin-uyum sağlayanların biriken devasa kitlesinin kementlerine malzeme olur ya da doğaya uyumlu döngülerin (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) aksamı olurlar sonrada buna batıda evrimleşmiş deniyor. Kısaca;fert ve toplumsal bazlarda belki de tüm canlılar, geleceğin fiziksel, toplumsal, sürü, sanal, zihinsel…vb koşullarına uyum için;ya ilahi nadası (formatı) ister ya da doğal format(nadas) yer. Bu uyumsal değişimin bedeli de yediği doğal veya ilahi format ( nadas) nedeniyle sıkıntı ve acı çeker. Belki de değişim için bu bedel ve olgu tüm canlı için değişmez bir sonuçtur. Dinde ve normal hayatta;siyasi, düşünsel ve/veya nesnel mazoşistler nadası yerken ve siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadistler acı çektirir veya işkenceyi seyir ederken zevk alırlar bu tepkileri normal değildir. Bu tepkiler toplumsal normlara çok zarar vermiş, toplumları şaşırtmıştır. Bu özel anormal tepkidir. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007. Belki inanmaya fıtratı müsait olamayan insanlar, dini tercih etmeyen ya da dinden nefret eden insanlarla , inanç cahilleriyle , münafıklarla uğraşmaktansa; harfleri, rakamları, elementleri, olayları, olguları, süreçleri, aşkları, kitapları, makaleleri, hayvanları, nefisleri ya da kısaca;bu tip değişmek istemeyen fert, toplum ve kavimler hariç; tüm külli enerji ve külli metriksi (ortamı) inandırmaya çalışmak ve doğaya pozitif değerler kazandırmak amacıyla merhametli-adil icabet etmek daha hayırlıdır.Dinin, rejimin ve bilimin toplumsal döngülerdeki ilişkisel özgünlüklerinin önemini ve liyakatlerinin konumlarını doğru kavramaktan aciz namuslu ve dürüst inanç, bilim ve rejim cahilleri; bu toplumsal zincirin halkasını/larını koparmadan, alternatifinin liyakatini kavramadan veya tenezzül edip üzerine bu reçeteyi bir ay bile uygulamadan; yargılamasının acısını gelecek nesillerimiz çekecektir. Sürekli genişleyen ve hızlanan kainattaki değişimin(Göğü hala genişlemekteyiz/ayet var) mekanlara ve yaratıklara etkisine uyumsal tepkiye; canlılar(canlı sistemle) genleriyle ve zekalarıyla, cansız sistemler zekaları ve değişime uyum mekanizmalarıyla, akıllı yaratıklar yaşama şekillerini, döngülerini, mekanlarını, davranışlarını, kısmen de genlerini değişime uğratarak uyum sağlarlar. Değişmek istemeyeni Allah CC’HU değiştirmez (ayet var). Değişmezler(Cahiller) doğa yasarlıyla değişir. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir. Önermesinin sizde zihinsel doku uyuşmazlığı yaptığı alanlarını daha uygun öneriler ileri sürerek eleştiriniz.
İpucu;sürekli değişen kainata fert, toplum, ülke, devlet bazında insanın/ların;yaptığı peygamberi ibadetler ve uyguladığı peygamber ahlakı kurallarla zihinsel-düşünsel işletim sistemini/lerini sürekli güncellenmesi gerektiğini düşünün. Güncellenemeyen düşünsel ve zihinsel sistemlerin nesnel-düşünsel-sanal hayat döngüsünde zarar görebilecekleriyle ilişkilendirin. Değişim/lere bağlı olarak hangi andan…hangi asırlara hangi kavimlerin insanlığın hangi boyutunda olması gerektiğinin değişmez kader çizgilerini Allah CC’HU taktir eder, ve ircaa eder. Akıllı insanlardan da kendilerine verilen tercih hürriyetleriyle de kalan işlemi peygamber ahlakı tercihleriyle en sağlıklı tamamlanması istenir. Bunu yapmayanlar bedelini verimsiz ve istenmedik sonuçlarla öder. 1
       Belki de değişmek isteyen insanların Allah CC’HUNU doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler..vb; doğru algılamak, doğru empati duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünme ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da…vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgisizleri. ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz
     Kapitalist(Sermaye Kuduzu)ler, siyasiler ve inanç münafıkları dinden ve Allah"tan yana görünüp, hatta inandıklarını paralarına bile kazarken, uygulamada Müsrif-İlkel Teknoloji , Patojen(öldüren)-fosil teknoloji yönünden az gelişmiş toplumların samimi, saf veya cahil insanlarını tepe tepe toplumsal ve teolojik mayın tarlalarına (Allah’ın hududuna) sürükleyerek dine karşı bedensel ve zihinsel eylemlerde kullanıyor.Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini (burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek)yapıyorlar (Filmi izleyin). Ne acıdır ki: dinle, dini liyakatsiz uygulayanların farkını doğru kavrayamayan veya buna yönelik çözüm üretemeyen; son derece zeki ve dahi bazı bilim bilginlerimiz (bilim insanlarımız) bile bilimi ve kendilerini bu liyakatsiz metriksten/lerin denklemlerinden kurtarmamışlardır. Allah C.C. tarafından; laf olsun diye yer yüzüne Allah C.C.'HUN dinleri gönderilmemiştir. Gerçekten!  eylemler katıksız ve kuşkusuz saygı duymaya değerdir.
   Astekler (filmi izleyin) , Mayalar,1 ve İspanyolların şeytanı ve iblisi avlama ütopyaları (filmi izleyin), İnkalar (filmi izleyin), Kızıl derililer,  Romalılar  (Filmleri izleyin 1, 2, ) Thaipusam Doğa Dininine Tabii Hinduları, Pamir Dağlarının keşişleri, Puta, hayvanlara tapanlar, budizm... vb yeryüzündeki;zeki tasarım dinleri ör.Budizm (Filmleri izleyin 1, 2 ) ve Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin inanç cahillerini ve inanç sapıklarının sayılarının çığ (Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin)gibi büyümesine Allahın gönderdiği dinler(Allah C.C.'HUN dinleri) engel olmuştur. Zaten Kuran-ı Kerimin son ayetlerinde de Müslümanlara!!! ve diğer inananlara; insanın rabbine!!!, sahibine ve ilahına sığınması istenmiştir.Ümmet gemisi insan gemisinin ortamındadır (metriksindedir).Bazı insanlar kendi hür tercihleriyle ar ederek iman eder insanlık gemisinden(beyin makamından) ümmet gemisine(kalbe) inerler ya da nasyonalistler, şovenistler ve siyonisler isterlerse bu dar ve liyakatsiz(soy kütüğü makamından) makamlardan ümmet makamına(kalp makamına ) çıkarlar . Güdük olmayan evrensel insanlarda buna saygı duyarlar. İnsanın sanal dünyasının huzuru ahlakına ve davranışına da yansır.İnsanın toplumsal döngüsünde; kavimler arasındaki çeşitliliğin önemi;İzmir'n aziz kargaları ve Yellowstone gri kurtlarının gerçek hikayesinden  (Film İzle) daha çok şey ifade etmelidir. Onun için Müslümanlar, insanın Allah'ına sığınır ve insanın misafiridir bu dünyada.Evrensel insana düşen doğru, net ve nokta teşhisle samimi Müslümanların içindeki kesin din, millet, kavim ve bilim münafıklarını asimile etmek, deşifre etmek veya avlamaktır. Bu tercihler liyakatli ve fıtrata uygun olunca inancından hayır görenlerden insanlık ve kendileri hayır görür (Hidayetin liyakatlisi Allah CC’ ten olanıdır) . Yoksa tarih boyunca siyasi, politik…vb sadece dünyevi veya sadece uhrevi amaçlar için tüm fıtratların hür iradelerini gasp (tercihlerini gasp etmek) ederek inanca zorlamak liyakatsiz ve sonuçları da ortadadır.


ŞEYTAN KİMDİR?Akıllı yaratıkları; gayri ahlaki,gayri akli ve istenmeyen hayvani;eyleme, düşünceye yönlendirmek ve telkin etmek üzere; fert, toplum, kurum, kuruluş, yaratık/ları kullanan; bilinçli-bilinçsiz - mantık sistemlerine sahip sanal veya gerçek kişiliğe/lere verilen kavram-isimdir. İnsan aklının zekasının ve fıtratının açıklamaya ve anlamaya henüz müsait(uygun) olmadığı; eylem, olay, olgu ve tartışmalara başka insanları (fert, toplum,kurum, kuruluş, devlet..vb araç olarak) kullanan, sürükleyen ve zorlayan yaratıklara atıf edilen sıfattır. İnsanın cehaletinden yararlanarak,aklının ermediği şeylere insanı yarıştırmaya, tartıştırmaya-eyleme sürükleyen, zorlayan ve araç olarak kullanan bedensel veya sanal yaratıklardır. Kısaca İblisin karakteri ve ahlakıyla kendini donatmış ve havyalar alemindeki ahlaktan ilham alan ve feyizlenerek akıllı yaratıkları da kendi ahlakı metriksine sokmak için gayret eden yaratıkların hepsine şeytan denir.
Adem AS ve eşine cennete bulaşıp gübre kokusuyla ve kovulmakla şereflenerek yer yüzüne inen iblis ve ona uyan tayfası (Şeytanı) belki de tekrar cennete konsa canı sıkılır gübre kokusuna ulaşmak için birlerini yolda atmak için tekrar canı sıkılıp ortalığı kokutur. Sizi tekrar dünyaya gönderseydik yine aynı işleri yapar dönediniz(ayet var). Onun için şeytan ve tayfası için hamaset ve işgüzarlık edip ebedi barış ninnilerini insanlığa okumaya gerek yok.
Şeytanın ve ona uyanların (fert, toplum, kavim ve insanlık bazında) en önemli gayesi ve amacı;cebren, siyasetle ve hile ile... vb insanların IP numarasını (fert, toplum, kavim bazında, insanların iç ve dış alem şifrelerini/tiryakiliklerini, zafiyetlerini, aşmazlarını, cehaletlerini, bilmezliklerini, tabularını... vb kontrolü ele geçirme sevdası) ele geçirip geliştirdiği hayvani-doğal-vahşi sistemlerin handikabını/larını insanlara cebren, hile ile, siyasi…vb kabul ettirerek her alanda faiz(parazitli-asalaklı) düşünce sistemi ve zihniyetiyle cebren ve hile ile vebalini-günahını-suçunu-ceremesini… vb her şeyini insanların sırtına bindirip yaşamını sürdürmektir.
Şeytan; fert, kavim, toplum, millet, halk..vb bazında akıllı yaratıkların üzerinde parazit geçinmek ve ısrarla onların nesnel ve düşünsel yönetim sistemlerini (özgü kişilik şifrelerini, değer yargıları örgüsü zafiyetlerini) ele geçirip kendi kavmine asimile yada özümseyerek ateşli bir yönetici olmak isteyen yaratık yada yaratıklardır. Akıllı yaratıkların sırtında ve emeği üzerinde bedava geçinmek için;cebren, hile ile, iknaa ile…vb yollarla kandırıp hayvanlardan daha aşağı toplumsal makamlarda yaratıklar olarak yaşamayı akıllı yaratıklarda alışkanlık-alışık tepki (refleks) ve tiryakilik haline getirmeye çalışan; nesnel, sanal, düşünsel…vb kılıkta ki tüm yaratıklardır.
        Allah şeytanı şeytan olsun diye yaratmadı. Akıllı varlık olarak yarattı ve şeytan nefsini tanıdı. Sonradan şeytanının kendisi Allah CC’HUN kurallarının tersine kendi tercihleriyle hilkat garibesi kader çizgisine girmiştir. Kendisine neden Adem AS’A secdeye gitmedin diye sorulduğunda ben ateşten yaratıldım ve ondan daha hayırlıyım demiştir. Nefsine uyduğu kendisine hatırlatılmıştır. Sonrada bu çizgideki tüm akıllı varlıklar (İnsan, Cin... vb) şeytana uymuş kabul edilip yada yaşam döngüsünde şeytana tam itaat ediyorsa sanal yada nesnel şeytan kabul edildiği:Allah CC'HU;Peygamberleri, Suhuf ve Kitaplarıyla bildirilmiştir.

Yaradılış;
-Allah CC’HU bir şeye ol der o da hemen oluverir.(Ayet)
-Ebedi-ölümsüz boyutta kâinata ol dedi ve her şey oldu bitti! Olmuş bitmiş boyuttaki sonuçlarda; yaratığın tüm tercih olasılıklarıyla varacağı sonuçların hepsi mevcuttur. Yani bir kişi Allah CC’HUNA peygamber gibi teslim olması ile varacağı kader çizgisiyle sona ulaşır. Kendi özgün tercihleriyle hayatını değerlendirmesiyle varacağı kader çizgisinde karışılacakları önceden bilinir ve farklıdır. Onun için Allah şeytanı şeytan olsun diye yaratmadı. Akıllı varlık olarak yarattı ve şeytan nefsini tanıdı. Sonradan şeytanının kendisi Allah CC’HUN kurallarının tersine kendi tercihleriyle hilkat garibesi kader çizgisine girmiştir. Kendisine neden Adem AS’A secdeye gitmedin diye sorulduğunda ben ateşten yaratıldım ve ondan daha hayırlıyım demiştir. Nefsine uyduğu kendisine hatırlatılmıştır. Sonrada bu çizgideki tüm akıllı varlıklar (İnsan, Cin... vb) şeytana uymuş kabul edilip yada yaşam döngüsünde şeytana tam itaat ediyorsa sanal yada nesnel şeytan kabul edildiği:Allah CC'HU;Peygamberleri, Suhuf ve Kitaplarıyla bildirilmiştir.
-Ancak Allah CC'HU ebedi boyutta olup biten senaryonun geçici-ölümlü hayat ve yaratıklar boyutundaki (Kainattaki) senaryoyu tarif ederken;
1-Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık (Ayet)
2-Yeri göğü 6 günde yarattık (Ayet)
3-Göğü hala genişletmekteyiz. (Ayet)
Sonuç;
-Ölümsüz bir boyutta olmuş ve bitmiş bir senaryonun ölümlü, geçici ve sonlu boyutu yaşanıyor ve yaşıyoruz.
-Yaşayan bu senaryoda;ör, hayırlı mukadderat dileyen bir insana Allah CC’HU icabet ettiği zaman o insanın geçiciden ebediye tüm mukadderatını değiştire biliyor. -Yada geçi senaryodan dilediğini ebedi, geçici…vb yapabiliyor.
-Onun gücü her şeye yeter ve o her şeye kadirdir.(Ayetler var)

DECCAL KİMDİR?En çok Allah C.C ’HUYU taklit ederek ona benzemek isteyen sahte ilaha/lara denir.
-Deccal;gizli, açık, bilerek, bilmeden; ilahlaşmak isteyen,kandırılan, dini ile alış veriş yapan veya dinini satan... vb tüm yaratıkların ilişkilendirildiği sanal kişiliktir yani "bir o var ki oda ondan içeru". İnsan veya insanlık üzerine ilahlık niyetlerini hayata geçirmek için; insanı yozlaştırıp hayvanlaştırmak ve bilgi edinmek için kudurmuş ahlak sisteminin insanda ortaya çıkmasına vesile olan sahte ilah ve ilahlardır. Kısaca onun için başta insan olmak üzere tüm yaratıklar ilahlaşma aracıdır. Bu amacına ulaşmak için;başta insan olmak üzere sıra dışı kötü amaçla;çoklu, bölücü, parçalayıcı, analiz edici uygulamalar ve zihniyetle, yaratıkların fıtratlarını zorlayarak tüm enerji hallerini deşifre ederek edindiği bilgilerle kendini tevhit ettirten sahte ilahi kişiliktir.
-Allah CC'DEN başka (arda kalan); gizli, açık ve diğer konumlardaki ilahların hepsi onu taklitçi, belgesiz ve delilsiz çapulcu sahte doğa-uzay dinlerine tabii yada Allah CC’NİN dinine ve insanlara karşı kahpe, sahte, çapulcu ve deccalı ilahlardır.
-Fert ve toplum bazında emir kipleriyle dua ettirerek, tersine dualarla, düşüncelerle, eylemlerle va ibadetlerle insanı Allah CC’HUN rızasından uzaklaştırarak yecüc-mecücleştiren yani maddi ve manevi her iki cihan da her şeyinden hayır görmeyen gün geçtikçe cüceleşerek her şeyiyle alemlere rezili kepaze ve ibret olan kavimlere dönüştüren yada insanları, cetlerini liyakatsiz hırpalayarak, yurdundan kovarak yada severek okşayarak met et fetih et okşa okşa sonra yokuşa yokuşa ahlakını yozlaştıran eğitim sistemleriyle sahte başıboş özgürlük vaatleriyle ilahlaştırmaya yönlendiren çapulcu sahte rablik makamıdır.
-Geçmişte, günümüzde ve gelecekte: Şeytanın arzuladığı; Nemrutların, Firavunların, Cengiz Hanların, Çinlerin, Hitlerin, Karunların, Lutilerin, Semudilerin… vb peygamber ahlakı hastası fert ve toplumların, gelecekte amel ve tefekkürleriyle örtüşen ve mutlaka dünyada yaşayarak gerçekleri öğrenecek insansı çapulcu ilah ya da ilahlardır.
-Genellikle insanlar kendine iftira ederek;kendilerine şeytan ya da deccal demektedirler veya dedirtmektedirler.
-İnsanlar deccal olamaz olsa olsa Deccal’e malzeme olur.
-Bugün batıdaki satanistler ya da iblisim diyenler saptırılmış zihniyetin cahil avukatlarıdır.
-Bu tip insanlar sadece iblisin ya da deccalin varlığına ve kendilerine iftira eden sapık insanlardır.

-Aklın şah prensibin tersine çalıştığı asrın ilahlık makamıdır.
-Fert ve toplumların nefsine ve zekasına kul ve mahkum olduğu zamandır.
-Hayvanların insanlardan daha çok sevgi, saygı ve itibar gördüğü zamandır.
-İnsanların hayvanlardan daha aşağılık itibar gördüğü zamandır.


    Deccalı Asrımıza Güncellemek;
-Allah'ı taklit etmeye çalışan;hedefine ve emeline ulaşmak için; sapık ve cahil inanç ehlini, ilahlaşmak isteyen insanları, inanç düşmanlarını ve cahil insanların emeklerini ve enerjilerini makamına tevhit etmeye çalışan çapulcu ilahlık makamının ehlidir.
-Allah CCH’HU insanları dirilterek sanal, nesnel ve düşünsel hayat döngülerinde kanıtlar gösterir.
-Deccal insanları hortlatarak peygamber ahlakı sıfatlarını taklit ederek tasarrufa götürüp sahte Kadiriliğini Rahmaniliğini kanıtlamaya çalışır.
-Sonuçta Allah CC’HUN dirilttiği ve icabet ettiklerinin ürettikleri peygamber ahlakı ve peygamber ahlakına uyumludur.
-İnsanları hem ahrete, hem geleceğe hem de dünyaya uyumlu ve liyakatli hayat döngüleriyle kenetler.
-Deccallın ürettirdiklerinin sonuçları doğal ahlak ve hayvani ahlak’a uyumlu sonuçlardır.
-Deccal insanları sürekli liyakatsiz sanal, nesnel ve düşünsel hayat döngüleriyle sadece doğaya ve hayvanlara kenetler.
-Deccal asrında bazı insanları ikna etmek için düşünsel ve nesnel örtüşen gerçek kerametlerle kendine inandırmayı başaracaktır.
-Hatta insanı bile ortadan ikiye ayırma ve tekrar birleştirme bilimine sahip olacağı ve bu ilimle insanları kendi ilahlığına tevhit etmeye çalışacağı hadislerde bildirilmiştir.
-Deccalın ilminde ve uygulamalarındaki sonuçlar;nesnel, sanal, toplumsal, düşünsel, zihinsel olarak insanlığı ifrat ve terfide zorlamak amacıyla sindirim sistemi mantığı ile önce belirgin olarak zıt ve boğuşan vahşi olarak ikiye ve giderek çok parçaya böler. Deccal ülke sınırlarını ve toplumsal çeşitlilikleri kangrenleştirir.
-Bu asır insanlık yaşam döngülerinde bu vardır. Sağcı-Solcu, Kuzeyli-Güneyli, Dindar-Dinsiz, Kuzey Kore-Güney Kore, Ademin Çocukları-Maymunun Çocukları ya da Ademiler-Maymuniler, Kuzey Yemen-Güney Yemen…vb
-Ancak önceden peygamber hadisleriyle deşifre edildiği için kolayca fark edilebilecektir.
-Dinde bu konuda yaklaşık 10 hadis verilmişidir. En zayıf noktası önceden haber verilişidir. Kolayca deşifre edilebilecektir.
-Özellikle fert ve toplum bazında insanların cehaletinden, zayıf ve hassasiyetlerinden yararlanarak onları, Allah CC'HUN yasakladığı hududuna/larına ve dinin kesin yasaklarına (gizli-açık şirke/lere ... vb) sürükleyip;Allah’a, dinine ve inananlara düşman etmektir. Deşifre edildiği zaman ilk işleri kılık değiştirip haktan yana dem vurmalarıdır.
-Buna alet olan zayıf insanları ve münafıkları izlemek, ibret almak ve hoş görülü olmak;gelişmiş ve erdemli-evrensel insanların, vicdani vebali ve namus borcudur.
Allah C.C ’HUN kıyamete kadar dinini koruyacağına dair ayeti ve değişen asırlara insanın dine uyumu konusunda kontrolü ve ıslahatında alimler gönderip peygamberinin hadisleri vardır. Din elden gidiyor diye, münafıkların ve cahillerin telaşa, hamasete, takiyelerine, yardımlarına, babalık, ağabeylik, alimlik... vb hatta icraatlarına bile mahal-gerek yoktur.
      Önemli not;İnsanlığın güzel,haklı geleceğini garantilemesi ve bu kadar bilgiyi ilahlaşma küstahlığına kalkışanları fark etmesi için: bu düşünceler çerçevesinde aklın ve sağ duyunun ilelebet galibiyetine yönelik gizli ve açık önlemleri içeren:insan demokrasisi çerçevesinde;eğitim, öğretim, yönetim…vb sistemleri kurmaları kesinlikle gerekli. Bu olgular;belki de evrensel ve akıllı her insanın namus ve vicdan borcu olmalıdır.
        Bedenen, zihnen, eylemsel ve iş olarak;bayan ve erkek eşitliği kisvesi altında; dişilik ve erkeklik fıtratlarını denkleştirme liyakatine aykırı eşitlemeye kalkışmakla toplumsal dişilik ve erkeliğin özgünlüğünün fıtratını güdükleştirip (anti maço ve anti feministleştirmek veya tam tersi) toplumsal transseksüelliği yaygınlaştırmaya kalkışmasıdır! Yani normal cinsellikten sapan radikaller; ifrat, tefrit ve normalin cıvıklaştırılmasıdır.

MÜNAFIK KİMDİR-NEDİR(Çok Yüzlü Kuduzluğu)?Bir insan, devlet, kurum veya toplumun... vb; bilerek ve bilinçli olarak şahsi veya azınlığın menfaat sünnetleri ve farzları için arda kalan tüm yaratıkların haklarına hile-hırsızlıkla zarar vererek veya gasp edecek şekilde;gizli-açık çok yüzlü eylem, davranış, tepki ve bilgi üretmesi-yaymasıdır.
-Düşünsel ve nesnel olarak herkesin fıtratını kendi fıtrat farzlarına ıslahata ve uyuma kalkışan, zorlayan ve halden anlamaz zararlı radikaller ise düşünsel olarak kangrenleşmişlerdir
-Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek yada bilmeden köten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar yada cahilleridirler.
-Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah CC’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır.
Münfıklar
;toplumsal ahlak bağışıklık sisteminin güçlenmesi için;dinde, bilimde ve toplumsal denklemlerde mutlaka olması gereken; çok çabuk değişen yalancı-güdük-yanıltıcı değişkenler ve parametreler gibidirler.Müslüman'ın ayıbın örtemek ve münfıkları gizli veya açık deşifre etmek elzemdir.Bunun farkındalığı ve ince çizgisi çok önemlidir. 0, 1, 2, 3, 4

-Din, millet, devlet, sistemi siyaset…vb münafıkları bu asır meşhur olmuş
Din Münafıkları;Allah CC’NİN rızası için İslam dini üzere yaşayanları peygamberin çizgisinden gizli açık saptırmak ve şaşırtmak için bilinçli olarak her türlü faaliyette bulunan fert ve toplumlardır.
Milet Münafıkları;korkusundan, şerrinden, belasından…vb sebeplerden değil de, bilinçli olarak ait olmadığı başka milletlerden yana görünerek onlara ihanet etmek için, şaşırmak için; şahsının, kendi milletinin…vb menfaatleri için bilinçli olarak her türlü faaliyette bulunan fert ve toplumlardır.


İblis, Şeytan, Deccal, Peygamber, Ümmet, Kafir, Gayri Müslim, Akıllı(Doğal, İlkel, Hercai, Evrensel..vb insan ve cinler) ve Akılsız Yaratık (Hayvan, Bitki, Diğer Yaratıklar) Kavramlarının Bir Biriyle ilişkisi.

İblis; şeytan kavminin imamıdır. Mavi alevli ateşten yaratılmış (nurdan değil!) , Menazil adlı topal bir cinin oğludur asıl adı Azazildir. Adem AS secdeye gitmeyen, Adem ve Havva annemize cennete elmayı yedirmeyi başaran zattır. Bu zattın ahlakına itaat eden veya kandırabildiği akıllı yaratıkların (İnsan ve cinler) hepsi şeytanın kavmi kabul edilir. İblis ve şeytanın arzuladığı çapulcu sahte ilaha da Deccal denir.
-Sırasıyla; Melekler nurdan, Cinler mavi alevli ateşten en son İnsan cennete topraktan yaratılmıştır. Sonra insanlar cenkteki miracından sınavı gereği hayvanlar ve cinlerin miracına indirilmiş büyük kıyamet sonrası bir kısmı cennetteki miracına veya ıslahat-arınma gereği cehenneme gireceklerdir.
-Peygamberler ümmetinin (getirdiği kurlarla itaat eden akıllı yaratıklar topluluğu) imamıdır.
-Akıllı olmayan canlı yaratıklara akılsız yaratık denir. Hayvanlar, bitkiler ve diğer yaratıklar bu gruba girer. Eşyada(cansız yaratıklar) akılsız yaratıktır.
-Allah CC’HUNA inanamayan fert ve kavimlere kâfir ya da ateist. Yaratıklara tapanlara putperest denir.
-Müslüman olamayan tüm akıllı yaratıklara gayrı Müslim denir.
-Sanki, Bu asrın deccalları ve münafıklar: çarpık öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleriyle; namuslu ve dürüst ama din cahili insanları; Cumhurbaşkanları, Başbakanlar…vb bürokratlar yetiştirerek sırtında cirit atarcasına toplumuna hor gösterip günah keçesi olarak yönettiği topluma sundu.Eski din ehli kavimlerin, Vahşi(Doğal) Kavimlerin, Şeytani-İblisin Kavimlerin ve Müslüman Kavimlerin arasında ki özgün iyi taraflarını ve farklılıklarının gerekliliğini unutturarak “Vahşi Ve Kaos Demokrasi Siyasetiyle” toplumların bilinçlenme farkındalığını etkisizleştirmeyi etmeyi ne acıdır ki başarmıştır. Rabbimin hikmetleriyle; tarihte en çok zülüm gören Müslüman mazlumlar ve insanlar; zulmedenlerine ve kandıranlarına kara delik olmayı başarıp onları gelecekte yaşantılarına tarla etmişlerdir.Bu asrın deccalları ve münafıklar: çarpık öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleriyle; namussuz ve şoven ama siyaset cahili insanları da; Şovenleri de dine sokarak siyasete sokarak Cumhurbaşkanları, Başbakanlar…vb bürokratlar yetiştirerek sırtında cirit atarcasına toplumuna hor gösterip günah keçesi olarak yönettiği topluma sundu.
Sonuç;Halis Müslümanlar;Nemrutun Ateş Çemberi, Hitlerin Soy Kuduzluğu, Cengiz Han'ın Namusuz Irz Düşmanlığı-Acımasız İşgalciliği, Çinin Acımasızlığı, Firavunun Zulüm Yönetimi ve Karunizmin Para Borsası Siyaset oyunları arasında hayata anlam vermek ve kendilerini doğru konumlandırmakta sıkıntı çekecek duruma geldiler.
Çözüm;Her İnsana Allah CC’HU tarafından verilen;peygamber ahlakı incilerimiz ile nefsani ve şeytani kara delik özgünlüklerimizi doğru değerlendirip tercihlerimizi; cebimiz, ceddimiz ve nefsimize göre değil, İslami düsturlara-peygamber kardeşliğine göre doğru tercihler yaparak her an kendimizi çevremize göre doğru konumlandırmayı alışık tepki (refleks) haline getirerek sorunu çözeceğimizden Allah CC’HUN izni ile eminim.

Deccalin, Şeytanın ve İblisin Kavmine Telkinlerinin Özgünlükleri;
-Fert, toplum, kavim, millet, devlet… vb bazında: gizli, açık, geçici niyet, düşünsel veya samimiyetle; nefsi ilahına yaranmak için; düşünsel, eylemsel ve bedensel olarak başka insanları ele geçirip hükmetmek; iblisi, deccali ve şeytanidir.
İpucu;peygamberi ve esabi kirami savaşların hemen hepsi insanları ele geçirmek değil, nefsi müdafaa ve mazlumları zalimlerin elinden kurtarmak içindir. Genellikle yaşantısıyla örnek olarak İslamiyet’i yaymışlardır.
-Siyonizm (Din kuduzluğu), Şovenizm(Soy kuduzluğu), Vahşi ahlak ve yönetim sistemleri (insanları doğallaştırmak ve doğal kurallara/hayvani ahlak kurallarına) insanlara empoze ederek imrendirmek.
-Devamlı başak kavimlerden asimile etiklerine, devşirdiklerine ya da ecdadına evcilleştirdiklerine ecdatlarını liyakatsiz övdürerek rableştirmektir.
-Adem öncesi tüm doğal ve vahşi insanımsı kavimleri kendine cet edinme hastalığını ve günahlarını toplumsal bilince yerleştirmektir.
-Kısaca; Firavun’i, Hitler’i, Nemrut’i, Çin’i, Karun’i, Cengiz Han’i, Lut’i, Semud’i, Tağut’i…vb zatların ahlaki, yönetim ve ceddi işletim sistemlerini kılık değiştirerek insanlara yükleyerek vahşete iman ettirmek ve hayata uygulamaktır. Ardında insanların kalbi ve beyni ile değil başka yerleriyle düşünerek doğal, vahşi, şaşırtıcı ve yanıltıcı; çözümler ve bilgi üreterek yaşamını idame ettirtmektedir.



Enerji: Bilinen tüm yaratıkların; yaratıldığı, oluşturulduğu, kişilik kazandığı, hal değiştirdiği ve geri döndüğü/dönüştüğü/dönüştürüldüğü varlıkların yaratık olarak potansiyel gücünü ifade eden bir kavramdır. İstisna hariç tüm enerji miktarı ve kapsamı tüm yaratıklardan daha büyük bir kavramdır. Enerji tüm yaratıkların kişilik kazandığı ve şekillendiği hamuru gibidir.
       Kâinatta çeşitli enerji halleri mevcuttur Ör. katı, sıvı, gaz, ısı, radyasyon, ses, ışık..vb. enerji halleri doğal ve sanal enerji döngüleriyle hal değiştirir. Sanki enerji kainattaki ilk haline meyilli hal değiştirerek hayat buluyor. Şöyle ki enerji hal değiştirmeden uzun süre dengede duramamakta veya dengesizliğe (hal değiştirmeye) meyilli toplam(total) yaratık hamuru halleri gibi gözükmektedir. Doğa, hala doğa ötesine doğru genişlemektedir. Enerji hiç bir zaman israf olmayacak bir döngü içinde devamlı yaratıkların kisvesi altında (yaratık olarak) hal değiştirerek ömrünü geleceğe taşımaktadır. Büyük kıyametle (kainatın ölümü ile) kainattaki tüm enerji halleri ya da toplam kainat enerjisi ölecek, yani aslına veya orijinine geri dönecektir. 

Enerji Hallerinin Dönüşüm Prensibi:Her enerji hali, bulunduğu veya değişen koşullara bağlı olarak, orijine doğru en ekonomik eşik minimum farklı enerji haline/lerine dönüşmeye meyillidir.

Enerji Hallerinin Evrimi:
Filogeni (kategori hayat döngüsü) ve ontogeni (tekil hayat döngüsü) bakımından, kainatın oluşumundan bugüne kadar tüm yaratıklardaki enerji hallerine ait döngülerin, kronolojik olarak ortaya çıkışları, ortadan kayıp oluşları, birbirine dönüşümleri, hal değiştirmeleri vb. ile ilgili süreç ve olguları ifade eden ilgili kavram-deyimdir. Ör.bilgisayarın sanal(işletim sistemi…vb) ve mekanik enerji halleri, insanın sanal (akıl,zeka... vb.) ve bedensel enerji halleri

Enerji Hallerinin Filogenisi:Kainatın oluşumundan, ölümüne kadarki oluşan bir enerji halinin belli koşullarda;birden çok enerji hallerine ve bir birine dönüşüm eğilimlerinin açılım kümelerini (enerji halleri) ifade eden kavram deyimdir. Örneğin;magmadan toprak çeşitlerine ve diğer eneji hallerine açılım.

Enerji Halleri Döngüsü:Belli ortamlarda çeşitli enerji hallerinin bir arada biri birine dönüşüme meyilli döngüsünü ifade eden kavram-deyimdir. Ör;bazı canlılarda ki kreps döngüsü. Önemli olan bu mantık sistemini tüm yaratıklara ve kainata güncellemektir.

 Genel Enerji Halleri:  
1-Zihinde Kavramsal ve İmaj Enerji Halleri: Zihnimizde bulunan ve üretilen bilgilerin kavramsal ve imaj olarak kodlanmış enerji halidir. Aynı zamanda zihinde ve bilinçaltında kavramlarla ilgili depolanan bilinçaltı ve zihinsel altyapı enerji halleridir. Örneğin; Aşk, sevgi ve evrim nedir sorularına zihinde harekete geçen tepki ya da enerji halleridir.
2-Zihinde Düşünsel Enerji Halleri: Tefekkür ve düşünmekle üretilen; pozitif, negatif, nötr yani olumlu (+) olumsuz (-), nötr (0) varyasyon ve diğer enerji halleridir. Örneğin; Zihinde senaryolar üretmek.    
3-Bedensel  Enerji Halleri:
Genellikle ısı, ışık, ses, katı, sıvı, gaz, jel vb. enerji halleridir.
 
4-Duyusal ve Zihinsel Araç Enerji Halleri: Zihinsel sanal araçlar ve mevcut  duyularımızla ilgili enerji halleridir. Zihin bir düşünsel havuzdur. Örneğin; zeka, akıl, mantık zihinsel sanal araçlarımızdandır.
5-Diğer Enerji Halleri:
Yukarıdaki kategorilere girmeyen enerji halleridir.

Döngüler
Doğal Nesnel Enerji Döngüsü;tüm nesnel doğal döngüler
Doğal Zihinsel Enerji Döngüsü;tüm canlıların zihin havuzundaki döngüler
Yapay Nesnel Enerji Döngüsü; hidroelektrik, termik, nükleer enerji döngüleri
Yapay Sanal Enerji Döngüsü;bilgisayarların ve medya ortamındaki tüm sanal bilgi döngüleri
Doğal ve Yapay dijital(hesabi) Enerji Döngüsü;doğal ve nesnel döngülerin mantıksal yazılım ve matematiksel ilişki denklemlerinin bilimsel ve ilimsel döngülerindeki enerjiler.
Sanal Döngü;Nesnel ve sanal araçlardaki tüm dinamik ve statik görsel, işitsel…vb her türlü bilgilerin döngüsüdür.
Melez Döngü (Yarı Nesnel, Yarı Düşünsel, Yarı Sanal Döngü..vb);Bir ucu sanal diğer uçları;nesnel, düşünsel…vb yada tam tersi olan döngülerdir.Yarı nesnel, yarı sanal ve yarı dijital(hesabi) döngü her iki veya çok tarafı döngü özelliklerini taşıyan.
Nesnel Döngü;Tüm nesnel alemlerdeki nesnel döngülerdedir.
Düşünsel Döngü;Yaratıkların zihin havuzu ve sanal-düşündel kalpteki döngülerdir.
dijital(hesabi) Döngü;Sanal, Nesnel, Yarı Sanal, Yarı Nesnel…vb her türlü döngüdeki matematiksel karşılığı denklemsel ve bilgisayardaki yazılım mantığı döngülerin dönüşümüdür.
Toplusal Döngüler;insanla ilgili döngüler
Sürü Döngüleri;İnsan dışındaki nesnel canlıların döngüleri

Filogeni (Kategori Hayat Döngüsü):Bir taksona ait canlı grubunun gerçek hayat hikayesini ifade eder.  

Ontogeni
(Tekil Hayat Döngüsü):Bir taksona ait ferdin gerçek hayat hikayesini ifade eder.



KAİNAT(DOĞA): Beş duyumuz ve teknolojik araçlarla idrak edebildiğimiz tüm yaratıkları içeren en büyük evrendir.
-Kâinat ebedi ve ezeli gerçek olan ilmin içinde geçici sınırlı ve sihirli hayat olarak yaratılmıştır.

KONUM:herhangi bir şeyin işgal ve nüfuz ettiği özgünlük alanı, hacmi, sistemi…vb olarak tanımlanabilir.

BOYUT; tekil  konumdur. Herhangi bir konum sistemindeki, yaratık... vb ile ilgili aynı cinsten tekdüze ve genellikle tek düzeye meyilli  konumlara boyut denir.
Ör.En, boy, yükseklik, genişlik, derinlik, zaman...vb nesnel, antinesnel ve diğer kainatlarda sonsuz çeşit ve sayıda boyut vardır.
Bir insanın kaç boyutu vardır? Sorusunun yanıtı belki de bir insandaki toplam; özgün nesnel, sanal, düşünsel..vb diğer  boyutlarının toplamıdır denebilir.
Ör.İnsanda; en, boy, yükseklik, genişlik, derinlik, eylem, zaman, akıl, zeka, ruh, duygu, kişilik, sanal nefis, nesnel nefis…vb boyutları vardır. İnsandaki boyutların sayısı genel olarak  döngüsel boyutlara sahip kainatın boyutlarından daha fazladır. Yani insansız kainat genel olarak döngüsel ve çekimsel boyutlara sahiptir. İnsan hem döngüsel hem çekimsel hem de serbest... vb çok boyuta sahiptir.
Önemli not;Nesnel ve sanal kainatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis.
-Sanki insan yarı sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan sanal kalbinin nesnel ve sanal bilgi deposu yada sana-nesnel hard diski gibidir.
-İnsan bedenen kainatın bir parçasıdır.İnsanın tüm boyutları kainatın bir parçası değil kainat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kainatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kainat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5

Kainatta bilinen ve bilinmeyen boyutlar ve çok şey. Tüm bu boyutlar Allah CC’HUN ilmini aşamaz. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır. Allah CC’HU mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah CC’HU insana şah damarından daha yakındır (Ayet var)
Hız Boyutu; Birim zamandaki eylemin boyut değiştirme-yönsel (mekan, zaman…vb boyut değiştirmenin) ifade şeklidir. Var olan hız tanımı; birim zamanda alınan yol kâinatta her zaman ve koşulunda geçersizliği yakın zamanda kanıtlanabilirliği olasıdır. Hızla ilgili var olan formüllerin sonsuzlar ve sıfırlarla ifadesi bu konudaki hız tanımının yetersizliğine kanıt gösterilebilir. Hız çok sayıda boyutun tutkalı gibidir. Hız arttıkça içinde geçtiği ve etki alanındaki boyutlar kaynaşır/kaynaştırır. Kâinatlardaki (nesnel, anti nesnel, sanal, düşünsel…vb) hızlanışın akıbeti ola ki bu olacaktır. Yani kütle çekim boyutlarının birleşimi, kaynaşımı, çeşitliliği ve çok miktarda enerji hallerinin hal değiştirip varlık alemindeki orijinine dönüşü olacaktır. Işık hızından daha hızlı olan düşünsel boyut içindeki hızlanışın bağıntılarının sonuçları çok zevkli ve araştırılması gereken bir konudur.
Allah CC’HUN ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel…vb kainatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır.
Mekan Boyutu;Klasik mekân tanımı; en-boy-yükseklik-bileşke… vb fazla boyutu içinde barındıma özelliğine sahip tanımlı alan olarak bilinir. İlk mekân; nesnel, anti nesnel… vb kainatların ilk yaradılışında yerler, göklerin, aradakilerin… vb varlıklar alemindeki kaynaşık ve yapışık boyuttan yaratık boyutlarına doğru değişimi için; kainatların gittikçe hızlanış ve genişleme için uygulanan güçle ilk oluşan çekim güçlerinin ve kuvvetlerinin çekim alanı/alanları ilk mekan-mekanlardır. Bekli de en küçük mekânlardır. Bu ilk mekana doluşan; atom altı parçacık ve çeşitli enerji hallerinin alt birimleri de ilk yaratıklar ve ilk küme elemanlarıdırlar. Matematiksel ve yapısal olarak mekân bir yaratıktır. Ola ki ilk yaratıklar ilk mekânlardır. Bu gün bilinen en büyük nesnel mekân kainatı kuşatan kozmik ağ kümesi mekanıdır. Hidrojen atomunun dış yörüngesindeki içindekilerin mekanı kabul edilebilir. Mekanın yaratıklardaki karşılığı aktivite gösterdiği, etkilendiği , etkilediği alanın dış sınırlarıyla tanımlanır.
Allah CC’HUN ilmi içindeki her şeyin var olduğu ebedi boyutlardaki varlıklar âleminden zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… vb kainatları ve tüm yaratıkları yaratırken ebedi hızı ve zamanın yavaşlatarak kainatlarda dengeli zıt yön-konum-zaman-mekan… vb geçici boyutları yaratmıştır.
Eylem Boyutu;Canlı, Cansız ve diğer tüm yaratıkların iradeleri dahilinde veya iradeleri dışında ürettikleri tüm eylemlerin özgün ve genel boyutlarıdır. Büyük kıyamet sonrasında yaradılışla ebedi hıza ulaşıldığında tüm eylem boyutları birleşerek ebedi eylem boyutunda yer alacaklardır.
Düşünsel Boyut (Hafıza Boyutu);Kendilerine akıl, ruh ve vicdan emanet edilen tercih sahibi yaratıkların düşünsel aleminde ürettiği ebedi hızdaki tefekkür-düşünce ürünü düşünsel enerji-düşünsel eylem halleridir. Hafıza meleklerince ayakta tutulduğuna dair hadis vardır.
Batini Kalp Boyutu;Zahiri ve batini kainattan daha büyük tüm yaratılmış ve hayat bulmuş yaratıkların aşamadığı ve içinde haşır olduğu en büyük kapasite ve havuzdur. Yere göğe sığmadın kulumun kalbine sığdım(hadis var). Allah CC'HUN insanda tecelli ettiği geçici mekandır.
Hz. Muhammed AS’IN Batıni kalbini temizleyip kuran ilmini ve peygamber ahlakını yükleyen Allah CC’HU ona oku emrini vermiş ve kalbini okumuştur. Takiben Hz. Muhammed AS kalbindekileri peygamber ahlakı hasletleri ve Hz. Kuran bilgilerinin tümünü hayatına uygulayarak, mantığına, bilincine ve davranışlarına mekanize ederek alışık tepki ve zamanla alışkanlık haline getirmiştir(gelmiştir).Peygamber ahlakı hasletlerini kazanmak ve yaşantısından hayır görmek için insanlara da Hz. Muhammed AS'IN davranış ve eylemleri örnek gösterilmiştir.
Zaman Boyutu;Zaman bir yaratıktır ve parçalanmış boyutlu kainatlarda genellikle!!! hıza bağlı olarak değişir. Yaratık olmanın vasfı olan bir boyuttur. Zamanın varlığı tüm yaratıklara yapışık olarak yaşar. Yaratık ebedileşse bile zamanın girdabından kurtulamaz. Zaman diğer boyutlar gibi hıza bağlı olarak değişir ancak yok edilemez. Aklı, ruhu olan yaratıklar ve diğer bazı yaratıklar da uykuda ve uyanıkken farklı algılanabilen bir yaratıktır.
Allah CC’HUN ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel…vb kainatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kainatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kainatın 1 zaman biriminin zahiri kainatın 50 bin katıdır diye!? Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah her şeyi nurunda yarattı, Onun (Allah CC’HUN)her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var.

ZAMAN; İstisnalar hariç genel olarak herhangi bir konumda, boyutta… Vb. ölçülebilir hız sınırı varsa orda zaman boyutu var demektir.

Zamana Bağlı Olarak Doğadaki Genellemeler;BİLİNENLER<TÜM  VARLIKLAR< BİLİNMEYENLER !? <BÜTÜN ENERJİ (Geçişken-hızlı dönüşen özel enerji halleri ve diğer haller ihmal edilmiştir).


-Doğal(Vahşi) , Yapay ve Yarı Doğal Alfabelerin- Sembollrin Örgüsüyle Doğadaki (Kainattaki) Tümdengelim ve Tümevarımların Bazı Sonuçları ve Genellemeleri. Demirkuş 2010 

Bilimsel Olarak Bilinen Doğal ve Yapay Atomlar, Canlı Yapı Taşları ve Evrensel Sembollerle; Tümevarımla Evrensel Alfabeye, Evrensel Dile, Evrensel Lisana ve Doğal Genellemelere Varmak     
                                                                                                                         
1-Doğal ve Yapay Kimyasal Yapı Taşları (Periyodik Cetveldeki  Tüm Semboller...) 1-Doğadaki Tüm Bileşikler-Karışımlar... vb  (Ortak Kimyasal Alfabe ve Dil)  
                                             
2-Doğal ve Yapay DNA, RNA, Protein... vb;gen asiti bazları, amino asitler... vb Canlı Yapı Taşları (Moleküler Tüm Semboller) 2-Doğadaki Tüm Yaşamış ve Yaşayacak Canlılar... vb  (Ortak Canlı Alfabesi ve Dili) Belki de istisnai canlı yapı taşlarına sahip yani dünyadaki nesnel canlıların yapıtaşından farklı yapıtaşlarına sahip nesnel canlıların doğada bulunma olasılığı çok olağan gözükmektedir!!

3-Tüm Sayılar ve Semboller (Matematikteki)         3-Tüm Matematiksel  İşlemler.  ( Ortak Matematiksel Alfabe ve Dil
            
4-Tüm Doğal Kültür Alfabelerine  Ait  Harfler- Semboller              4-Tüm Dillerdeki;Sözcükler, Kelimelerden  Mantıklı Yazılımlar (Ortak Kültürel Alfabe ve Dil )


5-Tümdengelim-Tümevarımla Geçmişe Ulaşılır     5-Tümdengelim-Tümevarımla Geleceğe Ulaşılır 
 
6-Orijine Doğru Küçülen Sistemlerdeki Sadelik  İNSANLIK DÖNEMİ (Sistemdeki Mükemmellik)  6-Geleceğe Doğru Genişleyen ve Büyüyen Sistemlerdeki Sadelik


7- Ortaya Çıkma- Kodlanma –Küçülme-Sentez     7-Genişleme-Değişme-Büyüme-Analiz (Doğal Genellemeler ve Doğal Analizler )

8-Hayat Elektronu Atom Sistemleri + Mikro Kainatlar ve Ötesi  8-Yer Küresi Hayat Gezegeni Yıldız ve Gezegen Sistemleri + Makro Kainatlar ve Ötesi

   

GEÇMİŞ
<Parçacık Fiziğindeki Paçacıklardan Daha Küçük Parçacıklar-maddenin evrendeki en basit,sade halı-plazma boncukları+Miroskobik Işık Halleri+Diğer Mikroskobik Enerji halleri (Mikro Parçacıklar ve Yasalarda Sadelik)  Organizmalardaki ve Yasalardaki Sadelik-Mükemmel Komplikasyon İlişkisi+Mükemmel Enerji Halleri (İnsan Organizması)  Devasa Makroskobik Paçacıklar + Makroskobik Işık Halleri + Diğer Makroskobik Enerji Halleri (Parçacık ve Yasalardaki Sadelik)>GELECEK

                                                       
                                                              
          
DÜNYEVİ  İNSAN ÖNCESİ KAİNAT VE
DÜNYEVİ İNSAN SONRASI KAİNAT UZAY ÇAĞININ ÖNEMLİ KAVRAMLARINDAN BİRİ OLACAK (İ.Ö VE İ.S);

İnsan, Hayvan, Doğa ve Bilgisayarın Karşılaştırılması Varsayımı
-
Bu işlemleri sanal ortamda yapabilecek araçlar Tera Bilgisayarlardır;1,23, 4 , 5 ,6
-İnsanın bedensel ve zihinsel sanal araçları tam kapasiteyle doğru-verimli çalıştırılırsa, hiç bir zaman globalde biyonik insan evrensel ve gelişmiş insanı aşamayacaktır.
-Belki de İnsanı yetenek-beceri ve bedensel olarak bilgisayarlarla karşılaştırmak, doğru bir mantık-ölçüt değildir.
-Sanki insanı hayvanlarla karşılaştırmanın, bilgisayarla karşılaştırmanın arasında hiç bir fark yoktur.
-Bir konuyla ilgili alt ünitelerin ortak özelliklerinden hareketle varılan veya yapılan genellemelerdir.
-Doğada gözlenen veya duyumlaşan yaratık, olay, olgu veya bir sorunun nedeni olarak ileri sürülmüş bir önerme-faraziye-hipotez olarak tanımlanabilir.
Örnek Hipotez;
-Bu açıdan insan, hayvan, doğa ve bilgisayarın;özgü, ortak, geçişken, benzer-örtüşen ve diğer özelliklerini tüme varım ve tümden gelim mantığı ile eşleştirerek, çeşitli toplumsal, çevresel, doğal, yapay ve yarı doğal yargı ve sonuçlara varmak olasıdır.
- Ör1. Ata sözlerin analiz edilmesi ve açıklanması. Ör2.Alem kavramından özgün özelliklere dayalı olarak; sınıf takım familya, tür ve tür altı kategorilere doğru yapılan analizdir. Yani genel kavramlardan, özgün özelliklerden hareket edilerek yapılan analizlerdir.

DEVRİM NEDİR? Toplumların; asrın koşullarından yararlanmak veya zarar görmemeleri için, kısaca, asrın koşullarına doğru-gerçek uyumlar için, ithal edilen-deneyimlerden çıkartılan veya orijinal üretilen toplumsal kurallar sistemlerinin toplumlara; cebren, hile ile veya ikna-rıza ile benimseterek... vb yöntemlerin empoze edilmesi-kabullendirilmesini ifade eden kavram-isimdir. Zamanından erken yapılan devrimler; toplumun tüm değerlerini(ahlak..vb) devrim kurallarına yem yapar veya toplumu devrimlerin kökenlendiği kaynağa/lara özümsetir. Zamanından geç yapılan devrimlerde kokar dikiş tutmaz görünüyor. Devrim kurallarını; toplumun fıtratını ve değişim gücünün ivmesini/lerini dikkate alarak;doğru zamanda,süreçte ve koşullarda, dar-küçük yerleşim alanlarında denemelerle uygulamaya koymak gerekir. Gerçekler, doğru zamanda mayalanacak kadar ekilmeli. Edinilen verilere dayalı genellemelere gidilmeli.Devrimde başat toplumlar;devrimleri evrensel ve toplumsal özgünlüklerine endeksli asimile edip üretime geçebilen ve diğer toplumlarca gereksinim duyulan özgünlüğünün gücü ile uyumlu yaşayabilenlerdir.
     Kavimlerin yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarında eğitimle haklı ve doğru değişim için; doğru devrimler yapılırken doğru adreslere ekim yapılması gerekir. Sonra mayalanan bu yenilikçi ve diğer kesim toplumda devrimi ve değişimi mayalar. Devrimlerde doğru adres yenilikçilerdir.
    Devrimler;insanın, evrimler ise hayvanların (kısmen insanın) zihinsel ve bedensel değişimin (değişmenin) aşısı/ları gibidirler. Aşıların seçimi, hazırlanması ve dozu; kavimlerin yararlı ve özgün yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıların yaşatıcı olmadıkça faydadan çok zarar verir.
     Evrimi/leri aşabilen (evrim metriksini aşan) insani devrimler ancak insanın ürünüdür.
Evrimi aşıp, özgünlüğü ile edepli isimsiz devlet olarak yaşamayı-geçinmeyi, nefsine örnek olmayı başaran dürüst milletler en gelişmiş milletlerdir. 1, 2 Değişmek istemeyeni Allah C.C.'HUDE değiştirmez. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007.En güzel ve özgün devrimler;doğru süreçte gerçekleştirilen,mutlak gerekli,toplusal dozu yaşatıcı,özgün, değişime uyumlu ve orijinal olanlarıdır.
Sabreden Dervişin Muradı Vaktinde Doğan Güneş Yada Yeşeren Gülmüş. Genel olarak devrimler; nefsi müdafaa ve mutlak gerekli oldukları zaman da yapılmalı, ancak;yapılacak devrimle/lerle toplumun değişe bilirlik özgünlüğü ve değişecek kitlenin;oranı-gücü ve zamanı dost doğru saptandıktan sonra; eyleme ferdin kendisinden başlanmalıdır. Topluma kontak eylemlerle gereksinimler ve yapabilirlikler mutlaka doğru teşhis edilip istişare edildikten sonra fert veya toplumun kaldırabileceği hududu zorlamamalıyız. Devrimlerde veya eylemlerde gerekçelerinin geçerliliği nedeniyle;hastalar yaşlılar, çocuklar, bayanlar ve aklı baliğ olgunluğa ermemişler kullanılmaz gerektiğinde diyet ve geri hizmetlerde yer alabilirler. Ör: fert, aile, toplum veya herhangi bir gezegende/lerde dine gereksinim ortaya çıkmışsa; peygamberlerin gönderilme ölçü ve eylemleri buna kusursuz örnek teşkil eder.

Dinde ve Doğada Uyumsal Değişim(evrimleşme) Şart m? Değişmeyenler ne olur?

Değişmek istemeyeni/leri (DEĞİŞMEZ CAHİLLERİ) Allah C.C. değiştirmezmiş(ayet). Haklı ve gerekli değişmeyi istemeyenlerin (cahillerin) liyakati doğadaki dogma yasalarla şekilleniyor; ya doğa yasalarına uyumlu asimile olup yok olur (bileşenlerine parçalanır), ya değişenlerin-uyum sağlayanların biriken devasa kitlesinin kementlerine malzeme olur ya da doğaya uyumlu döngülerin (dijital/hesabi,sanal, zihinsel, düşünsel, hayali, toplumsal, doğal ve tüm enerji hallerine ait döngülerin) aksamı olurlar sonrada buna batıda evrimleşmiş deniyor. Kısaca;fert ve toplumsal bazlarda belki de tüm canlılar, geleceğin fiziksel, toplumsal, sürü, sanal, zihinsel…vb koşullarına uyum için;ya ilahi nadası (formatı) ister ya da doğal format(nadas) yer. Bu uyumsal değişimin bedeli de yediği doğal veya ilahi format ( nadas) nedeniyle sıkıntı ve acı çeker. Belki de değişim için bu bedel ve olgu tüm canlı için değişmez bir sonuçtur. Dinde ve normal hayatta;siyasi, düşünsel ve/veya nesnel mazoşistler nadası yerken ve siyasi, düşünsel ve/veya nesnel sadistler acı çektirir veya işkenceyi seyir ederken zevk alırlar bu tepkileri normal değildir. Bu tepkiler toplumsal normlara çok zarar vermiş, toplumları şaşırtmıştır. Bu özel anormal tepkidir. İnsan İçin Yaşamak; Geleceğe Liyakatli Değişmektir (Uyum Sağlamaktır) Demirkuş 2007. Belki inanmaya fıtratı müsait olamayan insanlar, dini tercih etmeyen ya da dinden nefret eden insanlarla , inanç cahilleriyle , münafıklarla uğraşmaktansa; harfleri, rakamları, elementleri, olayları, olguları, süreçleri, aşkları, kitapları, makaleleri, hayvanları, nefisleri ya da kısaca;bu tip değişmek istemeyen fert, toplum ve kavimler hariç; tüm külli enerji ve külli metriksi (ortamı) inandırmaya çalışmak ve doğaya pozitif değerler kazandırmak amacıyla merhametli-adil icabet etmek daha hayırlıdır.Dinin, rejimin ve bilimin toplumsal döngülerdeki ilişkisel özgünlüklerinin önemini ve liyakatlerinin konumlarını doğru kavramaktan aciz namuslu ve dürüst inanç, bilim ve rejim cahilleri; bu toplumsal zincirin halkasını/larını koparmadan, alternatifinin liyakatini kavramadan veya tenezzül edip üzerine bu reçeteyi bir ay bile uygulamadan; yargılamasının acısını gelecek nesillerimiz çekecektir. Sürekli genişleyen ve hızlanan kainattaki değişimin(Göğü hala genişlemekteyiz/ayet var) mekanlara ve yaratıklara etkisine uyumsal tepkiye; canlılar(canlı sistemle) genleriyle ve zekalarıyla, cansız sistemler zekaları ve değişime uyum mekanizmalarıyla, akıllı yaratıklar yaşama şekillerini, döngülerini, mekanlarını, davranışlarını, kısmen de genlerini değişime uğratarak uyum sağlarlar. Değişmek istemeyeni Allah CC’HU değiştirmez (ayet var). Değişmezler(Cahiller) doğa yasarlıyla değişir. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir. Önermesinin sizde zihinsel doku uyuşmazlığı yaptığı alanlarını daha uygun öneriler ileri sürerek eleştiriniz.
İpucu
;
;sürekli değişen kainata fert, toplum, ülke, devlet bazında insanın/ların;yaptığı peygamberi ibadetler ve uyguladığı peygamber ahlakı kurallarla zihinsel-düşünsel işletim sistemini/lerini sürekli güncellenmesi gerektiğini düşünün. Güncellenemeyen düşünsel ve zihinsel sistemlerin nesnel-düşünsel-sanal hayat döngüsünde zarar görebilecekleriyle ilişkilendirin. Değişim/lere bağlı olarak hangi andan…hangi asırlara hangi kavimlerin insanlığın hangi boyutunda olması gerektiğinin değişmez kader çizgilerini Allah CC’HU taktir eder, ve ircaa eder. Akıllı insanlardan da kendilerine verilen tercih hürriyetleriyle de kalan işlemi peygamber ahlakı tercihleriyle en sağlıklı tamamlanması istenir. Bunu yapmayanlar bedelini verimsiz ve istenmedik sonuçlarla öder. 1
       Belki de değişmek isteyen insanların Allah CC’HUNU doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler..vb; doğru algılamak, doğru empati duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünme ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da…vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgisizleri. ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz
     Kapitalist(Sermaye Kuduzu)ler, siyasiler ve inanç münafıkları dinden ve Allah"tan yana görünüp, hatta inandıklarını paralarına bile kazarken, uygulamada Müsrif-İlkel Teknoloji , Patojen(öldüren)-fosil teknoloji yönünden az gelişmiş toplumların samimi, saf veya cahil insanlarını tepe tepe toplumsal ve teolojik mayın tarlalarına (Allah’ın hududuna) sürükleyerek dine karşı bedensel ve zihinsel eylemlerde kullanıyor.Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesini (burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek)yapıyorlar (Filmi izleyin). Ne acıdır ki: dinle, dini liyakatsiz uygulayanların farkını doğru kavrayamayan veya buna yönelik çözüm üretemeyen; son derece zeki ve dahi bazı bilim bilginlerimiz (bilim insanlarımız) bile bilimi ve kendilerini bu liyakatsiz metriksten/lerin denklemlerinden kurtarmamışlardır. Allah C.C. tarafından; laf olsun diye yer yüzüne Allah C.C.'HUN dinleri gönderilmemiştir. Gerçekten!  eylemler katıksız ve kuşkusuz saygı duymaya değerdir.
   Astekler (filmi izleyin) ,Mayalar,1,İnkalar ve İspanyolların şeytanı ve iblisi avlama ütopyaları (filmi izleyin), İnkalar (filmi izleyin), Kızıl derililer,  Romalılar  (Filmleri izleyin 1, 2, ) Thaipusam Doğa Dininine Tabii Hinduları, Pamir Dağlarının keşişleri, Puta, hayvanlara tapanlar, budizm... vb yeryüzündeki;zeki tasarım dinleri ör.Budizm (Filmleri izleyin 1, 2 ) ve Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin inanç cahillerini ve inanç sapıklarının sayılarının çığ (Doğal-Atasal Kültür Dinlerinin)gibi büyümesine Allahın gönderdiği dinler(Allah C.C.'HUN dinleri) engel olmuştur. Zaten Kuran-ı Kerimin son ayetlerinde de Müslümanlara!!! ve diğer inananlara; insanın rabbine!!!, sahibine ve ilahına sığınması istenmiştir.Ümmet gemisi insan gemisinin ortamındadır (metriksindedir).Bazı insanlar kendi hür tercihleriyle ar ederek iman eder insanlık gemisinden(beyin makamından) ümmet gemisine(kalbe) inerler ya da nasyonalistler, şovenistler ve siyonisler isterlerse bu dar ve liyakatsiz(soy kütüğü makamından) makamlardan ümmet makamına(kalp makamına ) çıkarlar . Güdük olmayan evrensel insanlarda buna saygı duyarlar. İnsanın sanal dünyasının huzuru ahlakına ve davranışına da yansır.İnsanın toplumsal döngüsünde; kavimler arasındaki çeşitliliğin önemi;İzmir'n aziz kargaları ve Yellowstone gri kurtlarının gerçek hikayesinden  (Film İzle) daha çok şey ifade etmelidir. Onun için Müslümanlar, insanın Allah'ına sığınır ve insanın misafiridir bu dünyada.Evrensel insana düşen doğru, net ve nokta teşhisle samimi Müslümanların içindeki kesin din, millet, kavim ve bilim münafıklarını asimile etmek, deşifre etmek veya avlamaktır. Bu tercihler liyakatli ve fıtrata uygun olunca inancından hayır görenlerden insanlık ve kendileri hayır görür (Hidayetin liyakatlisi Allah CC’ ten olanıdır) . Yoksa tarih boyunca siyasi, politik…vb sadece dünyevi veya sadece uhrevi amaçlar için tüm fıtratların hür iradelerini gasp (tercihlerini gasp etmek) ederek inanca zorlamak liyakatsiz ve sonuçları da ortadadır.

EVRİM BİLİMİ NEDİR?
-Tüm enerji hallerindeki;enerjilerin, yaratıkların, oluşumların ( eylemlerin, olayların, süreçlerin, olguların …vb) yaşanmış ve yaşanacak; sanal ve nesnel nefsi gerçek hayat hikayelerini bilimsel bulgulara dayalı olarak ilişkilendiren bilimdir.
-Evrim Bilimi sanki-özellikle akli primitif (ilkel) insanın nefsini tanıma aracıdır.

-Devrimler;insanın, evrimler ise yaratıkların özellikle hayvanların (kısmen insanın ve bitkilerin) zihinsel ve bedensel değişimin (değişmenin) aşısı/ları gibidirler.
-Aşıların seçimi, hazırlanması ve dozu yaşatıcı olmadıkça faydadan çok zarar verir.0, 0, 12,  3,  45, 6, 7, 9

EVRİM MEKNİZMASI;Evrim Bilimindeki tüm mekanizmaları ifade eden ve içeren genel bir kavramdır. Evrim Bilimi, Evrim Teorisi ve Evrim Mekanizmaları, Evrimin Prensipleri en az Hücre Bilimi, Hücre Teorisi ve Hücre Mekanizması gibi farklı anlamlar taşımaktadır. Evrim, Evrimin Prensipleri, Evrimleşme, Evrim Bilimi ve Evrim Teorisi kavramları doğru bilinmezse kavram ve düşünce yanılgısına neden olur. Evrim Bilimi öğretiminde özellikle algıda değişmezliğe yönelmek gerekir. Ör.Hücre, Hücre oluşumu, Hücre Bilimi ve Hücre Teorisi çok iyi bilinmektedir.Hücre teorisi alternatifi yerine organik kılıfa sarılı üretken canlı gen birimleri daha makul tanımdır.


EVRİMLEŞME;Doğal ve yapay yasalara dayalı ortaya çıkan/çıkartılan koşulların, canlıların genotip ve fenotipleri üzerinde meydana getirdikleri kalıcı kalıtsal değişimleri ifade eden kavramdır.Değişen çevre koşullarına uyum amacıyla, canlı ve kısmen cansız yaratıkların nesnel, sanal ve yaşam döngülerin de benimsediği ve oluşturdukları uzun vadeli değişimlerdir.


EVRİM;Evrimle ilgili tüm, kavram, süreç ve bilgileri içeren genel bir kavramdır.


EVRİM TEORİSİ;İleri sürülmeden önce, yaratıklar olalı beri çevresel değişimlere bağlı olarak yaratıklarda ortaya çıkan sonuçların arasındaki ilişkilerin Darvin’ce izah edilmesi veya Darvin’ce izah edilmesi kılıfıdır. Darvin bu teoriyi ileri sürmeseydi veya ileri sürmeden öncede değişimlerin yaratıklar üzerine ortaya çıkan sonuçlar vardı ve var olacaktır. Bir Darvin buluşu değil var olan sonuçları bir doğa sofisinin bilimsel izahatıdır.




RUH NEDİR?;Allah.CC. tarafından sadece insana üflenmiş evrensel, doğa-hayvani-meleği doğa ötesi hemen her şeyin özünü içeren ilahi kökenli meleği kişilik olup; akıl  bu nüveyle etkileşimli çalışır. Sadece akıllı yaratıklarda var. Maddi ve manevi anlamda çoğu şeyin en değerli nüvesi olması hasebiyle akılla birlikte insanı evrenselleştirir. İnsandaki, nefis tanımının tersi (meleği) sanal insani-meleği kişiliğidir (1)aklı tercihlerle örtüşür, Allah C.C.;İnsana ruhumdan üfledim der. Fıtrat itibarıyla meleği doğa ötesine bağlıdır.İnsandaki melek gibidir.İnsan ruhu bedensel ve bâtını/düşünsel/sanal kalp le çalışır ruhsal bilinci uyumaz. Ben uyurum(nefsim uyur) kalbim uyumaz (hadis vardır). En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla ilahi kabul edilir. Sanki uçak için kara kutu ne anlam ifade ediyorsa, bedenimiz içinde ruh onu ifade ediyor gibidir. İnsan ölünce de ruhunu Azrail  A.S. (Ruhu teslim alan melek/ölüm meleği) alır Allaha C.C.'HUNE götürür. Her insanda akıl sahibi bir melek (ruh) vardır. İnsan ölünce Allah emanetini (ruhu/meleği ve aklı) alır. Kalan her şeyle ve yaptıklarıyla insan belli bir vakte kadar baş başa kalır. Ruh kıyamete kadar ölmez ve hastalanmaz meleği kişiliktir. İnsanın sanal dünyasındaki ruhsal-meleği (psikolojikve psikiyatrlık bozuklukları ruh ve akılla değil nefis, zeka ve bedenle ilgilidir. Bu hastalıkların hemen hepsini hayvanlarda da görmek mümkündür. Evrensel bir insanda:canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... vb doğal sanal araçlarına ilave olarak, ilahi kaynaklı ruh ve akıl özgün sanal araçlarının varlığı kabul edilir.İnsanda hem can hem de ruh vardır. Hayvanların ruhu yoktur, bedensel canı var. Hayvanlar tamamen canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... vb sanal araçlardan ibarettir.
     Ruh, kişilik olarak Allah CC’HUN bizdeki en değerli emaneti ve elçisidir. İbadetlerimizle aklımızı kullanarak ruhsal kişiliğimizin külliyatındaki hakikatlere ve gerçekler arif oluruz.
    Tüm insanlar İslami fıtrat üzerine doğması nedeniyle insana verilen Allah.CC’HUN emanetidir. Ruh çoğu şeyin insandaki anlayış, ilim ve mantık aynasıdır. Olay olgu, yaratık, süreç, enerji halleri, yaşanmışlar, yaşanacaklar ve yaşanacakların çoğu şeyin özü ve ilmi onda vardır. Bu nedenle her şeyi anlamaya düşünmeye kavramaya, yoruma..vb olanağımız vardır
Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, İnsanın Hüneri Cehalet-Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç) ve Kişiliğin Hüneri Tercihtir.
   Hayvanlar; bedensel organlarından öncelikle beyinlerinin, genlerinin ve zekalarının kontrolündendir. Bazı aklı ve ruhu güdükleşmiş ilkel insanlarda böyledir. Bu insanların iradeleri nefisleri ve zekalarının kontrolündedir.Gelişmiş insanlar;akıl, ruh ve vicdanın kontrolündeki iradelerini liyakatli(akıllı) kullanırlar.
   Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zeka genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir.
   Büyük bir olasılıkla insan doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki tüm nesnel ve sanal eşyanın veya çoğu şeyin nüvesinin, kendisine verilen ruhun nüvesinde olması nedeniyle aklını kullanarak; eşyayı-doğayı anlıyor tanıyor ve gerçek kişiliğini tanıyor ve hayvani-meleği doğa ötesine taşıyabiliyor. Hayvanlarda ve bu sanal aracını çalıştırmayan veya çalıştıramayan insanlara da eşyayı kavrama-doğayı anlama sadece zeka aracı ve nesnel-sanal nefislerle olur. İnsanda; zeka, nefis, akıl, ruh ve vicdan sanal araçların hepsi çevreyi ve eşyayı tanımada kullanıldığı için diğerlerine baskındır.
-Ruh ve Akıl Allah CC’HU tarafından ilk defa Adem AS’A verilmek üzere sonrada ola ki bazı insanlara özgü verilen sanal araçlardan olup;ölümden sonra Ruh özel olarak Azrail AS tarafından Allah CC’HUNA geri götürülür ve Akılda ALLAH CC’HUNA imanla döner. Zeka ebeveyn ve çevirenin ürünüdür ölümle hayvanlardaki gibi muamele görür. Adem AS’IN halifeliğinden öncesi yaşayan tüm vahşi-doğal insan ve insanımsıların hepsi zekiydiler ancak akıllı değillerdi. Adem AS’IN halifeliğinden bugüne kadar bazı insanlar akıllıdır yada peygamber ahlaklıdır. Bazıları akıllı değillerdir veya aklı güdüktürler yada münafıktırlar aklının aksine hareket ederler. örneğin, cahiller, münafıklar, doğal insanlar, nefsi deliler (aklın ve ruhun hastası delisi olmaz), kapitalsiler….vb güdük insanımsı konumda olanlar

  AKIL NEDİR?İnsandaki meyveleri;peygamber ahlakı, paylaşma, zayıflarına insancıl (rekabete girmeyen), doğa ve hayvani-meleği doğa ötesi hikmetlere sahip …vb olan ilahi kökenli sanal araçtır. Sadece akıllı yaratıklara özgüdür. Bitkilerde, hayvanlarda,... sistemlerde …vb bulunmaz.Sadece akıllı insan ruha endeksli düşünebilen insan demektir. Sadece zeki insan nefse endeksli düşünebilen insan demektir...
    
Akıl ruhun nüvesine dayalı en insancıl ve evrensel çalışan işletim sistemi gibidir.Sıra dışı doğal ve hayvani-meleği doğa ötesi erdemli sezgilere-bilgilere açık ya da sahip, fıtratı ölçüsünde, peygamber ahlakı kurallarına uyumlu yaşamayı arzulayan veya  yaşamaya çalışan  insandaki kişiliktir.Kısaca, insani özellikler açısından  en az güdük olan, büyük zihinsel kapasiteye sahip insandaki erdemli insani kişiliktir.Tüm insanlar akıllıdır.  Aklı ilkel, aklı doğal, aklı asri, aklı normal, aklı meleği, aklı selime kadar çeşitli akıl dereceleri vardır.Genetik yapının %1'i ? akıl,ruh la ilgilidir.. Akıl ruhun işletim insani sistemi gibidir. Onunla doğa ve hayvani-meleği doğa ötesinin peygamber ahlakı kuralları (meleği kurallar) deşifre ve kabul edilip öğrenilir.
      Aklı zekadan ve nefisten ayıran en önemli özelliği ve özgünlüğü Ruha dayalı olarak liyakatli mantık aynasına sahip oluşudur. Yani liyakatli öncelikli düşünür ve karar yargısına varır.
      Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zeka genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir.
      Sanki akıl her şeyin özünü içeren ruhun engin ve kusursuz edepli deryasında, nefsin-zekanın; düz-çukur-tümsek(pire) ayna mantık sistemlerini insanın önüne koyan yegane sanal araçtır. İnsanın nefsini/kendisini tanımasını sağlayan insani sanal araçtır.

Akıl ve Zekanın Önemli Farkı;Akıl işletim sistemi tek başına geçiciliği, ebediyeti, ölümü ve ölümsüzlüğü dikkate alarak karar verir, zeka tek başına karar verirken bunun bilincinde değildir. Akıl her insana özgün olarak Allah CC’HU tarafından verilir. Zeka; anne-babadan veya önceki sistemden sonrakilere geçer ve çevre ile etkileşimin ürünüdür.
Tüm yaratıklar zekidir ancak tüm yaratıklar akıllı değildir.

      A-Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, İnsanın Hüneri Cehalet-Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç) ve Kişiliğin Hüneri Tercihtir. Önermesini eleştiriniz.
      Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zeka genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir.
      Sanki akıl her şeyin özünü içeren ruhun engin ve kusursuz edepli deryasında, nefsin-zekanın; düz-çukur-tümsek(pire) ayna mantık sistemlerini insanın önüne koyan yegane sanal araçtır. İnsanın nefsini/kendisini tanımasını sağlayan insani sanal araçtır.
Akıllı insanlar (aklı selim); tüm aşmazlarını, aşılmazlarını, marifet, zafiyetlerini, emanetlerini, risklerini, davranışlarını, eylemlerini ve değerlerini;en doğru zaman, süreç ve olguda/larda; doğru yerde/kişi-kişilerde değerlendiren ve değerlendirtenlerdir.Akıllı insanların en çarpıcı özelliklerinden birisi, gerektikçe;sıra dışı, negatif, istenmeyen veya güdük insan sıfatlarını (drama,dengesizlik, aptallık, yalanı, geri zekalılık, zır delilik, saflık, ahmaklık, serserilik, yalancılık..vb. özellikler) toplumun menfaatleri için diyet olarak kullanmalarıdır.
    Bazı akıllı insanların özelliklerinden birisi de; nefsini çok iyi tanıdığı için; pozitif, negatif(aptallık, dengesizlik, safflık, serserilik, drama, yalancılık... vb), nötr ve geçişken hertürlü insani sıfatlarını, hüner ve yeteneklerini; bulunduğu habitatta en mükemmel dizayn edebilen ve kullanabilen kişiliktir. Kısaca, inanç değerlerinide dikkate alarak, fıtratına uygun doğru tercihler yapan kıvrak, doyurucu ve güvenilir kişiliktir. Akıl, Ruhun (insan genlerindeki oranı %1'i ? ) işletim sistemi gibidir.İşleyen-çalışan akıl, ruh ve vicdan ; en güzel meyvesi peygamber ahlaklı insandır. Hayvanlar asla akıllı olamazlar. Aklın derecesi, peygamber ahlakıyla doğru orantılıdır.En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla ilahi kabul edilir.
En akıllı insanlar(aklı selim), peygamberler ve velilerdir. Onlar, ileri derecede;insani, doğal, doğa ve hayvani-meleği doğa ötesi sezgilere sahip, yeterince akıllı(aklı selim) ve zeki insanlardır. En sıra dışı çile - sıkıntılara katlanabilen nefse sahiptirler. İnsanlığın en güzel-verimli eğitilmiş önderleri ve büyükleridirler. 
Hiçbir sıra dışı insan; yani çok yüzlü münafıklar, cahiller, aptallar, geri zekalılar, dahiler, şok Akıllılar(aklı ilkel), süper parti siyasetçileri, deliler... vb.  akıllı insanların hudutlarını aşamaz. Belki de bu karakterin hepsini drama veya yaşarak öğrendikleri için tepkisinde/lerinde başattırlar. İnsan çözümlerini delilerin dudakları arasında aramaz. Belki de, hikmet sahibi insanlar;bedenen ve zihnen değişmek üzere, sıra dışı olay ve olguları yaşayarak öğrenmek için Allah CC'HUNA baş vuranlardan çıkar.  Kozmopolit  insanlarda,  hikmet görülmez ve beklenmez. Tarih boyunca;peygamber ahlakı hakimiyetinin-yayılması için;Hıristiyanlık öncesinde çok sayıda peygamber öldürülmüştür.
          
Belki de değişmek isteyen insanların Allah CC’HUNU doğru anlamak ve muhatap oldukları - olacağı tüm yaratık-olay-olgu-süreçler..vb; doğru algılamak, doğru empati duymak-kurmak ve doğru iletişim için insan sanal araçları için gerekli mantık ve düşünme ara yüzünü içeren insani işletim sistemini yüklemek için (kalbini temizlemek=kalp nadası ve kuran ahlakının işletim sistemini yüklemek için) sanal dünyası ve sanal araçları (zihinsel kapasitesi) nadas (formatı) yapılması gerekir. Ör.bir robotun veya bilgisayarın önce kapasitesi nadas (format) yapılır. Sonra onunla iletişim kurmak için ona işletim sistemi, dil ve sanal programlar yüklenir. Bu yöntemin/lerin bir yolu da kişilerin doğru zaman-koşul-mekan da…vb fıtratlarının kaldırabileceği kadar çoğu şeyin veya temel şeylerin terseri-nötrleri- ilgisizleri. ilişkisini ve çevreye çimlenişini uzlette ve yer yer toplum içinde yaşayarak ve yaşatarak öğretip-öğrenip hayata güncellemektir. Bu hikmeti taklit ederek; insanlarda iletişimin sağlıklı olması ve birbirini doğru anlamaları için (algıda değişmezliği yaratmak için) bu yöntemi kısıtlı eğitimde uygulayabiliriz. Değişim zorunludur.
Gerçekte akıl, ruh ve vicdankavramı batıda çok yanlış, karışık ve çapraşık geçtiği için Tıpta Akıl, Ruh ve Sinir hastalığından bahsi edilir. Aslında gerçek ve sanal nefis hastalıkları vardır.  Ya da  zeka özürlülük vardır. Bu hastalıkların hemen hepsini hayvanlarda da görmek mümkündür. Ruh-Akıl, Evrensel insana özgü ve ilahi kabul edildiği için; En alt seviyedeki, aklı ilkel olup tüm insanlarda vardır. En üst seviyedeki akıl;aklı selim olup, peygamber ve velilerde vardır. insanda çeşitli akıl dereceleri vardır; az akıllılar(aklı ilkel) .... ya da çok akıllılar(aklı selim) denilir.Yoksa akıllı olmayan insanların hepsi (aklı ilkel olanlar) akıl hastası kabul edilirdi. ( 1' Film İntranet Üzerinde Sadece Zeve Kampusun de ve YYÜ Tıp Fakültesi'nde İzlenebilir) internet. "
         Akıl ve zekanın uygulama alanları nelerdir? Aklımızı ve zekamızı nerelerde kullanmalıyız?
         Akıl:
özellikle ve öncelikle;yaşama stilimiz de ki tercih ve uygulamalarımızla ilgilidir. Nefsine uysun uymasın ya da hangi nefis mertebesinde olursa olsun iradesi dahilinde;akıllı insan/fert/devlet/kurum/kavim..vb yaşama stilinde(şeklinde) kendine peygamber ahlakın kurallarını(peygamber ahlakı) benimseyen, tercih eden ve iradesi ölçüsünde uygulayanlardır. Akıl işletim sistemi ruhun sınırsız güzelliği ve evrenselliğin ötesindeki havuzunda peygamber ahlakı kurallarıyla yaşayarak yol alır. Kişi nefsi emareye sahip olsa da yani ibadetler ve kurallar kendine zor gelse de sanal dünyasında ve gerçek dünyasında iradesinin gücü oranında bu kuralları samimiyetle benimsemesi onun akıllı bir kişilik olduğundan şüphe edilmemelidir.Aklın sadece öncelikli alanı budur.Tefekkür, ilimi kullanma-tetkik etme... vb uygulama alanları var.
          Zeka;Nefsimizin
dünyevi ve uhrevi işlerinde;özellikle ve öncelikle;menfaat farzlarımız, idlerimiz, egolar(istemler)ımız ve süper egolar(istemler)ımızın uygulama alanlarında kullandığımız sanal aracımızdır. Vahşi hayvanlarda akıl olmadığı için;duygularını, içgüdülerini, deneyimlerini ve zekalarını kullanarak güçleri oranında kendi yaşam sınırlarını belirleyip can pazarında menfaat farzlarına dayalı olarak yaşarlar. Aklını kullanmayan-kullanmak istemeyen ya da aklın kurallarını kabullenmeyen/ kabul etmeyen tüm insanlar bu kategorinin kombinezonları içine dahil edilebilirler.Bu kurallarla yaşamaya mecbur ve mahkumdur. Ör:Kuduz ve kapitalist ahlak yaşam biçimi bu kategoriye girer.
         Hayvanlar; bedensel organlarından öncelikle beyinlerinin, genlerinin ve zekalarının kontrolündendir. Bazı aklı ve ruhu güdükleşmiş ilkel insanlarda böyledir. Bu insanların iradeleri nefisleri ve zekalarının kontrolündedir.Gelişmiş insanlar;akıl, ruh ve vicdanın kontrolündeki iradelerini liyakatli(akıllı) kullanırlar.
         
          İnsanda Aklın Öncelik Prensibi Alışkanlığı (İnsanda Asil Şah Prensibi):
Özel haller ve istisnalar hariç, en kaliteli insanlar;zeka ve nefsinin tüm faaliyetlerini; aklın ve ruhun; gölgesinden, süzgecinden ve kontrolünden geçirdikten sonra uygulamaya koyanlardır . İnsanda:ruh şah'ının işletim sistemi akıl, nefis vezirinin işletim sistemi de zekadır.  
          Ruh akılla birlikte, insanı hayvani-meleği doğa ötesindeki; ulvi, meleği makamlara meyilli yönlendirirken bedendeki hasılatı peygamber ahlakıdır. Nefis zeka birlikte;doğayı ve madde alemini hızlı kavrayıp uyum sağlamamıza yardımcı olur. İnsanı doğadan daha aşağılık(hayvandan daha aşağı) makamlara meyilli yönlendirirken ahlaki hasılatı kuduz ve koyun ahlaktır.
         
Sanki insanların bu asır liyakatsiz;yönetim, eğitim, öğretim... vb yaşam tercihleri nedeniyle/leriyle; ruh ve akılla; meleği doğa ötesine yönelimi güdük, nefis ve zekayla hayvanlardan aşağı doğaya yönelimi ise baskındır.
          Akıl ve zeka , nefis ve ruh zıt kutuplara insanı yönlendiren tamamlayıcı sanal araçlar olup, konumlarının yararı; asimetrik düşünmemize engel olup daha küresel, simetrik dengeli ve verimli düşünmemizi sağlar. Bu araçları dengeli çalıştırmayan primitif insanlarda düşünce asimetrik olduğu için ahlak doğal ve asimetriktir. Ya şucudur ya da bucudurlar.
         Sonuç olarak; ferdin, nefsini-bedenini ve zekasını, aklının-ruhunun kontrolüne koyması gerekir. Bu çıkarsamadan hareketle;toplumlar, kavimler, devletler ve milletlerde;nefsine ve zekasına tabii insanlarını, akıllı-evrensel insanlarının güdümüne ve yönetimine koydurtacak; eğitim, seçim, sınav, yönetim…vb sistemleri geliştirmeleri gerekir.

Vicdan; Allah CC’HU tarafından tüm akıllı yaratıklara verilmiş, meleği bir kalp ibresidir. Akılsız yaratıklarda ya yok ya da güdüktür.
Vicdan;akıllı yaratıkların herhangi bir şey hakkında; akıl, zeka, nefis, kişilik, ortam, bilgi dağarcığı… vb tüm olanaklardan süzülmüş (filtrelenilmiş) sonuçların arasında verilecek en meleği tercih ve tercih serisini gösteren düşünerek kara veren batını kalp ibresidir.
-Akli selim haldeki (sinirli, asabi, düşünsel-bedensel hastalıklı…vb sıra dışı halde olmayan) olgun akıllı bir yaratığın düşünsel-batını kalbinin ibresinin gösterdiği ve rahat ettiği karardır.
-Bir konuda karar vermekte sıkıntı çekiyorsanız kalbinizin rahat ettiğini yapın.(hadis var)
-Aklımız, zekâmız, ruhumuz nefsimiz ve tüm olanaklarımızı kullanarak bilmekte ve karar vermekte sıkıntı, titreklik ve karasızlık çektiğimiz herhangi bir konuda vicdanımızın (batını kalp ibremizin gösterdiği) sesini dinleriz.
-Sorumlu gerçek kişiliğe; vicdanın sesini dinlemediğinin bilincinde olduğu ve vicdanının sesini bildirerek ihlal ettiği kayda geçer. Akıllı kişi bunun bilincindedir.
-Ömür boyu verdiği; doğru-yanlış, günah-sevap ya da nötr-geçişken… vb kararlarda bu meleği kalp ibresi kararına bilerek uymayan kişinin hanesine kalp ve bilincine bu yanlışlarının kayıt edildiğinden yada yazıldığına dair şuana kadar hiçbir akıllı yaratık ciddi olarak yazılı ve sözlü itiraz etmemiştir. İtiraz eden olgun insanlarında aklından??, nefsinden, zekasından, anormalliklerinden yada deliliğinde şüphe edile bilir yada şüphelenmek farzdır.

Yetenek;yapay veya doğal bir yaratığın, düşünsel, zihinsel, bedensel, yapısal… vb yönleriyle yapabilecekleri, becerebilecekleri, başarabilecekleri, irade edebilecekleri…. vb kadir olduğu vasıflarını ifade eder. Yetenek zeka ve akılla ilişiksel bir ara işletim sistemi gibidir.

NEFİS NEDİR?İnsanın; hayvani,gayri ahlaki, sıra dışı istenmeyen; tercih-davranış-duygu ve düşüncelerinin ilişkilendirildiği; doğaya eğilimli-etkili, Nesnel hayvani-bedensel ve hayvani-nefsi-vahşi-doğal (etolojik) sanal nesfi bedenimize ya da nüvesine (1)denir. Kısaca;Gücümüz, irademiz, tercihlerimiz ve eylemlerimizle baş edemediğimiz gayri akli ve gayri ahlaki her;davranış, eylem, hayvan, fert, devlet, kurum kuruluş..vb her şey; bu istenmeyen konum itibarıyla nefsimiz mesabesindedir Ör;sigarayı veya içkiyi bırakamamak (zayıf irade) da bedenimiz nefsimizdir. Mantık ve irademizin; aşka, kumara, aşırı adrenalin tiryakiliğine... vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanların bu süreçteki kişilik konumları nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda; Allah CC. dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de; Nefsini tanıyan rabbini tanır (ayet/hadis!).İnsandaki bu kişiliğin konumu ve etkisi ayrıcalık gösterir.İnsanın genetik yapısı-yatkınlığı ve çevrenin; nefsi kişiliğinin (sanal-zeka-bedensel kişilik) gelişimine etkisi, çok büyüktür.
      Sanal ve nesnel nefsimizin hüneri doğal, yabani, gayri insani veya vahşi oluşudur. Yani doğaya meyilli ve samimiyetsizliktir. Zeka işletim sistemi ile çevreye icabet eder.
      Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani SiyasetKişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir.
      Normal  insanların çoğu, doğuştan; nefsi-zekası itibarıyla  hayvanidir (kötü değildir), ruhu-akli itibarıyla meleğidir. Sanki insan; nefsi, zekası ve genetik yapısı itibarıyla primat, aklı, ruhu ve vicdanı itibarıyla melek gibidir, bu açıdan evrim daha çok insanın nefsi ile(bedeni, zekası…vb) muhataptır. (Demirkuş 2007).Genetik yapının %99'u belki de %100'ü maymunlara benzer ve nefisle ilgilidir.Nefisin göbek bağı;zeka işletim sistemiyle ile doğaya meyilli çalışır.
Belki de bir insanın fıtratından ve nefsinden verim alması için: geçici bir süre (en azında;çocukluk,öğretim, öğrenim ve eğitim sürecinde) her şeyi gönlünce düşünüp yaşamaya çalışırken ( nefsi arzularını dolu dolu yaşarken); nefsinin diğer insanlara  açılan ikram ve tersi kapılarını, nötrlerini ve geçişkenlerini tanımak (nötrlerini, geçişkenlerini, en güzel ortak payda ve tersi özelliklerini tanımak), ilgi ve icabet koşullarını çok iyi saptaması gerekir. Her insan nefsinin sıfatlarında külli nefsin ortak paydası gereği en azında; bir veya birkaç güzel karakteri vardır. Kişinin, nefsini doğru tanıyıp;normal hayatta, bu özelliklerine yoğunlaşıp- kullanması-geliştirmesi(eğitimle bu güzel hasletini/lerini alışık tepki (refleks) haline getirmesi) adil toplumsal ilişkilerde bulunmaya kendini endekslemesi  (kendini bu duruma göre dizayn etmesi) önemli bir problemini çözmesi anlamına gelir. Belki de doğrusu;pozitif-negatif-nötr..vb arzularla doluşan; sanal kişilik (1)ve canlı bedeni nefis kabul edersek, gerçek-sanal doğayı da onun habitatı kabul etmek gerekir. Kısaca, gelişmiş insan olmaya engel;eylem, özellik, davranış, kışı, devlet... vb çok şey nefsinizdir. En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla, bedenle birlikte doğal kabul edilir.
Çeşitli nefis mertebeleri mevcuttur; nefsi emare (emir eden nefis, iradeye baskın nefistir, kötülüğü emir eder ve pişman olmayan nefis), nefsi müsevvile, nefsi raddiye, nefsi levvame, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis), nefsi mutmaine,peygamber ahlaklı  evcilleşmiş, iradeye ve peygamber ahlakı-adil düzen kurallarına itaat eder).
İnsanda Nefis ve Kişilik Mertebesi;Genellikle İrademiz, gücümüz, kişiliğimizle veya herhangi bir şekilde;kontrol edemediğimiz, değiştiremediğimiz-baş edemediğimiz;gayri ahlaki-gayri akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, fert, toplum, kavim, millet,devlet,…vb. özümüze ve çevremize ait çok şey istenmeyen bu konumu/ları itibarıyla nefsimizin mesabesindedir. Ör;herhangi bir özellik bakımından, nefsi emareye sahip bir insan, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis) veya diğer üst kalite nefis özelliklere sahip kişilerin (insanların) nefsi durumundadır. Kısaca ahlak kalitesi bakımından;bir alt seviyedeki;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, fert, toplum, kavim, millet,devlet,…vb, bir üst seviyedekinin nefsi konumundadır (durumundadır). Bu açıdan insanlar kategorize edilirse;aklı ilkelden, aklı insana ....dereceli olarak tüm insanlar; aklı selime sahip insan nefsi konumundadırlar.Yani en alt basmaktaki nefis primitif-ilkel insan nefsi, kişiliği en üst basmaktaki nefis aklı selime sahip gelişmiş insan nefsidir. İnsanlarda; çoğu özellikleri-nefsi sıfatları-davranışları bakımından izafi mozaik (göreceli) nefis söz konusudur. Yani çoğu kişide; nefsi sıfatlarının derecesi bakımından izafi mozaik harmanlama söz konusudur.Genellikle tümüyle saf nefsi müsevvile, nefsi raddiye, nefsi levvame, nefsi natıka (genleri diri ve konuşan nefis), nefsi mutmaine, peygamber ahlaklı evcilleşmiş, iradeye ve peygamber ahlaklı-adil düzen kurallarına itaat eder). sahip insanlar azdır. Batıdaki seri cinayet işlediğine pişman olmayan katiller tümüyle nefsi emaredir(primitif-ilkel altı insan). Primitif-ilkel insanın nefsi; hayvanlardır!! Primitif-ilkel altı insan ise sanki hayvanların nefsi konumundadır. Fert,toplum, devlet olarak;nefsimizle verimli yaşamanın önemli bir yolu;onunla rekabet(vahşi-doğal birliktelik) ve yarışa girmeden, fıtratına uygun verimli zaruri ilişikler denklemi/leriyle;eylemle, lisanla,yüreğimizle   veya bunların kök hücre varyasyon kombinezonları mantığıyla ona katılmak, yaklaşmak, karışmaktır ve gerekirse uzak durmaktır.
Bilmeyen bilenin mazlum nefsi mesabesinde kabul edilir. Ör.cahiller, bilmeyenler ve çocuklarımız mazlum nefsimiz mesabesindedir.

Nefsini Tanımak:İnsanın zihinsel-bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insani, doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları…vb doğru tanımak, uygulamak, namuslu-dürüstçe liyakatli konumlandırmak ve kullanmaktır. Kendini-nefsini doğru, namuslu ve dürüst tanımak; bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken- hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… vb değerleri doğru tanıyıp kendini çevresine doğru konumlandırmasına ve çevresinden azamı liyakatli yararlanmasına yardımcı olur. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var)
      İnsanın, sanal ve nesnel özgün sıfatlarının pozitif, negatif, nötr ve varyasyonlarını çevre ile etkileşim gücünü, konumlarını doğru bilmektir. İrademiz,  gücümüz ,  kişiliğimizle veya herhangi bir şekilde, kontrol edemediğimiz-baş edemediğimiz;gayri ahlaki-gayri akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, kişi, kurum, toplum, millet…vb. özümüze ve çevremize ait çok şey o konumda nefsimizin mesabesindedir. Diğer bir ifade ile;fert/kavim bazından insanlık bazına kadar;sanal (akıl, zeka... vb) ve nefsi (bedensel organlarını) araçlarının; gücünü ve konumlarını çevre ile etkileşim gerçeklerini doğru öğrenmesi-tanımasıdır. Bu dost doğru konumlandırma ve teşhisten sonra;kendini benimsediği namuslu ve dürüst kurallar-tercihlerle doğaya ve insanlığa entegre eden fert ve kavimler istenen kavimlerdir.
Böyle fert ve kavimler;neticeye tesir güçlerini doğru bildikleri için; doğada helak olmadan doğru yapabilirliklerine fıtratı ölçüsünde yoğunlaşırlar.  Bu fert ve kavimler;kimlerin ve kimin kendilerine kadir, kendilerinin nelere kadir olduklarını çok iyi bildikleri için ;nefsiyle baş edemeyeceğinden emin olduklarından;yaptığı ibadetler ve güzel davranışlardan edindiği zihinsel alışık tepki (refleks) sezgiler sonucu;nefislerine tapmadan, teslim olmadan ona/onlara verimli olabileceği;davranış, ilişki kombinezonuna girerler veya hangi koordinat-konumdan/lardan yararlı çimlenmeye başlayacağını yaşayarak öğrenirler/öğretilirler ya da verimli tepkiler geliştirirler.Uyduğu kuralların geçerli davranış-eylem reçeteleri olduğuna yaşayarak öğrenir, inanır ve rabbini tanır-ona arif olur. Ör;sigarayı veya içkiyi bırakamamakta (zayıf irade) bedenimiz nefsimizdir, Mantık ve irademizin aşka, kumara, aşırı adrenalin tiryakiliğine... vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanlar nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olduğumuz olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda; Allah CC. dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de; Nefsini Tanımayan Rabbini Tanımaz, Allah C.C. çıkarsamasından hareketle;Evrim sanki-özellikle akli primitif (ilkelin) insanın nefsini tanıma aracıdır. Evrimi bilmek ve tanımak, en azından evrimdeki gerçeklere talip olmak, insanın nefsinin nefsini veya kendini-nefsini daha iyi tanımasına yardımcı olur.İnsanların doğal davranışlarına anlam vermek ve zihninde doğru yere oturtmak için; hayvanlarınkiyle özdeşleştirmek açısından, etolojik (hayvan davranış bilimi) davranışları bilmekte çok yarar vardır. Batıyı doğru anlamak ve uyum sağlamak için bu zihinsel aşıya gereksinim vardır.
Önemli;Yaşama şekli ve stilimizle;nefsi pozisyonunda bulunduğumuz;daha peygamber ahlaklı-akli;duygu, düşünce, arzu,eylem, davranış, özellik, kişi, kurum, toplum, kavmimiz, ailemiz, büyüklerimiz, halkımız, milletimiz,devletimiz…vb. çevremize ait her şeye karşı;ölçüleri kaçırmadan, eksiklerin bilincinde olarak, onlara tapmadan;fıtratımız ölçüsünde; hassas, duygulu, sevecen, kibar saygılı, ölçülü davranış, eylem, örnek ve ders alma tepki denklemler kombinezonları ve konumları içinde olmalıyız.
Önemli deneyim;fertler ontogenetik kavimlerse filogenetik olarak geçmişlerini değerlendirirken; ahlaki yönden en güzel ve dorukta oldukları süreç ve olgularına yoğunlaşmalarında yarar vardır. Yani bu çizgi ve konumları dairesinden insanlığın parçası olarak yeşerip-değişip doğaya katılmasında yarar vardır. 1, 2.
Nefsi emare:Ör, batıda seri cinayetleri işleyen katiller bu gruba girer. İradeyle durdurulamıyor.  Bu insanların çoğu işlediği suçtan pişmanlık duymazlar.
          Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlakı ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır.Zeka genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir
Kendini Tanımak:zihinsel-bedensel araçlarını;liyakatli ve doğru tanımak, tüm güçlerini bilmek, kullanma becerileri derecesini doğru kavramak, insani, doğal sıfatları, özellikleri, özgünlükleri, araçları…vb doğru tanımak, uygulamak, namuslu-dürüstçe liyakatli konumlandırmak ve kullanmaktır. Kendini-nefsini doğru, namuslu ve dürüst tanımak; bir insanın yapısal olarak sahip olduğu nesnel, sanal, çevresel ve düşünsel araçların hünerlerindeki; istendik-başarılı(+), istenmedik-başarısız(-), dengedeki-nötr(0), geçişken- hercai(+,-), bilinmez, bilmezleri, cehaleti-kör noktaları(?), özgünlükleri(*), baskınlıkları(!)… vb değerleri doğru tanıyıp kendini çevresine doğru konumlandırmasına ve çevresinden azamı liyakatli yararlanmasına yardımcı olur. Nefsini tanıyan rabbini tanır (Ayet var)

FITRAT(YAPI) NEDİR? Bir yaratığın veya canlının doğasına ait tüm enerji hallerini veya yapısını ifade eder. Ör.İnsan fıtratı;bedensel ve zihinsel tüm ünitelerinin-bileşenlerinin (akıl, ruh, nefis, beden,genetik yapı-dizayn-potansiyel, mantık..vb) toplam-doğal; potansiyeli veya enerji halleridir.
FITRATİ (YAPISAL) ÖZGÜNLÜK VE ÇEŞİTLİLİK;insanlardaki sanal ve nesnel nefis mertebeleri, sahip olunan sıfatlarının; baskınlık, değişmezlik ve özgünlük çeşitlerinin yapısı, değişimezleri ve değişimleri ile ilgilidir.
    Ör.Tüm insanlar İslam fıtratı üzerine dünyaya gelirlerdeki maksat;Müslümanların ve Müslüman olmayan insanların çocukları dünya’ya gelirken kendilerine genetik yapılarında olmayan yani irsi olarak ebeveynden yavrulara geçmeyen; en az üç araç;akıl, ruh ve vicdan verilir. Bu araçlar başka hiçbir primata verilmez.Akıl, ruh ve vicdan İslami kurallar ve bu kurallara eş değer uygulamalarla hayata uygulandığında; hayat döngülerinin zihinsel boyutlarının meleği doğa ötesine doğru yol almasını sağlar.Akıl, ruh ve vicdan kullanılmadığı zaman;insanda peygamber ahlakı gelişimi güdük kalırlar. Yani hayvani-meleği doğa ötesi enerji hallerinden mahrum zihinsel havuzlu insanlarda; yayılan ve kendilerine dönen zihinsel enerji halleri ilkel primatların döngüleriyle özdeşleşerek;sanal dünyası itibarı ile hayvanlaşıyor veya özgünlüğünü kurtaramıyor ya da doğayı aşamıyor. Belki de bu asrın sanal hastalığı ya da yetersizliği budur. Zihinsel enerji itibarıyla hayvanların tasarrufunu-kapasitesini aşamayan ve böylece peygamber ahlaklı insanların azınlıkta olduğu bu günkü dünya ortaya çıktı...  

Fıtrat Cahili/Kara Cahil/Yapısı Değişmez Cahil;yanlış bildiğinin katır avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Ör. bazı bilim ve din cahilleri. Genellikle bunlarla tartışmalarda uzak durulmalı.

Eğitim Cahili/Bilmezliğin Cahili/Mazlum Cahil;Çocuksu bilmediğinin farkında olmadan yanlış bildiğinin avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlar, bazı gençler ve çocuklardır. Ör;bazı siyasiler, bazı din ve bilim bilginleri (bilim insanları?!), bazı halktan insanlar, batı, veto imparatorluğu, gençlerimiz ve hemen hemen tüm çocuklarımız.Genellikle bunlarla yararlı, örnek, eylem, mesafe ve konumlarda durulmalı.

İNSAN FITRATLARI (GENETİK VE ZİHİNSEL YAPISI) DİKKATE ALINARAK, NASIL VE HANGİ LİYAKATLA BİLİM VE İLMİDEN EN YÜKSEK VERİM ALINABİLİR?
          İnsanda: sadece bilim ve öğretimle; doğaya ve bedene,nefsine endeksli öğretim yapılması; bireylerin zihinsel araçları ve mantık sistemleri vahşi doğa yasalarına ve yaratıklarına kenetlendiği veya yoğunlaştığı için;insanda bu yasalara endeksli vahşi şovenist ahlak, eylem ve davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
        İnsan:sadece ilim ve eğitimle;ruhuna, sanal dünyasına endeksli doğa ve ötesini aşarken öğrendiklerini; fıtratına uygun ve aklı kurallara göre disipline etmediği/edemediği zaman; Siyonist ruhban ahlak, eylem ve davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
        Bu önermeler ışığında;tüm insani fıtrat çeşitleri Ör.zeka açısından;ezberci fıtrat, kavrayıcı fıtrat, belleyici fıtrat, ilişkilendirici fıtrat…vb. dikkate alınarak;peygamber ahlakı motive edici öğretim, öğrenim ve eğitim öncelikli sistemlerini varyasyonları geliştirilmelidir. Özellikle namuslu, dürüst,soylu insanlar ve peygamber ahlaklı inanç sahiplerinin fıtratlarını öne çıkaran ve taklit ettirmeye yönelik eğitim, öğretim, sınav, yönetim…vb sistemlerin varyasyonları keşif edilmelidir.
        İnsan için;eğitim - öğretim, bilim - ilim arasındaki dengenin önceliği ve oranı konusuyla, kusursuz örtüşen Hz. Muhammed A.S.hadisi yol göstericidir;
”Dünyası için (bilim-öğretim), ahretinden (ilim-eğitim) ve ahreti için dünyasından vazgeçen bizden değildir.
  
İnsanın sanal araçları, sıfatları (Akıl, Ruh, Zeka, Mantık, Hafıza-Zihinsel Beden, Düşünce, Fikir, Nefis, Muhakeme, Özgünlük, Haset, Kibir, Gadab, Ucup, Kıskançlık, Sevgi, Merhamet, Kahhar…) ve davranışları konusunda en geniş bilgi; tanımlar kavramlar arası mantık dizaynı Kuran-ı Kerim'e dayalı İslamiyet’in felsefesinde bulunur. İnsanın nesnel araçları;beyni, duyu organları…vb tüm bedensel araçlarıdır.  


Belki de bilmediğini bilmeyen, dünyanın dengesini şaşırtan “Çok Başlı Veto İmparatorluğudeccal olamaz ve değildir. Olsa olsa deccale minik bir malzeme olur. Uygulamalarıyla gerçekten parçalayıcı oldu. Şimdide globalleştirme-federeleşme, topluluklaştırma   yolunda kapitalizmin farzlarına ve kurallarına göre kendini tevhit ettirtiyor.Kapitalizm (Karunizm) için yaşamak besi yerlerini (toplumu) kapitallerine dayalı yaşatmaktır Demirkuş 2007.. Tek başlılığı sadece kapitalist sermayenin menfaat farzları ile bir aradadır. Bu gidişatla, akıbeti; obez ekonomi ve obez Karunizm (kapitalizm) septomlarının biri ile kendini teknoloji çöplüğünün içinde bulması olacak. Ölümünü hızlandırmak isteyenler petrol kuyularını peşkeş çeksin. 1, 2, 3

A-İnsan bilmediğinin cahilidir. Cehalette felaketlerin kaynağıdır. Peki 21. yüzyılda bir insanın ne kadar ne/neleri bilmesi gerekli? Yani kime hangi bilgileri ne oranda yüklemeliyiz? Yada bir insanın neyi ne kadar neleri bilmesi gerektiğini ne/neler belirler veya belirlemeli?
B-Fertlerin ve toplumların tüm ortak payda ve özgünlüklerinin çeşitliliğine dayalı fıtrat (yapısal) eğitimi yaptırmak ne demektir?
Kısaca; bir insanın minimum ve maksimum neyi/leri bilmesi gerektiğinin ölçülerini ele veren eğitim sistemleri hangileridir. Bir insan; ne kadar özelleşmiş bilgi, ne kadar ortak payda ve ne kadar geçişken bilgilerle donatılmalıdır? Günümüzdeki eğitim sistemleri bu gereksinimlerin hangi boyutlarına hizmet vermektedir?
İp ucu;Bir insanın; bedensel, toplumsal ve zihinsel;sınırlarını, ideallerini, sıfatlarını, ifrat ve tefritlerini, normalitelerini, özgünlüklerini ve özgünlük-hoşgörü sınırlarını, genetik ve zihinsel yapısının (fıtratının) özgünlükleri-ortak paydaları, değişebilirliklerini, farzlarını, sünnetlerini, varyasyonlarını, tiryakiliklerini değer yargılarını, id lerini, idollerini, doğru tahmin edebilme-ileriyi doğru görebilme…vb yeteneklerini, tercihlerini…vb özelliklerini doğru tanımamıza net yardımcı olabilecek tanıma sınav ve sistemleri geliştirmeyi düşünün. Zaman içerisinde tüm bu özelliklerin değişebilirlik olasılıkları da hesaba katılarak;fıtrat(yapı), zeka, akıl, ahlak, yetenekleri, tercih mantık sistemini…vb konulardaki; özgünlük, geçişken ve genel özelliklerini belirleyen ölçüm araçlarını (testler, sınavlar…vb) ve envanterlerini geliştirmeyi düşünün.
A-Fotoğrafik veya mantıki taklit eden nefis fıtratı,
B-Ezberci nefis fıtratı,
C-Yaratıcılığı taklit eden nefis fıtratı,
D-Mükemmelliğe taklit eden nefis fıtratı,
E-Eksik, hasarlı, mazeretli, özürlü nefis fıtratı,
F-Tembel veya çalışkan nefis fıtratı,
G-Bağımlılığa meyilli nefis fıtratı,
H-Kapasitesi büyümeye meyilli nefis fıtratı... vb
I-A,B.....H kombinezonları nefisler
İ-Diğer nefis fıtratları bu ölçümlerin varılan sonuçları olamlıdır.
Örneğin;fıtratı özgünlük, değişkenlik, geçişkenlik, değişmezlik ve ortak payda belirleyici testleri. Bu mantıktan hareketle;kişinin eğitimle alabileceği meslek ve yüklenebileceği bilgilerin taslağı belirlenmelidir. Gerekirse biyolojik gen sistemleri dizaynları incelemesi bilginsine baş vurularak bunlara ve diğer edinilenlere dayalı özgün eğitim programı verilir.
Fıtratlarla ilgili ölçümlerde mümkünse çok farklı uzman ekipler ve farklı ölçümlerle varılan sonuçlar örtüştükten sonra verilecek eğitim programına karar verilmelidir.
1

CAHİL KİMDİR? Bilmezliğin Ya da Yanlış ve Eksik Bilmenin Değişmezlik Kuduzudur. Edindiği yanlış,eksik…vb doğru olmayan bilgileri alternatifsiz dost doğru bilgi-fikir-siyasi görüşmüş gibi avukatlığını yapan ve bu bilgileri hayatına uygulayan farkındalığı eksik kusurlu-eksik-yanlış dürüst! radikal-köktenci fert ve toplumların tepkilerine atıf edilen bilinçsiz sıfatıtır. Hayvanların cahili olur mu?tıklayın
Batının menfaat farzları önceliği koşullarına göre dizayn edilen burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmeler başlatılmıştır.Belki de halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesi yapılmaktadır. Filmi izleyin
Fıtraten cahil fert, toplum, kavim ve milletlerin veya insanın kısmen mazlumyeti (kasten cahil brakılmışlar) ve masumiyeti yüklü olduğu mantık, düşünce sistemi ve fıtratının eksiklerinin farkındalığında olmayışındandır. Cahil insan değişmezlik tepkisini gösterdiği şeyin/şeylerin bilmezi, kavrayacak alt yapı ve bilinçten yoksun olduğu için uzak durulmalı veya gerekirse hoş görülü olunmalıdır.
Fıtrat Cahili/Kara Cahil/Yapısı Değişmez Cahil;yanlış bildiğinin katır avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Ör. bazı bilim ve din cahilleri. Genellikle bunlarla tartışmalarda uzak durulmalı.
Menfaat Cahili;menfaatleri gereği yanlış bildiğinin bilinçli avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlardır.Sonradan foyaları çözülünce özür diler size katılır ve sizi sollarlar. Hatta yanlış yapmak biz kullara mahsusudur der katmerleşirler. Ör;fosil teknoloji kapitalistleri
Ara Cahili;Tüm cahillerle flört eden cahillerdir.
Sadık Cahil(Köle Cahil);Efendileri çoğu şeyin en doğrusunu bilen cahillerdir. ...ne çok bağlılar.Asrımızın gözde üst kademedeki cahilleridir.
Çok Çalışkan Cahiller;Efendisinden/lerinden bir aferin almak için 40 takla atan cahiller. Asrımızın gözde üst kademedeki cahilleridir.
Eğitim Cahili/Bilmezliğin Cahili/Mazlum Cahil;Çocuksu bilmediğinin farkında olmadan yanlış bildiğinin avukatlığına ve eylemine soyunan fert ve toplumlar, bazı gençler ve çocuklardır. Ör;bazı siyasiler, bazı din ve bilim bilginleri (bilim insanları?!), bazı halktan insanlar, batı, veto imparatorluğu, gençlerimiz ve hemen hemen tüm çocuklarımız.Genellikle bunlarla yararlı, örnek, eylem, mesafe ve konumlarda durulmalı.
      Genellikle  fert  veya toplum az sayıda tercih ve davranışlarıyla cahildir veya  bir insan genellikle bazı tercihleri itibariyle cahildir !!! Ör:bilim cahili, inanç-din cahiliKasti cahiller hariç, diğerleri bilmediğinin de farkında  olmadıkları için o konumu/ları mazlum kocaman çocuklar gibidirler. Bunların tepkilerinden uzak durulmalı ya diyetle yaklaşılmalı veya yararlı olunacak mesafede ve tepkilerde bulunulmalı.Kasti cahiller (bilinçli cahiller) her zaman evrensel ve akıllı insanlarca yakın takibe alınıp delillerle gizli deşifre edilmesi gerekir.Çok yüzlü münafıklar; çalışkan ve sadık cahilleri kullanmayı çok severler.
-Cahillerden /gençlerden/bilmeyenlerden yararlanıp kullanan kişilikler nefislerine belki de en büyük zulmü yapmışlardır.
-Cahillerin bilimdeki karşılığı sabite ve değişmez katsayı, parametreler gibidirler.
-Cahiller toplumsal döngülerde olması gereken, toplumsal sabiteler-değişmez parametreler olduğu için özel icabet edilmelidir
!!!
-Toplum denkleminin sabiteleri olan cahilleri değiştirmeye kalkışırsanız her şeyi berbat edersiniz.

-Cahillerin akıl hocaları inanç-bilim ve insan münafıkları olunca tehlikeli olurlar.
-Fıtratlarına aykırı liyakatsiz işlerde (yöneticik... vb) tehlikeli olurlar.
Bazen aslını bile cahile kabul ettirmek zordur. Cahillere Allah CC’HUN icabeti ibret vericidir. Örneğin Habil ve kabilin hikayesi. filmi izleyin
-Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek yada bilmeden köten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar yada cahilleridirler. Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah CC’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır.
    İnsanda; her zaman, her durumda, doğruyu bilen/ler; o an, o eylemde, o olayda, o konuda, o sözde... vb bilmeyenin/lerin sorumlusudur!!
Mahiyetinizdekilerin (bildiklerinizin) çobanısınız!! (Hadis)1
    Özellikle çok yüzlü inanç- millet münafıkları, azılı cahilleri ve şok akıllıları: siyasi emelleri için; bu tip fert ve toplumların zaafından yararlananlar olup;sıfırın dengesini bozmaya çalışan çok yüzlüler, hainler ve cahiller peygamber ahlakının ebola virüsü gibidirler, bunları takip etmek ve kara kutularını ele geçirmek veya kuduz ahlak aşısı için stok olarak klonlamak; akıllı insanların ve insanlığın en büyük erdemli görevi olmalıdır. Özellikle cahil fert ve toplumları; ferdi ve toplumsal olarak yönetim ve uygulama, kadrolarına-alanlarına ve uluslar arası arenalara getirip kullandıktan sonra; onları günah keçisi ilan etmekte haz duyarlar. Filmi izleyin  Bu açıdan cahil; fert/toplum/millet/devlet ve insanlar, siyasi bomba gibidirler.Kullanılan cahiller ele geçince; süvarilerini tek tek sayıp, tarif ettikleri zaman mazlum oldukları ortaya çıkar. Cahillerin kullanılması akıllı  insanlara acı verir. Bana göre hak edişimizi(haklarımızı) bile elinden alırken dikkatli olunması gerekir.İnsan; kullanmadığı ve kullanamadığı bilgisinin hamalı, yanlış kullandığının;ya cahili yada hainidir veya insan genellikle sahip olduğu bilginin;ya bilmezi, ya cahili, ya;alimi ya da hamalıdır!! (Demirkuş 2006).
      Çok yüzlüler, hainler ve cahiller peygamber ahlakının ebola virüsü gibidirler. Onun için alimler genellikle cahillerden uzak dururlar. Sanki Allah C.C. bile ergin cahillerden uzakmış. Değişmek istemeyeni Allah C.C.'HUDE değiştirmez.Cahillerin şerrinden ve cehaletinden emin olmanın bir yolu da:olgunlaşana kadar; onları emin ve namuslu ellere emanet etmek , güvenini kazandırmak ve namuslu dürüst evrensel bilge kişiliklere eğittirmektir. Yönetici, siyasetçi ve politikacı olmaları; fiziksel ve toplumsal tufanlara sebep olur. Örneği ülkemizde üniversitelerde bile yaşanmıştır.  Ör.küresel ısınmanın siyasi aşılmazları. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
Münafıklar bazen;cahilleri, met et! fethet! mat et! sonra pat et. Önce okşa okşa, sonra yokuşa yokuşa! taktikleriyle pratikte kullanırlar. Değişmek istemeyen cahilleri; değişmek isteyenlerin uyumlu hayat pazılı değiştikçe ve yerine oturdukça onları hayat zorlar ve bedelini ödetir.

Önemli Not
;
Münafıklar hariç!! Bir insanın her şeyi ile cahil olması çok zayıf bir olasılıktır. İnsanlar cahil tercih ve davranışlarıyla yargılanır ve itham edilirken; iyi tarafları ve mazlum oluşları dikkate alınmalıdır. Ör;Osmanlının matbaa katırları veya cumhuriyetin cahilleri dediğimizde, sadece o insanların o davranış aralığı-olgusu kast edilir. Bu insanı/ları bir cahil davranışı için tecrit ve yok edemeyiz veya her şeyi ile yargılayamayız.

Doğal (Vahşi) Demokrasinin Cehalet İncileri; Bir insan düşünün;dürüst, namuslu, cesur, bilgili, zengin, makam sahibi (ör.başbakan), zeki, akıllı… vb sadece eşinin haline doğru empati duymamanın(duygudaş olmamanın) ve değişimin eğitim yada yapısal cahili, baş örtülü insanların haline doğru empati duymamanın (duygudaş olmamanın) din, eğitim ve yapısal(fitrati) cahili, ülkesindeki yasaları fetişleştirerek rejim elden gidiyor fobisi bahane halkının yada tüm insanlığın yararlı yapısal, inançsal ve kültürel değer yargıları için değiştirmek istemeyen yada içine sindiremeyen eğitim, yapısal ve din cahili kişiliklerin veya başbakanın olabileceğinden emin olun.
Bir insan düşünün;dürüst, namuslu, cesur, bilgili, zengin, makam sahibi (ör.başbakan), zeki, akıllı, Müslüman olmakla övünen… vb ancak sözde alim saydıkları özel misafirlerini yada insanları devlet sofrasında iftar etmeye tenezzül edecek kadar din ve alim cahili yada tüm medya önünde Müslüman bir ülkeye davetli giderken Avrupalı ecdadımın ökçesini öpmüş demenin zavallı cehaletini gösterebilecek kişilikte cahil yöneticiler veya başbakan olabileceğinden emin olun. Bu yazıdaki amaç kibir, ucup, haset, eğitim, yapısal(fıtrat) ve vahşi laiklikten doğan din cehaleti yöneticilerin vahşi-doğal demokrasinin seçim sistemi eserinin delillerini ortaya koymaktır.


A- Kavim Bilmezleri (Cahilleri) Kimdir? bir kavimin devrimlere, değişimlere ve yeniliklere karşı fıtratı uyumlu ya da müsait olamayan yani yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları yeniliklerekapalı fertlerine denir. Bir kavimin bilmezlerini (bilmenin çocuksularını/cahillerini) yok ederseniz o kavimin toplumsal denklemlerinin özgünlük sabitesini/lerini yok etmiş olursunuz. Cahillerden uzak durdurulması Allah CC’HUN insanlara çözüm önerilerindendir. Allah CC’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlerine yansıtmaktır.

B- Kavim Milliyetçileri Kimdir? Bir kavimin varlığı için düşünmeden canını vermeye hazır o kavimin özgün fertlerinin hepsinin tepkisi milliyetçiliktir. Ancak bunu yaşam stilinin ağırlık ve kişilik merkezi haline getiren toplulukta o halkın milliyetçileridir. Bir kavimin milliyetçilerini yok ederseniz o kavimin özgün parmak izi değer yargılarını ve savunma özgünlüklerini yok etmiş olursunuz. Allah CC’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. -Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC'HU razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler.1
 C- Kavimin Milliyetçileri Kime Denir?Bir milletin varlığı için düşünmeden canını vermeye hazır o milletin özgün fertlerinin hepsinin tepkisi milliyetçiliktir. Ancak bunu yaşam stilinin ağırlık ve kişilik merkezi haline getiren toplulukta o halkın milliyetçileridir. Bir kavimin milliyetçilerini yok ederseniz o kavimin özgün parmak izi değer yargılarını ve savunma özgünlüklerini yok etmiş olursunuz. Allah CC’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır. Bu fedakarlığın bedelinde bu kesim kemik iliği (hücre çekirdeği) gibi özel damarlarla beslenmesi lazım, özel sevgi ve ilgi görmeleri liyakatindedir. Milliyetçilerimizi seveceğiz onlara güven vereceğiz hassaslaştırıp huy sahibi etmeyeceğiz.
-Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC'HU razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler.
     Milliyetçilerimizi; şovenizm,Siyonizm, münafıklık ve kötü ahlaka karşı zihinsel olarak aşılayıp güçlendirmemiz lazım. Cahil kalmamaları ve yanılgılarını azaltmak için örgüt başına çok yönlü bilgin-alimleri getirmek gerekir. Ör.Ülkemizin milliyetçilerini yenilikçilerine karşı  Hitler’in milliyetçileriyle özdeşleştirilmek istenmişse de bu eylemde başarılmamıştır. Bu büyük bir başarıdır.
     Gerekli zamanlarda (savunmada) ayranları kabartılıp onlarla beraber mücadeleye girilir. Onlar her zaman ortalıkta olmazlar mecralarında daha büyük değer taşırlar. Bir milletin doğal askerleri (vücudun savunma hücreleri) gibidirler. 
     Doğal olarak millet bir halka veya kavime ait değişmez milli duyguları, değerleri taşıyan değişmez (kemik) kesimidir. Millet uniterdir. Devlet kavramın evrenseldir ;globalleşme ve insan olmanın değişim yolunu tıkadığı için devletin uniter olacağını çok iddia etmemek gerekir.Uniter olarak iddia edilmesi büyük iki yanlışa daha neden olur zira siyonizm ve şovenizme kayar. Doğal olarak devlet ve halk evrenseldir.Ümmet evrensel ötesidir. Bir halka ait birçok millet olabilir. Bu konuda bilerek kavram anarşisi yaratılmıştır. Türk halkı dediğimizde yer yüzündeki tüm Türk kökenlilerin hepsi kast edilir. Ör. Türk halkına ait devlerde;Macar, Bulgar, Azeri, Türkmen Devletlerinde pek çok halk, millet, milliyetçiler yaşar. Her birisinin milli duyguları ve değerleri kendine özgü millet gibidir.Yani bir devletin himayesin de bir çok halk ve millet olduğu için devlet kavramı milletle sürekli özdeşleşirse toplumsal tufan kopar. Onun için devlet: hükmündeki; tüm halklara, milletlere , milliyetçilere eşit uzaklıkta veya adil mesafelerde olmakla yaşam hakkını çifte standarda taşıyan marko paşa gibidir. Devlet değişen dünya koşullarına uyum için kendini değişime uğratabilirse komşu devletlerle birleşerek globalleşmenin baş rolüne veya adaylığına soyunmaya hak kazanır. Ör.Ülkemiz ortak doğal enerjiye (ör.güneş, dalga, hareket,doğal manyetik alan enerjilerine?) endeksli teknoloji üretmek için Orta Doğu ve Orta Asya devletleri ile işbirliğine gitmekle ve yapısındaki toplumsal mozaikleri harekete geçirip kenetlemekle vetonun globalleşme vatandaşlığından bizi kurtarıp alternatif olarak liyakatli sorumluluğunu yerine getirmiş olur. Ama ilkel insanlara teslim olmadan. Yenilikçi ve muhafazakar milliyetçilerini kaptırmadan bunu başarması vatandaşlarının güvenini kazanmakla doğru orantılıdır...
    Bir insan ve devlet; din duygusu ve icraatları; millet ve milliyetçiliğin metriksinde-güdümünde ve hükmüne amade ise Siyonist. Ben Arap'ım ama Araplardan değilim (hadis). Bir insanın ve devlettin;hizmetinde ve hükmündeki olanaklar sadece belli bir millete, ırka ve halka ya da herhangi bir özgün azınlığa ayrıcalıklı sunuluyorsa şovenisttir.Bu bilgiler ışığında;milliyetçi(milleti için öncelikle canını vermeye hazır), devletçi (devleti için öncelikle canını vermeye hazır), halkçı (halkı için öncelikle canını vermeye hazır),evrensel-hümanist (doğa ve insanlık için öncelikle canını vermeye hazır), ümmetçi(öncelikle ümmet için canını vermeye hazır) bu işte yağcılığa ve kıyakçılığa ya da menfaate gerek kalmadan başka halklara ait fertler kökenlerini deklere ve beyan etmek koşulu ile diğer milliyetçilerin içinde diyet olarak yaşayabilir. Aksine millet, milliyetçi münafığı olur. Ümmetçi ve devletçiler de liyakatiyle milliyetçi olamaz milliyetçilerde liyakatiyle devletçi ve ümmetçi olamaz. Zındıklık aramaya gerek yok. Hepsinin fermuarını çekersek; liyakatli insan olmak hepsinin karşılığıdır. Devletini dine ve rejime hamal edenler veya dinini, rejimini devletine hamal edenlerin hepsi Siyonist ve cahildirler. Bu sistemi halka ya da halkı sisteme yem etmeye köleleştirmeye benzer. Rejimler ve dinler halkla liyakatli kenetlenince birbirini tamamlar. Yani sadece aklımız-zekamız-zihnimiz veya bedenimiz için yaşamıyoruz hepsi birlikte bizi biz yapıyor.
-Kavim Milliyetçiliği;milliyetçilik duyguları sadece tek kavim ve yer küresindeki o kavmin yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi) , nesnel..vb mekanlara yada yerküresi yurt-toprak parçası vatanlarına endeksli sıkışmış otistik ve güdük milliyetçiliktir. Kavim Milliyetçiliği Doğaldır ve Kırmızı Çizgisini Evrim Belirler ve İnsanlığın Cet ÇizgisiYontma Taş İnsanından Maymunlara Kadar Gider.
-Rahmani Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar.
İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC'HU razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler.
-Evrensel Milliyetçilik;tüm insanlığı yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi) , nesnel..vb mekanlara endeksli ruhbanı-meleği hümanist ifrat-tefrit milliyetçiliktir. Evrensel Milliyetçilik Doğaldır ve Kırmızı Çizgisini Evrim Belirler ve İnsanlığın Cet Çizgisi Budizm’den, Yontma Taş İnsanından Maymunlara Kadar Gider. Alimlerini ve gerçek peygamber ahlaklı bilgelerini kayıp etmiş kavimlerin gerçek milliyetçileri her zaman huzursuz ve hırçın olurlar. İpucu;Rahmani Alimler ve Bilgeler, Allah CC'HU razı eden kavimlerinin işletim sistemleri gibidirler
-Peygamber Milliyetçiliği;ölümlü hayattan ölümsüz hayata kadar tüm yaratıkların yaşadığı ve yaşayacağı düşünsel, sanal, dijital(hesabi) , nesnel..vb mekanlara endeksliden cennete kadar her yaratığa liyakatli konumlar da duruşu ve tepkileri alışık tepki (refleks) haline getiren peygamber ahlaklıdır. Peygamberlik milliyetçilik işletim sistemi tüm diğer etnik milliyetçililikleri yaşatıcı ve liyakatli tevhit edicidir. Diğer milliyetçilik işletim sistemleri doğal olup rekabette derbeder ve yetersizdir. Peygamber Milliyetçiliği İlahidir(Mantıklı ve Allah CC’HUN ıslahatına Dayanır) ve Kırmızı Çizgisini İnsanlığın Buluğ Çağı-Sorumlu Dönemi Olan Adem AS’I Herkesin Babası Kabul Eder. Adem Öncesi ve Sonrası(Deliler, Cahiller, Doğal... vb İnsanlar) İnsanımsı Tüm Doğal İnsanları Sorumlu Kabul Etmez. Çünkü Kendilerine Akıl Verilmemiştir. Sanki Adem AS Öncesi insanımsılar insanlığın filogenetik çocukluk dönemi kabul edilmiştir. Bu yapıdaki insanlar Adem AS’DAN günümüze kadar olanları da cahil(kendin ve çevresin bilmezler) kabul edilip Allah CC’HU tarafından onlardan uzak durulması tavsiye edilmiştir.

D-Kavim Yenilikçileri Kimdir?bir kavimin devrimlere, değişimlere ve yeniliklere uyumlu fıtrata sahip ya da yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları yeniliklere açık fertlerine denir.

E-Kavim Radikalistleri (Köktenci Kuduz) Kimdir?
Kavimin sıra dışılıklarının temsil eden değişmez merkezcil kişilikleridir.Onlar olmazsa sıra dışılıklarımızı yani ifrat ve tefrit sınırlarını kavrayamayız. Ör, bilim radikalistleri, rejim radikalistleri, din radikalistleri….vb sistemlerin ifrat ve terfidin değişmezliklerini temsil eden kişiliklerdir. Radikalistler (köktenciler), toplumun normlarını zorladığı için istenmezler ve tercih edilmezler.Tüm samimi radikalistleri severiz ve saygı duyarız çünkü, onlar olmazsa sıra dışılıklarımızı yanı ifrat ve tefrit sınırlarımızı kavrayamayız ve yararlı özgünlüklerimiz yok olur.
-Radikaller;insanların fıtratına doğru empati duymayan, herkesi kendi köktenci düşünce farzları çizgisine getirmek isteyen ve halden anlamaz cahillerdir.
Radikal Kimdir(Köktenci Kuduz)?Bazı radikaller düşünsel olarak toplumsal denklemin/lerin tümünü bilerek yada bilmeden köten tekdüze kendilerine benzetilmesini isteyecek kadar zihnen kangrenleşmiş, kanseleşmiş özel münafıklar yada cahilleridirler. Cahiller toplumsal denklemin bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olması gereken sabitleri, münafıklar çok yüzlü ve yönlü cıvık değişkenleri ve parametreleridirler. Demirkuş 2009 Allah CC’HU hiçbir şeyi boşuna yaratmıştır. Önemli olan insanın/ların onun hiçbir şeyi boşuna yaratmadığına ikna oluncaya dek;öğretim öğrenim ve eğitim sistemleriyle her fıtratın gerçeği öğrenene dek özgün ve özel örneklerle dolu zihinlere yansıtmaktır.


  Kapitalist(Sermaye Kuduzu)lerin liyakatsiz yönetiminde ve metriksinde;kavimlerin milliyetçilerini şovenistliğe, yenilikçilerini ve radikalistleri terörizme, cahillerini günah keçisi yöneticiliğe – politikacılığa özendirilmiştir ve yönlendirilmiştir. Halklarda bu liyakatsizliğe besi yeri olarak kullanılmaktadır. Önermelerinin eksiğini tamamlayınız .

ZEKA NEDİR?Yaratıklardaki meyveleri;çevreye uyum, değişim ve sistemde kararlı durağana ve dinamik dengelerde durma, doğru-hızlı algılama ve neticelendirme aracıdır. Tüm yaratıklarda tek başına iş gördüğünde;Peygamberi ahlakı değerlere alışık tepkisi /leri;vahşi, doğal, kör yada eksik olan çevreye uyum ve yetenekle ilgili araç olduğu için, bu günkü ÖSYM sınavında sadece zeka öncelikli öğrenci kategorize etmek toplumsal bir afat olarak kabul edilebilir. Akli değerleri dikkate alınmadan senelerce bu ilkel insan tipi öne çıkartılarak insanlığı ve çevreyi Vahşice, doğal yada hayvanca yönlendirerek bugünkü çevre sorunlarıyla yüz yüze getirmiştir.
-Canlılarda genetik/irsi ve çevresel kökenli , cansızlarda da öncel(önceki) sistem, bulunduğu çevre ve öncel yaratık kökenli ortaya çıkan ve gelişen araçtır.
-Hemen hemen tüm yaratıklarda bulunur.
-Sadece zeki insan nefse endeksli düşünebilen insaninsan demektir..Sadece akıllı insan ruha endeksli düşünebilen insan demektir.
-Zekayı akıldan ve ruhtan ayıran en önemli özelliği ve özgünlüğü nefise dayalı siyasi mantık aynasına sahip oluşudur. Yani siyasi öncelikli düşünür ve karar yargısına varır.
-İnsanlarda, akılsız kullanılan zekanın vardığı sonuçları genellikle ya doğal, ya  hayvani ya şeytanidir veya hem hayvani, hem doğal hem de şeytanidir.
- Akıllı kullanılan zekanın vardığı sonuçları kesin meleği ve insanidir.
-Ancak nefsi müdafaada ve özel hallerde doğal ve  hayvani düşünmek, eylemde bulunmak, davranmak... vb evladır. Cansızlarda zekanın vardığı sonuçları doğaldır. İnsanın dışındaki dünyadaki bilinen yaratıkların hepsinde zekanın vardığı sonuçları genellikle doğal veya hayvanidir.
Akıl ve Zekanın Önemli Farkı;Akıl işletim sistemi tek başına geçiciliği, ebediyeti, ölümü ve ölümsüzlüğü dikkate alarak karar verir, zeka tek başına karar verirken bunun bilincinde değildir. Akıl her insana özgün olarak Allah CC’HU tarafından verilir. Zeka; anne-babadan veya önceki sistemden sonrakilere geçer ve çevre ile etkileşimin ürünüdür.
Tüm yaratıklar zekidir ancak tüm yaratıklar akıllı değildir.

   Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani SiyasetKişiliğin Hüneri Tercih ve İnsanın Hüneri Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç)-Cehalettir.
 
CANLI ZEKASI (BİYOLOJİK ZEKA) NEDİR?Doğanın ve çevrenin;filogeni, ontogeni ve gelişim sürecinde;organizmanın, gen sistemlerine çevre ile dinamik etkileşimli kayıt ürünü doğal yarı sanal araçtır.Bir canlının genleriyle doğaya ve çevreye; en hızlı, en doğru ve en mükemmel uyum sağlama, algılama ve mantık sistemleri geliştirme doğal hamalıdır veya aracı/larıdır.Nefsin ve doğanın nüvesine dayalı çalışan; en önemli sanal araç ve doğal işletim sistemidir.İnsanın; bilgi, yaratık, olay, olguları tanıma ve bunların arasındaki ilişkileri en hızlı –en  doğru ilişkilendirme sonuçlandırma ve uygulama yeteneğidir. İnsanın; hızlı - doğru algılama sonuçlandırma ve uygulamaya genetik yatkınlığı ve çevrenin ürünüdür. Diğer bir deyimle; genetik yapı-çevrenin etkisiyle, yaratıklarda oluşan; hızlı,doğru kavrama, ilişkilendirme sonuçlandırma ve uygulama yeteneğidir. Genetik yapının %99'u hayvanı olup zeka ve nefisle örtüşür.Filmleri izleyin 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6 İşleyen-çalışan zeka ve nefsin; insandaki en güzel meyvesi öğretimdir(doğayı çok iyi tanıyan,ondan yararlanabilen hakim insandır).  İnsanlarda: çeşitli zeka dereceleri ve çeşitleri mevcuttur; geri zekalı,  normal ve ileri zekalı veya görsel-işitsel-duygusal zeka  gibi. En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla doğal kabul edilir. Zeka, doğaya göbekten bağlı ve meyilli olan nefsin işletim sistemi gibidir (insan genlerinin %99'u nefis ve zeka ile ilişkilidir).Sadece zeka ile  kainatın gerçek-sanal gemisi aşılamaz.Hayvani-meleği doğa ötesine geçilemez.Hayvani-meleği doğa ötesi sezgilere özgü basireti kördür. Zeka; nefsin madde alemine(doğaya) eğilimli işletim sistemi gibidir. Onunla tüm nefis mertebelerindeki çoğu şeyin kural ve hileleri deşifre edilip öğrenilir. Doğadaki yaşam için kullanılır Birçok hayvan ve bilgisayar bazı sahalarda insanda daha zeki ve yetenekli olabilir (123, 4, 56). Ör:Sanal zeka, Arılardaki güneşe bağlı yön bulma zekası,yapay zeka, 1, 2, bilgisayarın satranç zekası.
  Zeka güneş ise akıl arşın gölgesi ve gece misali ona nefsin metriksinde işlevsellik kazandırarak ruhun ulviyetine doğru yol aldırırken meyvesi bedende peygamber ahlak ve sayısız meziyetler kazandıran sanal araçtır. Zeka genlerimiz ve çevrenin etkileşim ürünü ve irsidir.
Dahilerinin çoğu süper zeki insanlardır.Ürünlerinin: insanlığa, gelecek nesillere ve doğaya katkıları; akıl ölçülerinin kanıtıdır ve akıllı oluşlarıyla doğru orantılıdır. Müsrif-İlkel Teknoloji , Patojen(öldüren), fosil ve ilkel teknolojinin nedenlerden biri de her buluş zamanından erken veya geç uygulamaya konulması ya da sosyoloji ve doğal-sana döngülere katkılarının gerçekçi değerlendirilmemesindendir. Her buluşun tüm döngülere katkısı/ları; bir ilacın bedene katkıları kadar çok yönlü hassas;uygulamalı test edildikten sonra uygulamaya konulmalıdır. Gerçek eğitimle;zihinsel bedende; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram…vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar.

Sistem Zekası-Sistem Zeka Birimi;
çevrenin ve ortam koşullarının;yaratıkların ve enerji hallerinin;filogenik gelişim ve oluşum süresince;yaratıklara ve değişik enerji hallerine ait sistemdeki/lerdeki döngüsel ve çekimsel etkileşimlerinin dinamik dengesine etkilerinin sanal aracına sistem zekası denir.Plazma boncuğu, sinir sistemi, kas sistemi, elektron, pozitron, atom, evren, robot zekası... vb zeka gibi. Bir sistemin çevreye uyum için gerekli minimum zeka konumu o sistemin sistem zeka birimini ifade eder.

Gen- Sistem Zekası (Geçişken Zeka);Canlı ve cansız ortamlara uyum sağlayan ve her iki ortamdaki özellikleri taklit edebilen geçiş özelliği gösteren canlı ve yarı canlı yaratıklarda görülen zeka çeşididir. Örn.ekosistem, virüs, spor,ahtapotlar, mürekkep, balıkları, tohum…vb. zekası

Biyolojik Zeka; Doğanın ve çevrenin;filogeni, ontogeni ve gelişim sürecinde;organizmanın, gen sistemlerine çevre ile dinamik etkileşimli kayıt ürünü doğal yarı sanal araçtır.

Gen Zekası ve Gen Zeka Birimi(Demirkuş 2009:Aslında canlı yaratıklar yaşadıkları sürece değişen çevre koşullarına: en hızlı, en doğru ve en mükemmel; uyum sağlama, algılama, kavrama ve mantık sistemleri geliştirme, verimli değişimle sonuçlandırma ve hedefe ulaşmak, değişime uyum için gerekli-istenen yetenek ve özellikleri genlerine kayıt edilir.Buna kısaca değişen koşullara; gen-değişim ve uyumu kaydı denebilir. Bu kayd edilen özelliklerin bazıları zaman içerisinde ve evrimsel süreçlerde uygun koşullarda fenotipe(dış görünüme) yansıyacak şekilde, bedende yeşerir ve canlının hayatına güncellenir. Gen seviyesindeki kayıtların özgün gen ve ilişkili-etkileşimli gen kümesinden…vb prokaryot, tek hücreli...organ, beyin, sistemler, beden, populasyon, birliğe kadarki değişimlerin kalıcı sanal araçlarına gen zekası diye biliriz. Gen-zeka özellikleri doğadaki yapılarla-yasalarla, biyolojik yapılarla-yasalarla ve çoklu zeka kuramıyla örtüşmektedir. Kısaca;canlı ve yarı canlı yaratıklardaki tüm zekalarının tabanı gen zekası birimine/lerine dayanır ve çoklu zeka tipleride onların etkileşimli tümevarım sonuçları gibi gözükmektedir. Gen zekası birimi, sistem zekası birimi ile ilişkilidir, ondan etkilenerek;gen değişim ve uyumu kayıtlarını yapar.
Beyin;öncelikle nesnel bedenlerimizde özelleşen organlara ait gen zeka kümelerini ve gen görevlerini ilişkilendiren veya gen görevi ve zekaları ilişkilendiren yönetim merkezidir.Beyin nesnel ve zihinsel bedenlerimizinsürekli uyanık, çalışan diri işlevsel ve zihindeki bilgilerini kodlarını içeren kavşak ayağı veya zihinsel bedenimizin/havuzun/hafızanın nesnel çekirdeği gibidir. 0,1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11, 13, 14, 15,16, 17, 18, 19
-Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen proteinlerden organik kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış imajını taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3
-Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında beş duyumuzla alınan bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler…vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün protein üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanma yapılmaktadır.
-Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede 5 duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni beş duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir.
-Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez.
-Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) yada kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız.
-Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, trans halinde, düşünerek, uyurken ve rüyalarla zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod….vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz.
-Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur?
-Zihnimizdeki kavramları, isimler ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün.
-Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını yada vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör.elmadan daha mantıklı alternatif isim ve kavramlar üretin. Ör.toparlak/topak kırmızı, toparlak/topak sarı,toparlak/topak yeşil, tatlı topak... vb, portakal/tatlı/sulu sarı topak. -Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir. -Kavramların listesini kavram araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir. -Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir.

Hatırlamak, Unutmak Yada Eksik Hatırlamanın Nedenleri ve Geleceği;
-Hatırlama daha çok yapılan kodlamanın, gereksinim duyulması veya içsel ve çevresel kombinezonlu uyaranların ürünüdür.
-Hatırlanma tüm kodlanma türlerinin ortak paydası veya bir tanesiyle bizde hayat bulur.
-Bilgilerin yeniden hayat buluşu;ses, görüntü, eylem, kavram, isim, siluet, dokunsal, his, hayal…vb şekilde hatırlanır.
-Yani kodlamanın açılan uçları iç ve dış çevre ile kontağa geçmesi ile ışık hızından hızlı bir yoklama ve iletişimle sonuca ulaşır.
-Doğru ve bilinçli hatırlamaya engel olan;beyin yaşlanması, benzerlik çakışması, hatırlamayı negatif etkileyen çevresel ve içsel etmenler, hastalık…vb.
-Zaten insanlar ilerde bu hatırlama problemlerini nano ve kuantum robo bellek ve kayıt edicilerin sürekli kaydı ile telafi edecektir.Ancak buda zihinsel tembelliğe neden olacaktır.  



Zekâ çeşitlerini sınıflandırırken; yaratık çeşitlerine, doğal, yapay, sanal, yarı sanal ve yarı doğal oluşlarına, mekanik, sanal, yarı mekanik oluşlarına, birimlere göre... vb tabanlara göre veya amaçlarımıza uygun sınıflandırmamız olasıdır.

Aşağıda;Sınıflandırılmadan, Rast Gele Çeşitli Zeka Çeşitlerinin Tanımı Yapılmıştır

 Enerji zekâ çeşidi; enerji hallerinin bulunduğu koşullara uyum sağlayıp, değişmezlik veya yaratıklara dönüşüme uyum yetenek ve potansiyellerini ifade eder.

 Yaratık Zekâsı; yaratıkların çevreye uyum yeteneklerinin sanal aracıdır. Yaratık kavramı açısından; doğal, yapay,  yarı doğal, sanal yaratık…vb zeka çeşitleri vardır.

Ör. Flaş, Photoshop, bilgisayar işletim sistemleri sanal yapay kurgu mantığına dayalı iş üretme uyum ve yetenekleri sanal yapay zekâyı ifade eder. (sanal araç zekâsı)

Ör. Tüm mekanik araçların, iş üretim ve uyum yeteneklerinin mantık kurgusunu ya da kurgu mantığını ifade eden yapay mekanik zeka çeşidini ifade eder. (mekanik araç zekâsı)

Yarı Doğal Zekâ
Ör. Doğal moleküllerden oluşturulan yapay yaratıkların zekası yarı doğal taklidi zekayı ifade eder. Prof.Dr. Venterin ürettiği virüs. Yapay canlı zekâsı.
Sanal  Araç ve Sanal Sistem Zekası; sanal araçların iş üretim ve uyum yeteneklerinin mantık kurgusunu ya da kurgu mantığını ifade eden zeka çeşididir. Ör.flaş ve photoshop halen yarı otatma tik sanal zeka sistemlerine sahip sanal araçlardır.
Mekanik Yapay Zekâsı;
Yapay Sistem Zekâsı; yapay ekosistemler, tüm mekanik ve sanal araçların kurgu mantık sistemlerine dayalı zekâ çeşitlerini ifade eder.
Yapay zekâlar, insan eliyle ve robotlarla geliştirilir. İnsan,  evcil yaratıkların ve robotların  zekâsı çevre, eğitim, öğretim ve üretimle  geliştirilebilir.
Doğal  Sistem Zekâları; doğa tarafından geliştirilir.ör.doğal sistem zekaları.
Doğal Sistem Zekâsına örnek; doğal ekosistem, fotosentez, kemosentez döngüleri sistemleri.
Biyoloji Zekâlar;ebeveynden yavrulara geçer, gelişim ve yaşam süresince çevre ile şekillenir.
Kimyasal Sistem Zekası;Kimyasal sistemlerin uyum(dengede durmaya meyilli) zekasıdır.
Sanal Sistem Zekası;Örneğin tera bilgisayarlarla;doğadaki;gen ve sistem zekalarının çalışma mantığı taklit edilerek var olan Macromedia flash sanal sistem zekası(Kısmen sanal ortamda sanal materyali yapay yaratma aracıdır,halen yarı manüel kullanılan bir sanal sistem zekasıdır)  ve bilgisayar işletimleri zekalarıyla ilişkilendirilerek geleceğimiz konusunda net görünebilir bilgi edinme tera zekalı robotların oluşturulması hayal değildir.
Yarı Sanal Sistem Zekası;Bilgisayar işletim sistemleri mekanik bilgisayarlara ve sanal araçlara uyumlu çalışır. Ör.Windows XP


 Biyolojik/Canlı ve Sistem Temelli Öğrenme Modeli (Gen, Beyin, Zihin ve Sisteme Dayalı Öğrenme Modeli 0, 1, 2, 3, 4)(Demirkuş, 2009);
-Var olan öğretim, öğrenim ve eğitim modellerinin çoğu;insanların, hayvanların ve çeşitli yaratıkların davranışlarını, yeteneklerini, sistemlerini, hayat döngülerini gözlemleyerek, bilgisayar sistemlerine benzetimlere, deneyimlere, çeşitli koşulara tabii tutulmuş hayvan, insan etkinlik ve deneylerinden elde edilen verilere dayalı olarak ortaya çıkarılmışlardır.
-Yaratıklar çevreye uyum için öğrenme potansiyelleri ile (zekalarıyla)  uyumsal tepki göstermeleridir. Yani genlerine, beyinlerine veya sistemlerine (yaşayarak-yaratarak ) kayıt yaparak çevresine statik ve dinamik etkileşimli uyumsal tepki göstermeleridir.
-Bu kayıt, geçici, orta vadeli ve uzun vadeli olabilir. Ör. yerküresin de ilkel insanlardan kaynaklanan çevre sorunları, yer küresi sistemi ve diğer yaratıklar(bitki, hayvan, diğer insanlar,  elektron, plazma boncukları, ışık sistemleri…vb genleri, beyinleri ve sistemleri ) tarafından kayıt edilerek çevreye  uyum çerçevesinde  ilkel insan genlerine tepki geliştirmiştir
-İlkel insanlar hariç, İnsanlık;akıllarıyla, ruhlarıyla, nefisleri, zekalarıyla (genleri, beyinleri ve sistem zekâlarıyla) olanaklarıyla, deneyimleriyle... vb yaşayarak ve gerekirse yaratarak (bilinmeyeni ve var olamayanları üreterek) uyumsal tepki göstermezse belki de yok olma eşiğine gelecektir.1,2
-Beyin ve genlerimiz hücresel çimlenme(fiziksel kodlama), üretilen proteinlerden organik kodlarımız, kavramsal kodlarımız ve hatırlama belleğimiz(anlamsal kodlama) adeta zihinsel havuzumuzun hemen öğrenilen bilgilerin (bilincinde olunan) tüm dinamik kodlanmış imajını taşıyan nesnel zihin çekirdeği gibi davranır. 1, 2, 3
-Kısaca biz zaten zihin havuzumuzun içinde olduğumuz için öğrenme esnasında beş duyumuzla alınan bilgiler, düşünsel üretilen bilgiler…vb bize ulaşan bilgiler sadece ilgili genlerimize kayıt, beyin hücrelerinin fiziksel dallanmalarıyla, özgün protein üretimi ile hatırlama belleğimize kodlanma yapılmaktadır.
-Deneyim ve uygulamalarımız göstermiştir ki etkili öğrenmede 5 duyumuz ve yaşayarak öğretimin kalıcı olmasının nedeni beş duyuya ve fazlasına dayalı beyinde kodlamanın gerçekleşmenin mutlak karşılığı vardır. Zamanla bunlar ortaya konup çözüldükçe öğrenme ile ilgili bilgilerimiz bereketlenecektir.
-Zihinsel havuzumuz, isteğimiz dışında da sürekli içerdiği ortamı dinamik ve zinde ortamdaki her şeyi olduğu gibi diri olarak soğurup çok yönlü klonlayarak-kodlayarak tazelikle farklı enerji hallerinde kayıt eder. Muhtemelen bu kayıt büyük kıyamete kadar silinmez.
-Genellikle sadece duyularımızla bilinçli algıladığımız (farkındalığında olduğumuz) yada kayda değer olan bilgileri zihnimizle dinamik endeksli çalışan beynimize; nesnel/fiziksel, organik, kavramsal ve algısal olarak kodlarız.
-Bir kısım bilgiyi de hayal ederek, trans halinde, düşünerek, uykuda ve rüyalarla zihin havuzumuzdan beynimize kodlayarak (nesnel/fiziksel kod, organik kod, kavramsal ve algısal kod….vb) öğrenir ve bilgi havuzu kodumuzu zenginleştiririz.
-Zihnimizdeki Sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur?
-Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün.
-Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını yada vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız. -Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör.elmadan daha mantıklı alternatif isim ve kavramlar üretin. Ör.toparlak/topak kırmızı, toparlak/topak sarı,toparlak/topak yeşil, tatlı topak... vb, portakal/tatlı/sulu sarı topak.
-Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir.
-Kavramların listesini kavram araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir.
-Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir.
-Nesnel ve sanal kainat sanki insan bilinç sistemlerinin ve zihinsel havuzun uzun vadeli sanal ve nesnel hard diski (bilgi depo diski) gibidir.
-Bu hard diske yüklenen bilgiler hatırlanırken veya çağrılırken bu devasa zihinsel havuzun(zihinsel bedenin) hemen tüm bilgilerinin kodlanmış dinamik imajı beyinde yerleşmiştir ve ışık hızından daha hızlı bir şekil de duyularla hatırlanabilir-algılanabilir hele gelir.;
-Nesnel ve sanal kainatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır.“Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” ve Zihinsel havuzu (Hafızayı) hafıza meleklerinin taşıdığına dair hadisler vardır.
-Sanki insan yarı sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan sanal kalbinin nesnel ve sanal bilgi deposu yada sana-nesnel hard diski gibidir.
-İnsan
bedenen kainatın bir parçasıdır.İnsanın tüm boyutları kainatın bir parçası değil kainat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.

-Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kainatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kainat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5

Biyolojik Öğrenmeyle İlgili Moleküller;
-Öğrenme olayında alınan yeterli uyaran, uyarıcı ve uyaranlar var ise yani genlerimizi ve genetik sistemimizi aktive edecek kadar ise uyarılan genetik sistem yada genlerimiz bunun karşılığında; duyuşsal, bilişsel…vb olarak ya biyolojik öğrenme molekülleri ürettirir, ya fiziksel nöron çimlenmesi yaptırır…vb kalıcı biyolojik öğrenme tepkisi oluşturulur.
-Görme engellilerin beyinlerinde görsellikle ilgili biyoloji öğrenme molekülleri miktarının az olması beklenir.
-Konuşma  ve İşitme  engellilerin beyinlerinde kavramlarla ilgili biyoloji öğrenme molekülleri miktarının az olması beklenir.
-Ör;kör farelerde diğerlerine göre görsellikle ilgili protein..vb biyoloji öğrenme moleküleri miktarının az olması beklenir.
-Kullanılamayan duyu organı ile ilgili biyolojik öğrenme molekülleri azken diğer çalışan duyu organlarınkilerde ise normalden çok yoğun olması beklenir.
Görsellikle ilgili;
A-Öğrenmede görsellikle ilgili fiziksel kodlanmada;nöron çimlenmesi küçük yaşlarda çok daha fazladır(fiziksel kodlanma).
-Muhtemelen benzer ve ilişkili bilgilerin kodlandığı nöron bölgesi kendilerine en çok benzeyen bilgilerin kodlandığı fiziksel nöron çimlenmesi veya dallanması bölgeleri örtüşür.
-Yani iki, kavramla, bilgiyle ilgili ne kadar çok ilişki ve benzerlik varsa fiziksel kodlanma yapısı ve mekanlarının özgünlükleri de birbirine o kadar yakındır.
B-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede kayıt moleküller=kayıt kodlanma veya organik kodlanma.
-Benzer bilgilerle ilgili üretilen, biyolojik moleküllerin yapısı benzer olup, iletişim ve ilişki alanları da bir birine daha yakın veya örtüşür.
C-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede hatırlama moleküller= hatırlatıcı kodlanma veya algısal kodlanma
D-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede çağrıştırıcı moleküller=zihinsel çağrıştırıcı kodlanma
E-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede ilişkilendirici moleküller=ilişkilendirici kodlanma.
F-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede düşündüren moleküller=düşündürücü kodlanma.
G-Öğrenmede görsellikle ilgili biyolojik öğrenmede kavram molekülleri=kavramsal kodlanma.
H-…………………………. biyolojik öğrenmede X molekülleri=X kodlanma uzar gider.
I-Bir bilgi ile ilgili kaç çeşit duyuşsal, bilişsel…vb biyolojik öğrenme molekülleri, çimlenmesi ve kodlaması olmuşsa hepsinin tümleşik yada bileşik tek biyolojik öğrenme molekülleri ve kodlaması oluşturulur.
-Bunların öğrenme molekülleri, sinirsel çimlenme ve kodlarındaki tümleşik karşılıkları vardır.
-Aynı mantık kurgusu ve genetik tepki; işitsel, tatsal, koklama…vb duyuşsallıkla(nefsi) ve bilişsellikle (akli, düşünsellik…vb) ilgili biyolojik öğrenme tepkileri ve molekülleri sırlanabilir.
-Muhtemelen genlerimiz tarafından çok iyi tanınan öğrenme molekülleri beyinsel nörolojik çimlenme yani fiziksel kodlanma ağ sistemi ve ara formlarıyla ilişkili çalışır.
-Bir bilgiyi hatırlama gereksinimi o bilgi ile ilgili genlerimizi aktive edecek eşik uyarma seviyesine ulaşmışsa istenen bilgi ile ilgili hatırlama proteinleri veya diğer biyolojik moleküller uyarılır ilgili biyolojik zihinsel çağrışım moleküllerini tetikler ve hemen ışıktan daha hızlı bir zamanda istenen bilgi ile ilgili;görüntü, sözcük, kavram, isim, cümle ses, eylem, koku, tat…vb zihinsel havuzumuzdan olduğu gibi beyindeki ilgili bölgede ve konumda sanal olarak hayat bulur, hatırlanır ve algılanabilir hale gelir.

Öğrenmenin Tam ve Verimli Gerçekleşmesinde Beyinde ve Zihinde Neler Olur?
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli çimlenme (nöron dallanması) çeşitleri beyinde gerçekleşir (Fiziksel kodlanma).
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli öğrenme ile ilgili organik kayıt proteinleri üretilir(Organik kodlanma).
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli öğrenmede hatırlama çimlenmesi ve hatırlama proteinleri …vb ürünler üretilir(Algısal kodlanma)
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli öğrenme ile kavramsal ilişkilendirme, kavramsal hatırlama çimlenmesi, kavramsal organik kayıt proteinleri…vb ürünler üretilir (Kavramsal kodlanma)
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli öğrenme ile zihinsel havuzdan gerçek bilgilerin nesnel, sanal, ses, görüntü, tat, eylem…vb gerçek hayallerini çağırma, ilişkilendirme, anımsama ara yüzü ilişkilendirme ile ilgili çimlenme, organik kayıt proteinleri, hatırlama proteinleri…vb
-Görsel, işitsel, tatsal, kokusal, düşünsel, ilişkisel…vb kökenli bütünleşik öğrenme ile ilgili zihinsel ve kavramsal bağlantılı fiziksel, organik, algısal…vb kodlanma ile ilgili beyinde öğrenmenin gerçekleşmesi ile ilgili olayları ve ürünleri meydana gelir.
-Yani öğrenme ile ilgili çimlenme, hatırlama ile ilgili çimlenme, öğrenme proteinleri, hatırlama proteinleri …vb kalıcı fiziksel ürünleri ve olaylar meydana gelir.
-Kısaca öğrenmenin tam gerçekleşmesi ile beyinde kalıcı öğrenme ürünleri ve kalıcı fiziksel olayları ortaya çıkar.
Özel Not;Tam ve verimli öğrenmenin gerçekleşmemesinde yukarıdaki zihinsel ve beyinsel öğreneme aşamalarında bazı eksikliklerin ve kopuklukların olması veya gerçekleşmemelerinden kaynaklanması önemli anlam taşır.

Öğrenmenin Gerçekleşmemesinin Nedenleri, Öğrenmenin Tam ve Net Gerçekleşmemesinin Bazı Nedenleri,
Net ve Tam Öğrenmeyi Engelleyen Nedenler, Etkenler ve Koşullar;
Demirkuş 2009
1-Zihinsel bağışıklık sistemi zayıftır.
2-İlişkilendireceği alt yapı (eşik) bilgisine sahip olmamasındandır.
3-Yeterince zeki olamaması
4-Verilen bilginin, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarına,süper egolar(istemler)ına, kimlik (id) ve putlarına (idollerine) ters olması
5-Hasta olması
6-Bilgiyi sunmada ve aktarmada kullanılan yöntemler dizini eksik veya yanlış(algıda değişmezlik prensibine aykırılık)
7-Sunulan bilgi eksik veya yanlış
8-Öğretilen bilgi öğrenenin fıtratı öğrenmeye müsait değil, fıtratına ters veya fıtrat(yapısı) farzlarına aykırı
9-Öğrenme koşullarının uygun olmayışı
10-Diğer nedenler


Zekadan Edinilen Kazanımlar (Zekayi Edinim ve Kazınımlar);yaratıklar çevreye uyum için zekalarını kullanırlar. Zekalarının gücünü ilk yaradılışta/larında (ilk ortaya çıkışlarında) kendilerine verilen mekanik ve sanal alt yapılarıyla;doğal döngü sistemlerinde; gen ve sistem havuzlarına yaptıkları kayıtları çevreye uyum için hayata güncelleyerek ve uygulamaya koyarak geleceklerine verimli ilerlemeye devam etmeye çalışırlar. Yoksa hal değiştirirler veya ölürler. Doğal seçilim bu olayları izah etmede yetersiz kalmaktadır.




AŞK NEDİR?Aşk hayvanidir yani nefistendir. İstisnalar hariç insani aşk;akıl, ruh ve vicdan sahibi yaratıklara özgü: gücünü ve enerjisini;ilişki, ilgi, muhabbet ve sevgi havuzlarından alan;anlık, kısa süreli, uzun süreli veya ebedi; gerçek sevgi ve duygu/ların gücünün:hemen hemen tüm kurallara baskın devasa yoğunluklarının (odağının/larının) bazı insanlarda özgün ve değişken seyri eden sanal/zihinsel dünya olgusu/larıdır. Kısaca karşı cins aşkı:arzu ve duyguların sanal/zihinsel ortamda kenetlenip devasa hayat bulmasıdır. Güdük veya gerçek aşk çeşitleri vardır; iş, aş, para, ilahi, karşı cins,dünya, ahret,doğa, doyumsuzluk,doyuran, doyumlu,... vb. tanımı, genellikle yaşananlara bağlı olarak değişir.
Aşkta hayır gören var mı? Var. Yaşatan ve Güneşteki hidrojen ve helyum füzyon misali doyuran aşk;duygusal, ruhsal zihinsel, bedensel... vb. tüm döngülerde hissettirerek/edilerek pozitif enerjisi size dönen-uzun zaman hissettiren; özlem susuzluğunda doyurucu içiren (özlem susuzluğu çektirmeyen) ve Güneşteki yenişmeyen hidrojen ve helyum aşkı füzyon misali bitmeyen devasa duygu dolu arzuları doyuran yaşam döngüsünü pozitif dengeleyen etkileyen zinde aşktır. Yani, günaha ve suça sürüklemez, yorgunluk, bıkkınlık ve halsizlik yapmaz. Yaşam döngüsünün merkezini sürekli işgal etmeyen/işgalci olmayan aşk. Bence, karşı taraf sevsin-sevmesin, istesin-istemesin; fertler arasında ayrı yaşanan aşkın meyvesini yiyip, severek yaşayan taraf karşı tarafa gönül ve beden kapısını her zaman açık bırakmalı, aksine insafsızlık ve nankörlük olur (sevgi her zaman karşılıklıdır mantığı ve öz deyişi toplumsal cehalettir/ olmayan dağdan kar istenmez). Belki de gerçek pozitif karşı cins aşk’ın birinci kuralı budur.
Aşk aşılmaz bir iksir mi? bazen. Karşı cins aşkı önce yakar, karşılık görmezse duygusal sakatlık yapar. Karşılık görünce duygularını coşturup diriltir ve yaşam döngüsünün merkezini işgal eder; ya doyurur, ya doyumsuzluk verir ya da muğlak seyir eder. Bağımlılık yaptığı için diyetle yaklaşılmalı. 
Aşkı yaşamayanın/ların; her yaştaki inasanların aşkına saygı göstermesi beklenmemeli-aşk cahilidir.Eğitimde en az bir derste;aşk ve sevgi halvetini yaşayan her yaşta ki aşık insanlara; aşka saygı-sabır dersi öğrencilerimize verilmeli.
Aşkın en güzel ve akılcı tarafı
; insanı dünyadaki saplantılarına kör etmesi, sanal dünyamızdaki zavallılığımızı bize kanıtlaması (insanın nefsini tanımasına yardımcı olması) ve pozitif aşkın güzelliği nedeniyle insanın güzel yaradılışını kanıtlamasıdır. Karşı cins aşkının güzel diğer bir tarafı da, güzel-çirkin-akıllı-zeki, küçük-büyük, genç -yaşlı... vb. tabusunun olmayışıdır.
Kısaca her yaratığın aşkta hissesi 90-60-90... vb Afrodit-dünya mantığının saçmalıklarına bağlı değil, adil olmasıdır.
Top model 170, 90-60-90 ölçüleri safsatası, bu beden ölçülerine sahip olmayan insanlara karşı; cehalettir, terbiyesizlik, ve bölücülüktür. İnsanda her ölçü kendi aşkında güzel ve özeldir. Ör;armut ölçüleri, sırık ölçüleri, fidan ölçüleri…vb. Güdük aşkların hepsi; ölüme veya dirilmeye muhtaçtır. Keşke çöplükteki tüm ölü aşkları (Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun... vb) tevhitle diriltmeye talip bir çift olsa. Ben bu çöplüğün taliplilerindenim yani çöplükteki aşkların kıblesini kelime-i tevhitle yaşatan ve Güneşteki füzyon misali doyuran aşkta diriltmeye talibim. Gerçek aşkın hayat hakkı önceden tahsis edilmiş gibi, yaşar bazen ölür ama gene dirilip yaşayacaktır.
Aşk geminizin Titanik olmasını istemiyorsanız; Önce Allah'a sığınıp yardım dilemek (Aşkın 1.Kuralı) Ör.İki gönül bir olsa da samanlık her zaman seyran olmazın kanıtı;Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun.
Verilen sevgiyi sadaka etmekten başka çareniz yok gibi (Aşkın 2.Kuralı). Yoksa sonuç çoğunluğun tarif ettiği gibi olur.Aşkın keyfi ve ömrü;Güneş, Dünya ve Ay arasındaki mesafeden daha hassas ve nazikliğe bağlıdır.Bazen ebedileşmesi için;dünyada meyve verip ölmesi gereken aşklar vardır. Yani karşı cins aşkın meyvesiz ebedileşmesindense, meyve verip veya bedenen bir arada yaşanması gerekir.
Evlilik, anlaşarak uzaklaşma..vb şekilde somutlaştırılmayan karşı cins aşkını eksik kabul etmek(Aşkın 3.Kuralı).
Ruhban sınıfın aşk ve sevgisi tek bedende sanal yaşanan aşktır. Bu İslamiyet’te ruhbanlık olup, makbul değildir ve geçersizdir. Çok özel hallerde(bedensel, zihinsel zorunlu nedenler) geçerlidir. Budanan ağaç misali, ömrünü bitirip yeniden dirilmesi daha hoş gözüküyor. Karşı cins aşkının meyveleri (yaşanmışlar, yaşananlar, çocuklarımız, ... vb) özel ve çok yönlü ebedi güzeldir. Filmi izleyin
Aşk tabanına göre bu dünyada 4 çeşit insan vardır;
1-Aşka malzeme olanlar;yakanlar ve yananlar
2-Aşkı yaşamış ve yaşayanlar;doyuma ulaşanlar ve dolu dolu yaşayanlar/hidrojen ve helyumun füzyon aşkı. Güneş yaradılışın cadı kazanı değil, helyum ve hidrojenin bitmeyen aşkı gibidir!!
3-Aşkı yaşamamış olanlar;aşk cahilleri
4-Diğerleri(bilinmeyenler) .
Bu dünyada, belki de karşı cinslerin sanal dünyalarının fermuarını kapatmak ve bir arada ayakta tutmak için, aşk her yaşta gerekli sanal bir olgudur.Karşı cinsi ben size sevdirdim (ayet) 1, 2, 3, 4, 5.
İpucu;
belki de aşk aşığı hipnotize ettiği sürece geçerli ve gücünü gösterir.

SEVGİ NEDİR? Güdük veya gerçek sevgi çeşitleri vardır;iş, aş, para,çocuk, erotik, ilahi, karşı cins, dünya, ahret, doğa, doyumsuz, doyuran, doyumlu ... vb. tanımı, genellikle yaşantıya-yaşananlara bağlı olarak değişir. İlahi sevgi ve istisna hariç, sevgi köken itibarıyla hayvani-nefsidir. Merhamet ilahi ve insanidir. İnsani Sevgi;akıl, ruh ve vicdansahibi yaratıkların bir veya birden çok şeye (çeşitli yaratık ve kişiliklere);genellikle karşılıksız;haz duyma, zevkle ve keyifle kuvvetli ilgi-afinite duyma-besleme duygusudur.Yada nefret etmenin tersidir. Sevilmeye muhtaç olan -gereksinim duyana/lara ikram edilen duygu ve duygulardır.Özellikle;çok çok sevilmek isteyen, ilgi ve şefkatten çok çok haz duyan-keyif -zevk alan ve her an bu durumu yaşamak isteyen/lerde çok önem taşır. Sevgi; dikkat, ilgi, şefkat, merhamet, huzur, mutluluk, doyum, ruhsal denge, cömertlik,pozitif paylaşımla ... vb ile beslenir ve olgunlaşır. Özellikle sevgi ile büyüme, beslenme ve yaşamak;anne, anne adayları ve çocuklar açısından büyük önem taşır. Yani yeterince dikkatleri yoğun olarak üzerine çekme gereksinimi duyan yaratıklarda, romantiklik büyük önem taşır. Ör.bazı hayvanlar-yavruları, tüm çocuklar, bazı özel erginlerde. Sevginin liyakati, sanki aşk ve merhametle birlikte sadece ehline ilişkilendirilmesi daha mantıklı gözükmektedir. Aksi taktirde bu günkü gibi:insanların sevgilerini, aşklarını;hayvanlara,eşyaya, doğaya, tabulara, idler, putlar (idoller), robotlara, paraya, spor, takım tutma, oyundan kumara... vb şeylere yoğunlaştırması ve tevhit etmesinin cehaleti sonucu; aşkta hayır görmeyen, ilgi ve şefkate muhtaç,cinsel doyumsuzluğa sahip(bu konuda; her an hep aç) insan yavruları ve erginlerinin sayısı artmıştır. Bunun acil önlemleri de;doğa, idolar, putlar (idoller), amaçlar, eşya ve hayvanlara merhamet- mantığın yeterli bir liyakat olduğunu;bilimsel verilere dayalı, eğitim -  öğretimle verilmesidir.Geçmişte, bu gün ve gelecekte; çöplüklerdeki aşklar, can yakan aşklar, zorunlu aşklar, can alan aşklar, intihar, namus davası, töre zorunlu aşkları... vb israf aşklardaki sevgi duygularının insan canlı bedenlerine tevhit edilmesi veya güncellenmesi (bedellerinin diriltilmesinin) yolu doğaya ve eşyaya, amaçlara ... vb sarkan sevginin liyakatini doğru havuza tevhit etmekten geçer. Sonra bu zengin havuzdan; karşılıksız aşklarında saygılı bir hayat bulacağından emin olabiliriz. Uzun vade de deneyimlerden de yararlanılarak öğretim, öğrenim ve eğitimin tarlasına bu fikirler ekilir. Gelecekte; uzay çağında da, sevgi havuzunun yaşaması için;doğa, eşya,idolar, putlar (idoller), amaçlar, uzak mesafelere ve farklı kültürlere rağmen; yaşayan, insan sevgi ve aşk duygusunu haklı özgünlüğünün; yok olması veya güdükleşmesine karşı;peygamber ahlakı kurallarıyla donatılmış(bu günkü aşklar;güdük, edepsizlikle yozlaşmış, doyumsuz ve dejenere olmuştur) güçlenmiş, yararlı "Edepli Settar Sevgi ve Aşk Havuzu" ayakta durur.1, 2, 3, 4, Filmi izleyin
İpucu; Sevginin gücü her zaman her şeye yetmez.Sevgi harcı ve mantık malzemesini bir arada düşünün. Sevginin gücü genellikle sevgi var oldukça vardır. Belki de sevgini gücü güvenilir değildir. Belki de sevgisiz gerçeklerle ayakta durmayı başarmak ve sevgisini; çocuklara, sevgikoliklere(sevgi miskinlerine)  ve güçsüzler sadaka etmek daha evladır. Arzularımızın, istemlerimizin, ihtiyaçlarımızın, tercihlerimizin, tutkularımızın ve içten gelen duygularımızın…vb kapanlarının kenetlendiği hedefler yada kenetlenenlerin kenetleyenlerin kişide tevhidin hayat bulması sevgi adını alır. 1-Hayvani sevgi 2-Fıtratı sevgi 3-Rahmani sevgi 4-Şeytani Sevgi 5-Erotik ve Cinsellik Sevgisi(karşı cins, sevgisi 6-Doğal Sevgi (annelik, akrabalık..vb) 7-Diğer Sevgiler





  EĞİTİM, ÖĞRETİM ÖĞRENME İLE İLGİLİ; BİLİNMEYEN, YANLIŞ,  AZ VEYA EKSİK BİLİNEN ÖNEMLİ BAZI TOPLUMSAL KAVRAMLAR VE İNSANIN BAZI SANAL ARAÇLARI

Kavram;Doğadaki olayları, süreçleri, olguları ve yaratıkları gözlemleyerek bunlar arasındaki benzerlik, ayrıcalık, geçişken özellikleri; tecrübe ve deneyler yaparak bu özelliklere dayalı genellemeler yaparız.Bu genellemelere kavram deriz.Örneğin, kütle-hacim maddenin özelliklerini ifade eden kavramlardır. Genellemelerimize verdiğimiz adlara bilimde kavram deriz.
-Kavramlarımız olmazsa bilgileri etkili bir biçimde anlayamayız.
-Yaratıkların,süreçlerin, olgu ve olayların;benzerlik ayrıcalık ve geçiş karakterlerine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılarak genellemelere vardıktan sonra bir veya birden fazla isim altında toplanır ki biz buna kavram deriz. Örneğin; enerji, ışık.
-Bir kavramın özgün özelliklerinin sınırı ne kadar iyi çizilmişse o kadar iyi anlaşılır.
-Bir kavramı en mükemmel temsil eden model, şekil ve yöntem seçilmelidir.
-Kavram gruplarında yer alan kavramlar en güzel şekilde temsil edilmelidir.
-Bir armudu veya elmayı şekille göstermek ayrıdır.
-Cisim olarak göstermek ayrıdır.
-Bazı kavramlar sübjektiftir.
-Birkaç kriterle yaşatarak öğretebiliriz.
Kavram: doğa ve ötesindeki; olgu, olay yaratık ve herhangi bir şeyi anlam bütünlüğü açısından temsil eden kodlanışın ifade şeklidir. Ör.sıcaklık,
-Bazı kavramların isim yüzleri vardır bunlara kavramisim denir. Ör,çiçek (hem isim hem kavram)
-Bazı isimlerin kavram yüzleri yoktur (kavram olamazlar).Ör. Ahmet

-Tüm olanaklarımızı verimli kullanarak, her konuya özgü en doğru öğretim yöntemlerinin, kavramların, kavramisimlerin, isimlerin hayata güncelle kombinezonunu/larını (dizaynlarını, düzenlenmesini) kurmayı-uygulamayı düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki haline getirmeyi öğrencilerimize kavratmak ve alışkanlığını geliştirmektir.
-Bu düşünsel alışık tepki (refleks)-tepki mantık sistemi ve muhakeme gücünü kazandırmak için, öncelikle;bilgilerin zihnimize kabulleniş, depolanış ve kullanım çeşitlerini bilmek önemlidir. 
-Bu konuda var olan temel yöntemlerle ilgili bilgileri doğru edinmek ve öğrenmek gerekir.
-Bilgileri edinmek ve hayatla ilişkilendirmek için, yeterince eşik bilgilere sahip olmanın yanında;sanal ve gerçek dünyasında asrın dogmalarını güvenle aşarak hür ortamda düşünüp düşüncelerini açıklaması daha elzemdir. 
-Zihnimizdeki sembolik, kavramsal kodlamalarımız olmazsa ne olur?
-Zihnimizdeki kavramların, isimlerin ve kavram-isimlerin silindiğini düşünün.
-Yontma taş devri insanı, dilsiz bir insan veya hayvanların seviyesinde bildiklerini ifade etmedeki doğallığını yada vücut organlarını, vücut dilini, yüz ifadelerini kullanma desteğine gereksinim duyarız.
-Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör.elmadan daha mantıklı alternatif isim ve kavramlar üretin. Ör.toparlak/topak kırmızı, toparlak/topak sarı,toparlak/topak yeşil, tatlı topak... vb, portakal/tatlı/sulu sarı topak.
-Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir.
-Kavramların listesini kavram araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir.
-Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir.
Yerleşim yerlerinin aralarındaki iletişimin insanlık için önemi ne ise; kavramların kavram araçlarıyla doğru konumlandırılarak öğretilmesi ve zihnimizde doğru konumlandırılmaları bundan daha önemlidir. (Demirkuş 2005).  

Kavramlara, Kavramisimlere ve İsimlere Dayalı Öğretim, Öğrenim ve Eğitimin; Önemi ve Öğrenimeye Olumlu Etkileri

Kavramların Öğretimdeki Önemi ve İstendik Etkileri
1-Öğrenmeyi gözle görülebilir biçimde artırır.
2-Öğrenmeyi gözlenebilir hale getirir.
3-Farklı öğrenme şekillerine ve öğrenciler arasındaki diğer bireysel farklılıklara hitap eder.
4-Pek çok değişik konu, öğretim aşaması ve not seviyesi için uygundur.
5-Öğrenilmesi, öğretilmesi ve kullanılması kolaydır.
6-Kapsamı temellidir.
7-Kapsam oluşturulması ve bütünleştirilmesinin değerlendirilmesinde kolaylıkla kullanılabilir.
8-Koşullu Kavram Kümesi, öğrenci merkezli ve öğrencinin aktif olduğu yöntemlerdir.
9-Ayrıca öğrenciyle öğretmen bir koşullu kavram öbeğini, ağını, tablosunu veya çarkını oluşturduklarında, öğretmen öğrenci etkileşimini teşvik eder.
10-Kavramlar arasındaki doğrusal ilişkilerin tanımlamalarına yararlı bir alternatif oluşturur.
11-Bir sistem içindeki ilişkilerin gösterilmesinde yararlı alternatiflerdir.
12-Öğrenciler okul yılları boyunca koşullu kavram öbeğini, ağını, tablosunu veya çarkını öğrendikçe, kavramları ayrı ayrı ve kopuk düşünmekten çok bir bütün olarak ele alacaklardır.
13-Bir kavramın öğrenilmesi öğrenciyi diğer kavramlar üzerinde de koşullu kavram öbeğini, ağını, tablosunu veya çarkını kullanmaya yöneltecektir.
14-Bu sayede öğrenciler kavramları sentez yoluyla birleştirecek ve var olan bilgileri de organize olacaktır..

A-Bildiklerimizi lisanımıza devşirmenin yapı taşları(veri tabanları ) olan kavramları, kavramisimleri, isimleri noktalama işaretleri, harfleri, rakamları ve sembolleri hayatımızda doğru ve liyakatli kullanmayı alışık tepki (refleks) haline getiren öğretim, öğrenim ve eğitim sistemleri geliştirmek ne demektir?
B-Kavramları, isimleri ve kavramisimleri; zihinsel fıtrat(yapı) özgünlüklerine(çeşitlerine) ve zihinde ilişkisel Kavram Kümesi -kavram örgütleme yapılarına uyumlu doğal ve yapay kavram kümeleri şeklinde örgütleyip liyakatli ve doğru öğreterek hayata uygulatmak ne demektir?

C-Doğal insanların, ilkel insanların, gelişmiş insanların ve evrensel insanların zihin havuzundaki zihinsel kavram örgütlenmesi- İlişkisel Kavram Kümesi ilişkisinin ayrıcalık ve özgünlerin farkındalığını anlamaya çalışın. Hangisinde vahşi, hangisinde cahil, hangisinde akli, hangisinde evrensel zihinsel kavram örgütü-ağı ve yapısı vardır?

İpucu;Temizliği, dürüst olmayı, peygamber ahlaklı olmayı…vb eylemleri,
-Evini, arabasını,…vb eşyayı,
-Hayvanları, bitkileri, …vb canlı gruplarını,
-Milleti, vatanı, toplumu…vb insani gruplarını,…vb
1-Sevmek,
2-Hoşlanmak
3-Önemine inanmak
4-Merhamet etmek arasındaki yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarının farklarını ve farkındalıklarını liyakatli anlamaya, hayata uygulamaya çalışın.
-Farkındalıklarını kavradıktan sonra liyakatli eşleştirmeye çalışın
Ör.sevginin liyakati hangi yaratıkta,eşyada, canlı grubunda/larda hayat bulması veya icabet edilmesi daha liyakatlidir.
Ör.sevginin, hoşlanmanın ve merhametin liyakati hangi yaratıkta/larda,eşyada/larda, canlı grubunda/larda hayat bulması veya icabet edilmesi daha liyakatlidir.
-Yukarıdaki mantıktan hareketle toplumsal bazda kullanılan hemen çoğu kavramlar, kavramisimler, isimleri noktalama işaretleri, harfler, rakamlar ve semboller; akli gereksinim ürünü değilde, nefsi rastgele gereksinim ürünü olarak vahşice(doğal) kullanılmakta olduğundan emin olun. Çok azı bilinçli ve liyakatli kullanılmaktadır. O zaman tüm kavramları, kavramisimleri, isimleri noktalama işaretleri, harfleri, rakamları ve sembolleri hangi sahalarda daha liyakatli kullanmamız gerektiği konusunda
Evrensel Alfabe, dil ve lisanımızın veri tabanını oluşturan kavram, kavram, isim ve kavramisimler konusunda yapacak çok önemli işlerimiz var demektir. Çok ilginçtir ki; insanlık, çeşitli canlı ve cansız yaratıkları ıslah ederek evcilleştirmeyi başardı, ancak en önemli toplumsal iletişim aracı olan kavimlerin özgün; alfabe, dil ve lisanlarını; bilimsel, mantıksal ve akli prensiplere dayalı ıslah edici kayda değer örnek akademik ve bilimsel hemen hiçbir çalışma yapamadı. Toplumsal iletişim açısında insanlığın mantık ve akli iletişim basiretlerini bağlamayan, köreltmeyen yada vahşileştirmeyen tam tersine akışkanlık getiren peygamberi, akli ve mantıki ortak bir dil, lisan ve alfabe geliştirmeyi başaramadık. Uzaya açılmadan önce insanlığın buna acilen gereksinimi vardır. Geçmişte dünyaya hakimiyetini kuran kavimlerin dil ve lisanları bu gün etkinliğini kayıp etmiştir. Bu günkü hakim kavimlerinde; alfabeleri, dilleri ve lisanları aynı akıbete gideceklerinden şüphem yoktur. Onun hiçbir kavimin vahşi-doğal; alfabe, lisan ve diline taraf olmadan, modası geçmeyen insanlığın ortak payda peygamberi, dili, lisanı ve alfabesini; akademik, bilimsel ve uygulamalı çalışmalarla geliştirmeliyiz. Ör; yaban-doğal elmaları, yaban armutları, yaban inekleri, yabani atları, vahşi toprağı, vahşi çölleri... vb yaratıkları ıslah edebildik ve evcilleştirdik. Ancak vahşi dil, lisan ve alfabelerimizi ıslah edemedik ve evcilleştirmedik. Çözüm; Kavmin azınlığı ve çoğunluğu olmaz herkesin ve grubun fert bile olsa ya da vahşide olsa alfabesi, dili ve lisanı aslidir hiçbir bahane ile diğerlerine asimile ettirilemez. Tüm Kavimlerin Özgün Ana Dilindeki; Alfabe, Dil ve Lisanlarını Islah İçin Çözüm; Akademik seviyede; dildeki her kelime, bağlaç, kavram, deyim ata sözü vecize, sözleri hatta ithal edilmiş yazılı ve sözlü ata sözü her şey akademik disiplin ve sistematik mantık çerçevesinde dil, edebiyat, fen…vb tüm dallarda kulanım üzerine bölümlerinde ulusal ve uluslar arası seviyede;halka açık internet ortamı dahil, akademik çalışmalarla, toplu anket ve tartışmalarla farklı akli, mantıki, basireti açıcı... vb alternatifleri gerekçeleriyle ortaya konmalıdır. Kuranı Kerim ve Allah CC’Hun gönderdiği; kitap ve sayfalarında kullanılan; yazılı dil, mantık, ilişki ve okuma akışkanlığı dışındaki tüm gelmiş geçmiş; alfabe, lisan ve dillerin insanlığın mantıki ve akli iletişim basiretlerini vahşileştirici ve köreltici etkilerini kanıtlamak zor değildir.
Ör.peygamberin ve eşlerinin itlere ve evcil diğer hayvanlara icabeti ile asrımızın insanlarının icabeti arasındaki farkındalığı anlamaya çalışın.
Ör.bir ite sadece merhamet etmek, hem sevmek hem de merhamet etmek ve samimiyetle hep sevip duygularının baş köşesine oturtmak arasındaki liyakat ve farkındalığı anlamaya çalışın.
-Aynı şeyi bir insan yavrusu için düşünün.Tüm yaratıklara veya her şeyi sevmeye, saygı duymaya, tapmaya…vb icabet etmeye insanın zamanı, gücü, olanakları, yetmeyeceğini ve çevremize liyakatli icabetin farz olabileceği anlamaya çalışın.
-Zaman isteyen, ilgi isteyen bu ayrıcalığı tüm kavram, isim ve kavramisimler için düşünerek eğitim sistemindeki vahşeti(doğallığı) görmeye çalışın.
-Yani bir insanın; gönlük ve yıllık hayat döngüsünde bitmez tükenmez sanılan hayatının bilinçli olarak; kavramsal, isimsel, kavramisimsel, eylemsel ve düşünsel olarak neyi nereye ne kadarını harcaması gerektiği konusu ciddi bir şekilde düşünülmeli ve hesaplanmalıdır.
-Yada liyakatli öğretim, öğrenim ve eğitimle bu istendik peygamber ahlakı alışık tepki (refleks) ve alışkanlıkları öğrencilerimizde geliştirmeliyiz.


      Bu amaçla dersin girişinde ve sonuç kısmında dersle uzaktan ve yakından (önemli sıra dışı kavramlar) ilgili bazı TEMEL-ÖNEMLİ kavramların tanımları, örnekleri ve uygulamaları verilmiştir.
    Ayrıca beyin fırtınası soruları; Öğrenciler de hür düşünce ufkunu geliştirmek için; kavram yanılgılarını telafi etmek, Lüzumsuz-liyakatsiz; ilahların, kişiliklerin, puları(idoların), kimlikleri(idlerin)...vb yerini doğrularla değiştirmek ya da depolarize etmektir: Ayrıca zihninde-beynindeki sanal-doğal kaynaklarla ilişkilendirip hayatla güncellenmesi amaçlanmıştır.


Bilgi:
Doğadaki subjektif-objektif yaratık(nesnel), olay, süreç ve olgularla ilgili genellikle duyularımızla  zihnimize özümsenen, alınan, giren yada genlerimizde var olan(fitrati-yapısal bilgi) veya  zihinsel operasyonla  ürettiğimiz  ürünlerin  zihnimizde bıraktığı; dinamik anlamlı  imaj, görüntü, ses, kavramsal ve ilişkisel kalıntılardır. Bilinçli veya bilinçsiz edindiğimiz bilgileri zihnimize-belleğimize yerleştirip, gerekirse bu bilgileri kullanarak yeni bilgiler üretiriz. Kısaca bilgi; yaratıklar hakkında bilinen veya  zihinsel olarak üretilen ve zihnimizde kodladığımız; anlamlı  imaj, görüntü, kavram ve ilişkisel veri  halleridir.
Bilgi, bilimin havuzu içinde yer alır. İşlenmesi ve hayata uygulanması için bilim gereklidir.
Bir bakıma bilgilerimiz sahip olduğumuz bilimin veri tabanlarını teşkil ederler.
Dağarcığımızdaki bilgilerimizi yazılı dil ve lisanda ifade ederken;kavram, isim, kavramisim, resim, üç boyutlu cisim, davranış, ima …vb şekilde ifade ederiz
.
Bilim;akıllı ve zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini tanıma aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC’HUN Alim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör.Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları;sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC’HUN insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim-İlim bilirkişisi, alimi kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir.

Bilgi;insan zihninde, kavram, resim, şekil, imaj, ses, görüntü …vb şeklinde kodlanmış doğadaki yaratık, olay olgu, süreç….vb şeylerin karşılığı olan enerji halleridir. Genel anlamda bilgi;doğadaki, sübjektif-objektif(nesnel) canlı-diri yaratıklar dünyaya geldiklerinde genlerinde yapısal olarak kısmen var olan buna ilaveten,süreç, olay olgular... vb şekil de zihnisel asimile(özümsenen) olunan veya rüya ile, trans ile, düşünerek, zihinsel operasyonla üretilen ürünlerin zihinsel(düşünsel kayıt), beyinsel(organik kayıt) havuzda diğer bilinenlerle ilişkisel kayıt edilen;ses, görüntü,imaj, sembolik kod, eylem, ... vb dinamik kalıntılardır.Bilgi canlı yaratıklara çevreye uyum yada yaşamak amacıyla bazen canlıların genlerindeki yapısal değişiklikler sonucu genetik yapılarına kayıt edilir. Örneğin bakterilerin antibiyotiklere karşı genetik direnç geliştirmesi.Bilgi cansız yaratık sistemlerinin çevreye uyma zorlandığında sistemin ilk yapısında değişiklik yaparak yeni kombinezon bilgileri içeren yada sahip sistem olur. Ör. bir ekosistemin küresel ısınma sonucu oluşan yeni çevresel koşullara yapısal değişimle tepki göstermesi.
İnsan ruhunda ise doğa ve hayvani-meleği doğa ötesindeki öğrenebileceği yada gereksinim duyduğu hemen her şeyin ilim olarak meleği(kusursuz) yeterince karşılığı vardır.Ruh Allah CC’HUN emaneti olduğu için hemen her şeyin özünü içeren ve sadece akıl işletim sistemi verilen yaratıklara üflenmiş olup bu varlıkların hayvanlardan ve cansızlardan farklı olarak akıllı yaratıkların nefsini ve rabbini tanımasına yardımcı olur.

Bilgi;bilimin (nesnel + sanal insani bilim) ilimin(tüm bilinmeyen bilimler, nesnel + sanal+düşünsel+ilahi... bilim) ... vb zihnimizdeki veri tabanı olan enerji hallerinin karşılığı gibidir.

*İnsan genellikle sahip olduğu bilginin;ya bilmezi, ya cahili, ya;alimi ya da hamalıdır!! İnsan;doğru kullandığı bilginin alimi, kullanmadığının hamalı, eksik ve yanlış kullandığı bilginin cahilidir. Demirkuş 2008
*Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi; zamanında gerçek bilgilerle donatmazsak, onun yerine zihinleri yanlış, eksik ve hurafe bilgilerle doluşur.
*Toplumsal olarak geri kalmanın bir sebebi de budur.
*Öğrencilerimizi sıfırdan, üniversiteyi bitirinceye kadar sadece fen ve toplumsal bilimlerle ilgili bilgilerle donatmak yeterli değildir. Peygamber Ahlakı yönünde eğitici bilgi ve uygulamalardan (eğitimden) yoksun bırakmak geleceğimiz için büyük bir risk ifade eder.

BİLGİSAYAR;çeşitli  tek düze enerji halinden-hallerinden;görsel, işitsel, görsel-işitsel... vb idrak edilebilir, kullanılabilir mekanik(robotlar) ve sanal enerji hallerini üreten yarı nesnel-yarı sanal  araçtır.

Algıda Değişmezlik Kuramı Nedir ve Nasıl Uygulanır? Algıladıklarını/a, Düşündüklerini/e, Yaptıklarını/a… vb Doğru Anlamlandır, Doğru Öğret ve Doğru Anlam Yükle !!! Bu konuda öğrendiklerini hayattaki deneyimlerinle ve uyguladıklarınla doğrulayarak, gerçekçi ve yanıltıcı değer yargılarını tanı ve doğru-liyakatli değişimi kabullen !!! Demirkuş 2009
-Herhangi bir şey herkeste aynı tepki ve anlamı uyandırıyorsa algıda değişmezlik oranı %99 dur. Örneğin, renk kavramını anlatırken beyaz bir kağıdı gösterelim. Bu kağıt ne renktir? Alınan yanıt;ya beyaz, ya pür beyaz veya kirli beyaz olmalıdır. Üçü de doğru yanıt kabul edilirse bu örneğin algıda değişmezlik oranı %99 dur. Diğer renklerde bu oran daha düşüktür. Örneğin ölmüş bir insan konuşmaz örneğinde algıda değişmezlik oranı %99 dur.
-Öğretim, öğrenim ve eğitimde kullanılan envanterin algıda değişmezlik ve değişirlik oranları çok iyi bilinmesi gerekir.
-Sorulan soruların, ders notlarının, her cümlenin, kavramın, kavramisimin, isimin, görüntünün, materyalin, filmin... vb her envantere ait kontrollü denemelerin sayısı arttıkça algıda değişmezlik oranın geçerliliği mutlaka bilinmelidir.
-Örneğin her fıtratta 3 kişinin bulunduğu yatılı okuldaki kontrol grubu öğrencilere sorulacak her seviyedeki tüm soruların yanıtlarına kontrollü olarak çalıştırılır. Sonra sınavda tüm sorular sorulur. -Öğrencilerin verdikleri tüm yanıtlara bakılır ve soruların algıda değişmezlik oranları hesaplanarak ortaya çıkarılır.
-Sorular için bu kontrollü denemelerin sayısı arttıkça alınan sonuçların anket ortalaması algıda değişmezlik oranı o kadar sağlıklı ve net elde edilir.
-Diyelim bir soruda algıda değişmezlik oranı %99 sa o sorunun değeri;100 üzerinde 99, 10 üzerinde 9, 1 üzerinde 0,9…vb kabul edilir. Algıda değişmezlik oranı %70 se olan sorunun değeri 100 üzerinde 70, 10 üzerinde 7, 1 üzerinde 0,7... vb dir. Böylece her sorunun algıda değişmezlik puanı belirlenip soru bankası oluşturulur.
-Bu mantıktan hareketle;eğitimde kullanılan;her sorunun, ders notunun, cümlenin, kavramın, kavramisimin, isimin, görüntünün, materyalin, filmin... vb her envanterin algıda değişmezlik oranı belirlendikçe eğitimde sıhhatli iletişim ve bilgi aktarma oranı verimi artar.
-Öğrencilerimizin bildiklerine doğru empati duymak ve onları doğru tanımak amacıyla (tanımaya endeksli) sınav sorusu sormak ne demektir?
-Algıda değişmezliğin hedefine ulaşmak için fıtrat çeşitliliğine dayalı öğretim, öğrenim ve eğitim yapmak ne demektir?
-Bazen dersi hazırlarken, dersi anlatırken, soru sorarken, duygularımızı mekanize ederken, sesimiz, vücut dilimiz ve yüz ifadelerimiz …vb mümkün olduğu kadar kullanmak gerekir. Bazen gerekirse çok örneklilik, çok başlık koyma ve çok yönlülük ilkesine uymak çok büyük önem taşır.
Çiçek kavramını ilk defa öğretirken;
1-Tek bir çeşit gelincik çiçeğini örnek verelim.
2-Her çiçek durumu tipini temsil eden birer çiçekten oluşan çok örnekli bir çiçek grubunu örnek gösterelim.
-İkisi arasındaki farkı anlamaya çalışın.
-Farkındalıklarını kavramaya çalışın.
-Bu durumu konu başlıkları içinde düşünün.
-Öğretim açısında bazen bir içeriğe birden fazla başlık vermek daha yararlı olabilir.
-Bu durumu farklı zihinsel fıtrat ve zihinsel kavram ilişki ağına sahip öğrencilerin olabileceği ile ilişkilendirmeye çalışın.
Ör.”Materyal Geliştirmede Teknoloji Çeşitleri” tek tip başlık verelim.
Aynı içeriğe;
Materyal Geliştirmede Teknoloji Çeşitleri
Materyal Çeşitleri,
Materyal Grupları,
Materyallerin Sınıflandırılması. Başlıklar arasındaki farkları anlamaya çalışın.
Ör.
Bilgisayara Veri Nasıl Aktarılır?
Bilgisayara Veri Aktarmak.
Bilgisayar Ortamına Veri Aktarılması.
Nesnel Araçlardan Bilgisayar Ortamına Materyal Görüntüsü Aktarmak.

Algıda Değişmezliğin, Kaynaşırlığın, Değişirliğin, Değişkenliğin;Sınırlarının ve Özgünlüklerinin Bilinmesi
1-Düşünsel, görsel, işitsel, eylemsel, tatsal…vb her şeydeki Algıda değişmezliğin sınırları ve özgünlerinin bilinmesi çok büyük önem taşır.
Algıda tek yönlü anlam taşıyan düşünsel, görsel, işitsel, eylemsel, tatsal…vb her şey. Örneğin;beyaz renk, ses, tat,
2-Düşünsel, görsel, işitsel, eylemsel, tatsal…vb her şeydeki Algıda kaynaşıklığın sınırları ve özgünlerinin bilinmesi çok büyük önem taşır.
Algıda cinaslı veya çok yönlü cinaslı anlam taşıyan düşünsel, görsel, işitsel, eylemsel, tatsal…vb her şey.Ör.cinaslı kavramlar, su gelir güldür güldür, mendilim dolu güldür.
3-Düşünsel, görsel, işitsel, eylemsel, tatsal…vb her şeydeki Algıda değişirliğin bilinmesi çok büyük önem taşır.
Aynı şeyin yanıltıcı veya gerçek anlamda algısal olarak düşünsel, görsel, işitsel, eylemsel, tatsal…vb olarak farklı tepkisel algı uyandırmasıdır.
Örneğin;şekilsiz bir objeye neye benziyor sorusuna verilen yanıt,yada kişilere göre değişken algısal anlam unadıran düşünsel, görsel, işitsel, eylemsel, tatsal…vb her şey.
4-Düşünsel, görsel, işitsel, eylemsel, tatsal…vb her şeydeki Algıda değişkenliğin bilinmesi çok büyük önem taşır.
Algıda değişken anlam taşıyan yada fertlerde değişken anlam taşıyan düşünsel, görsel, işitsel, eylemsel, tatsal…vb her şey.
ör;güzellik, çekicilik, iştahlandırıcılık, lezzet, erotiklik…vb kavram özgünlüklerinin fertlerdeki farklılığı.
5-... vb
Algıda Değişmezliğin Geçmiş, Gelecek ve Günümüzle İlişkilendirici Düşünsel Uygulaması

1-Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki;eylem, yaratık, olay, olgu, süreç…vb aynı dilerdeki kavram, kavramisim, isim, deyim, deyim, cümle, mısra …vb karşılıkları farklı olan durumların özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan değişmezleri(sabiteleri) en üst seviyeye nasıl çıkarırdınız.?
İpucu;geleceğe doğru değişmez bir kural bilim ve ilim havuzuna sürekli yeni bilgiler katılır.En azından insan için böyledir.

2-Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültür dillerindeki kavram, kavramisim, isim, deyim, deyim, cümle, mısra …vb bazda aynı fakat eylem, yaratık, olay, olgu, süreç…vb karşılıkları farklı olan durumların özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişkenleri en üst seviyeye nasıl çıkarırdınız.?
İpucu; tarihin her döneminde bilim kavimleri farklı etkilemiştir.Bilimin kavimleri farklı etkileyişi değişkenlik gösterir. Bilimin her kavimi/leri değişken etkileyişi önem taşır.

3- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki geçişkenlik gösteren; eylem, yaratık, olay, olgu, süreç…vb ve kavram, kavramisim, isim, deyim, deyim, cümle, mısra …vb arasında özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan algıda değişenleri en üst seviyeye nasıl çıkarırdınız.?
İpucu; Ör.tarihin her döneminde kavimler bilimden etkilenerek değişmişlerdir. Kavimlerin biliminden etkilenip değişmeleri önem taşır. Yada bilimin her kavimi/leri değişik etkileyerek değişime uğratması önem taşır.
4- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki; özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan; eylem, yaratık, olay, olgu, süreç…vb ve kavram, kavramisim, isim, deyim, deyim, cümle, mısra …vb arasında algıda geçişken en üst seviyeye nasıl çıkarırdınız.?
İpucu; Ör. nüfuz ve yetki sahibi bazı radikal din cahillerinin ve kasti din münafıklarının evrim ve matbaaya itirazları geçişken bir durumdur sonra uyum sağlanıp dengeye oturur. Dinden değil radikal cahillerden ve münafıklardan kaynaklandığına dikkat edilmeli.

5- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki; özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan; eylem, yaratık, olay, olgu, süreç…vb ve kavram, kavramisim, isim, deyim, deyim, cümle, mısra …vb arasında algıda uyumları en üst seviyeye nasıl çıkarırdınız.?
İpucu; Örneğin, Rönesans’tan bugüne gelişen bilimin önemine tüm kavimler inanıp kabullenişleri nedeniyle bazı dini ve yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarıyla değişimi kabullenerek bilimin getirdiklerine uyum sağlamaya çalışıyorlar.

6- Geçmişten geleceğe tüm yaratıklara ait, doğa-doğal-kültürdeki; özgünlüklerindeki liyakati, marifet ve önemi bozmadan; eylem, yaratık, olay, olgu, süreç…vb ve kavram, kavramisim, isim, deyim, deyim, cümle, mısra …vb arasında algıda ortak paydaları en üst seviyeye nasıl çıkarırdınız.?
İletişim açısında ortak payda alfabe ve lisanda toplamak için nasıl bir yol izlerdiniz?
İpucu; Örneğin:canlıların evrimine bağlı olarak genlerindeki dizilim ve değişim oranlarına bağlı olarak uyum sağlayan fertlerin ortaya çıkması genler açısından değişkenlik, fertler açısından uyum söz konusudur. Tüm canlı yaratıkların gen havuzunun varlığı ortak paydayı temsil eder.

Düşünme mantığı ipuçları;Geçmişten geleceğe doğru düşünürken;düşünce mantığınızın çalışma sistemini, eğitim sistemini-bilgisayar programlarını;değişmezler, en az değişenlerden-değişkenlerden….en çok değişenlere-değişkenlere göre doğru çalıştırmayı ve kurgulamayı-kurmayı deneyin.
Geçmişten geleceğe düşünce aleminde yürüyerek, ışık hızı…vb ile ulaşmak için;dünyada 4.5… milyar yıldan beridir güneş hep doğudan görünür ve batıda görünmez olur eylemi üzerinde çok boyuta(zaman, mekan…vb) ulaşabilir.
Periyodik cetveldeki her element üzerinde yürüyerek, düşünsel, sanal, nesnel, değişken, geçişken ve yarımsal alemlerde ışık hızından hızlı düşünerek;mekan, zaman, genişleme, daralma…vb çok boyutta geçmişten geleceğe doğru çok boyuta(zaman, mekan…vb) ulaşabilir.
Burada önemli olan hangi hedefe/lere ulaşmak isteniyorsa o boyuta dek ulaşan değişmezlerden, en az değişken-değişenlerden…vb arasındaki eşleştirmeleri doğru yaparak mantık sistemini öyle kurgulamak takiben bilimsel ve ilimsel verilere dayalı olarak; düşünsel, sanal, nesnel, değişken, geçişken ve yarımsal (yarı nesnel, yarı sanal, yarı düşünsel… vb) alemlerinde eylemli-eylemsiz-yarı eylemli ışık hızından hızlı düşünerek hareket etmektir.

Akli ve Mantıki Ortak Alfabe Oluşturmanın Basmakları. Kavimler (Milletler) Arası Mantıki, İnsani ve Akli İletişim İçin; Tek Alfabe, Tek Dil ve Tek Lisan Kuramı (Demirkuş 2009)
-Liyakatsiz, ceddi, gereksiz, zararlı, vahşi, ifrat, tefrit ve doğal kurallarla akıl ve mantığa dayalı şeyleri boğdurtan, kementleyen, yok sayan kültüre sahip fert, toplumlara, kavimlere, devletlere …vb ne denir denir?
-Kuralları akıl ve mantığa aykırı olan dil ve lisanlara ne denir?
-Yer yüzünde hangi dil ve lisanlar mantıki ve akli kurallara dayalı geliştirilmiştir?
-Akli ve mantıki örüntülere dayalı alfabe, dil ve lisan var mı?
-Hece vezni, kulak zevki ve lisanın vahşi kurallarına uysun diye kavram, kavramisim, isim, özdeyiş, cümle, düşünce yapılarının anlamları katlediliyorsa yada mantıksızlaştırılıyorsa bunu yapaya ne ad verilir yada bu kural ve şekilcilerin geliştirdiği lisan ve dile ne dili-lisanı yada mantığı denir?
İpucu;cehalet lisanı olabilir mi?
-Genellikle bilinçli ve hür tercihleriyle mantığını/kendini kimin/kimlerin mantıksızlıklarına at edenler (etmişlerse) ona/onlara mat olmayı hak ederler.Demirkuş 2009
-Rahmani hal ve hakikatten uzaklaşanın akıbeti şeytani ve hayvani hal ve hakikate muhatap olmaktır veya düşmektir.Demirkuş 2009
-Allah CC'HU, Aklı, insani mantığı veya peygamber ahlakını terk edenlerinin hemen her şeyi başka yerlerinin ve nefsinin ürünüdür. Demirkuş 2009
İpucu;
Yaratıkların ürettiklerine ve yaşama stillerine dayalı olarak, bakarak, tanıyarak onların hangi tercihlerin tevhidine, hangi mantık-akıl işletim sistemiyle yüklü kişilikler olduğu ile ilişkilendirmeye çalışın. Kişilikleri tanıma farkındalığını anlamaya çalışın. Yada bu özelliklere sahip insanları yetiştiren eğitim sistemleriyle ilişkilendirin.
-Herhangi bir koşulda veya konuda;akıl, mantık ve dil-örf-adet…vb vahşi kuralları tercih söz konusu olunca hangisini/lerini hangi koşullarda tercih etmek gerekir?
-Mantıki ve vahşi kuralcı öncelikli düşünmek arasında ne fark vardır? Hangi koşullarda hangisi öncelik taşır?
İpucu;dil ve lisandaki vahşi kuralların mantık la revize edilmesi(gözden geçirilmesi) gerektiğinden emin olun.
-Her alanda aşırı ve mantıksız vahşi(doğal) kuralcı olmanın cehaletinin; zihinsel, toplumsal ve kültürel tufanların kaosuna neden olabileceğinden emin olun
Ör;Türkiye Bilimsel Araştırma Kumru!? Türkiye Bilimsel Araştır Kurumu!!
-Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi!? Öğrenci Seç Yerleştir Merkezi!!
-Yer yüzündeki dillerin hemen vahşi olduğunun delili bu olabilir mi?
-Yer yüzü kavimlerin yari vahşi oluşunda yer yüzü dillerindeki kuralların akıl ve mantığa aykırılığı etkisi ne kadar olabilir?
-Aşılamak istediğini (düşünceni) kafiyeli melodiye giydir istediğine bindir. Önermesindeki mantıktan hareketle müzikle, müziksi anlatımla ile eğitimde kullanılabilir mi?
Kavimler (Milletler) Arası Mantıki ve Akli İletişim İçin Önerilen Kültürel, Kimyasal, Matematiksel ve Canlılara Ait Evrensel Alfabeler
1-Liyakatli Kültürel, Kimyasal, Matematiksel ve Canlılara Ait Evrensel Alfabeye
2-Liyakatli Kültürel Alfabe ve Dilin:Yapı taşları, kültürel;isim, ad, kavram, kavramisim ve diğer kültürel dil araçlarından oluşmuştur.
3-Liyakatli Kimyasal Alfabe ve Dilin:Yapı Taşları, elementler, atom altı parçacıklar ve bazı özel enerji halleridir.
4-Liyakatli Matematiksel Alfabe ve Dilin: Yapı Taşları, matematik sembolleridir.
5-Liyakatli Canlı Alfabe ve Dilin:Yapı Taşları, çekirdek asidi alt birimleri (baz, çekirdek asidi şekerleri, fosfat grubu), protein alt birimleri (amino asitler), bazı şekerler ve özel moleküller...vb den oluşmuştur.
6-Liyakatli Kültürel ve Bilimsel  Evrensel Lisana gereksinim vardır.
7-İnsanları liyakatsiz öğretim, öğrenim ve eğitim süresince; doğallaştıran, vahşileştiren, şeytani alimleştiren (iblisleştiren ve ), cahilleştiren; alfabelerin, dillerin ve lisanların yeryüzünde varlılığından emin olabilirsiniz ya da farkındalığını anlamamız gerekir.
İnsanları liyakatli öğretim, öğrenim ve eğitim süresince; insanlaştıran ve peygamberi âlimleştiren alfabeleri, dilleri ve lisanları yeryüzünde geliştirmemiz insani bir farzdır. Çok ilginçtir ki; insanlık, çeşitli canlı ve cansız yaratıkları ıslah ederek evcilleştirmeyi başardı, ancak en önemli toplumsal iletişim aracı olan kavimlerin özgün; alfabe, dil ve lisanlarını; bilimsel, mantıksal ve akli prensiplere dayalı ıslah edici kayda değer örnek akademik ve bilimsel hemen hiçbir çalışma yapamadı. Toplumsal iletişim açısında insanlığın mantık ve akli iletişim basiretlerini bağlamayan, köreltmeyen yada vahşileştirmeyen tam tersine akışkanlık getiren peygamberi, akli ve mantıki ortak bir dil, lisan ve alfabe geliştirmeyi başaramadık. Uzaya açılmadan önce insanlığın buna acilen gereksinimi vardır. Geçmişte dünyaya hakimiyetini kuran kavimlerin dil ve lisanları bu gün etkinliğini kayıp etmiştir. Bu günkü hakim kavimlerinde; alfabeleri, dilleri ve lisanları aynı akıbete gideceklerinden şüphem yoktur. Onun hiçbir kavimin vahşi-doğal; alfabe, lisan ve diline taraf olmadan, modası geçmeyen insanlığın ortak payda peygamberi, dili, lisanı ve alfabesini; akademik, bilimsel ve uygulamalı çalışmalarla geliştirmeliyiz. Ör; yaban-doğal elmaları, yaban armutları, yaban inekleri, yabani atları, vahşi toprağı, vahşi çölleri... vb yaratıkları ıslah edebildik ve evcilleştirdik. Ancak vahşi dil, lisan ve alfabelerimizi ıslah edemedik ve evcilleştirmedik. Çözüm; Kavmin azınlığı ve çoğunluğu olmaz herkesin ve grubun fert bile olsa ya da vahşide olsa alfabesi, dili ve lisanı aslidir hiçbir bahane ile diğerlerine asimile ettirilemez. Tüm Kavimlerin Özgün Ana Dilindeki; Alfabe, Dil ve Lisanlarını Islah İçin Çözüm; Akademik seviyede; dildeki her kelime, bağlaç, kavram, deyim ata sözü vecize, sözleri hatta ithal edilmiş yazılı ve sözlü ata sözü her şey akademik disiplin ve sistematik mantık çerçevesinde dil, edebiyat, fen…vb tüm dallarda kulanım üzerine bölümlerinde ulusal ve uluslar arası seviyede;halka açık internet ortamı dahil, akademik çalışmalarla, toplu anket ve tartışmalarla farklı akli, mantıki, basireti açıcı... vb alternatifleri gerekçeleriyle ortaya konmalıdır. Kuranı Kerim ve Allah CC’Hun gönderdiği; kitap ve sayfalarında kullanılan; yazılı dil, mantık, ilişki ve okuma akışkanlığı dışındaki tüm gelmiş geçmiş; alfabe, lisan ve dillerin insanlığın mantıki ve akli iletişim basiretlerini vahşileştirici ve köreltici etkilerini kanıtlamak zor değildir. İnsanları yer yüzünde; vahşi, doğal, hayvani, insani, iblisi, peygamberi, şeytani çok çalıştırmanın hak edişleri arasındaki farkları ve farkındalıkları anlamaya çalışın.Fazla çalışmakla hak edişin sınırlarını düşünün. Hak edişle her şeyin elde edilemeyeceğinden emin olun. Hak edişine tapınma, hakkına tapınma, hakka tapınma, yaptıklarına tapınma ve Hak CC’HUNE tapınmalar arasındaki düşünce kaosu, kavram yanılgısı, düşünce yanılgısıyla kafa bulandırmayı ortaya atanların ve hayata uygulayanların bedbahtlığının farkındalığını alamaya çalışın. Peygamber ahlaklı;kardeşlik, öğretim, öğrenim ve eğitimle ilişkilendirin. Hayatın yaşam terazisi üzerinde iradi tercihlerimizin hasılatı yolcusuyuz. Demirkuş 2010
İpucu;
-Canlıları genel yönetici yapı taşı alfabesi DNA ve canlıları genel kısmi yönetici yapı taşı alfabesi RNA’nın yapıtaşlarından rastgele DNA ve RNA zincirleri üretirseniz bunlardan çoğunun karşılığı gerçek hayat bulamayacaktır yada gerçek hayattaki karşılıkları ölüdür veya yoktur.
-Periyodik cetveldeki elementlerin sembollerinden ve rakamlardan rastgele bileşikler yazın bunlardan çoğunun gerçek hayatta karşılığı bulunamayacaktır yada gerçek hayattaki karşılıkları ölüdür veya yoktur.
-ABCDEFGĞ………XYZ…vb Vahşi alfabede rast gele kelimeler ve cümleler üretirseniz bunlardan çoğunun gerçek hayatta karşılığı bulunamayacaktır yada gerçek hayattaki karşılıkları ölüdür veya yoktur.
-Matematikte;0123456789..vb rast gele kombinezonlar yazın bunlardan çoğunun karşılığı bizde bir anlam taşır yada gerçek hayatta karşılıkları diridir veya vardır.
-Matematiksel yazı dilinin daha evrensel ve iletişimi kolaylaştırdığına dikkat ediniz. Bu yazı dilinin lisana dirilişini düşünün. Bu mantıkla evrensel yapay alfabe ile evrensel lisanı hayata diriltme ve uygulama düşüncesini iç dünyanızda harekete geçirmeye çalışın. Belki de yer yüzünde devlet sınırları erimeye başlamadıkça, insanlık mantıki, tarafsız ve liyakatli ortak;dil, lisan, alfabeye adım atmadıkça insanlık kemale ermeye adım atmamış sayılmalıdır. Demirkuş 2010
-Matematik yazı dilini, toplumsal bazda ortak payda dil ve lisanda iletişim dili olarak kullanmayı hayata uygulamayı düşünün. Örneğin kırmızı elmanın ;matematiksel rakamdizini (barkod) ismi olsun veya koyalım.
-Bilinen tüm dillerdeki kırmızı elmanın isimleri bu rakamdizini (barkod) ismin havuzuna(isim torbasına) ilave edelim.
-Canlılar ve mahsulleri için özgün genetik rakamdizini (barkod)(Özgün DNA Barkodu).
-Cansız yaratıklar için nano, molekül ve atom seviyesinde atomların dizilim özgünlüklerinin barkod(rakamdizin-sayısaldizin) isim olarak karşılıkları,
-Taşınmaz doğal yaratıklar için yerküresi ve uzay konumu GPRS Barkodu, eşyalar için özgünlüklerinin tanım barkodu mantığı gelecekte daha kalıcı, sağlıklı ve mantıklı evrensel iletişim vaat etmektedir.
-Tüm yaratıkların ve eylemlerin matematiksel rakamdizini (barkod) isim kodlarını 21 YY’DA böyle kodlayıp uyguladığımızı düşünün.
-Konuşulan lisanda da en israfsız sembollerden oluşmuş alfabeyi; matematiksel rakamdizini (barkod) dili ara yüz olarak kullanarak insanlıkta ortak dil birliğine gidilebileceğinden emin olabilirsiniz.

-Evrensel alfabeyle bu kombinezonları üretip,Örneğin;öyle alfabe sembolleri yazalım ki;okunuşları ve ağızda çıkan sesleri temsil eden sembol arasında mantıki bir ilişki bulunsun. Neden bu aşamaya geçmeden geçici olarak matematiksel dil ve lisana benzer dil ve lisan üretmemiz gerektiği konusunda bir yargıya varmaya çalışın ve bundan emin olun.0,1, 2, 3

OKUMA PARÇASI
İnsanların eğitiminde bilimi ve bilimselliği insanların yararlı özgün yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarına uyumlu hafızasına konumlandırmakla, eğitim adı altında insanların yararlı yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarını bilim farzlarıyla budamak arasında ne fark vardır?
İpucu; ortaçağda eski din ehli bilim bilginleri (bilim insanları?!) laikle dinden men etmiş daha sonrada bilim bilginleri (bilim insanları?!) ortaçağ zihniyetini laikle haklı olarak egale etmiştir.
Bilim ve bilimselliği Müslümanların inanç yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargılarına uyumlu hafızalarına konumlandırarak yapılan bir eğitim sistemi düşünün.
Deneyimsel çıkarsama;dünyadaki tüm alfabe dilleri vahşi-doğal-rastgele-maksatlı…vb hercai ürünü ve sonucudur. Demirkuş 2009
-Allah CC'HUN gönderdiği suhuf ve kitap dilleri hariç;Dünyada hiçbir dil ve lisan tamamen insanın mantık, akıl örgüsü üzerine yaratılmamıştır. Sonradan mantıki kurgular ilave edilmiştir. Tüm dillerin ortak payda insani ve mantıki ıslahata ihtiyacı vardır. Her asır bilimselliği ve bilim dilinin ortak paydasını vahşi hükümranlığının ürünü devletlerin dillerine emanet etmek; israf, haram, cehalet hatta insanlığa ihanettir. İnsanlığın cahil kalmasının ve toplumsal iletişimdeki yanılgıların baş kaynaklarında biriside tüm toplumsal dil ve lisanların vahşi oluşundan kaynaklanmaktadır. Bilimin özgürlüğünü vahşi ve doğal dillerin hükmüne emanet israf ve haramdır. 19 ve 20 yüzyılın canilerini yetiştiren deccali kavimlerin birlik ve beraberliğin enkaz ve kaos zihniyeti 21. yüzyılın ve geleceğin mimarları olmamalılar ve olamazlar. Olsa olsa 21. YY'LIN içinde özel ve ders verici bir zihinsel kabre girmeyi hak eden şer, şirret, kanlı deccale malzeme cani cahil kavimleri olmalılar.
Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye Ayet vardır.
Matematiksel rakamlar ve iletişim lisan insanın güdük bir mantık ürürünü sayısal alfabedir. Bu mantıktan ve düşünsel kurallardan hareketle; eğitim sistemlerinde mantıksal-düşünsel-zihinsel çimlendirerek algıda değişmezlik kuralına en uygun hareketle önce bilimsel iletişimde matematiksel barkod dilini kullanmalıdır. Demirkuş 2009
Örneğin ülkelerin isimleri yerine GPRS koordinatları, nesnelerin, canlıların, şekilsel parçalarındaki nicel, nesnel, yarı nesnel özgünlüklerinin matematiksel barkod dilinin kullanılması.
Soyut kavramların özgün tanımlarının ortak payda nitel-nice-yarı nicel..vb özgünlüklerinden matematiksel barkod isimleri türetilmelidir.
Sonra her dildeki çoğu şeyin yazılı karşılığında mutlaka uluslar arası barkod isim karşılığı bir sembol ilave edilmelidir. Bu barkod sembolüne tıklananınca internette o kavramın tüm dillerdeki karşılığı harf sırasına göre verilmelidir.
Bu iletişim mantığının emeklemesinin mayalanması sonrası evrensel alfabe ve lisanın uygulamasına geçilmelidir. Bu eylemler mutlaka insanlığın uzaya açılmadan önce gerçekleşmesi farz olarak gözükmektedir. Demirkuş 2009
Yazılı ve sözlü her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünceyi ifade eden her şeye eleştirel gözle bakılmalı ve en mantıklı-liyakatli alternatifi geliştirilmelidir. Ör.elmadan daha mantıklı alternatif isim ve kavramlar üretin.
Çok özel haller hariç, her kavram, kavramisim, isim, deyim, özdeyiş, vecize, düşünce üretirken veya düzenlerken;düşünsel ve eleştirel tercihte, doğal dillerin vahşi kurallarına ve hece vezninin akıcı ses-kafiye uyumunun keyfine, zevkine ve cüşuna, akli,mantıki ve ahlaki anlamlar feda veya yem edilmemelidir.
Kavramların listesini kavram araçları şeklinde hazırlamak son derece önemlidir.
Öyle bir yazılı-sözlü alfabe ve lisan ilişkisi hazırlayalım ki her harfi ve harfleri bir araya geldiğinde, matematikteki rakamlarlar gibi mutlaka bir veya birkaç mantıklı anlam taşıyacak şekilde dizayn edilmelidir.

Yapay ve Doğal Alfabe Farkındalığının Nesnel ve Düşünsel Uygulaması;
-Kimyasal, Kültürel, Canlılara ait ve Matematiksel alfabelere ait birer torba hazırlayın.
-Her torbaya  her alfabeye ait yüzer harf-rakam, sembol..vb koyun.
-Her torbada rastgele eşit sayıda harf-rakam, sembol..vb çekin ve çıkış sırasına göre dizin ve yazın.
-Deneme sayısını artırarak her alfabenin  harf-rakam, sembol..vb gerçek hayatta karşılıkları en yüksek olan alfabeleri sırasıyla ortaya koyun.
-Sonuçta matematiğin birinci sırada olduğunu göreceksiniz.

Varlık;var olmaktan gelir. Aslında yokluk diye bir şey düşünmek yanlış ve iftiradır. Her şey Allah CC'HUN ilminde varlık olarak vardır ancak bunların içinde dilediklerine yaşama hakkını vererek (yaratarak) yaratık olarak hayat buldurur. Enerji yoktan var vardan yok edilmez enerjinin korunumu yasası: israf haramdır ayetine uygundur. Her şey Allah CC’HUN ilminde varlık olarak vardır ancak hepsine her an yaratık olarak hayat vermemiştir. Nurundan ilmindeki varlıklara hayat vererek yaratır. Sadece dilediklerine geçici hayat vermiştir (Sadece taktır edilenler yaratık olarak hayat bulmuştur) ve bazılarına sonradan ebedi hayat vereceğini vaat etmiştir. Ebedi hayatın tarlası olan kainattaki bazı yaratıkların yaydıkları ve ürettikleri enerji halleri ebedi yaratık olarak kişilik kazanıp geleceğe yol alırken bazıları yaratık hamuru olarak kalırken bazıları da olduğu gibi ait olduğu ilimdeki varlık hallerine dönerek Allah CC’HUN icabetine amade bekleyeceklerdir. Kainat bir nevi ebedi hayatın (ebediyetin) tarlasıdır. Nesnel, düşünsel, sanal…vb çeşitli enerji hallerindeki yaratıklar atom, atom altı parçacıklar ve bazı enerji halleri hamuru ile defalarca yaratıldığı gibi belki de yaratık hamuru olarak kainatta defalarca yaratılıp öldürülecektir. Her yaratık aynı zamanda bir varlıktır. Her varlık bir yaratık değildir. Allah CC'HU bazı varlıklara hayat verip dirilttiği zaman yaratık sıfatını kazanır. Her yaratık eylemlidir. Yaratılmayan varlıklar eylemsizdir yani enerji hamurunda kişilik kazanmamıştır.

Varlık Yaratık Bilim ve İlim Kavramları Arasındaki İlişki Fark ve Özgünlükler;varlık, her şeyin var olduğu ilim potansiyeli içinde anlam kazanan bir kavramdır. Ör.bir bilgisayarda olası pek çok sayıda belki de sonsuz sayıda animasyon ve çizim yapma ve yapay yaratma potansiyeli ilmen vardır. Ancak çizim veya animasyon enerji sarf edilerek yapıldığı yada yaratıldığı an yapay yaratık kimliğini yada sıfatını kazanır. Bu ilim ve doğal(doğal bilgisayar ortamı ve habitat) yaratma ortamı olan doğa içinde aynı şey söz konusudur. Varlık potansiyeli ve enerji var. Yaratıldığı an yaratık sıfatını kazanır. Bilim insan tarafında keşif edilen ilimin yapay versiyonudur ve onunla yapay yaratıklar yaratılır.

Yaratık:Varlıklar ilim aleminde yaşamaya hak kazandıkları veya hayat buldukları an yaratık (yaşayan varlık) olamaya hak kazanırlar. Değilse ilmin içinde varlık olarak hayat verilmeyi bekler.
Allah CC’HUN ilminde yaratılacak, yaratılmış, yaratılan veya tüm diğer yaratıklar ilmen her şey varlık olarak vardır ve bulunur yani hayat verilmemiş varlık olarak her şey bulunur. Ancak bazı varlıkları zamanı gelince yaratık olarak taktir eder ve yaratık olarak hayat verir. Yaratılan yada hayat verilen bu varlıklara yaratık denir. Özgün enerji hali/leri veya doğa ve hayvani-meleği doğa ötesinde çeşitli enerji halleri şeklinde özgünlükleri ile temsil edilen kişiliklerdir. Yaratığın hem eneji döngü hali/halleri hem de kişiliği, enerjinin ise halleri vardır. Allah CC’HU bazı yaratıkları ömürleri bitimin de ebedileştirilen (ölümsüzleştirirken) bazılarını eski ilim makamına gönderir ve yaratılmayı beklerler..

Nesnel Canlı Yaratık:
Yaşamak ve üremek için enerji tüketimine gereksinim duyan ve kendisine benzer fertler meydana getiren yaratık grubuna denir. Kısaca özgün üreyebilen, etrafını etkileyen, etkilenen ve bilgi ile ulaşılan yaratıktır. Aktif kalıtım maddesi taşıyan ve doğal koşullarda kendisine benzer ferter verebilen nesnel yaratıklara denir.   

Canlılar Bilimi:
Tüm canlıları inceleyen bilimdir.

Cansız Yaratık: Yaşamak için enerji tüketimine gereksinim duymayan, kendisine benzer fertler meydana getirmeyen objektif yaratık grubuna denir.
-Cansızlar genellikle canlı yaratıkların hamurunu ve yaşam ortamını örgüsünün alt ve üst birimleri gibidir.
-Onlarsız nesnel yaratık düşünülemez o halde cansızlarda canlılığın bir parçası kabul edilmeli.
-Canlılar olmadan cansızlar yaşar ama cansızlar olamadan nesnel canlıları düşünmek olası değildir.
-O zaman hangisi diğerinin bir parçasıdır?
-Ola ki ilerde canlı, cansız ve ara form kavramlarının ayrımını yapmanın düşünce yanılgısına neden olduğu ortaya konacaktır.

Cansızlar Bilimi: Tüm cansızları inceleyen bilimdir.


Geçiş Özelliği Gösteren Yarı Canlı Yaratık:
Örneğin spor, tohum, vb. özel hallerde oluşan veya  ontogeni hayat döngüsünün aşamalarına denir. Canlının hayat döngüsünün aşamaları veya halleridir.

Araform
Bilimi: Canlı ve cansız olduğuna henüz karar verilmeyen ya da canlı-cansızlar arasında geçiş gösteren yaratıkların kategorize edildiği ve incelendiği bilimdir.Ör.tohum, spor

Bilinmeyen:
Henüz yaratıkların idrakine ve bilincine ulaşmadığı veya idrakinden silinip kaybolmuş/unutulmuş bilgi veya enerji halidir.  

Bilinmeyenler Bilimi:
Canlı, Cansız ve Araform  Biliminin  kategorisine girmeyen yaratıkların bilimidir.  

Kayıp:
Varlığı kabul edilen ancak kendisine herhangi bir şekilde ulaşılamayan yaratıktır.

Kayıp Yaratık: Önceden bilinen sonradan arandığında bulunamayan-ulaşılamayan yaratığın konumudur. Bilinen bir yaratığın, diğerinin/lerinin malumatından kaybolması veya kendisini kayıp etmesi/ettirmesidir.

Yok Olmak:
Hal değiştirirken veya öldükten sonra; hal değiştirmeden  önceki  hayatıyla bağlantısı kurulamıyorsa; önceki kişilik yok olmuş demektir. Örn: bitkisel hayat.  


Gerçek: Değişme miktarı ihmal edilebilecek kadar minimum düzeyde olan veya hiç değişmeyen yaratık, olay, süreç, zaman, olgu ve kurallar bütünüdür. Kısaca; en az değişen veya hiç değişmeyen kavramlara gerçek denir. Gerçek yalanın tersidir, karşılığı yalan olmayan çok şey gerçektir. Hayatta, izafi, değişmez, az değişen ve güdük gerçekler vardır. Örneğin, ölüm sonuç itibariyle değişmez gerçektir. Kanunlar az değişen gerçektir. Belki de her kanun bir gerçektir, ama her gerçek bir kanun değildir.

Yaratmak;Dışarıdan hiçbir enerji haline gerek duymadan, var olan güç ve potansiyelinden bir veya çok şeyi değişik enerji halleri şeklinde veya yaratık/lar olarak oluşturmak, yaşamaları içinde kendi gücünden ve potansiyelinden yaralandırmak veya başka hiçbir enerji hallerine-şeylere gerek duydurtmamaktır. Alllah CC.HUNE özgüdür.

Yaratmak;Yaratılan yaratık gerçek yaradılış ürünü enerji ile hayatını devam ettirir.

Yaradılış;
-Allah CC’HU bir şeye ol der o da hemen oluverir.(Ayet)
-Ebedi-ölümsüz boyutta kâinata ol dedi ve her şey oldu bitti! Olmuş bitmiş boyuttaki sonuçlarda; yaratığın tüm tercih olasılıklarıyla varacağı sonuçların hepsi mevcuttur. Yani bir kişi Allah CC’HUNA peygamber gibi teslim olması ile varacağı kader çizgisiyle sona ulaşır. Kendi özgün tercihleriyle hayatını değerlendirmesiyle varacağı kader çizgisinde karışılacakları önceden bilinir ve farklıdır. Onun için Allah şeytanı şeytan olsun diye yaratmadı. Akıllı varlık olarak yarattı ve şeytan nefsini tanıdı. Sonradan şeytanının kendisi Allah CC’HUN kurallarının tersine kendi tercihleriyle hilkat garibesi kader çizgisine girmiştir. Kendisine neden Adem AS’A secdeye gitmedin diye sorulduğunda ben ateşten yaratıldım ve ondan daha hayırlıyım demiştir. Nefsine uyduğu kendisine hatırlatılmıştır. Sonrada bu çizgideki tüm akıllı varlıklar (İnsan, Cin... vb) şeytana uymuş kabul edilip yada yaşam döngüsünde şeytana tam itaat ediyorsa sanal yada nesnel şeytan kabul edildiği:Allah CC'HU;Peygamberleri, Suhuf ve Kitaplarıyla bildirilmiştir.
-Ancak Allah CC'HU ebedi boyutta olup biten senaryonun geçici-ölümlü hayat ve yaratıklar boyutundaki (Kainattaki) senaryoyu tarif ederken;
1-Yer ve gök yapışıktı biz onların arasını açtık (Ayet)
2-Yeri göğü 6 günde yarattık (Ayet)
3-Göğü hala genişletmekteyiz. (Ayet)
Sonuç;
-Ölümsüz bir boyutta olmuş ve bitmiş bir senaryonun ölümlü, geçici ve sonlu boyutu yaşanıyor ve yaşıyoruz.
-Yaşayan bu senaryoda;ör, hayırlı mukadderat dileyen bir insana Allah CC’HU icabet ettiği zaman o insanın geçiciden ebediye tüm mukadderatını değiştire biliyor. -Yada geçi senaryodan dilediğini ebedi, geçici…vb yapabiliyor.
-Onun gücü her şeye yeter ve o her şeye kadirdir.(Ayetler var)

Taklidi veya Güdük Yaratmak;Kendisini yaratanın ona sürekli hayat vermeye gücü yoktur. Saldım bayıra-çayıra rabbi kayıra yaratma türüdür. Örneğin, Zihinsel olarak insanın doğda olamayan şeyleri hayal edip sanal ve nesnel hayata uygulaması gibi

Üretmek;Kendisinden ve çevrede var olan enerjiden bir veya çok şeyi oluşturmaktır.

TüremekKendine benzer yaratıklar oluşturmaktır.

Yalan:Karşılığı doğru ve ebedi gerçek olmayan kasti veya bilinçsiz uydurmalardır.Karşılığı  doğru ve haklı olmayan yanıltıcı gerçektir. Yalan kısmen gerçeğin tersidir. Var olmayandır (yoktur).Örnek;Güneşteki füzyon misali aşkımın yanında kainat kıvılcım bile değildir. Demirkuş 2003. Ör.
"Aşkımın yanında kainat kıvılcım bile değildir. 
-Kara delikler kabrim, ak deliklerde meyve vereceğim.
-Bir kanadım geçmiş, bir kanadım gelecek.
-Kalbime gömülü, sonlu sonsuzlar!!!
-Büyük kıyametten ebediyete uçuyorum". Demirkuş 2010.

Sürreya HAZIR'A Atıf Ettiğim Şiirimdir
.
Hayvanlarda yalan var mıdır? Toplumda yalan olmasaydı ne olurdu? Yalanın mubah olduğu uygulama alanları var mı? Sorular yalanın toplumsal döngülerdeki gerekliliğini vurgulamak için önem taşır.

Yanlış:
Karşılığı doğruya ve gerçeğe aykırı kasti olmayan uydurmalardır.

İftira:
Liyakatsiz yakıştırmadır.En büyük iftira Allah CC’HUNA şirktir.

Yokluk
:Hiç bir şeyin olmadığı anlamına gelen yokluk kavramının karşılığı koca bir yalandır. Yaklaşık; Yokluk=Yalan !! Yokluk  kavramı hiçbir enerji halinin olmadığı boyut/larla örtüşen bir kavram olarak ifade edilmesiyle kavram ,özdeyiş ve düşünce yanılgısını yaratmaktadır. Bu kavram, kayıp ve bilinmeyen kavramları ile karıştırılmaktadır. Belki de;"Enerji Yoktan Var Vardan Yok Edilemez" prensibinin tanımı eksik veya mantıksızdır. Çünkü enerjisiz bir boyut düşünmek mantıksızlık ve saçmalıktır. Doğadaki tüm döngüler bu mantıksızlığın kanıtı olabilir!! ”Enerji Kayıptan Var, Vardan  Kayıp Edilebilir” demek belki daha doğrudur veya mantıklıdır.            
Bu açıdan
, bilim ve insan henüz gençtir. Bilim ile bedensel beş duyuya ve duygulara ilave olarak, sanal dünyamız ve duyularımızla idrak edişimiz; eğitim, öğretim ve teknoloji ile pozitif bir şekilde evrimleştirilmedikçe; evrim teorisi ve prensiplerinin bazı bölümlerini gerçeklerle ilişklendirmenin ispatı şu an için olanaksız gözükmektedir. Bunun ispatı için bazı zihinsel ve bedensel enerji hallerini açıklamak asırlar alabilir. Hz. Muhammed AS. Miraca çıkmasıyla, Adem A.S.’ın yer yüzüne inmesini ışınlamayla ilişkilendirmeyi ispat etmeye veya çürütmeye henüz bilimsel veri ve teknoloji eksik ve yetersiz.Bu durum şu an zor, köre ışığı tarif etmek misali. Belki de ışınlamanın gerçekleştiği çağda veya maddeden anti maddeye doğru insanda var olan tüm  enerji hallerinin döngüleri deşifre edildiği zaman bunu daha iyi anlamamız sağlanmış olacaktır.  

Değişim;Enerji veya yaratığın;bulunduğu konum, hal ve hayat denkleminden farklı konum, hal veya hayat denklemine geçme eylemi, süreci veya olgusudur.
I-Doğal Değişimler:Doğal koşullarda meydana gelen değişimlerdir.Ör;evrimsel değişimler, türleşme
II-Yapay Değişimler:İnsandan kaynaklanan değişimler. Ör, çevre kirliliğinden kaynaklanan değişimler
III-Ferdi ve Toplumsal Değişimler:Tercihlerimizden kaynaklanan ferdi ve toplumsal değişimler.
A-Liyakatli Değişimler:Toplumsal veya tüm döngülerde;yaşatıcı, tamamlayıcı pozitif bütünleşik veya analitik özgünleşen değişimleridir.Ör,Liyakatli devrimler. Ör,Doğru, insancıl veya akıllı eğitimin, peygamber ahlaklı insanları ortaya çıkarmak için yapılan değişimlerdir.
B-Liyakatsiz Değişimler:Toplumsal veya tüm döngülerde, antagonistik yani yok edici, zararlı bölücü ve parçalayıcı veya zararlı bütünleştirici değişimlerdir. Ör,Liyakatsiz devrimler ve ihtilaller. Ör,Yanlış, başıboş, doğal ya da vahşi eğitimin kuduz-vahşi-doğal ahlaklı insanları ortaya çıkarmak için yapılan değişimlerdir.
IV-Nötr Değişimler:Değişim potansiyeli mevcut ancak, sistemin ve organizmanın minimum değişimini ifade eden değişimlerdir.
V-Diğer Değişimler:Kategorilere girmeyen değişimler.

Sabite;
değişim potansiyeli sıfıra yakın seyir eden:matematiksel, toplumsal, ferdi özellik-eylem-davranış…vb karşılık gelen kavramdır. Ör;plank sabiti, küresel ısınmaya tepkisiz insanların bedensel-zihinsel eylemin değişmez cahillikleri toplumsal sabitelerdir.

Dua nedir? Fert ve toplumların; değişmek, arzu, istek, gereksinimlerinin yerine gelmesi, şifa ... vb için Allah CC’HA yaptığı, yalvarış ve istemli yakarıştır. Aslında eğitimde her insanın; insanlık, yaratıklar ve kendisi için ne istedikleri konusunda istemlerini dua olarak deklere etmeye fırsat vermek o insanın düşünce sistemi ve sınırları hakkında bize önemli bilgiler verir. Onun için her insanın yaratıklar, insan ve kendisi için hür iradesiyle duasını ortaya koyması bizim onu daha iyi tanımamıza fırsat verir.

DİN NEDİR (İSLAM'DA) ; Akıl, ruh ve vicdan sahibi yaratıkları muhatap alan yaşanmış istendik, istenmedik ve nötr örnekler, peygamberi uygulamalarla ve yaratıkların akıbetleri konusuyla ilgi gelecek bilgileriyle dolu;kurallar ve yönetim sistemlerinden ibarettir. İlim ve bilim:insanın;olgu, süreç, olay, yaratık, enerji hallerini…vb tanıma ve uygulama araçlarıdırlar. İlim ve bilimin dini olmaz. Bu kavramları her konum ve boyutta dine bağlı düşünmek anlamsızdır veya mantıksızdır. Din hem uhrevi hem de dünyevidir. Peygamber ahlakı merkezli yaratıklara yaklaşır.
Din; akıllı yaratıkların kainatta verimli ve hayırlı yaşam döngüsünde yaşamaları için; her fıtrata uygun içeriği/leri, yaklaşımları, kuralları ve peygamberi uygulamaları içeren ilahi kökenli hayatın yaşama şekli reçetesidir. Bu tanım sadece Allah CC'HUN gönderdiği dinler içindir, yaratık kökenli dinler değil. Yapısının-fıtratının kaldırabileceği, yapabileceği ve diğer yaratıklara hayırlı konumlandırmayı içeren kurallar bütünüdür. Geçmişte,hayatta ve gelecekteki gerekli, önemli; zaman,olay, süreç olgu ve sonuçları bilirir.
İpucu;Müslüman, namuslu, dürüst, yeterince bilgili, zihinsel, eyelemsel ve davranışsal olarak kendini liyakatli konumlandırmasını alışık tepki (reflek) haline getirmeye çalışan çeveresine peygamber liyakati ile yaklaşan insandır. İnanıyorsanız üstün sizsiniz(ayet var)
-Allaha CC’HA doğru teslim olmayan.İblisi, şeytanı, cahili, vahşi ve münafığı yaşam döngüsünde doğru konumlandırmayan Müslüman’ın işi zor. Yani kişilik şifresini (IP numarasını) sadece Allaha CC’HA veren ve ondan başak şifresinin kopyasını bile;nefsine, ceddine, cebine…vb hiçbir yaratık ve ilme emanet etmeyen Müslüman kurtuluşta kabul edilir. Peygamberler Allah CC’HA böyle teslim olduğu kabul edilir. Yarabbi bir an bile olsa beni nefsimle baş başa bırakma. (Hadis var)
-Düşünsel dünyamız nesnel dünyamızdan daha gerçekçi ve daha baskındır bu nedenle eğitim sistemleriyle düşünce sistemimizi düşünsel peygamber ahlakı temellerine dayalı somutlara ve gerçeklere göre inşa etmeliyiz.
-Doğa ve bilim; doğa öncesi ilim ve hakikatlerin geçicici meyvesi olup, geldiği yere döneceğinden emin olun.
-O zaman eğitim ve düşünce sistemimizi nesnellikten daha somut ve gerçek olan doğa öncesi gerçeklere dayalı ve temelli inşa etmeliyiz. Bu düşünce mantığına dayalı geleceğe yönelmeliyiz.
-Sinerjitik (Uyumlu birliktelik) uyumlu kuvvetlerin ve güçlerin dengesine dayalı
ile kuvvetler ayrılığına, çelişkilerine dayalı demokratik sistemler arasında ne fark vardır?
-Antagonistik(Birbirini yok edici) denge nefsani, vahşi, doğal, şeytani ve asabidir? Sinerjitik (Uyumlu birliktelik) denge insani ve Rahmanidir.

-Kısaca;ilimsiz ve bilimsiz din düşünülemez, bilim ve ilminde dini olmaz. Dini; ilim ve bilimsiz düşünmek, telkin etmek;anlamsız, cehalet, mantıksız belki de antagonistik (yok edici) analitik düşünme ürünü yapay bölücülüktür.1
A-Bir din tüm yaratıkları ve ürettiği enerji hallerinin tümünü aşarak her şeye öneriler ve çözüm üretmiyorsa o din geçersizdir?
B-Siyaset, bilim, şeytan…vb yaratık ve yaratıkların düşünsel-nesnel ürettikleri dini aşabilir mi?
İpucu;
-Siyaset dahil hiç bir şey İslamiyet'e aykırı değildir. Önemli olan helale aykırı olmayı dine aykırı olma ile karıştırmanın cehaleti, gafleti ve dalaletine düşmemek ve her şeyin dindeki yerini doğru konumlandırarak peygamber ahlaklı tepki ve davranışlar geliştirmektir. Bu açıdan İslamiyet yer yüzünde hemen her türlü rejimi içinde barındırmıştır. Geçici olan ortaçağ ve öncesi Allah CC'HUN dinleri bilimi ve siyaseti İçin de yekpare konumlandırmamasının nedeni doğaldır. Çünkü geçici ve vadesi dolmuş dinlerdir, Bu nedenledir ki laikle bu dinlerin çıkmazları aşılmaya çalışılmıştır. İslamiyet hariç diğer tüm dinlere için laiklik farz gibi gözükmektedir. İslamiyet’e laiklik ceketini giydirmeye kalkmak büyük bir iftiradır. İslamiyet’in içinde vahşi ve insani demokrasi siyaseti mümkündür. Tüm gizli ve açık münafıkları deşifre etme siyasetle ilgilidir. Dinini satan, kötüye kullanan, yaratıklar her şeyini kötüye kullanabilecek kadar tehlikelidir. Onun için İslamiyet’te zaten rahmani, cahili, vahşi, doğal ve şeytani (münafık) siyaset vardı ve olacakta. Önemli olan siyaseti doğru konumlandırıp kötü niyetlileri de dinle, bilimle, hukukla etkisiz ve pasifsize etmektir.-Deneyimlere dayalı olarak ortaçağda vadi dolmuş ilahi dinlere tepki olarak dini siyasetten ayırma olan laiklik buluşu istenmedik, geçersiz ve yetersiz fert, toplum ve dinler için bir ilaçtır.
-Geçerli bir din(İslam) içinde belki de af edilmez bir iftiradır.
-Dinin içinde çok yüzlü münafıkların hepside din ve insanlık olalı beri iki yüzlü siyasetle hayat buluyorlardı ve kıymete kadar bu böyle olacak. Geçerli bir dinin siyasetten ayrılması yada koparılması; kapitalistler (sermaye kuduzluğu), radikaller (empati kuduzluğu), Şovenistler (cet kuduzluğu) , Siyonistler(din kuduzluğu), münafıklar (çok yüzlü kuduzluğu) ve cahiller(bilmezlik kuduzdu/değişmezlik kuduzluğu) için çifte start getirme anlamını taşır. Kainattaki tüm yaratılmış, yaratılan ve yaratılacakları içeren, kâinatta nasıl yaşaması gerektiğini örnek peygamber ahlakı kurallarıyla yaşatarak ve gelecekte tüm olacakların (tüm akıbetlerini) bildiren yegane din İslam’dır.

REJİM NEDİR?Bir devletin yönetim şekline rejim denir.Rejimlerin hepsi dünyevidir.Yönetim merkezli olarak yaratıklara yaklaşır.


REJİM VE DİN FARKI;Rejimlerin hepsi dünyevidir ve yönetim merkezli olarak yaratıklara yaklaşır. Din peygamber ahlakı kurallar ve yapısal uygunluk merkezli yaratıklara yaklaşır. Din hem uhrevi hem de dünyevi olduğu için rejimler dinlerin metriksinde kurtulamazlar.Dini aşamazsınız(Din aşılmazdır)(hadis var). İşin ucunda laiklik bile olsa da inanç sahipleri dünyevileri genellikle işletim sistemlerinde uyutmaya kadirdirler.Münafıkların dünyalıkları için namaz kılmaları ve dini icra etmelerin asıl hikmeti burada yatar.

LAİKLİK NEDİR? geçersiz dinlerin illetinden ve ehlinden yakasını kurtarmak için ortaçağ da doğa denizine atlayan belki de itilen veya düşen bilim bilginleri (bilim insanları?!) yılana (vahşi doğaya) sarıldılar. Getirilen ve razı olunan bu kuralın adını da laik koydular. Daha henüz doğayı hortumlama sanatını (patojen teknolojiyi edinme) edinmeden İslamiyet’te de bu tepki kaftan empoze edildi ve liyakatsizce ve cahilce biçtirilip giydirilmeye çalışıldı. Kısaca dini devlet işlerinden, siyasetten ve bilimden men etmektir. Dinle devlet yönetimi arasında insanların kafasında ve düşüncesinde cahilce ve liyakatsizce oluşturulan nesnel ve zihinsel Berlin duvarı gibidir. Ancak inanların da haklarının ve serbest ibadetini koruyacağını garanti eder. Özellikle
İslamiyet’e aynı koşulu koymak büyük cehalettir. Geçersiz dinler için önlem olabilir. Laikliği daha iyi anlamak için;önce laiklikle ilgili beyin fırtınası sorularını sonra parçayı okuyun

Devrim;
genellikle doğadan (evrimden) kaynaklanan; rekabetin, nefsin gücüne veya akıla dayalı uzun süre kabul gördürülen/gören toplumsal eylemler ve kurallar bütünüdür.Ör;Veto imparatorluğu, toplumsal hile, oyun ve doğal gücün (nefsin) eylem ürünüdür.

Eğitim:Fert ve Toplumda, istendik ( pozitif, negatif veya nötr) davranışların ortaya çıkması ve benimsenmesi için yapılan her türlü faaliyettir. Diğer bir deyişle; canlı yaratıklara istendik düşünsel-bedensel davranışları kazandırmak için; yapılan iş ve verilen her türlü emektir.Daha genel anlamda eğitim;yaratığa kazandırılmak istenen davranışları alışık tepki (refleks) ve alışkanlık haline getirilmek için yapılan her şeyin; öğretim, eylem, olay, süreç ve olgular…vb toplamına eğitim denir.
Bireyin insan toplumuna ve do ğaya yararlı olması amacıyla ideal ahlak ve kültür normlarına sahip kişilik olarak insani ıslahat sürecidir.
Fert ve topluma/lara; peygamber ahlakı normlarını kavratmak-güncelletmek için; gerçeği/leri zamanın da doğru mayalamak veya mayalatmak için, yapılan her şeydir
veya İnsana;hayatında uygulayabileceği kadar; hakikatin ve peygamber ahlakının mayasını zamanında -yeterince doğru çalmaktır. (Demirkuş 2006)
Bazen eğitimle mutlak gerekli hedeflere ulaşmak için;toplumun değişime müsait olmadığı ya da fıtratının zorlandığı konular da diyet-özel bağışıklık sistemini geliştirmek çok önemlidir. Yani bir konuyu gerekliliğini anlamak için topluca geçici günaha davetin komikliği-gerekliliği. (Demirkuş 2007)

Eğitim;Akıllı yaratıklara, nefsini ve tüm sanal araçlarını doğru tanıtıp, toplum içerisinde; kendilerini liyakatli, namuslu ve dürüst konumlandırmaları gerektiğinin mutlak üstünlük ve liyakatin bilincini bilimsel verilere dayalı olarak kavratmak , öğretilenleri-öğrenilenleri düşünce ve davranışlarında alışık tepki (refleks) haline getirtmektir.(Demirkuş 2008)
Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi zamanında liyakatli eğitimle gerçek bilgilerle donatmazsak; onun yerine abur cubur bilgiler doluşur ve geleceğimiz tehlike altına girer. Toplumsal olarak geri ve cahil kalmanın bir sebebi de budur.
Gerçek eğitimle;zihinsel bedende ve kalbinde ; kimlik (id), tapındık-taptık(put) (idol), yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... vb değer yargıları, inanç değerleri, süper ve özgün egolar(istemler), gerçekler, doğa yasaları doğru konumlandırılmazsa sonuçta yanlış eksik ve sakat;mantık, düşünce, kavram…vb yanılgısına sahip kişilikler toplumda ortaya çıkar
Öğretim, öğrenim ve eğitimde de, olanaklarımız ölçüsünde:doğru kaynaktan/lardan, doğru bilgiyi-konuyu, doğru zamanda, doğru konumda-yerde, doğru yöntemle/lerle , doğru kişiye/ kişilere, öğrencinin güvenini kazanarak ve dersin önemini vurgulayarak;doğru pekiştirip ve hayatla doğru güncelleyerek sunmalıyız. Demirkuş, 2008

Öğretim: Öğretmek kavramından kaynaklandığı için, hedefe aktarılmak istenen bilgiyi kusursuz öğretmektir.
Öğretim: Doğada ve ötesinde var olan bilgileri (yaratıklar, olaylar, olgular, sistemler, kanunlar, kavramlar v.b) anlaşılabilir hale getirmek amacıyla çeşitli yöntem, araç-gereç ve teknikler kullanılarak  fert ve topluma planlı ve programlı bilgi aktarma sürecidir.

Öğrenme:Amaçlı veya amaçsız edinilen bilgilerin canlı yaratıklarda; kalıcı ve hayatta bilinçli uygulanabilir hale gelmesidir.
İnsan; kullanmadığı ve kullanamadığı bilgisinin hamalı, yanlış kullandığının;ya cahili yada hainidir veya insan genellikle sahip olduğu bilginin;ya bilmezi, ya cahili, ya;alimi ya da hamalıdır!! (Demirkuş 2006).

Öğrenme:Öğrenilen ve öğretilen bilgilerin, bedensel, zihinse, düşünsel…vb eylemler olarak hayata güncellenmesi ve uygulanabilir hale gelmesi demektir.

Hazıra Konmak  Faiz ve liyakatsiz Yarış (İnsanımsı Rekabet ya da Vahşi ve Doğal Birliktelik);
İkiz iki kurt köpeği düşünün: Biri evde beslenip her şeyini hazır alsın, merhamet, sevgi ve saygı görsün, aileden biri gibi icabet görsün evde.
Diğeri özel eğitilmiş polis köpeği olarak yetiştirilmiş ve iş gören yardımcı icabeti görsün.
Bu iki köpeği çeşitli koşul ve durumlarda karşılaştıralım. Hazırın yaratıklarda geliştirdiği alışkanlığın zararını görmek zor değildir.
Hazırcılı, Faiz ve Vahşi Rekabet (İnsanımsı Rekabet/vahşi-doğal birliktelik); gayret bile sarf etmeden edinilen ve edinilmek istenen her şey. Hazır yabani yaratıklara, çalışarak hakediş insana yakışır. Demirkuş 2010 Hazırın, faizin ve vahşi rekabetin liyakati yabani yaratıkların yaşam döngülerinde haktır. İnsanlar hazıra, faize ve vahşi rekabete talip ya da uygulayışında olduklarında hayvanlar miracından daha aşağı bir miracı hak eder.
Belki de bir insanın, toplumun kendisine ve çevresine verilebileceği en büyük ceza; kendisinde hazıra konma arzusunu alışık tepki (refleks) haline getirmek ve kendisini hazıra alıştırmaktır.
Eğitimde, ekonomide…vb her türlü doğal, vahşi yada doğal/vahşi rekabet(vahşi-doğal birliktelik) zayıf ve güçsüzlerini çökerten, eleyen yada öldüren rekabettir. Uyum sağlayamayanı öldürücü yok edici-antagonistik rekabet(vahşi-doğal birliktelik) yada vahşi rekabet(vahşi-doğal birliktelik) sadece çıtayı atlayanları yaşatıcıdır.
        Eğitimde, ekonomide…vb her türlü insani rekabet(vahşi-doğal birliktelik) zayıf ve güçsüzlerini yaşatan rekabettir(uyumlu-sinerjitik (uyumlu birliktelik) rekabet(vahşi-doğal birliktelik) yada diğer adıyla zarurettir).
        Bu iki rekabet(vahşi-doğal birliktelik) arasındaki farkın farkındalığını kavrayıp kurallarını hayata uygulamak insanlığın peygamber ahlakına ulaşmasının önemli bir aşaması hayat bulmuş olur.

Yaşamak için;
insanların  liyakatli çalışması adaleti, zarureti(gerekliliği), bitki-hayvanda rekabeti gerektirir.
- Bitkiler ve  hayvanların  doğasındaki; zarafetin–gücün-çekiciliğin  ve çeşitliliğin nedenlerinden birisi de rekabettir. İnsanın bu açıdan güzelliği;zayıflarını, güçsüzlerini yaşatan ve rekabetten güçlü olan fıtratına uygun; liyakatli bilinçli zaruri ilişkilerden gelir.
-Rekabet(vahşi-doğal birliktelik), hayvanlar için her zaman zorunlu, insan için zorunlu değildir(insanları hayvanlaştırır).
-İnsanları aynı koşullarda rekabete sokmak fıtratlarına aykırıdır. Bu durum revan bir atı, koşu atıyla aynı koşullarda rekabete ve yarışa sokmaya-zorlamaya benzemekten daha berbattır. Her fert ve toplumun fıtratı ve başarıyla yapabildiği istemleri itibarıyla başat olduğu konuda görevlendirmek ve iş sahibi etmeyi çekici hale getirmek daha liyakatlidir.

-Rekabet(vahşi-doğal birliktelik) beceriksiz, hasta, dürüst ve kanaatkar zayıflarını yaşatmadığı için zarurete çekiniktir ya da zaruret(rahmani-insani birliktelik) tam tersi koşulları sağladığı için rekabete baskındır.
-Rekabette merhamet olamadığı için insani değil hayvanidir. Rekabette merhamet olursa o zaman adı zaruret(rahmani-insani birliktelik) olur.
    Doğal (vahşi) Rekabetle güçsüzlerin ve zayıfların yaşam hakkı güçlülerin insafına mahkum edilir.Güçlüler ya güçsüzlerin bedenini avlar ki bu durum sıkça hayvanlarda görülür. Bu durum insanlarda;ya güçsüzlerin bedenleri avlanır ya paralı köle ya da besi yeri olarak güçsüzlerin emekleri ekonomi adı altındaki zeka oyunu uygulamalarıyla avlanarak kullanır. Rekabet(vahşi-doğal birliktelik) insani açıdan adaleti, liyakati ve merhameti yok sayan bir kavram-eylem olduğu için insani değil doğal ve vahşidir.. Bu durumda sıkça kapitalistlerde görülür.


Öğretmen; Genellikle belli bir sahada uzmanlaşmış; alanındaki temel, doğru ve hayatla güncellenmiş bilgileri yaşantısına doğru uygulayabilen, öğrencileri öğrenme sürecinde sahasıyla ilgili eğiten, rehberlik eden ve alanında yeterince uygulamalı pedagojik bilgiye sahip kişidir (Demirkuş, 2009).
Öğrenci;Bir konuda ve sahadaki bilgileri öğrenemeye ve uygulamaya hazır, belli vasıfları ve sorumlulukları taşıyan aday bireydir (Demirkuş, 2009).


BİLİM NEDİR?Doğadaki pozitif öncelikli (nesnel) bilgilere dayalı tüm bilim dallarındaki toplam bilgi ve uygulamaları içeren en kapsamlı kavramlardan biridir. Bilim, daha çok nesnel verilere dayalı olarak gelişip ilime doğru emekler.Bilim hayatın başlamasıyla insanın çevresindeki, iç dünyasındaki…vb edindiği bilgiler bütününe verilen addır.Büyük Kıyametle ölüme mahkumdur. Daha çok öğretim kavramı ile ilişkilidir. Bilim yaratıkları, olguları, olayları ve süreçleri tanımak için bir araçtır. Bilim ilimin metriksindedir. Bilimin tarihi olur ilmin tarihi olmaz!! Bilim ölümlü olduğu için bilimde mutlak gerçek yoktur, ilim ölümsüz olduğu için ilimde mutlak gerçekler vardır. Bilim, ilimin yaratıklarda yeşeren ölümlü-sonlu bilgi örüntüsü boyutudur. Bilim;akıllı ve zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini tanıma aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC’HUN Alim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör.Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları;sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC’HUN insanıdırlar. Onun için Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilim Bilgini, Bilirkişi, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir. Bilim; yaratık ve enerji halleri arasında öğrenme aracıdır. Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır.

İnsanlarca Kullanılan Bilimin Meyvesi
:İnsanın bilim aracını ve teknolojik araçlarla ürettiği sanal ve nesnel teknoloji, bilgi, kültür... vb. benimsediği yaşama biçimi ve ürettikleriyle doğadaki çok şeyi öğrenip, kendi arzularına göre işleyip devşirmesidir.


Bilimsel Açıdan Doğa Ötesi:Bilim açısından henüz genişleme boyutuna ulaşılmayan doğanın geleceğini ifade eder.

Bilim ilmin (pozitif, negatif, nötr bilim; beşeri bilimlerin) , öğretim ve öğrenim eğitimin, alt ünitesidir. Bilim daha çok öğretim, İlim ise eğitim   kavramı ile ilişkilidir.

-Bilim;İnsanların nesnel kökenli kainattaki her şeye yüklediği yazılı, sözlü, görsel..vb kanıtlara dayalı sonlu ve ölümlü anlam ilimin insanlar tarafından ortaya konmuş ve üretilmiş karşılığına bu gün bilim deniyor.
-Bilim ilmin insandaki geçici ve cüzi ölümlü ilim halidir.
-Onun için bilim insanları bilimde mutlak gerçek yoktur önermesini genellikle kabul ederler.
-Kâinat ebedi ve ezeli gerçek olan ilmin içinde geçici sınırlı ve sihirli hayat olarak yaratılmıştır.İnsan cüzi ilme sahiptir(Ayet var)


İLİM NEDİR? Bilime ilave olarak;ahlakı, doğa ötesi ve tasavvufu içeren, tüm bilgi ve uygulamaların hayatla gerçek ilişki ve tanımlarıyla şekillenen en kapsamlı kavramdır.İlim daha çok eğitim kavramı ile ilgili olup, beşeri merkezli olarak bilime ulaşır. İlim;Allah CC’HUN Alim sıfatına tabi olup tüm yaratıkların ezeli, yaşayan ve ebedi aşamadığı ve hayat bulduğu ölüp ve diriltildiği tüm bilgilerin en kusursuz ve israfsız konumlandığı bilgi bütünlüğü ve birlikteliğini içerir. İlim bilinen ve bilinmeyen tüm bilimleri de içerir. İlim bir gerçek bilim ise ölümlü, sonlu ve geçici bir araçtır.
      Bilim ve ilim; tüm yaratıkları, olguları, olayları, süreçleri, ilişkileri ve enerji hallerini tanımak için bir araçtır, bilgi ise veri tabanıdır.Bilimi ve ilimi bilgilerimizle işletip, hayata uygularız.

İlim, bilime ilave olarak ahlaki - hayvani-meleği doğa ötesi ve  tasavvufu  içeren  en geniş bilgi havuzunu temsil eden kavramdır. Bilim;akıllı ve zeki yaratıkların çevresine uyum, gelişim, çevresini ve kendilerini tanıma aracıdır. Bilgi ise bilim ve ilimin veri tabanıdır. Bilim yaratıkların geçici enerji yaşam döngüsünde deneyim, öğretim, öğrenim ve eğitime dayalı ortaya çıkardıkları ilim versiyonu ürünüdür. İlim, ezeli, ebedi ve Baki olan Allah CC’HUN Alim Sıfatına tabiidir ve ölümsüzdür. Aslında bilimin kökeni de ilimdir. Yaratıkların genetik, fıtratı, deneyimleri ve ilahi kökenli ölümlü ve geçici hayata uygulanan ilim versiyonuna bilim deniyor. Bilim ve ilim mürşit olamaz ancak araçtırlar. Ör.Peygamberler; Peygamber Ahlakı Münşidirler. Ünlü bilim uzmanları;sahalarının mürşididirler. İnsanlarda bilim ve doğa insanı değil Allah CC’HUN insanıdırlar. Onun için ilim daha çok beşeri merkezli olarak, bilime ulaşır. Bilim-İlim İnsanı, Bilim-İlim Adamı, Bilim-İlim Kadını Kavramları bazı insanlar için yanlış ve liyakatsizdir. Bilim Uzmanı, Bilim Eksperi, Bilim-İlim Ustası, Bilim ve İlim Alimi, Bilim Bilgini, Bilirkişi, Bilen Zat kavramları bazı insanlar için daha liyakatlidir.Bilgi ise, bilimin veri tabanıdır.


İlim;içinde, sonsuzluk döngüleri, bilinen-bilinecek-bilinmeyecek ve var olması gereken; tüm zamanları, olayları, süreçleri, olguları, eylemleri, bilgileri, yaratıkları…vb her şeyi liyakatli, israfsız güçte ve konumda/larda... vb bulunduran ve bilinen;hiçbir tercih ve  kader çizgisinin aşmadığı sahipsiz olmayan çoğu şeyin en büyük havuzudur. Yer/ler ve gök/ler yapışıktı biz onu/ları açtık (Ayet var) Başlangıçta yer ve gökler yapışıktı(ilmen yer ve göklerin çok yönlü yapışık olduğunu düşünün). Biz onları açtık sonra isteseniz de istemeseniz de bir arayan gelin dedik. Hala göğü genişletmekteyiz...Ayetler var

İnsanlarca Kullanılan İlmin İnsandaki Meyvesi:ruhuna endeksli aklı kuralları benimsediği yaşama biçimi ve ürettikleriyle, doğa ve hayvani-insani doğa ötesini aşarken öğrendiklerini davranış ve eylemlerine;peygamber ahlakıyla işleyip, devşirmek ve yansıtmaktır.

İlim Açısından Doğa Ötesi:Beşeriyetin madde aleminden (evren, dünya) madde ötesine tüm sanal dünya/lar vb.iç ve dış alem kast edilmektedir.


Doğa Ötesi İlim;ilim havuzundaki madde ve anti (melek, cin... vb) madde tabanlı sistem, araç ve birimlerle hayat bulmuş yaratıkları inceleyen bilime Doğa Ötesi Bilim denir.Ör;akıl, zeka, ruh, sanal nefisler…vb

İlim Havuzu İçinde Tüm Bilimlerin; Liyakatli Konumlandırılması ve İlişkilendirilmesi Önemli ve Gerekli Bir Disiplindir.
İlim havuzunda, tüm enerji halleri ve yaratıkların (sanal, nesnel, yarı sanal) yapısı ve gerçek ilişkilerin sembollerle denklemsel ifadesi belki de Matematiktir.
Matematik külli ilmin içindedir. Her yaratığın konumunda en azından mutlaka bir matematik konum ve hayat denklemi var demektir.
Yaratıkların, olayların, süreçlerin... vb yapısı ve aralarındaki ilişkilerin sembollerle denklemlerini ifadeden bilime Matematik denir.
İlim havuzunda; madde (elementlerden), anti madde tabanlı birimlerdeki özgün ve mantıklı matematiksel denklem kümelerine dayalı enerji hallerinde hayat bulmuş;sanal, nesnel ve yarı sanal kişiliklere yaratık denir.

Sonsuz;Sonsuz;nesnel, sanal ve insani olanaklara dayalı hesaplanamaz boyutlara varabilen sonuçlara ulaşan kavramdır.
-Belki de sonsuz kavramını azcık kavramak için;tüm yaratılmış-yaratılan ve yaratılacak yaratıkların toplam geçici ömürleri boyunca; düşünsel, nesnel, sanal, dijital(hesabi) …vb tüm faaliyetlerinin ve tersinin bir biriyle çarpımının, toplamının…vb tüm işlemlerinin hesabı olarak düşünebiliriz. Sonuçta her sonsuz ölüme mahkum çok büyük ve çeşitli ilişkiler mantığının-hesabının yaratıklarca kolayca ölçülemez sanal, nesnel, düşünsel, dijital(hesabi) ..vb veya tümünün devasa yığınıdır.
-Genellikle hesapla, çalışmakla, uğraşla…vb sunucuna ulaşılamayan her şeye biz sonsuz deriz.
-Sonsuz başı boş bir kavram değil hatta her başı boş gözüken şeylerde mutlak bir sınır içindedir.
-Her sonsuzun tükendiği bir sınır vardır.
-Her sonsuzun öldüğü bir hudut vardır.
-İstisnalar hariç her tüm sonsuzlar mutlak değerler içinde birer yaratıktırlar.
-Bu devasa kavramın; hesaplanmasına, ulaşılmasına ve kontrolüne ulaşılmayan veya yetişilmeyen yaratık, olay, olgu, süreç, zaman, hesap…vb her şeye sonsuz kavramını yakıştırırız.
-Döngüsel sonsuz(ekolojik döngüler), mikroskobik (hücresel, fiziksel parçacıklar, elektron, plazma boncukları, ışık demeti... vb döngüler ve küçülmeler) , makroskobik (ör.yıldız-gezegen döngüleri, kainatın genişleme boyutları ve büyümeleri) ve devasa matematiksel hesaplar, sonuçlar ve döngüler (kainattaki nötrino sayısı ve Pi sayısı)
-Enerjisel, matematiksel, sanal, yarı sanal, boyutsal, nesnel, döngüsel, ilmi, bilimsel, yarı nesnel, hayatsal ... vb devasalığı, boyutları hesaplanamayan sonsuzlardır.1, 2, 3 ,4
Aynalarda Sonsuz Görüntü 1s
Elmas Sonsuz Değil 1s
Evren Gerçekten Sonsuz mu? 1s
Evrenimizin Geleceği (Sonsuzluk Takvimi)  2s
Matematiğin Şaşırtan Yüzü Sonsuz Sayıda Direnç3s
Matematik Sonsuz 4s
Sonlu ve Sonsuz Sayılar 3s
Sonsuz Sevgilerle 2s
Sonsuz(a) Sevgilerle 2 s
Sonsuzluk 5s

-Nesnel, Nitel ve Eylem Matematikte Küme Olarak Düşünüldüğünde;yaratıklarca aşılmaz, hesaplanamaz devasallıktaki düşünsel, nesnel, sanal, dijital(hesabi) ..vb tüm yaratıkların-eylemlerin... kümesi veya alt kümelerine denk sayıdır.
Ebediyet;Bekası yaratıklarca sınırlanamayan, hesaplanamayan ve bilimsellikte yeterince doğru algılanamayan "Ölümsüz Hayat" anlamıyla örtüşen kavramdır.
Allah CC’HUN "Baki" Sıfatı himayesinde devasa sonsuzları ve hemen her şeyi (tüm yaratıkları ve ürünlerini) barındıran "Ebedi Hayat-Ölümsüzlük Bahşedilen Her Şey" anlamında kavramdır.
-Bazı yaratıklar Allah CC’HUN himayesi ve gücü sayesinde ebedileşecekler. Hep var olan ebedi bir hayata kavuşacaklar. Allah CC'HUN gücü her şeye yeter(ayet).
-Tüm varlıklar, Allah ’CC’HUN ilmi içindedir. Allah CC'HU hayat verirse ilmindeki o varlık, yaratık (yaşayan varlık) olarak hayat bulur. Değilse ilmin içinde varlık olarak hayat verilmeyi bekler.
-Tüm hayat bulmuş sonsuzlar ebediyetin metriksini aşamazlar.
İpucu;ebediyet ile sonsuz kavramının ayrıcalığını ve anlam farkındalığını pekiştirmeye çalışın.Her sonsuzun akıbeti ölümle sonlanır, ebediyet ölümsüzlüktür.
-Sonsuzdan büyük bir değer;en azında ebedi boyuttaki hayatın ilk basamağına-sınırına ulaşmış değer kabul edilmelidir. Ebediyet tüm boyutların ölümsüzlüğü demektir.
-Ebediyet;kainatta bilinen ve bilinecek birim veya tüm boyutların(zaman, mekan, yaratık, hız, eylem, sonsuzluk,…vb) kaynaşık olarak;ölümsüz hayat bulmuş veya ölümsüz ilimdeki yaratılmaya hazır konumunda bekleyen kesintisiz ve kalıcı varlığını ifade eder.

-Nesnel, Nitel ve Eylem Matematikte Küme Olarak Düşünüldüğünde;Allah CC’HUN rızasından nasiplenmiş yaratık veya yaratıkların ölümsüz ebedi hayatının kümesini veya kümelerini ifade eden yaratık-mekan-zaman-hayatla ebedi kaynaşmış kavramdır.
Gerçek : En az değişen veya değişmeyen; yaratık,olay, süreç,zaman olgu ve kurallar bütünüdür.
-Her kanun sonlu bir gerçektir. Ama her gerçek bir kanun değildir. 
-Belki de en az değişen veya hiç değişmeyen şeylere sonlu-geçici gerçek denir.
-Karşılığı yalan olmayan ebedi çok şey sonlu gerçektir. Örneğin, güneş dün doğdu ve battı sonlu-sihirli-geçici. Ölüm sonlu gerçek. Bu gerçek bugün tarih oldu. Yalanın tersi karşılığı olmayan demektir.
-Doğum ve ölüm sonlu-geçici gerçeğe örnektir.
-Gerçek kavramı ebediyet, kalıcılık ve kesinlik örtüşür.
-Bilimsel olaraktan kâinattaki tüm yaratıklar ve enerji halleri gerçek halden ve boyuttan, geçici hallere ve boyutlara indirilmiş tüm yaratıklar ve enerji halleri ilk orijinine dönecektir.
-Her şey kainat öncesin mutlak gerçeklerden günümüze inkişaf ettiği bir gerçektir.
-Maddenin de kainat öncesin mutlak gerçeklerden kökenlendiği bir gerçektir.
-Tam tersi orijinden günümüze düşünce sistemimizi inşa etmek daha gerçekçi ve geleceğe yönelmesi verimlidir. Önermelerinin bu asır ki eğitim, yönetim ve insan düşünce sistemlerini inşa edilişinin bilimsel yetersizlikleri açısından eleştiriniz.
-Doğa ve bilim; doğa öncesi ilim ve hakikatlerin geçicici meyvesi olup, geldiği yere döneceğinden emin olun.
-O zaman eğitim ve düşünce sistemimizi nesnellikten daha somut ve gerçek olan doğa öncesi gerçeklere dayalı ve temelli inşa etmeliyiz.
-Ebediyetten, gerçekten, haktan (Allah CC’DEN) geçici kainattaki hayta geldik çok şey tekrar Allah CC’HUNA dönecektir.
İllüzyon, geçici, sonlu, sihir ve gerçek kavramları arasında ne fark vardır?
İpucu;
Sihirbazların yaptığı işlere illüzyondur. Bu kainatta hiç bir şey gerçek(tüm enerji halleri ve yaratıkların hepsi) değil çok şey geçicidir(sihirdir). Adem AS, Kainat gerçekten geçici olan bu kainat beldesine geldi ve oraya döndüler ve dönecekler.
-Zaten enerji hayat bulmak için kainatta titrek (sürekli değişim döngüsü)) bir döngü içinde büyük kıyametin geleceği güne yol alır.
-Kainattaki enerji dengesizdir.
-Yaşamak için değişmeye mutlak gereksinim duyduğu için ebedi değildir ve sonludur.
-Gerçek;ebedi olan her şeydir. Bu nesnel kainatta sınırlı gerçekler veya geçicilik vardır.
-Gerçeğin dışındaki çok şey geçici ömre sahip sihirli bir hayattır.
-Yada sihirli-sınırlı-geçici gerçektir. Yani ebedi değildir.
-Enerji halleri ve tüm yaratıklar hep kainattan önceki ilimdeki minimum yapışık haline ve yaratıldığı nura (Allah CC’HUNA dönmek ister).
-Biz göğü genişletmekteyiz(Ayet var).
-Bu genişleme eylemi durduğu an büyük kıyamet kopar enerji ilimdeki ve Allah CC’HUNE kavuşur (Allah CC’HU sonradan tekrar kainatı yaracağını-dirilteceğini bildirmişidir.)
-Sanki kainatın bir nefeslik canı var (göğü genişletmekteyiz/ayet) genişletme gücü durduktan sonra sonsuz güçte kurulmuş tüm kainatın yücelmiş ve yükselmiş potansiyel enerjisi var gücü ile ilk yaratıldığı ilim boyutuna ve haline yıkılarak( büyük kıyamet) inmeye başlar ve büyük kıyamet son bulur.
-O zaman insan düşünce, yönetim ve eğitim sistemleri madde ötesi kökenli gerçekler üzerinden günümüze doğru gerçekçi inşa ederek geleceğe yönelmesi son derece önemidir.
-Zaten var olan nesnel kainat üzerine bilincimizi inşa etmemiz geçici ve ölümlü bilim üzerine inşa edilen düşünce sistemi doğa ötesi anti madde ve orijinimizdeki gerçeklere doğru empati duymamıza önemli bir engel ve insani düşüncenin fıtratına eksik ve terstir.


İstatistik;matematiğin hayata uygulanışının mantık ve çoklu denklem sistemlerini içeren uygulamalı bir disiplin bilimidir.

İSTATİSTİK BİLİMİ;Nesnel ve sanal bilimlerdeki;doğal, ampirik-mantıksal ilişkileri içeren tüm formülleri, analitik ilişkilerin şablon denklemlerini bir arada inceleyen ve uygulamaya koyan bilimdir. Diğer bir deyişle; bilinen tüm ampirik denklem ve ilişkisel mantık sistemlerinin şablon denklemlerini bir arada ve birbiriyle ilişkilerini çoklu disiplin mantık sistemleriyle uygulamaya koyarak; insanlığa, hazır paket mantık hizmeti veren ve zaman kazandıran bilimdir.


İlim havuzunda doğada sanal ve nesnel hayat bulmuş yaratıkları inceleyen bilime Doğa Bilimi denir.
DOĞA BİLİMİ: Canlı, Cansız ve Araform Bilimlerine ait bilgilerin Evrim Bilimi ile hayat bulduğu bütünleşik pozitif bilimdir.
-Canlı, Cansız ve Araform Bilimlerinin doğal şekillenmesi ve Evrim Bilimi ile geleceğin dirimsel ve uygulamalı bilimi şekillenir. Bu bilim Doğa Bilimidir. -Tüm pozitif bilimlerin morfogenezisi doğa biliminde hayat bulur.
-Evrim Bilimi doğadaki ve insandaki tüm özgün enerji halleri bilimsel olarak deşifre edilip, doğa ötesi güç-teknoloji, tera bilgisayarlar ve tera teknolojiyi kullanan evrimle gerçek hayat hikayeleri açıklandığı zaman, Doğa Bilimi gerçek konumunda hayat bulmuş olacaktır. Tüm bilimler arasında ilişki kuran evrim; her bilim dalı bir çiçek kabul edilirse; evrim bu çiçeklerdeki özgün balı toplayan bal arısı misali topladığı balları “Doğa Bilimi” kovanlarındaki peteklere doluşturarak ona geleceğe yönelik dirimsel hayat veren bilim gibidir
grafik


AHLAK NEDİR?İnsanın, istendik, geçiş ve istenmeyen;  bedensel ve zihinsel; davranış, eylem ve tefekkürlerinin tümünü  ifade eden kavramdır.
İpucu;
Hırsızlık, gasp, katletmek, yalan, numara, dalavere, terör, rekabet(vahşi-doğal birliktelik), avlamak, avlanmak,  şaşırtmak…vb kavramlar açısından;insan ahlakı, hayvan ahlakıve robot ahlakıı arasındaki;benzerlik, ayrıcalık, özgünlük, ortak payda, geçiş, nötr ve diğer özelliklerine göre kategorize ediniz. Ör:Hercai Ahlak (İnsan Ahlakı), doğal Ahlak, Radikal Ahlak (rejim, din…vb köktencilik Ahlakı), Emperyalizm Ahlakı... vb izm Ahlakı, Siyonist, Sosyalist Ahlak, Komünist Ahlak, Şovenist Ahlak …vb ist Ahlakı...
 

KAPİTALİST AHLAK NEDİR?Tüm bedensel ve zihinsel; davranış, eylem ve tefekkürlerini para kazanmaya veya ekonomik çıkarlara dayalı icraa eden; fert toplum, devlet..vb yaratıkların ahlak tipidir. Kapitalist(Sermaye Kuduzu)lerin amigdalasın da ve limbik sisteminde bu mantık yatar.Kaz gelen yerden tavuk esirgemeyerek; halk ve toplumu direkt veya dolaylı tapılacak veya yegane baş vurulacak ilahi makam olarak empoze edip icraata koydurtmayı başaran Karunizm (kapitalizm) için aslında halk ve toplum besi yeri olarak değer bulur.Kapitalizm (Karunizm) için yaşamak besi yerlerini (toplumu) kapitallerine dayalı yaşatmaktır Demirkuş 2007. Ör.kapitalislerin ahlakı filmi izleyin

KUDUZ AHLAK-CİNNET AHLAK VEYA DOĞAL-VAHŞİ AHLAK NEDİR(Külhan Beyi Ahlakı)?Gayri ahlaki ve gayri akli her türlü düşünsel ve bedensel;alışık tepki (refleks)ler, alışkanlıklar, eylemler, tefekkürler ve davranışın/ların kudurmuşluğu-hayvanları taklit eylemidir. Güncel olarak;devletlerin mahiyetindeki;fert, siyasetçi/ler, örgüt, kurum, kuruluş ve kitlelerin normal ahlaki fıtratlarını zorlayacak şekilde(maymunları toplu avlayan şempanzeler den farkı, daha örgütlü sesli-kavgalı-gürültülü hak arayışı oluşu)intranet; topluma, iktidarlarına / devletine ve birbirlerine karşı sokakta veya herhangi bir ortamda kudurmuşluğu taklit ederecesine;özgürlük arayan, hak arayan..vb olarak doğal-uyumlu özgünlüklerini birbirlerine antagonistik (birbirini yok edici) şekilde zihinsel-düşünsel ve bedensel eylemlerle kullanmalarını/kullanılmalarını teşvik etmek/ettirmek ve bu konumdaki kitleleri sokaklarda görmek kapitalistlerin özel zevkleri ve menüleri arasındaki ahlak hastalığıdır. Peygamber ahlakının tam tersidir. İnsanların bir birini anlamsı veya arzularını ifade etmesi yontma taş devrinde bile bu kadar ilkel olmamıştır.Önemli olan kuduz ahlak taşlarını-piyonlarını, satranç tahtasına oturan oyuncularını, seyircilerini, pirini/lerini çapulcu ilahını/larını anlamak ve çözmektir.Hayvanat bahçesi ve doğadaki çığırtkan şempanze ahlakında bu benzerlikler vardır. Ör.ilkel insan

İT AHLAKI:Kendisine terbiyeli icabetleri ve itaatleri farz kendisinin başkalarına terbiye icabetleri ve itaatlerini sünnet kabul eden zorbaların ahlakıdır.
Ör.Koyun ve sürü ahlakına sahip olanları kontrol edip hüküm etmeyi çok seven ahlak tipidir. İt mahiyetindekine hükmeder çoban idare eder.İt kirişi kırılırsa sürüye yaslanır, sürü bayram eder.
Günümüzde bazı internet itleri bilerek ve bilmeyerek; hava hatunlara tatlı elmayı yedirmek için (yedirme tiryakiliği), özellikle devlet sektöründe bilgisayar üzerinde sohbetleriyle toplumsal ahlakı pezevenkleştirirler.
Bu ahlak tipine sahip olanlar, en güzel ve akıllı insanın en peygamber ahlaklı insan olmasını sözde kabullenseler bile, tüm gücünün hükmündeki insanların bilgi ve ahlak güzelliğine bakmak sızın kendi dar kafalarına mutlak itaat edilmesinde ısrar eden cahillerdir. Alimine teslim olmayanları zalimine teslimiyete mahkumdurlar.
İpucu, Öneri ve Çözüm;insan evladı;bedensel, fiziksel, çevresel ve zihinsel olarak; yaşanabilir (ifrat ve tefritten uzak) Richter ölçeğine göre; donuyla nerelerde ne zaman dolaşması ve yaşaması gerektiğinin ölçüsü hudutlarına çekilmesini  alışık tepki (refleks) olarak bilmelidir. Yoksa sonuç kesin ve nettir. Yaşanabilir edepli Richter ölçeği sınırları dışındaki ahlak ölçüsü cehaletinin sonuçları yaşanmış, yaşıyoruz ve yaşayacağız. Doğada edepli ve itidalli yaşamanın doğaya konmuş bir yasa olduğunu bir gün;internette, sahillerde ve çıplaklar kampında... vb;çıplak dolaşanlarında bedelini ödeyerek kavrayacağından emin olabilirsiniz. Peygamber ahlaklı (peygamber ahlaklı) insanlar yetiştirmek yegane ilacımız gibi gözükmektedir.

KOYUN-SÜRÜ AHLAKI:cahil, çok yüzlü, korkak, bilinçli ve bilinçsiz yaratıkların, bazı hayvan sürülerindeki kurallara benzer ahlak tipidir.İnan sistemlerinde "Beni koruyan yılan hep yaşasın DEMİRKUŞ 2008" mantığı ve ahlakı. Ör.Menfaatleri, cehaleti, korkaklığı ve pısırıklığı gereği bazen it ahlakına teslimiyeti kabul etmeyi isteyenlerin ahlak tipidir.Sürü ahlakını menfaatleri, cehaletleri ve güçsüzlükleri gereği kabullenişleri karıştırmamak gerekir. Ör.bazı Afrika kavimleri güçsüzlükleri, olanaksızlıkları ve cehaletleri gereği bu icabeti görürler. Aslında onlar doğaya daha az zarar veren evren-doğa sistem zekasına ve doğaya tabii insanlardır.Filmleri izleyin;1, 2, 3

HERCAİ AHLAK;Her ahlaktan nasiplenmiş ahlak tipidir.Ör.normal insan ahlakı

GÜZEL AHLAK NEDİR (Peygamber Ahlakı) ?Kuduz ve Koyun ahlakın tam tersine, ruhun sınarsız özgürlüğü içindeki akıl işletim sisteminin insan bedenine yansıyan eksiksiz ve kusursuz dost doğru bedensel ve zihinsel;alışık tepki (refleks)ler, alışkanlıklar, eylemler, davranışlar, tefekkürler ve uyumlu tepkilerden oluşan peygamber ahlakıdır.Ben peygamber ahlakını tamamlamak üzere gönderildim(hadis).Ör. evrensel ve gelişmiş insan

SAMİMİ VE SADIK AHLAK NEDİR? Fert ve toplumun: liyakatli ve gerçek menfaatler için peygamber ahlakını taklit edenlerin sergilediği ahlak tipidir.Ör.samimi alim ve zahitlerin ahlakı.

SAHTE VE SAKAT AHLAK NEDİR? Fert ve
toplumun: liyakatsiz güdük veya şahsi menfaati/leri için peygamber ahlakını taklit edenlerin sergilediği ahlak tipidir. Bu asrın ahlak hastalığıdır.Ör.bazı drama insanlar, drama miskinler ve drama dilencilerde bu ahlak yaygındır.  

CAN NEDİR? canlının/ların bedensel(fizyolojik)-zihinsel dirilik dengesi ve hayatın devamında keyifle sorunsuz yaşadığını hissedişidir. Bu dengelerin bozulmasında canı acır ve kendisini rahatsız hisseder yani hastalanır. Kısaca can;Tüm canlılardaki bedensel ve zihinsel dirilik dengesinin hayati faaliyetlerin özüdür veya hayatıdır.

HAYAT NEDİR?
Tüm yaratıklarda ( canlı ve cansız) yaşamak için mutlak enerjinin hal değiştirerek sonlu olan ömür halıdır. Geri dönüşümsüz ilk kişilik halini/lerini(geçmişini) hatırlamayacak şekilde hal değiştirmişse yok olmuş demektir.

İRADE NEDİR?
İnsanın nefsine kadir olabilme (gücü) sıfatıdır.

KİŞİLİK KİMDİR?-Kişilik olgun bir insanın iradesi ölçüsünde kendi tercihlerini belirleyen sorumlu egosudur.Bir ben var ki bende benden içeru (Hz.Yunus EMRE);uyanıkken hisseden, uyurken rüya gören. Bedensel ve zihinsel araçların; gücünü, yeteklerini bilen ve bilincinde olan.Her şeyi değerlendirirken;iradesini tarafsız kullanarak tercihleri tasdik edip icrasına karar veren:sorumlu:sanal gerçek; öz, ene, kişilik veya benliktir.
Genel Olarak Aklın Hüneri Liyakat, Ruhun Hüneri Samimiyet, Zekanın Hüneri Nefsi Kökenli Hızlı ve Doğru Kavramak, Nefsin Hüneri;Hayvani Siyaset, İnsanın Hüneri Cehalet-Hüsran(sabrı, imanı, hakkı tavsiye edenler ve iyi amel işleyenler hariç) ve Kişiliğin Hüneri Tercihtir. Önermesini eleştiriniz.
Normal İnsanın Kişilik Boyutları ve Kişilik Enerji Halleri :Normal bir insanda, doğadaki bilinen 7 boyuta ilave olarak, minimum 5 boyutu daha var;
A-Sanal(Zihinsel-Sanal Hayvani) Şeytani Nefsi Kişilik Boyutu ; (Sanal Nefsi Bedenimiz-Cinler Alemi İle İlgili Kişiliğimizdir):Zeka işletim sistemi ile çalışıp, doğayı asimile eden ve çıkarsamalar yapan nefisin;doğaya meyilli yayılan-yayılmış doğal sanal enerji boyutudur.Bu kişilik, doğaya ve madde alemine meyilli olup;hayvanlara ve tüm doğadaki nefsi yaratıklarla empati (halden/halini anlama, halini yaşama)duyan, özdeşleşen ve kenetlenen   zihinsel-sanal nefsani enerji boyutundaki özgün kişiliğidir. Kısaca insanın;ısı veya ateş halindeki enerji boyutunun sanal-zihinsel kişiliğidir.Sanal yada Cinler Alemi Boyutundaki Kişiliğimizdir.

B-Nesnel (Bedensel Hayvani) Nefsi Kişilik Boyutu:
Beyindeki organik tabanlı işletim sistemi ile madde tabanlı çalışan, vücudumuzdur.1, 2, 3, 4.İnsanın Toprak-Madde Boyutudur. Doğaya-Hayvanlara -Nefse bağımlı ve eğilimlidir.Yemeye içmeye, meyilli; canımızı, ruhumuzu... vb nesnel ve sanal araçlarımızı taşıyan bedensel kökenli Materyalist-Ateist Nesnel Kişiliğimizdir.

C-Zeki Kişilik Boyutu (Sanal ve Bedensel Nefsi doğal kişiliklerimizin doğal işletim sistemi merkezli kişiliğimizdir);Zeka işletim sistemine dayalı kişiliğimizdir. Bu günkü ÖSY sınavında muhatap olunan kişiliktir ve hayvanidir.

D-Ruhsal Kişilik Boyutu : Meleği doğa ötesine ve akli kurallara meyilli; meleği-saf-abdal kişilik boyutudur. Ruhban Kişiliğimizdir. Ruh, kişilik olarak Allah CC’HUN bizdeki en değerli emaneti ve elçisidir. İbadetlerimizle aklımızı kullanarak ruhsal kişiliğimizin külliyatındaki hakikatlere ve gerçekler arif oluruz.

E-Akli Kişilik Boyutu:bedensel ve zihinsel;gerçek araçlarını, sanal araçlarını, yeteneklerini, nefsi-ruhsal kişiliklerini, zekalarını kullanarak namuslu ve dürüst karar veren, ruha, doğaya ve hayvani-meleği doğa ötesine, dengeli-meyilli Akıllı Kişiliğimizdir.

Özel Not;Kuran-ı Kerim;yaratıkların, olayların, süreçlerin, olguların....ve İnsanın değişik enerji hallerine ve boyutlarına hitap ettiği için bazen kitabın bazı ayetlerini anlamakta sıkıntı çekilir. 18000 alemin enerji haline hitaben yazıldığı rivayet edilir. Kıtab-ı Kerim'i doğru anlamak için insanın sanal ve tüm enerji - kişilik boyutlarını iyi bilmesi, yaratıklara-olgulara... vb süreçlere doğru empati duyması-yaşaması gerekir.

F-Gerçek Kişilik(Özgün ve Sorumlu);Bir ben var ki bende benden içeru;rüya gören, bilincinin farkında olan, tüm kişilik boyutlarını; iradesi dahilinde kullanarak; aldığı sonuçlara göre, yaptığı tercihlerden, sorumlu özümüz, enemiz, kendimiz veya Gerçek Kişiliğimizdir.
Güdük insanlarda; kişilik bir veya iki boyut tarafından asimile olmuştur. Örneğin ruhbanlarda kişilik; ruhsal boyut tarafından asimile olmuş ve diğer kişilik boyutlarının kararları güdüktür. Ör: Materyalistlerde beden boyutu kişiliği kafesine aldığı için diğer kişilik boyutları güdük kalmıştır. Filmi izleyin

G-Diğer Kişilik Boyutlarımız

Kişilik İçin Okuma Parçası;
1-Nefsi merkezli kişilik hayvani, hissi ve duygusal kişilik.
2-Ruhsal merkezli kişilik ruban,
3-Bedensel merkezi kişilik ateist yada maddeci.
4-Zeka merkezli kişilik şeytani
5-İstişare merkezli (ruh-akıl, nefis-zeka ve beden-beyi istişareli)
İpucu;
1-Nesnel bedenimizdeki benliğimizin yönetimi, iktidarı ve fizyolojik işletim sistemi beyinin iki yarım küreyi ve kontrol ettiği çapraz simetrili organ ve duyular birbirini tamamlayıcı mükemmel dengeye ve amaca hizmet erer
2-Meleği bedenimiz ruhumuz ve akıl işletim sistemi
3-Şeytani-hayvani sanal bedenimiz ve zeka işletim sistemi
4-İnsani bedenimiz(Nesnel+Meleği+Şeytani-hayvani bedenimiz) beyin-akıl-zeka istişarelere dayalı üretilen tercihleri seçen ve uygulayan dinamik insani işletim sistemi (ruh-akıl öncelikli istişare peygamber ahlaklı insani kişilikler, zeka öncelikli istişareler sonuçlu tercihler şeytani-hayvani kişilikler

BİLİM AJANI KİMDİR?Hukukî veya gayri hukuki;bilerek veya bilmeyerek başkasının/larının (fert, toplum/lar, millet/ler, devlet/ler, kurum/lar…vb) menfaat farzlarının önceliği için bilgi-veri-materyal toplayan, üreten, derleyen, yayınlayan…vb yapan kişiye denir.Ör.Bilerek ya da bilmeyerek; olanakları uygun olduğu halde ülkesinin, toplumunun acil menfaatleri için değil de; başka ülkelerin menfaatlerine öncelikli bilgi-bilimsel eylem, bilimsel fikir... vb. üretenler.0, 1, 2, 3, 4, 5, 6 İpucu;en iyi bilim ajanı; ajan olduğunu bilmeyen cahil bilim ajanıdır.
Belki de:
bu mantık, bazı cahil inanç sahipleri ve cahil milliyetçiler içinde geçerlidir.
Halklara ve bilim bilginlerimize (bilim insanlarımıza) bebek kuntakinte karıncaları muamelesi (burs,proje ve kredilerle, yuvasında köleleştirmek) yapılmış. Filmi izleyin
Özel Not;Ne acıdır ki, bazı az teknolojik ülkelerde; akademik kariyer amaçlı ve bilimsel etik kuralları gereği:bilim bilgini (bilim insanı?!) adaylarını ve bilim bilginlerini (bilim insanlarını);ülkelerinin tüyü bitmemişlerin parasıyla yurt dışı ve yurt içinde bilim yapıyor yaptırılıyor diye; ilkel(primitif) kavimlerin menfaat sünnetlerine-farzlarına uyarak/uydurularak, bilmeden bilim ajanlığı yaptırıldıklarının veya yaptıklarının farkında bile değiller.
      Kısaca ülkemiz koşullarında SCI amaçlı üretilen makalelerin balının belki de %90’nı gelişmiş teknoloji ülkelerince kullanılır. Ülkemize de yayını yapan öğretim elamanın akademik kariyeri ve maaşı artar. Hatta bu bal üretimini teşvik için TÜBİTAK’ÇA ekstra teşvik parası verilir. Keşke ülkemiz koşullarına bilgisini makalelerle uygulamaya bal eyleyenlere de SCI m